Arıcılık maalesef tedavisi olmayan bir hastalıktır ve bulaşıcıdır.

Arıcılık ile amatörce veya profesyonelce uğraşan , merak eden veya uğraşmak isteyen herkesi ; bildiklerini paylaşmaya davet ediyoruz. Sizin uyguladığınız ve size normal gelen bir uygulama başkaları için gerçekten çok ilginç ve bilinmeyen olabilir. Konseptimiz çok basit... Bildiğini saklama ve Türk arıcılığına dolayısı ile vatanına hizmet et... E-mail & Msn : halilbilen2@hotmail.com

Yayınlanmak üzere arılık / arıcılık fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz.

free html hit counter
View My Stats

26 Şubat 2009

Zamanı İyi Yönetmek

Dışarıda günboyu yağan karla karışık yağmur ve kar; ilerleyen saatlerde kara dönüşüp, yığmaya başlayınca kısa bir geçmiş muhasebesi yapmak gerekiyor.
Öncelikle arıları düşünelim mi düşünmeyelim mi?
Düşünen arıcıların bugünlerdeki takındığı tavır tam bir hindi modu olsa gerek.
Arıları neden düşünürüz ki?
Sebebi çok basit aslında. Bilmediğimiz durumları düşünürüz.
Arılarımızın durumunu biliyorsak neden düşünelim ki!
Anası duruyor mu?
Balı ne durumda?
Yavru alanını genişletti mi?
Genç işçi durumu yeterli mi?
Genel kadro yeterli mi?
Varroa tepesinde faaliyette mi?
Yan yatıp, çamura battı mı?



Her zaman bir fırsat vardır. Bu fırsatı kullananlar başarının keyfini sürmesinlerde hindi gibi düşünsünler mi?

Havaların erken ısınması ile başlayan yavrulama faaliyetinin varlığını biliyoruz. Aklımızın bir ucunda da ya hava bozarsa şüphesi kemirip duruyordu.

Bu durumda gerçekleşmek üzere...

Bilmediğin problemi yönetip, çözemeyeceğinize göre doğru zamanda doğru işler yapılabilmelidir.

Ancak bazı işlemler yapılırken o anın tam zamanı mı olduğunu aradan bir hayli zaman geçtiğinde anlıyorsunuz.

07 Şubat 2009 Cumartesi

Üstelik güzel bir hafta sonu günü.

Tüm arılar kontrol edildi. Bir ana kaybı olan koloni tespit edilip, diğer güçlülere pay edildi.

Bu işlemi o tarihte yapmasaydık, daha yapabilmemiz için en az 1 hafta daha olacaktı.

Geçmişler ola.

Ayrıca vadiye gitme zamanı 4 hafta önceden planlandığından, bir çok gidiş hazırlığı da bu tarihte yapılmıştı.

Dışarıda kar yağıyor hala...

Sömestr çerçevecileri...

Sinerji ile çerçeveler çakıldı ve tellemeleri de bitirildi.

Aman germeyin sakın mı dediniz?

Tabi ki germiyoruz ama teli geçirip, germeden istifliyoruz.

Arıcılık, meşakkata katlanma sanatıdır.

Arı sokmasına dayanmanın verdiği güçle, gerektiğinde her türlü şartta yapılması gereken yapılmalı ve ertelenmemelidir.

Biz vadiye gidecek miyiz?

Tabi ki.

O zaman önce malzemeleri taşımalıyız.

Eskişehir şartlarının ve aşılan dağın karlı oluşu arılarımızı vadiye atmamıza engel teşkil etmemeli. Veya en azından mücadele etmeliyiz ki ilk nakil Yusuf abinin arılarla tamamlandı.

Hapisteki, mahpustaki, çoluk ve çocuk hepsi vadide.

Hiç merak edeniniz var mı hapiste ne oldu ne bitti?

Hapise giren ve çıkan ünlülerin yaptığı gibi belki de kitabı yazılır.

Dışarıda kar hızlanarak devam ediyor.

Ertesi gün iş çok ama dostta çok.

Arabada çok.

Yeter ki planlama etkinliği yüksek olsun.

Planladığınız işin tamamını yaptığınızda planlama etkinliği % 100 olarak hesaplanır.

Hesaplayın bakalım etkinliğinizi?

%80'in altına düşenler, planlamalarınızı gözden geçiriniz.

100 ana üretmeliyim ama 20 üretebildim. Etkinlik % 20...

Geçmişler ola.

Ertesi gün hava soğuk yine ama Birol abi ve benim arılarda vadide...

Üstelik şimdi dışarıda lapa lapa kar yağarken 4 gündür vadideler.

Arılarım ne alemde diye düşünüyor muyum?

Onlardaki bal, bende yok.

Onlardaki kadro, Milli takımda yok.

Genç işçi derseniz, Türkiye işsizler ordusu kadar.

Çünkü erken yavrulama faaliyeti başladığından yavruyu çıkaralı 10 günü geçti.

Varroa... Sonbaharda entegre olarak iyi mücadele edilmiş ve ülkemizde şu ana kadar iki etken madde ile ard arda mücadele yapılan kolonilerde ne kadar varsa o kadar var.

Peki kardan etkilenecek miyiz?

Arılarımız vadideler ve kar görmeyecekler. Ancak zamanı iyi yönetemeyip, yerimizde kös kös otursaydık kar yine de hiçbir negatif etki yapamazdı.

Ancak kar yağışı sonrası açacak hava ile düşen gece sıcaklıkları, 2 çerçevede kışlatılmaya çalışılan zavallı arı ailelerinin tutulan kayıtlarının üzerini silmek anlamına gelir.

Besleme konusu ne olacak?

Bal olmadığı için mi yoksa teşvik için mi sorusu önemli...

Bal olmadığı için konusunu yazmaya bile gerek yok. Çünkü o iş için geçmişler ola. O konu Ekim- Kasım ayının konusuydu.

Teşvik beslemesi veya stoğa fazla dokunmasınlar diye bugünlerde ne yapıyoruz?

Bulunduğunuz bölgenin neresi olduğu çok önemli.

Bizler 50 km. kat ederek Akdeniz iklimini bulabildiğimize göre, yöresel farkların tartışılmaması gerekir.

Genç yavrusunu çıkarmış, yavru faaliyetini başlatmış ve hızlandırmış, güçlü kadrolu arılar, balları da yeteri kadar mevcut ve polenin dibinde ise, üstelik bulundukları yerde gece sıcaklıkları düşmüyorsa katı besleme ürünlerini kullanıyoruz.

Ne zamana kadar peki?

Hele bademler güzelce açsın da koyu sıvılaştırırız.

Ve bu esnada bala endeksli değil, balözüne endeksli teşvik yapacağız.

Bu ne demek şimdi?

Doğada balözünün kaynağına uygun, teşvik beslemesi yapılması gerekmez mi?

Bizlerin yönettiği canlıların görevi zaten dekoderlik değil mi?

Balı ve poleni yiyerek, arı sütüne veya balmumuna dönüştürmez mi?

Sakkaroz ağırlıklı balözünü, bala dönüştürmez mi?

Ve doğal ortamında müdahale edilmeyen arıların yumurtlama teşviği, doğadan gelen ilk balözleri ile sağlanmaz mı?

Doğadan gelen balözüne en uygun ürünler; bal ile karıştırılmış sakkaroz içerikli pudra şekeri ile yapılmış ve polenle zenginleştirilmiş kek denilen ürün ve yine yoğunlukları zamana göre koyulaşan ve sıvılaşan sakkaroz içerikli sıvı şuruplar değil midir?

