31 Ocak 2009

Böyle Çok Güzelmiş...

Yusuf abinin geçmiş yıldan kalma çerçeveleri ve Birol abinin yeni yaptırdığı çerçeveler derken çakım işlemlerinde artık profesyonel düzeyde çalışırken, gelecek yıla dair gerekecek çerçeve hesaplarına göre çerçeve edinmem gerekti.
Benim bu konularda imdadıma Metin arkadaşımız yetişiyor.
Metin kesiver 250 tane...

Bu sabah gidip, aldım kesilmiş halde.

Diğer ekipte sabahın köründe Yusuf abinin 1500 adet yeni çerçeve kesimlerine başlamışlar.

Kesilme işlemi bitene kadar ben de çerçevelerimle birlikte gelerek çerçeve çakım merkezinde buluştuk.

Tam çıta yanlarını delme işlemine başlamıştık ki misafirlerimiz gelmeye başladı.

Kütahya'dan Sn. Mehmet Emin Aksakal, kayınpederi ve bacanağı ile birlikte geldiler.

Bacanağı ile birlikte çalıştığımızdan beni orada gördüğünde şaşırması ilginç bir enstantane idi.

Klasik abi ne işin var burada sendromu oldu.

Sohbetin odak noktası yine arı...

Misafirlerimizin ilk bölümünü uğurladıktan sonra Bozüyük'ten Sn. Saadettin Engin ve bizim çerçeveleri kesen arkadaşımız Sn. Metin İlme geldiler.

Saadettin abinin bir çok amaca yönelik planladığı ve prototipini yaptığı polenli kovan altlığı incelendi.

Polen almak ve gerektiğinde beslemek üzerine planlandığından gezginci arıcılık için uygun olmayan bir opsiyona dönüşmüş.

Derken Yusuf abinin söylenmelerini zevkle izliyoruz...

Geçtiğimiz günlerde çerçeveleri gönyeye getirmek için kullandığımız takozları kırık çerçevelerin içine atmıştım ki Birol abi de çuvala doldurunca dinle hacıyı...

Ön planda ise kurumaya terkedilmiş çerçeve üstleri...

Yarın benim kalanlar öğlene kadar biter ve Yusuf abinin yeni kesilmişlerine başlayacağız.

Ama sabah bir ara arıları da kolaçan etmeli ki meze olayları ne alemde görelim.

28 Ocak 2009

Arılarda Yumurtayı Gören Çerçeveye Saldırıyor.

Meteorolojik şartların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ile gelişen durumlar ile ilgili bir çok bölgemizden gelen yumurtlama faaliyetlerinin varlığı, özellikle Eskişehir gibi gece sıcaklıklarının düşük olduğu yerlerde gelecek için soru işaretleri yaratıyor.
Kendi adıma sonbaharda yapmış olduğumuz, bal stoklatması ve birleştirme ile güçlendirilen arı ailelerinin varlığı rahatlatıcı bir durum yaratıyor.
Yavruya girse bile hem bakabilecek kadro hem de yetecek bal stokları fazlasıyla mevcut.
Ancak baharda koşturacağız orası ise bilahare düşünülecek bir durum.


Birol abinin çerçevelerden bir akşamlık çakılacak kaldığından, Yusuf abinin çerçeve kesim işlemleri bu akşam başlatıldı.

İlk etapta yapılacak 1000 adet çerçevenin kesim işlemleri bu akşam bitirilecek ve yarın akşam yine çakma işlemine başlanıyor.

Ayrıca polenli altlıklarında demo parçaları hazırlandı ve kesimleri yapılacak.

Yan çerçeve kulaklarının alt kısımları çıkarıldıktan sonra doğranmaları serilik kazanıyor.

Bir taraftan üst çıtaların kesileceği parçalar hazırlanıyor.

Faruk usta ve Birol abi güzel bir ikili oldular.

27 Ocak 2009

Bilgi Alışverişi

Dün akşam yine ekip çerçeve çakım çalışmalarını hızla sürdürür iken, daha önce kendilerine ait arılarının haberlerini yayınladığımız Mustafa Hocamız aradılar.