Peki bu sakkarozu arılarımızın dönüştürmesi gerekmez mi?

Zaten bunu her zaman yapıyorlar ki, dönüşmüş gıdayı versenizde dönüştürme sistemleri çalışıyor.

Ancak Ocak ayında balı kalmamış kolonilere verilen katı ürünlerle kışın atlatılması güçlü kolonilerde başarılabilse bile, zayıf kolonilerde mümkün değil.

Üstelik katı ürünün koloniye nasıl verildiği konusunu da atlamamak gerekir.

Çerçevelerin hemen üzerine verilen katı ürünler, salkıma giren arılarda bile tüketilmeye devam edilmekte ve salkım davranışı yapıldığına göre, ihtiyaç duyulabilecek suya çıkış dış sıcaklığın düşüklüğü ile negatif durumlar yaratabilir.

İllaki bal stoğum yok ve katı besleme yapmalıyım diyorsanız, katı ürünü besleme kutusundan veriniz ki salkımı bozduklarında çıkıp, tüketsinler.

Besleme kutusunda da olsa, arı çıkar diyorsanız eğer arı salkımda ise değil katı ürünü, tonlarca bal döksenizde çıkıp bakmıyor bile.

Bu kadar yazdıktan sonra, krizin teğet geçmesine dönmesin diye invert neden olmasın peki sorusuna cevap bulmalıyız.

Uygun olmayan şartlarda invert edilmiş ürünün öncelikle ne kadar invert edildiğini biliyor muyuz?

Sakkaroz hangi oranlarda Glikoz ve Fruktoza dönüştürülebiliyor?

Yüksek ısıda ısıtılan balda da oluşan zararlı maddelerde seviye nerelerde seyrediyor?

Bazı yenilikleri takip etmek gerekiyor ancak bu yeniliklerin mantık süzgecinden de geçirilmesi gerekiyor.

Basit bir kaç işlemle denemek gerekiyor aslında.

Şartları eşit yüksek sayıda koloni aynı yerde, aynı miktarlarda, aynı zamanlamalarla erken baharda sıvı beslemeye tabi tutulsunlar.

(Bilimsel bir katkı olması açısından 5 ve üzeri koloni grupları tercih edilmelidir.)

Ancak bir gruba sakkaroz sıvı beslemesi, diğer gruba ise invert edilmiş ürünle besleme yapılsın.

Belli süreçlerde koloni gelişmeleri takip edilerek kayıtlar tutulsun.

Kimi öptüğü belli olmayan kütüklerdeki arıların beslenmelerinin invert şurupla kış ortasında yapılıyor olması ve kütükteki arıların petek örüyor olması kullanılan ürünü haklı çıkarabilecek sadece bir tek etken olarak yeterli midir?

Aynı arılar, koyu sakkaroz sıvı ile beslemeye tabi tutulsaydı aynı petek örme davranışını göstermez miydi?

Karşı görüşlere duyulan saygıyı ilk başlarda belirttikten ve sınırları zorlayan yazıları yazdıktan sonra yapılması gereken ve bir çok arkadaşımızın yaptığı gibi kriz yönetimini başarı ile uygulayanların ve sessizce izleyenlerin konu hakkında görüşleri olmadığı anlamı çıkarılması ise inanılmazdır.

Ağustos böceği / Karınca / Köstebek ve benzeri La Fontaine hikayelerini dinlemektense, karşı görüşte olanlardan istenen invert kötüdür ispatı yerine, invert iyidir ispatının yapılması gerekmez mi?

İspat edilmesi gereken invertin iyi olduğudur.

İnvertin iyi olduğu, kütükteki bir arı ailesinin kış ortasında beslenerek petek örmesi değildir ki hiç bir arı ailesinin kış ortasında o şekilde beslenmesi gerekmemektedir.

Bilim....

Bilim konusunda konuşmak için yeteri kadar donanıma sahip olmasam da bilim ya vardır ya da yoktur.

İşinize geldiğinde bilim sizler için varsa, işinize gelmediğinde ise yoktur desenizde bilim orada durmaktadır.

Karşı görüş yoksa söylediğimiz doğrudur tavrının kanıksandığı bir toplulukta, eğer ikna olursak gelişmelerin arasına invert ürünleri de alırız.

Ancak şu an itibarıyla invert kullanmamızı gerektirecek bir durum yoktur. Bu durum ev şartlarında uygun olmayan koşullarda yapılan ürünlerle birlikte, fabrikasyon invert ürünler içinde geçerlidir.

Bol antibiyotikli resimlerin yayınlanması ve bu antibiyotiklerin kullanılmasının savunulduğu paylaşım bloglarını görünce makarayı en başa mı sarsak acaba demekten de kendimizi alamıyoruz.

Antibiyotikler konusunda yapılan uyarılara aldırmaktansa, inanılmaz bir tavır olan kendi yaptıklarının, benim yaptığım kötü olabilir ama aslında hiç kötü de değil, siz de bunu bunu yapıyorsunuz tavrını takınmaları daha çok mesafe kaydetmemiz gerektiğini gösteriyor.

Antibiyotiklerin arılarda kullanılmasının yasak olmasını, ballarının satılmasına ve problem çıkmamasına bağlanması ise çok güzel hareketler bunlar dedirtecek düzeyde.

Sessiz kalındığında ise kesin bir planı vardır düşüncesi genellikle plan etkinliği düşük planlayıcılarda görülür.

Bireysel olarak planımız var mı?

Olmaz mı?

Ancak planlama etkinliğimizin yüksek olması her zaman ana hedeftir.

Zaman ve sabır her şeyin ilacıdır ki hala dışarıda kar yağıyor.

Gün ortasında bir telefon mesajı ve klasik bir kargo bildirisi.

Akşam kar yağışı altında kargoya yaya... Çünkü arabaya zincir takmadan kıpırdanmaz. Üstelik temizlemekte cabası.

Kargo bir süpriz planlamasıydı ama, göndereni biliyorum çünkü başarısız bir sürpriz öncesi çalışma stili var. Tüm gelişmelerden haberim vardı.

Verilen kargo firmasının kendisine ait kutusundan çıkan bir büyük poşet.

Neyse içinden ne çıkarsa artık.

Eve gelince kar kostümlerini çıkarıp, paketi incelemek lazım derken bir beyaz zarf ve mektup.

Kargo ile mektup iyi fikir.

Adresiniz doğru mu?

Bilmiyorum, ben gönderdim gitti.

Şu satırları okuyorsanız elinize geçmiştir.

Ya da başka birisinin eline.

Paketin içinde;

1 adet japon yapıştırıcı

(Kırılanları tamir etmek için)

Bölgemize has beyaz peynir

(Ekiple beraber yersinizi, haftasonu. Umarım tadı güzeldir ben tatmadım.)

Badem Ezmesi

(Kiminle isterseniz onunla yiyin. sonuçta size gönderdim.)

En önemlisi 1 adet nazar boncuğu

Sürpriz olması planlanan ve bilgisi olanlar sayıldığında seçmen listelerini bile zorlayan kargo karlı bir günde ulaştı ve alıcıyı memnun etti.

Etiketler: , , ,

23 Şubat 2009

Ben Sadece Emek Katkısı Yaptım.

Geçtiğimiz haftaya ait görüntüler.

Ekibin yaptığı polenli diplikler...