Misafirlerimiz var, gelebilirseniz, bekliyoruz...
İşlerimizi sonlandırmayı düşündüğümüz dakikalar olduğundan, ekip olarak söylenen yere gittik.





Çıktıkları ülke turunda Eskişehir'e de uğrayan TEMA Pazarlamadan Sorumlu Yetkilisi Sn. Davut Avcı ve Teknik İşlerden Sorumlu Müdür Yardımcısı Sn. Mehmet Ceylan ile tanışma ve sohbet etme imkanı bulabildik.
Gürbüz Turhan hocamızda bizden daha önce gelmiş ve sohbete başlamışlardı.
Ziyarette karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.

TEMA'nın arıcılıkla ilgili projelerinin ve eğitim programları faaliyetlerinin de konuşulduğu sohbetin verimli geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

24 Ocak 2009

Yüce Rabbim Yerine Gönderdi.

Bu haftasonu ailemiz için özel bir hafta olacağı haberini aldık.

Dayım Eskişehir'e geliyor.

Gelmiş iken geleneksel denetleme işlemlerini de bitirmek açısından da faydalı olacağı kesin.


Cuma akşamı geldiler, arabadakileri indirdik ve arılı bir kovanda kuzu gibi arabada yatıyordu.

Ayrıca yedek olması amaçlı kabarmış birkaç çerçeve...

("Birkaç" göreceli bir kavram nasılsa)


Cumartesi sabahı yağmurlu bir Es-es sabahında gelen malzemelerle birlikte doğru arılığa.




Arılar yağmura rağmen uçuş faaliyetlerini az da olsa sürdürüyorlardı.

TR-26 ile TR-16 ne kadar da benziyor.


Geçtiğimiz hafta yaşanan kötü olayın yerine bu gelen için ne diyebiliriz ki?


Bu kovan modeli de şu anda yapılan en iyi örneklerden birisidir diyebiliriz.



Hazır Onursal büyüğümüz gelmiş, inceletelim arı ailelerimizi.


Hava şartları ağırlaşınca arılıkta fazla takılmadan doğru ekibin yanına...


Arılıktan ayrılmadan, çiftleştirme kutularında aktif halde bulunan toplam 8 arı ailesi Birol abiye teslim edilmek üzere arabaya atıldı. Tabi ki bir kovada kek ile birlikte.


Birol abinin bahçede bakımları ve beslemeleri yapılacak.


Gittiğimizde çalışmalar hız kazanmış ve bir hayli de yol katedilmiş. Bugün Birol abinin çerçevelerinin çakılma işlemlerine başlandı.

Geçtiğimiz hafta yapılan çalışmalar ile ilgili Yusuf abi, dayıma bilgilendirmeler yapıyor.



Daha sonra Gürbüz abinin katılımıyla ekip tamamlandı.


Havanın ısınmasıyla dışarıda faaliyet hızlandı ve bahçedeki kutuları da inceleme fırsatı bulduk.



Öğle vakti gelince yapılması gerekenler yapıldı.


Ekibin yarısını çerçeve çakma işlerinin devamı açısından bırakıp, biz Yusuf abi ile birlikte doğru arılığına.

Öncelikle kurumaya bırakılmış keresteleri kontrol ettik.


Her şey yolunda...



Yusuf abinin arılarında genel bir gezinti ve bazı arı ailelerinin kontrolleri yapıldı.


Besleme kutularının deliklerinden arıların salkımdaki hallerini gözlemleme şansı bulunabiliyor.


Anaç kolonilerimizin tamamını kontrole tabi tutturduk.


Meşhur buzdolabı...

Atılmış halde bulunan birçok malzeme, bazı arıcıların belki de rüyalarını süslüyordur.


Katıklı hapislerin kontrolleri de yapıldı.


Sezon boyunca alınan veriler aslında bu konuda açıklamalar yapılması için yeterli düzeye gelse de bahar performansı gördükten sonra daha anlaşılır olacağından baharda açıklanacak diye düşünüyorum.

İş bitimi tekrar çalışmak üzere ekibin yanına.