Faruk usta, gündüz hazırlıyor ve ekip akşam toplanıyor.


Kontraplaklar bütün olarak kullanılıyor.

Polen tel ızgarası monte ediliyor.



Polen toplanmadığı zamanlarda kullanılacak parçalar.




Uçuş tahtası montelemesi.


Polen delikli ızgara...



Ayaklar montelenmeden kalıba oturtuluyor.




Tutkallanıyor.



Hazırlanmış dip tahtası ayaklara monteleniyor.




Bu tür malzeme imallerinde en önemli işlem ölçülendirmeler...


Kulplar ilginç ama dip tahtasına monteleniyor.

Sebebi ise, bu dipliklerin kullanılacağı kovanlar ahşap değiller.




Montelemeye devam...



Tutkallama işlemleri...




Uçuş tahtaları...



Uçuş deliği monteleme..


Ve polen kutusu rayları.


Bu malzemelerin kullanımı esnasında da ayrıntıları tekrar paylaşırız sizlerle.

Ben bu malzemelerden yapmadım ki gerekte yok.


Nasılsa boşta kalan diplikler olur.

Ortağına benim arılara toplatırız polenleri.

Etiketler:

22 Şubat 2009

Vadideyiz.

Bugün yine vadi yolunu test edeceğiz.

Dağda yine kar var gibi ama dün süt kovasını devirmedik, bugünde devirmeyiz inşallah.


Bugün ekipteki arı dostu sayısı 6'ya ulaştı.


Erol abi, Muhterem abi ve Gürbüz abi ekibe katıldılar.


Tabi ki bunda arabaların 2 adede yükseltilmesinin payı mevcut.


Şu anda geldiğimiz durum şudur ki vadiye minibüs kaldırmak gerekiyor.


Sabah içtima alındıktan sonra ilk önce Gökçekısık köyüne...


Birol abinin arılarını kapattık ama elekimsi durumlar mevcut haliyle.


Yusuf abi ise uzaktan olmaz böyle, olmaz böyle...


Hem arı kaçırıyor hem de kovanlar kulpsuz diye söyleniyor.


Türkçe'nin gözünü seveyim.


Birol abi de diyor 400 kulpum var.


Nedir bu kulp mevzu?


Ekip sinerjisi diyelim.


Arkadaşlar kulp isteyen var mı diye bir soru ve hemen toplam miktar belirlendi.


1000 adet kulp geldi.


Ben bile tüm kovanlarda kulp olmasına rağmen 200 adet alıp, stoğa attım.



Kulp yok ve bir de üstelik yol yok, iz yok.


Arılar kuytuda da haydi gidiyoruz dendiğinde büyük sıkıntı.


Liderin talimatları pek sevilmez ama bu talimatı gel de sevme.


Seneye buraya arı konulmaya. Arıların konulduğu yere araba ile girilebile....



Deve çöktü mü oynasak kolbastı mı?


Arada mola vermeden olmuyor ki çalışma şartları ağır.



Erol abinin kovanları da Birol abinin arılıkta kışladılar.


Haydi bakalım bitiyor burası...



Ben erkenden gırgır yaparak arabayı bağlamayı öğrendiğimden bu dersten bu yıl muafım ve yeni kursiyerler derste.



Muhterem abi de Frig vadisinde geçmiş yıllara ait arıcılık izlerini aramaya gidiyor.


Abicim gırgır dersi falan dedik ama dinlemedi.


Bizim köye doğru yol aldık ve öncelikle aynı köyde çiftliği bulunan Erol abinin yeni yaptırdığı sehpaları aldık.


Bizim köyde kar daha fazla imiş.

Bu durum arabanın batmaması için iyi.

Havanın ısınmasını istemiyoruz bu tür durumlarda.


Elekle su taşıma işinde usta olduğumuz için benim kovanlarda arabadaki yerlerini aldılar.


Hüzünlü bir durum şimdilik ama kısmetse baharda güzel görüntüler için çalışıyoruz şimdiden.

Konvoy oluşturuldu ve zorlu yola düşüldü.

Gece esen rüzgarla yola dolan karlar havanın yumuşak olması sebebiyle bir sorun teşkil etmedi.


Ancak bir ara Yusuf abilerle irtibatı koparınca kısa bir mola verdik.

Vadiye yaklaştığımızdan kar azalmaya başladı ve Yusuf abiler hızla ve yüksek sesle yanımızdan geçtiler.


İlk köyde de bize tekrar yol vermek için kenara çekildiler.

Arıları naklederken belgelerimizi tamamlamıştık ama bir eksik belge var sanki.

Eksozu kasada taşıma izin belgesi almış mı idik?


Sarıcakaya...

İç Anadolu'nun Akdeniz'i...


İlk önce Birol abinin arılar inmeye başladılar ve bizimkiler sıradalar.

Küçük bir ayrıntı olarak...

Nakillerde arılar inene kadar arabanın çalıştırılmasının faydaları var.

Arılar, araba çalıştıkları sürece kapıya yüklenmiyorlar ve nakil vaziyetlerini koruyorlar.




Erol abi, dün dinlenmenin acısını çıkarıyor.


Sehpalarımız yok ama planlamamız var. En güzeli ekipten artan sehpaları kullanmaktı ama bu yıl nedense bu kadar çok arıları oluverdi.

Ekip; tiz kendinize fazla fazla sehpa yaptırıla..

Ekip lideri genelde uç fikirleri ve titizlikleri ile ekibe yön verir ya.

Biz de bugün ince bir ayar çekelim dedik.

Son dakikaya kadar hiç bahsetmedim ama arılar indikten sonra, çerçeveler yapılırken çıkan tahta parçalarını toplamıştım ve su terazisini de yanıma almıştım.

Tam daha 2 kovanın seviyelenmesi bitmişti ki...

Vay vay vay diye gelen birisinin sesiyle irkildik.

Tüm arılıktaki arılar seviyeye alınacakmış.

En engebeli arazide olan benim. Üstelik seviyenin düştüğü zamanlarda bu su terazisi çok iş görüyor.


Ve katı besleme başlangıç zamanı.

Vadiye inildiğine göre arının uçuşu konusunda sıkıntı olmaz.

Ayrıca yavru faaliyeti de hızlandığına göre, stokların tüketilmesine takviye olmasına yardımcı olması açısından katı beslemeye başlıyoruz.

Her bir aileye 0,5 kg. kadar kekler poşet içerisinde ve besleme kutularının arka bölümünde olmak üzere verildi.

Keklerimizi kendi balımızı vererek, yaptırıyoruz.

Özellikle kendi balımızı kullanıyoruz ve pudra şekerini hazır almıyoruz.

Nasıl yapıyoruz peki?

3-5 arı ailesi var iken, kola kuvvet olan işler işletme büyüdüğünde makineleşmeye ihtiyaç duyuyor.

Ancak bizler Eskişehir'de bu hizmeti alabileceğimiz yeri biliyoruz.

Bizlerin götürdüğü şekerler pudra haline dönüştürülüyor ve bizim kendi ballarımızla karılıyor.

İçerisine eğer elimizde mevcut ise polen katıyoruz ve başka hiç bir şey katmıyoruz.

1 çuval şekerin pudra haline getirilmesi, 17-18 kg. bal ile karılması ve 1 kg. lık poşetlere konulması işlemi için 40 Tl. veriyoruz.

Bu tür beslemelerde kolaylıkta mevcut ki hiç arı ezilmiyor.

Kovanlarımızda örtü tahtası olduğundan bu tür katı besleme ürünlerini vermek çok zor oluyor.

Arının polen toplama davranışı hızlandığında da koyu sıvı beslemeye de geçeceğiz.

Koyu sıvı beslemeye geçtiğimizde arka bölüme konulan kekler alınacak, ara bölme takılacak ve kekler kutunun ön bölümüne konulacak.

Arka bölümünden sıvı besin verilecek.

Haftada bir gidildiğinden sıvının erken bitmesi sonrası katı beslenme süreyi uzatacak.

Arıların nakil öncesi uçuş deliklerindeki straforlar sökülmüştü.

Tekrar uçuş delikleri sert straforlarla daraltıldı.

Ayrıca köydeki arılıkta çatı uygulaması olduğundan örtü tahtası üzerinde bulunan kırmızı fistanların dışarı sarkması engel teşkil etmiyordu.

Şimdi iş değişti ve fistanlar içeri toplandı.

Yağmurda ıslanarak içeriye nem almaması gerekiyor.

Sonuç olarak, arılar yerlerini aldı.

Seviyelendiler.

Katı beslemeye başlandı.

Fistanlar içeriye alındı.

Birol ve Erol abinin arılarda yerlerinde.

Dönüyoruz ve manzaralar güzel.


Vadiye gittiğimiz belli oldu.

Bu akşam köydeki dostlardan poşetlerimize Brüksel lahanası ve Brokoliler doldurulmuş.

Artık vadiden çok güzel, renkli arıcılık görüntüleri başlıyor.

Biz karınca misali başladık çalışmaya, Ağustosa çok var...

Etiketler: , ,

21 Şubat 2009

Vadiye Gidiş Ve Flying Hadji.

Geçtiğimiz hafta sonu malzemeleri götürerek vadideki yeri hazırlamıştık.
Nakil öncesi gerekli resmi evrakların hazırlığı da tamamlandı. Bu evraklar ile ilgili bilgilendirmeleri finalde yapacağız.

Vadiye malzemeleri götürme sonrası Ankara'dan Hayyam abi, haftaya gidemezsiniz, çünkü kar bekleniyor demişti.

Evet kar yağdı ancak lider dedi ki;

Sütünü döken inek olmaktansa, üşümeyi tercih edeceğiz.

Sabah yine içtima alanında buluşup, doğru Yusuf abinin arılığa.

Bugün sadece Yusuf abinin arıları götürülecek.

Yükleme öncesi işlemler başladı.

Daha önce bulunan ahşap takozlar çıkartılarak, sert straforlar az bir uçuş deliği bırakılarak takılıyor.


Üstüne de kolay takılabilen delikli tenekeler takılarak nakle hazır hale getiriliyor.

Gece yağan kar fazla tutmasa da sabahın soğuğu yerinde.


Yükleme esnasında, ısınma egzersizleri yapan yapana...

Kolbastı oynanacak hava yok gerçekten.


Kovanlardaki bal miktarını anlamak bu taşıma esnasında mümkün.

Sonbahar beslemesindeki başarıyı kovanlarda görebiliyoruz.


Taşıma işlemi bitince, Yusuf abi kalanların kayıtlarını tutuyor.

Yarın bu kalanlarda gidecekler.


Flying Hadgi

Kovanların yüklenmesi bitince Hacı abi uçmaya başladı.

Aslında size uçan hacı görüntülerini yakında vadide yayınlayacağım.

Bu kadar arıya yetişmek için uçacak ya da uçacak başka yolu yok.


Zorlu bir yolculuğa hazırlık yapılıyor.

Güzelce bağlanması gerekir ki muhtemelen dağda kar bizi bekliyor.


Tahmin ettiğimiz gibi...

Rakım: 1200 ve kar sıkıntı yaratacak düzeyde.

Ancak Karayolları ekipleri güzel çalışmışlar.


Zirvede de durum iyice zorlanıyor ama genel anlamda da güzellik süper.


Arkadan bir araba sürekli bizi takip ediyordu.

Gizli yerde saklanan bizim çiftleştirme kutuları daha sonra bu arabadan çıktı.

Birol abi benim ve kendisinin tüm çiftleştirme kutularını doldurmuş arabaya ve eskort görevini de üstlenerek takip etti bizi.


İşte vadi...

Kar bıçak gibi kesiyor.


Bademler hoşgeldiniz der gibi.


Ve sofralarımıza taze sebzeleri yetiştiren gerçek üreticiler.

Bölgede bugünlerde ıspanaklar toplanıyor.

Sağ salim vadiye varıyoruz.

Arıların yerinde olmak var ki burası ılıman...

Bizler için şu anda vadide olmanın en önemli avantajı gece sıcaklığının yüksek oluşu.

Özellikle yavrulama faaliyetlerinin başladığı bugünlerde, gece sıcaklıklarının düşük olduğu Eskişehir'de kalmanın riskleri var elbette.

Bal stokları azalan çiftleştirme kutuları koyu şurupla (2 birim şeker / 1 birim su) beslendiler.

Beslemeye tabi tutulan kadrosu iyi olan kutular, kek bölmelerine petek örmüşler.

Yusuf abi ile Birol abi çiftleştirme kutularının kontrollerinde.

Aslında bugünlerde çiftleştirme kutusu demek ayıp olur bu kutulara.

Her bir kutu aslında bizler için 1 arı ailesi.

Ana yetiştirme faaliyetlerimiz başlayana kadar bu kutular istenirse, diğer boş kutulara takviye olacaklar ya da büyük bir 5 çerçeveli kovana indirilip, arı ailesi olarak faaliyetlerine başlayacaklar.


Yusuf abiye ait Muğla anaç kolonisi.

Şu anda 19 çerçeveye basıyor.

Evet yanlış duymadınız 19 çerçeveye basıyor.

Ancak en kısa zamanda parçalanarak zayıflatılacak, çünkü bu ananın az yumurtlayarak uzun müddet hizmet vermesi gerekiyor.

Anaç koloni olmak kolay mı?

Bu hafta sadece anaç kolonilere katı besleme uygulandı.

Ayrıca çiftleştirme kutularının da bir bölümlerinde kek var iken, diğer gözlerine de koyu şurup verildi.


Benim küçük ahşap çiftleştirme kutuları da kayıpsız vadide.

Kadroları da yakın zamanda parçalanmalarını gerektiriyor.

Yusuf abi arka planda arılarını 3 sıra biçiminde dizmiş ve kontrollerine devam ediyor.


Arıları indirip, işleri bitirdikten sonra köy kahvesindeki dostlarla buluşmaya gittik.

Çay, sohbet derken güzelce ısındık ve yola çıktık.

Köy mezarlığında bulunan bademlerde açmak için bizim arıların gelmesini bekliyorlar.


Dönüşte yine kar çizgisi belli.


Yarın yine bu yolu kat etmeyi planlıyoruz. Gece şartları neler getirecek bakalım.

Akşam saatlerinde hem arıların bulunduğu yerdeki yol durumunu görmek hem de bazı malzemeleri eve getirmek için arıların yanına uğradım.

Yarın kısmetse kar altı durumları sona erecek.

Bu soğukta kaşıklayacak bir şeyler bulmalıyız yarın ki üşümeyelim.

Gezginci arıcılık için gerekli belgeler...

Bir çok arkadaşımız nakillerde yapılması gerekenlerin neler olduğunu soruyorlar.