Tabi ki sohbet esnasında hangi konu açılsa, yaptığımız bir çok işlem lider tarafından sunumu yapılarak anlatıldı.

Kış ortasında bile elektrikli kılavuz petek takılma işlemi uygulandı.


Çok güzel, çok güzel ifadeleri aslında gelecekte bu tür aparatların edinilmesi gerektiğini gösteriyor.

Arıcılığın geleneksel kültüründen yetişmiş olan dayımın, değerli görüşlerini de ekip olarak dinleme fırsatı bulduk.

Sohbet sohbeti açıyor ya olay geldi çattı avcılığa.
Dayımın ve Birol abinin avcılık hikayelerini bildiğimden onları başbaşa bıraktık.
Setterler, çulluklar, tahtalılar, fermalar ....

18 Ocak 2009

Yeni Bir Arı Zararlısı

Geçtiğimiz haftasonu Ankara ziyareti sebebiyle 15 gün aradan sonra arıları ziyaret ettik.
Ancak ilk görüntü bir şeyler olduğunu gösteriyordu.
Çitin kapısı yerde ve sağda solda atılmış yanmış ama sonradan sönmüş dal parçaları...
Biraz çevre kontrolü sonrası boş alkol şişeleri ve tenekeleri.
Arılıktaki en baştaki kovanın uçuş deliği tam terste...
Çatısı falan yerinde ama yerlerde üst örtü tahtaları...
Uzaktan bakılınca sıkıntı yok.
Açıp baktık ve kovanın içinde sadece 2 avuç arı kalmış ve hepsi ölü vaziyette.
Çerçevelerin hepsi büyük bir ihtimalle meze olmuş.
Arkdaşların ısınmak için yaktıkları ateş ve kalıntıları o bölgedeki o esnadaki sarhoş sayısının çokluğunu gösteriyor.
Arıların arkasındaki binada bu tür insanları oraya çeken bir unsur oluyor.
Kış günü aldığı çerçevedeki balın genellikle stoklanmış bal olduğunu bilseler...
Ancak avunacak mevzu arandığında bu durumda daha çok.
En azından kovan duruyor. Ve sadece 1 kovanda oluşmuş bir durum. Diğerlerinde en küçük bir negatiflik yok.
Zaten alışık olduğumuzdan, umursamadan yola devam...
Velhasıl arıcılık literatürüne girmesi açısından arı zararlıları hanesine bir de ayyaşlar yazılsa iyi olacak.

Diğer arıların kontrolleri dıştan yapıldı ve problem yok ki zaten kovanlardaki arılar güçlendirme metodu ile kışa sokulmuştu.

Ancak sıkıntılı bir durum çiftleştirme kutularında var.

Devamlı olarak takip edilmeleri gerekiyor.

Sonbaharda çiftleşemeyen anaların bulunduğu kutularda yavrulama faaliyeti durunca, diğer arıların güçlendirmesinde artan analar verilerek kışa sokuldular.

Bu yeni verilen anaların yumurtlama faaliyetine başlaması kadro açısından avantaj olur iken, bal stoklatma konusunda gecikmeler yaşanıyor.

Bal stoklatılan kutularda ise kadrolar zayıflıyor.

Bıçak sırtı bir durum.

Çok güçlenmiş ve süper dediğim bir kutuda Kasım ortasında çekip gidince, stratejik olarak yapılması gerekenler olduğunu görüyoruz.

1 tane ana kaybı ve 1 tane çekip giden ile birlikte diğer 3 zayıf kutuda açlıktan baharı göremediler.

Diğer bal stoğu az olanlar için yapılacak en güzel işlemi yapmıştım 15 gün önce.

Çerçevelerin direk üzerine kapağın kapanabileceği incelikte kek döşemiştim.

Arka bölümde bulunan kek bölümüne geçemediklerinden orada bulunan katı besleme ürünleri kış ortasında pek bir işe yaramıyor.

Tabi ki ekip olmanın avantajlarından birisi de çok farklı uygulamaları görme şansımız olması.

Bal stoklatmak için yapılabilecek işlemler mevcut ama zaman yönetimi ve bu işin yapılabileceği yer konusundaki kısıtlamalar engel oluyor.

En mantıklısı direk çerçeve üzerine kek verilmesiydi ve bu şekilde yapmıştım.

Bugünkü kontrollerde herhangi negatif bir durum yok ve kekleri halletmişler.

Arka bölmede bulunan strafor bardaklara bal takviyesi yaptık ve kapadık.

Hava şartlarının bölgesel farklılıklarını soğuk olan bölgelerde olan bizler iyi biliyoruz ama daha ılık yerde olan birisine bunu hissettirmek zor.

Çünkü bizler ılık havanın nasıl olduğunu biliyoruz ama, ılık yerlerde olanlar soğuk havanın ne demek olduğunu nasıl bilecekler.

Arılara yeni gitmiştim ki Birol abi aramıştı. Kötü gün raporunu verdim ve yola çıkıp hemen ekibe yardıma...

Bugün ekipte Gürbüz abi de vardı.

İşleri organize etmişler ve tıkırdıyorlardı.

Ben gelince hemen en uygun düzene geçildi.

Kapının dışında da bir faaliyet bir faaliyet.

Yusuf abinin kutular oğul veriyorlardı.

Babamın bir lafı var, "Sarhoşun mektubu okunmaz" diye ama ben okumak istiyorum mektuplarını diyerek bu haftayı sonlandıralım.

Yumurta Kanala Girdi... Folluk Nerede?

Özellikle tavuklarda gözlemlenen folluk arama davranışı, bugünlerde yakın çevremizdeki arıcılarda da görünüyor.
Kış günlerinin arıcılık faaliyetlerine ara verildiği bir dönemde, gelecek yılın hazırlıkları yapılması kadar doğal bir şey olamaz tabi ki.
Ancak işletme doygunluğuna bir an önce ulaşma azmi, zamanı maksimum verimli kullanmayı gerektiriyor.
Bugün aldığım duyumlara göre yapılan çalışmalara sadece bir merhaba demek için uğradım.
Ancak boşta kalan bir çekiç arama çabalarını görünce kayışı attırıverdim.
Çünkü planlamalardan haberimiz olmayınca, diğer önceliklerimizi devreye sokuyoruz ki zaten kalan süre ile, yapılacak işi karşılaştırıyorum ve hiç uyumazlarsa bu işler yetişir.
100 ilave, 100 ruşet, 2500 çerçeve, 35 polenli diplik üfffff....
Hayatta bitmez....
İtina ile gaz verilir.

Ancak çalışmaların yapıldığı Yusuf abinin depoya girdiğimde teknolojiyi yakaladıklarını görünce, vay vay vay demek artık bize düştü.

Yusuf abinin depoda kompresör sistemi de döşeli olduğundan seri iş çıkarma potansiyeli yakalanmış.

Standardizasyon en büyük problemimiz ve bizler gördüğümüz püf noktalar ile bazı zorlukları aşabiliriz.

Burada yapılan işlem, tutkallanarak çakılmış çerçevelerin bir ilavede sıkıştırılması için boşluk alana bir kaç parça takozun çakılmasıdır.

Bu sıkıştırılma sonrası çerçeveler hepsi aynı hizada kuruyorlar ve çarpıklıkları gideriliyor.

Tutkal için uçlu bir tutkal aparatı kullanılıyor. Bu durumda bulaşma ve dökülme de olmuyor.

Sağlam olması açısından yan bölümden çivi çakılması gerekiyor.

Şöyle bir bahçeye göz atayım da kutular ne alemde dedim ki ahanda kutular yok.

Kutuları karşı duvara üstüste yığmış Yusuf abi.

Sebep?

Ben de bilmiyorum.

Daha kuytu olduğundan ve sıvı beslemeye geçildiğinden olduğunu tahmin ediyorum.

İş çok olmasına rağmen işlerinden alıkoymak için ne gerekiyorsa yaparak bugünkü misyonumu tamamladım. Ancak işler yetişmesi gerekiyorsa da tulumu çekme basiretini de gösteririz.