Yapılacak işler basit fakat zaman ayrılması gerekiyor.

Öncelikle arıların bulunduğu köy muhtarından arıların size ait olduğunu gösteren Menşe-i Şahadetnamesini alıyoruz.

Bu belgenin fotosunu da uygun zamanda yayınlarız ki bu belge şu anda İl Tarım Müdürlüğünde.

Daha sonra arıları götüreceğiniz yerde yapmanız gerekenler var.

Arıları koyacağınız yer sahibi ile bir sözleşme mahiyetinde Arı Konaklama Belgesini imzalıyorsunuz.

Bu belgeyi daha sonra arıları götüreceğiniz yerdeki İl/İlçe Tarım Müdürlüğüne onaylatıyorsunuz.

Şu anlama geliyor aslında.

"Sizler bu bölgeye arı getirebilirsiniz ki buradaki arı kapasitesi buna uygun."

Menşe-i Şahadetnamesi ve Arı Konaklama Belgesi fotokopisi ile İl/İlçe Tarım Müdürlüğünüze başvuruyorsunuz.

Size Hayvan Sevklerine Mahsus yurtiçi Veteriner Sağlık Raporu düzenleniyor.

Bu belgeyi arılarınızı götürme tarihiniz netleştiğinde almanız gerekiyor.

Hem araç hem de sürücü bilgileri de gerekiyor.

Ve Dezenfeksiyon Belgesi...

Arılarımızın nakli tamamlandığında ise, varıldığı yer İl/İlçe Tarım müdürlüğüne bu belgelerle bilgi vereceğiz.

Varılan yerdeki güvenlik güçlerine de bilgi vermekte fayda var.

Nakillerde problemler yaşamamak için, bu belgeleri tamamlamakta yarar olduğunu düşünüyoruz.

Bizim bu belgelere sahip olmakta ekip sinerjisinden faydalandığımızı da söylemeden geçemeyeceğim.

Artık vadi ile buluştuk. Zaman ne çabuk geçti.

Daha dün gibi vadiden çıkmıştık.

Etiketler: , , ,

15 Şubat 2009

Kurtlarımızı Döktük. Artık Gerisi Gelir.

Dün akşam Bursa dönüşü yolda ekibin durumunu öğrenmek için aradığımızda hala polen diplikleri imalatlarının sürdüğü bilgileri ile ertesi gün planı alındı.
Ancak plan net değildi.
Sizlere bilgi verilecek talimatını aldık.
2 saat sonra bir cep mesajı...
İçtima: 08:00 Hacının Ev önü

Geç gelene kesilen makbuz Yusuf abinin elinde ve bu kez Birol abi'ye fatura edildi.


Yusuf abi, sonbaharda ana kaybetmiş ve ölmüş bir arıdan çıkan balları gösterdi.

Kesin bir planları vardır ama...

Vadiye gitme zamanı geliyor, geliyor derken geldi çattı.

Bu hafta planlama öncelikle malzemelerin götürülerek vadinin arı nakline hazır hale getirilmesi yönündeydi.

Finale kadar neler oldu neler bitti.

Vadi keyfi başlıyor.

İlk planlamada Birol abinin malzemeleri yüklemek var iken, benim köyün yakınına gelince...

Akpınarı önce alsak mı? diye sormamızla ekip kararı hemen verildi.

Önce Akpınar.

Arılara sonbaharda birleştirme uygulayınca, içleri ballı ve kabarmış peteklerle dolu arısız kovanlar çok fazla...

Gerçi ekip bir sürü kovan ve ruşet yapıyor ama şu anda envanter konusunda kaynak benim depo...

Haydi bakalım Gökçekısık köyüne.

Yılda en az bir kez ıslanmaz isek, rahat edemeyiz ya buyrunuz karla karışık yağmur.

Tipik bir Anadolu görüntüsü.

Doğa ile başbaşa olmanın avantajlarını yaşayan ender insanlardan olmak güzel olsa gerek.


Evet.

Tüm kovanlar yere indirilecek ve sehpalar yüklenecek.

Yağmur yağmaya devam ediyor.

Her yağmurda aklımıza Bilecik geliyor.

Bu vesile ile Cevdet amcayı rahmetle anmış olduk.

En güzel enstantanelerden birisi...

Bizler ve yakından takip edenler bilirler ki Yusuf abi ile arıların arası pek yoktur.

Yağmur hızla yağmasına rağmen sehpalardan indirilen arılardan çıkanlar, sehpaların altında bulunan takozları çıkaran Yusuf abiye hatrını soruyorlar.

Arılar ona saldırdı ama saldıranları temizlerken arılar beni soktu ve çok üzüldüm.

Ohhh. Hayat varmış.



Yerel olarak kullanılan bir çok ifade vardır.

Böyle bir ifade...

Takıl tukul bir sürü malzeme...

Bilecik hatırlanmasında ne yapılsın.

Arka planda yer alan minare ise, salyangoz satmak isteyen olursa diye.

Haydi artık çabuk.

Yusuf abinin yanında dura dura bu hale geldik.

Bu görüntü benim depodan alınan kovandan...


Sonra Yusuf abinin evdeki aktif ana arı çiftleştirme kutuları ve diğer malzemeler yüklendi.

Daha yeni başlıyoruz ama şimdiden okumaya sıkıldık diyorsanız.

Böyle çok resimli yapmayı öğrenmemiz iyi oldu.

Aynı konsept Yusuf abinin arılıkta.

Sehpalar boşa çıkarılacak.....

Ve kolbastı zamanı.

Nasıl sığar acaba bunlar...

Bu iş tamamdır.

Ancak planlamada olan ve gizli bir yerde tutulan benim ve Birol abinin aktif ana arı çiftleştirme kutularına yer kalmadı.

Vadiye giderken alışık olduğumuz görüntüler bizi karşıladı.


Bir mola verip, el yüz yıkamak ve su içmek gerekir.

Islanıp, kaloriferde ısıtınca tam yerel bir ifade ile mayıştık.

Dağküplü'yü bulduğunuzda vadi karakteristiği başlıyor.

Kar bitti ve yağmur devam ediyor.

Vadiye hoşgeldiniz.


Doldururken uğraştığımız kadar uğraşmayız inşallah deyip arka kapağı açtık ve otomatik boşalma sistemi devrede.

Kovanlarımız vadide yerlerini aldılar.

Kabarmış ballı bir çerçevenin marjinal değerini arıcılara anlatacak değiliz ya.

Hepsi de full çakılı.

Yusuf abi aktif ana kutularını dizdi ve rahatladı.

Çok lazım gibi, ödünç istersek verir mi acaba?

İndirme işlemleri ve sehpaların ayarlanmaları bitince Beyköy'e Gürbüz Mozak abinin babasının evine gidip biraz emanet bıraktık.

(Ne emaneti olacak. Kek bıraktık.)

Yolda bizim arıların hemen karşısında yer alan Gürbüz abinin arıları.

Kekleri bu yıl erkenden yaptırdık ve depoya attık.

Ancak nasıl, hangi zamanda, hangi sebeple ve nerede kullanılacağını zamanı gelince ayrıntılı anlatacağız.

Bu yıl vadideki uygulamaların ayrıntılı anlatılması gerektiği geri beslemeleri alındığından ekip olarak ince ayrıntıları vereceğiz.

İş bitimi Mayıslar köyünde Ahmet abinin kahvede sıcak çayları yudumlar iken, Birol abi bir deste para çıkardı ve devletimiz gönderdi dedi.