Çünkü yapılacak ruşetler boş kalacak değil ya depoda...

15 Ocak 2009

Yeni Nesil Genç Arılar

Yeni nesil arıları görene kadar bahar geldi diyemiyoruz.
Ancak arıların dünyası ile bizlerin dünyası farklı.
Eğer arıların dünyasında da yeni doğanlar böyle seviliyorsa, kovanda her gün bayram olur herhalde.

Beril hanımefendi...

Hayat bilgisi derslerim pek iyi değil ama sanırım bizim bacanak serisinin ilk torunu.

İhtiyarlıyoruz...

11 Ocak 2009

Kışın Kovanı Terk Etmek Zorunda Kaldık.

Uzun bir süre internetle olan bağımız, kovan değişikliği sebebiyle kopuk olduğundan, tekrar internete bağlandığımızda geçmişe şöyle bir göz atmaya kalktım da bir hayli mesafeler kat etmişiz.
Gerçi internetten uzak kalmak kötü mü derseniz, arada bir internet orucu iyi geliyor.

Derken, ekip lideri Yusuf abi dedi ki;
Kovanın yeri değişti, çevre tanıma uçuşu yapmalısın. Cumartesi sabahı 07:15
Sen çevreyi tanımadığından Birol tarafından alınacaksın.

Çevre tanıma uçuşu pek yakın bir yere olmayacak gibi istihbaratlarda alıyordum.
Buluşma yerine gidildiğinde çok alışık olduğumuz bir görüntü...
50 adet 5 çerçevelik ruşet kovanlar yüklenmiş.
Haydi Bismillah diyen liderin pek yakınlara gitmeyeceği belli oluyordu.

Tam 286 km. sonra duran arabadan indik, ruşetleri indirdik ve biz diğer taraftan indik arabadan.

Ancak içimizde av köpekleri ile anlaşma konusunda sıkıntı çekmeyen Birol ile Şimşek arasındaki bakışmalar bir hayli uzun sürdü.

Şimşek normal bir köpek konseptinde değil ama genel bir tanımlama olarak köpek diyorlarmış.

Evet Hayyam arı uygulama çiftliklerindeyiz...

İlk çiftliğe gidip, ruşetler indirildikten sonra, haydi bakalım yeni aldığım vadiye gidiyoruz komutu aldık ve doğru vadiye.

Bizim baharda vadi muhabbetlerini duydukça her zaman gözü vadi gibi bir yer aramakta imiş ve bu yeri bulmuş.

Diğer çiftliğine 12 km. mesafede ve bayağı bir rakım farkı var her iki çiftlik arasında.


İçerisinde meyve ağaçları da olan ve kenarından derecik akan güzel bir yer ki diğer çiftliğe göre dümdüz...


Döndük asıl çiftliğe ve ruşetlerin aldığı yer çok önemli ki bir çok malzeme ortalıkta iken, ruşetler baş köşede.

Ayrıca hava sıcaklığı Elmadağ'da bir hayli düşük olduğundan ki gece bir ara -7 gördük ve soba için hazırlıklar yapılıyor.

Soba hazırlana dursun ki soba 1 gece önceden yakılıp ortam zaten hamam konseptinde idi.

Profil resim çalışmaları yapmak için biraz yükseğe çıktık.

Engebeli bir arazi ama arıcılık için çok uygun bir bölge olduğunu söyleyebiliriz.

Hava şartlarının ağırlığına rağmen burada alınan verimlerin marjinal egosu daha yüksek.

Bu profilde üst bölümden genel görünüm.

Arıların kışlatılmaları konusunda yapılan çalışmalar çok güzel.


Ancak meçhul kuşun yaptığı sürprizleri incelemek gülümsetiyor bizleri.

Olmamış bu plakalar dercesine tam da yanlarından havalandırma deliği açılmış ve arılar salkımda görünüyorlar.

Bir gülümseme de bu bölümden...

Nitelikli arı ailesi tanımındaki tarife uymasalarda kütük kovanlarda plakalar...

Hayyam abi diyor ki, en nitelikli bunlar gerisi hikaye.