Aktif koloni desteklerimiz gelmiş ve ekip üyelerinden müsait olan elindeki vekaletle bu işlemlerimizi rahatlıkla yürütüyor.

Devletin gönderdiğini hemen vadi sosyal kasaya aktardık ve Yusuf abiye veriverdik.

Vadi sosyal sorumluluğunu da ibra olmanın zorluğu çok olduğundan lidere yıkıverdik.

Ortak harcamalar bu sosyal kasadan yapılıyor.

Ye, iç, gez ve dolaş beleş modunda.

Arada para çıkıyor ama.

Belki de ülkemizde en erken ödeme yapan birlik yönetimimize de teşekkürlerimizi iletmeden geçmeyelim.

Her ne kadar paraya bir kez dokunsakta.

Etiketler: , , , ,

14 Şubat 2009

Bursa İli Arı Yetiştiricileri Birliği


Hiç planda olmayan işlerle karşılaşabiliyoruz.

Bir yakınımıza acil şifa dileklerimizi iletmek üzere Bursa'ya yapılması planlanan ziyarete haydi ben sizi götüreyim diyerek günü planladık.


Sabah erkenden geçtiğimiz günlerde esen yoğun lodosun yaptığı azizlik var mıdır diye kontrol etmek üzere arılığa hem de sabahın 09:00'da gittim.


Arılığa yaklaştığımda çeşmede verdiğim molada dedim ekibi bir arayayım.

Birol abiyi aradım ki bizimkiler İnegöl'e varmışlar bile.

Yusuf abi'ye göre benim Brunch vaktime daha varmış ki erken kalkmışım.

Arılarda sıkıntı olmamış. Sabah yağmur yağarken, arılığa vardığımda açan güneşle arılarda da hareketlenmeler oldu.


Vadiye gidelim mi diyorlar acaba?

Derken eve gelip, Bursa için yola çıktık.


İnegöl'e yaklaştığımızda karşıdan gelen arabayı tanıdım gibime geliyor ama...


Bursa'ya gidişimiz bir süpriz oldu diyebilirim.


Derken işleri bitirir bitirmez doğru Bursa İl Tarım Müdürlüğüne...


Bursa İli Arı Yetiştiricileri Birliği Bilgilendirme Toplantısı...



Yüksek katılımla başlayan toplantıda ilk konuşmayı İl Tarım Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Koçkaya yaptılar. Güncel bir çok konuda açıklamalarda bulundular.

Bursa ilinde arıcılık için büyük destek alınabilecek kurumlar mevcut.


Uludağ Üniversitesinin arıcılığa yaptığı katkılar ile Uludağ Arıcılık Derneği etkinlikleri bölge arıcıları için büyük şans.


Bu anlamda Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Aydın tarafından arı hastalıkları ve tedavileri ile arı ailesi yönetiminde yapılması / yapılmaması gereken uygulamaların bahsedildiği 1 saati aşkın bir konuşma gerçekleştirildi.


Bir kötü haberde kenelerden geldi. Bu tarihlerde görülmemesi gereken kenelerin sahada izleme çalışmalarının devam ettiği bilgisi ilgi çekiciydi. Demek ki bu yıl daha dikkatli olacağız.



Özellikle arı hastalıkları ve mücadele ile ilgili araştırmaların yakın zamanda Uludağ dergisinde de yayınlanacak olan ilginç sonuçlarını paylaştılar.



Erken ilkbaharda varroa mücadelesinde kullanılması gereken etken maddeleri ve topyekün uygulamaların yapılması gerektiğinden bahsedildi.



Bir ilimizde uygulanmaya başlanan aynı anda varroa mücadelesi konusunda da bilgilendirmeler yapıldı.


Tüm sektörlerin en büyük problemlerinden olan pazarlama konusunda da katılımcılara çok değerli bilgiler Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü, Tarım İşletmeciliği Anablimi Dalı Üyesi Tarım Pazarlama uzmanı Doç. Dr. Hasan Vural tarafından aktarıldı.

Strateji belirleme, vizyon oluşturma gibi konular ilgi çekenleriydi.


Tespitleri aslında tam yerindeydi.


Arıcıların stratejilerinin ve vizyonlarının olmadığı çok açık değil mi?



Hava kararmadan Eskişehir'e dönmek gerektiğinden Bursa İli Arı Yetiştiricileri Birlik Başkanı Sn. Selami Sezgin tarafından geçmişe yönelik yapılanlar / yapılamayanlar ve geleceğe yönelik projelerden bahsedilirken ayrılmak zorunda kaldık.

Aslında çok ilginç gözlemlerim oldu ve bunları da paylaşmam gerek.


Onursal Büyüğümüz dayım ve arkadaşları Mustafakemalpaşa'dan 4 kişi gelmişlerdi.


İznik'ten arıcı arkadaşımız Nihat Çakmak, İznik Arıcılık Derneği başkanı ve İznikli önder arıcılardan Hacı abi ile tekrar görüşme imkanı bulabildik.





Blogların ilk kurulduğu dönemlerde aramıza katılan ama iş yoğunluğu sebebiyle zaman ayıramadığı için blogu güncellenmeyen Sn. Rıza Rehber ve oğlu ile tanışma fırsatı bulduk.


Bursa İli Arı Yetiştirici Birliği yakın gelecekte benimde üyesi olarak içerisinde bulunacağım bir oluşum. Şu anda Eskişehir'de bulunmaktan çok mutluyum ama şartlar bazen değişiklikleri gerektiriyor. Bu anlamda Bursa ilindeki arıcılık dinamizmini görmek çok güzeldi.


2 çok ilginç olay gerçekleşti.


İlk ara verildiğinde orta yaşlı bir abimiz baksana biraz dedi.


"Ya seni üniversitede dinlemiştim ama o zaman site adresini alamamıştım. Yaz şu kağıda adresini..."


Genç bir arkadaş ise dışarıda çay molasında...


"Halil abi hoşgeldin. Abi vadiye ne zaman gidiyorsunuz?"


Bu arada dayıma da "Dayı be gösterip durma o ballı çerçeveleri bize vallah geleceğiz çiftliğe bir hafta sonu eğitime."


Kısa sürede Bursa'da edindiğim izlenim şudur ki, bizler farkında olmasakta takip ediliyoruz. Üstelik takip edenler çok bilinçli ve eğitimli insanlar.


Bilmem anlatabildim mi?

Etiketler: , , ,

10 Şubat 2009

Tebdil-i Mekanda Ses Sorun Olmaz.

Okulların sömestr tatili sebebiyle çerçeve çakım işleri Yusuf abinin depoda devam ediyordu.
Hacı babadan izin ancak okullar açılana kadar alındığından ve ekibin doymak bilmeyen çerçeve edinme hırsından dolayı işler sarktı ve yeni bir mekan arayışı...
Gerçi mekan yedekte bekliyordu.
Ve en son Gürbüz abinin çerçeveler kaldığından, Saffet abinin mekana taşındık.
2 akşamdır burada tıkırdıyorduk ve bu akşam harç bitti.
Cumartesiye kadar ameleye tatil.

Bu akşam gittiğimde yine Yusuf abi erkenden gelmiş ve işlere koyulmuş.

Üstelik çerçeve sahibinden ekip tamamlanmasına rağmen ses yok.

Ekip tamamlandı ve bant sistemi tam devreye girdi derken, çerçeveler bitti.

Biten çerçevelerin telleme işlemlerinin hafta sonuna kadar yapılması gerekiyor ki önümüzdeki haftadan itibaren maceralar başlıyor.

Etiketler: ,

07 Şubat 2009

Tüm Bildiklerimizi Unutup...

Eskişehir...
İç Anadolu'da arıcılık yapılması en zor yerlerden birisi.
Bu yüzden sonbaharda tedbirlerimizi maksimum kışa göre almıştık.
Ancak bu tedbirlerin faydasını göreceğiz yine de.
Biz işimizi kış tuttuk ama bahar çıkarsa şansımıza demiştik ve bahar çıktı.
Bu iklim değişiklikleri devam ettikçe ezberlerini bozulmamak üzerine kuranların işi zor.
Bugün çerçeve çakma hafta tatiliydi ve tüm ekip elemanları arılıklara dağıldı.
Bizde Ahmet şef ve Egehan ile beraber ekibi oluşturduk.

Arılara gittiğimizde yoğun denilebilecek bir uçuş ve polen akışı vardı.

Tüm kovanlarda uçuşun olması ise diğer bir zevk alanı...

Güneş zaman zaman kaybolup, çıkıyor ve hava sıcaklığı bazen iyi gibi oluyor ama bazen düşüyor.

Hava sıcaklıkları kovan kontrollerinde etkili bir faktör ama bu tür erken kontrol gerektiren durumlarda göz ardı edilebilir.

Yapılacak işlemi kovanı çok fazla açık tutmadan yapabilmeliyiz.

İlk işimiz yavru faaliyetlerinin erken başlaması sebebiyle varroa mücadelesi...

Gece sıcaklıkları hala düşük olduğundan sıvı varroa ilaçlarını kullanmama kararı aldık ve ilk olarak Amitraz etken maddeli duman kullandık.

Daha sonra gelecek günlerde etkisini sürdürmesi açısından, Flumetrin etken maddeli şeritlerden her kovan için 1 adet astık.

Nihayet güneş altında çerçeve kontrolleri...

Bugünlerde bal stoku ve yavrulama faaliyeti başlangıcı kontrol edilmesi yeterli olacaktır.

Bunun için tüm çerçeveleri çekmeden orta bölümdeki bir çerçeveyi çekerek bu faktörleri görebiliyoruz.


Sonbaharda sıvı besleme, koyu besleme ve bir kez verilen keklerden sonra besleme kutuları toplanmıştı.

Vadiye giderken bir de onları taşımayalım diye kovanlarda kapak altına koyduk.

Tüm arılarda yavrulama faaliyeti başlamış.

Genetik zenginliğe sahip arılar aynı yerde bulunduğundan gözlem yapmak kolaylaşıyor.

Dağ güzelinin anacı ve Karniyol daha yeni yumurtaya başlamışlar, larva bile yok.

Muğlalar yavruyu çıkartmış.

Bilecik yerlisi, Eskişehir yerlisi, Mustafakemalpaşa yerlisi ve Kafkas anacı ve melezleri yavruyu kapatmış ve gücüne göre yavru alanını büyütmüşler.


Kovanlarda 7-8 çerçeve bulunduğundan depoda bulunan ballı/polenli çerçeveleri bölme tahtası dışına doldurduk. Tüm kovanlar 9 çerçeveli hale getirildi.

Yine vadide bu kolaylık sağlayacak.

İşte orta bölümden yavruyu çıkartmış bir Muğla. Ana da yumurtlamak üzere gözleri kontrol ediyor.

Zaten 3-5 tane kalmış yumurtlamadığı...

Şubat ayının başında yavru çıkarttığına göre hesap yapıldığında, biz çok sepet doldururuz bu yıl.

Bal kemerleri yavrulama faaliyetinde gerekecek ihtiyacı karşılayacak durumda.

Besleme konusunda henüz bir çalışma yapmayacağız.

Bazı kovanlarda arılar çerçeve üzerinde faaliyet gösterir iken, özellikle Dağ güzellerine çerçeve üzerinden bakıldığında bir faaliyet göremiyoruz.

Çerçeve altında işi sürdürüyorlar.

Ayyaşlara meze olan kovanın yerine dayımın getirdiği arıyı Eskişehir stiline dönüştürmeliydik.

Dayım soldan çalışır iken, bizler sağdan çalışıyoruz.

Balları kritik düzeyde...

Kışı ılık geçen yerlerin handikaplarından.

Aktarımlar esnasında ballı çerçeve ayarını da gerçekleştirdik.

2 tane full ballı çerçeveyi duvarlarına monteledik.

Soldan sağa aktarımlarda yavru düzenini ve yönünü bozmadan çerçeveleri çevirerek gerçekleştirmeliyiz.

Yavrulu ama balsız çerçeveler ise, gelecek günlerde karşılaşma ihtimali olan soğuklarda risk faktörümüz.

Ancak yavru da burada olunca yapacak bir şey kalmıyor.


Bu kovanın hikayesini anlatacağız ama bu duvar çerçeveleri gitti dayımın kovana...

Bu çerçeveler Ağustos'ta izine giderken ekibe teslim ettiğim 5 kovanın ayçiçeği dönüşünde karşılaştığımız çerçevelerdi. Diğer kovanlara duvar olarak dağıtılmışlardı.

Kışın tadına bile bakmamışlar.

Bilecik yerlisi idi.

Geçen yıl en iyi performans gösteren Bilecik olduğundan kışlatılmıştı.

Körük verildiğinde garip ses vermesinden şüphe başladı...

Derken ortadaki çerçeve çekildiğinde düzgün yumurtalarda görülüyordu.

Ancak iyi bakıldığında bazıları çift yumurta idi.

Polen dolu gözün üzerine küçücük memeler çevrilmiş ve içerisinde de yumurta mevcut.

Ana gitmiş herhalde ve kontrol edelim dedik. O arada Egehan kovan önüne bakarak anayı arıyordu.

Yok derken, birden buldum dedi...

Evet ana kırmızı kafa...

Demek ki ana gitmiş ve yalancı başlamış yumurtlamaya...

Şimdi yedek anamız yok mu?

Var tabi ki...

Ancak yalancılamış ve 8 çerçeve olan bir arıya yeni ana kabul ettirmektense...

Ballı duvarlarını dayımın getirdiğine verdik.

Geri kalan 6 çerçeveyi, en güçlü 3 kovana 2'şer çerçeve paylaştırdım.

Verdiğimiz kovanlarda çerçevenin en dışına 2 çerçeveyi arıları ile beraber koyduk.

8 çerçeve arının dışına konulan 2 çerçeve arının bir sıkıntı çıkarmayacağını düşünüyoruz.

Çünkü verdiğimiz kovanlarda yavru faaliyeti bir hayli mesafe katetmiş.

Yalancı işçiler kıpraşamazlar.

8 çerçeve kendisi iken, bir de 2 çerçeve takviye gelince Şubat ayı başında kat atılsın mı atılmasın mı düşüncesinin tebessümle söylenmesi bile çok güzel.

Bugünlerde yavru faaliyetine başlamış arı ailelerinde bu şekilde kemeriniz varsa rahat uyuyabilirsiniz.

Böyle güzel bir gün yakalayıp, ilk kontrolleri yaparak gördüğümüz aksaklıkları düzelttik.

Bu bakımla en az 10 gün daha rahatız.

Depodaki ballı çerçevelerde kovanlara girdiler.

Ekstradan vadiye gidecek malzemeyi azaltmış olduk.