Yusuf abi daha önceden buraya geldiğinden bir çok bölümü biliyor ve magazinciyi bulunca her yeri gezdirmeye başlıyor.

Burası yeni yapılmış bir bölüm, bal sağımı burada yapılıyor ve ayrıca petekli ballar burada barındırılıyor.

Diğer bir oda da süzülmüş peteklerin saklandığı bölüm.

Burası da çiftleştirme kutularının bir bölümünün bulunduğu bölüm.

İçimden bir ses burayı göstermesen iyi olacaktı diyor ama.

Bir çok arıcımızın arılık envanterlerini arttırma tutkusu bazen öyle bir kaçıyor ki, ben bir araştırma yapsam bu bölgede, bir büyük arılık kurulabilir.

Bir çok arkadaşımızın hayallerini süsleyen malzemeler depoda bekliyor.

Diğer karakovanda da plaka var ve bu diğerlerinden daha hacimli.

Vallahi biz geliriz de karakovan açılmaz mı?

Muhabbet, sohbet derken misafirlerde yerlerini aldılar ve kadro 7 kişi oldu.

Gelen arkadaşlardan yeni başlayan Celal bey bir soru sordu ve...

Allahım keşke sormasaydı.

Üstelik bir ara dur dedi.

Siz arıcılar, blogcular hep böylesiniz.

Haydaaaaa...

Siz biliyorsunuz her şeyi diye, bizleri de biliyor zannediyorsunuz.

Anlat şimdi derken ellerinde 5 çerçevelik bir ruşet ile odaya giriliyor ve ilkbaharda çerçeve hareketleri başlıklı konu.

Allah....

Yusuf usta aldı sazı eline ve ben bu konuları en az bin kere dinleyip, yüzlerce kez uyguladığımdan konuyla ilgilenemiyorum bile ki aklım künefede..

O kadar doyduktan sonra künefe de nerden çıktı.

Ancak Celal bey, demiş ki madem geliyorlar künefede benden...

Geceyarısı künefe macerası başlayacak.

Aslında pek kullanmayı sevmediğim görüntüler ama ne desem ki...

Ayrıca Hacı / Hacı'yı Hayyam'ın çiftlikte bulurmuş atasözü doğru çıktı.

2 hacı ilkbaharda çerçeve hareketlerini bitirip, katları bile attılar.

Sabah camdan atıştıran kar değildir derken, oh oh oh.

Hayyam abi de Elmadağ'dan kahvaltılık gözleme operasyonundan dönüyordu.


Az da olsa yağış devam ediyordu ve tertemiz dağ havasında kovanları kontrole çıktık.


Kovanda biriken nem dışarıya akmış ve gece de donmuş.

Nemin dışarıya akması için kovanların arkasının bir miktar kaldırılması bu anlamda güzel bir çalışma.

Nem neden olmuş ki sorusuna cevap için, gece Elmadağ'da burnu dışarı çıkarmak yeterli...

Gece sohbetin koyu zamanında birileri kurtarın beni bu çiftleştirme kutularından mı dedi yoksa ben mi yanlış anladım.

Birol abi doğru anlamış sanırım ki başlamış bazı çalışmalara sabahın köründe hayırlısı bakalım.


Yok canım... Daha neler.

Boyanmış, çerçeveleri kabartılmış ve kek gözleri dolu.

Yok abi kurtaramayız seni.

5 çerçeveli ruşeti gören, konsepti değiştiriyor.

Tabi ki ana çiftleştirmek için değil.

Dönüş yolunda da Çifteler bölgesindeki durumlara bir bakalım diye kestirme yola girdik ve Mahmudiye'ye yolumuz düştü ve kaybolduk.

Derken daha bir çok özelliklerimizi kaybetmedik şükürler olsun.

Yolda amcanın birine yolu sorduk ve o da tarif etti ki koskoca İç Anadolu sonuçta.

Mahmudiye'de karakovanın anayurdundan olan Ömer Faruk bey ile Yusuf abi arasında karakovan projesi ile ilgili bilgi alışverişinde bulunuldu ve yeni kovanımıza kaybolmadan tekrar döndük.