Bu arada nakil öncesi resmi belgeleri de derlemeye başladık.

Etiketler: , , , ,

02 Şubat 2009

Kimse Görevini Kaptırmıyor.

Hafta sonu furyasından sonra, hafta içi çalışmaları da hız kazandı.
Murat Akın hocamdan aldığımız talimatları da uygulama fırsatını bu akşam bulabildik.

Yeni katılanlar var aramıza. Erol abi ne yapıyorsunuz bakayım demeye gelmiş. Yedek çekiç sistemi devreye girdi.

Bak abicim bu yan çıtaların altlarına 2'şer çivicik.

Bu şekilde hazırlanmış yan çıtalar bant sistemi ile Birol abinin önünde.

Alt çıtaların her iki tarafına tutkal sürülerek, 2 yan çıtanın çakılması görevi Birol abide.

Ben de çay içmekle mükellefim dermişim.

Alt ve yan çıtalar çakıldıktan sonra benim banta düşüyor.

Bende üst çıtaların lambalarına tutkalları sürüyorum ve...

Üst çıtaların üstüne tek çivi çakıp, hemen Gürbüz abinin banta.

Gürbüz abi, yan çıtaların yan taraflarından 2'şer adet çiviyi çaktı mı son banta gidiyor çerçeveler.

Bu akşam genelde iş beğenmeyen Hakan, Gürbüz amcasının işyükünü hafifletti.

Çaya bak dendiğinde anında toz duman oluyor.

En son bant ise, bıdır bıdır konuşan bir ses sistemine sahip.

Yok çivi yan gitmiş, yok tutkal taşmış. Yok son çekiç darbesi vurulmamış.


Hele bir de gönyesi kaydı ise çerçevenin...

2,5 saatte 200 çerçeve çakabiliyoruz. Fakat bu kadar ayrıntı ile uğraşınca süper iş çıkıyor ortaya.

Gönye için takozlama ise, gerçekten dört dörtlük bir çerçeve olmasını sağlıyor.

İşin sohbeti ise cabası...



Etiketler: , ,

01 Şubat 2009

Nihayet Arılar...

Kış sezonunu bahara hazırlık için değerlendirmek için yaptığımız çalışmalar devam eder iken, bu
Pazar sabahını arıların durumlarını kontrol etmeye ayırdık.
Havanın güzelliği ise bir şanstı. Güneşli ama soğuk sayılabilecek bir hava.

Tüm arılarda uçuş veya kovan içi temizlik faaliyetlerinin başlamasına yetecek kadar güneş ısıtmış olmalı ki uçuşlar ve kapı önü hareketlilikler mevcuttu.

Bu havada arı açılır mı?

Arılığımızda genetik zenginliğin olduğunu zaman zaman bildiriyoruz.

Bu yüzden değişik ırklardan örneklemler yapmak genel durumu yansıtması açısından yeterli olacaktır.

Özellikle yumurtlama faaliyetinin başlama kontrolünü yapmalıydık.

3 örnekleme olarak, Karniyol, Dağ güzeli anaç kovanı ve tabi ki Muğla.

Bal stoklarına bakmaya bile gerek duymuyorum ki sonbaharda bugünlerde gerekecek stoku yaptırmıştık.

İlk önce Karniyol...

Çok dikkatlice çerçeveler aralanarak muhtemel ananın bulunduğu çerçeve alındı.

Tabi ki bingo.

Salkımın tam çözülmüş olduğu söylenemez ve henüz Karniyolda yumurta bile yok. Gözler hazırlanmış.

33...

Ancak sonbaharda birkaç kez değiştirilme davranışı yapıldığından ilkbaharda bu arılar bu operasyonu gerçekleştirirler.

Keşke teşebbüs etseler de supersedure ana elde etsek.

Nasıl elde edeceğiz supersedure anayı?

Anayı değiştirmek için yaptıkları genellikle tek bir memenin olduğu çerçeve ile bir miktar arıyı uygun bir kovana alıyoruz.

Ana değiştirmek üzere hazırlanmış olan memenin kalitesinin tartışılmaya bile gerek olmadığını düşünüyoruz.

Biz memeyi aldıktan sonra, tekrar yapıyorlar ve bizde işlemi devam ettiriyoruz.

Ve Dağ Güzeli anaç arısı...

Neredeyse kovanın alt tabanında salkım yapıyor. İlk açıldığında hiç arı gözükmüyor.

Burada da anayı görme imkanınını ilk çerçevede bulduk.

Bal olduğu gibi duruyor. Yavru faaliyeti başlamamış ama gözler hazırlanmış.

Ve Muğla.

Şanına yakışır bir biçimde yavruyu kapatmış bile. Çok az alanda da olsa yavru faaliyetini başlatmış. Ana arıyı bu sefer denk getiremedik.

Peki yumurta başlamış ve havalar soğursa?

Bu durumda kadrosu güçlü ve balı olan arılara sadece bir serinlik olur o kadar.

Bugünlerde korkulu rüya görmemek için sonbaharda kadroları bölmek yerine güçlendirmek ve öncelikle sıvı besleme yapılarak yavrulama faaliyetlerini arttırmak ve ilerleyen günlerde ise koyu sıvı besleme ile stokları tamamlatmak gerekiyor.

Sonbaharda önce sıvı besleme, daha sonra koyu sıvı besleme yaptık. Yavrulama faaliyetinin devam ettiği soğumaya yüz tutan günlerde de kovan üstü besleme kutularının içerisinden katı besleme yaptık.

Katı besleme, kovan üstü besleme kutularından yapıldığından sadece kovan hareketlendiğinde tüketebiliyor ve devam eden yavrulama faaliyetini destekliyordu.

Bir kez katı besleme için doldurulan kutular bitirildiğinde de kutular alındı ve besleme delikleri açık bırakıldı.

Velhasıl her şey zamanında.

Peki şimdi ne zaman besleyeceğiz?

Hele önce sonbaharda stokladıklarını bir tüketmeye başlasınlar.

Sonuç olarak kısa bir kontrol olmasına rağmen; tüm kontrol edilenlerde görülen ortak noktalar ise, geç sonbahardaki kadrolarını muhafaza ettikleri, bal stoklarının neredeyse hiç tüketilmediği ve farklılık olarak ise yumurtlama faaliyeti başlangıcı olarak söylenebilir.

Kısa bir arılık ziyareti sonrası dün yarım kalan çerçevelerimin çakılma işlemi öğlene kadar ekip çalışması ile tamamlandı. Telleme işlemlerini yapmak üzere depoya attık.

Uygun bir zaman aralığında tellerini de takacağız ama bir ucunu sadece tutturacağız. Zamanı geldiğinde güzelce gereriz.

Öğleden sonra ise Yusuf abinin çerçeve çakımları başladı. Ancak Yusuf abinin kovanlar bir günde çekmişler ve bazı üst çıtalar girmem diye direniyorlar.

Bu akşam küçük bir operasyonla kovanlara girebilecek hale geliyorlar.

Yatar testerede stop noktası olarak işkence ile sıkılan takoz zaman içerisinde milimetre milimetre kaymaya başlarsa, sonuç kovanların küçük gelmesi durumunu doğuruyor.

Milimetrik değil, mikromilimetrik çalışan birisinin başına gelince, bize de çalışma şevki geliyor.

En güzel sorularımızı hazırladık ve sorduk.

Yusuf abi çerçeve üst çıtası kaç mm. olacaktı?

Etiketler: , , ,