Arıcılık maalesef tedavisi olmayan bir hastalıktır ve bulaşıcıdır.

Arıcılık ile amatörce veya profesyonelce uğraşan , merak eden veya uğraşmak isteyen herkesi ; bildiklerini paylaşmaya davet ediyoruz. Sizin uyguladığınız ve size normal gelen bir uygulama başkaları için gerçekten çok ilginç ve bilinmeyen olabilir. Konseptimiz çok basit... Bildiğini saklama ve Türk arıcılığına dolayısı ile vatanına hizmet et... E-mail & Msn : halilbilen2@hotmail.com

Yayınlanmak üzere arılık / arıcılık fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz.

free html hit counter
View My Stats

29 Mart 2009

Dağ Güzeli ve Bahar Hazırlıkları

Bugün vadiye giden ekibe katılamadık.
Ancak dünden artan sıvı besleme malzemesi bugün Tele-besleme sistemi ile arılarımıza verildi.
Dün verilenler işi bitirmişlerdir ki bugün verilenler kaymaklı ekmek kadayıfı...
Vatandaşlık görevimizi de yerine getirdikten sonra doğru Akpınar'a.

Arılarımızı vadiye götürdükten sonra, ortalık dağınık kalmıştı.

Bir türlü fırsat bulup, toparlayamamıştım.

Bugün öğlen saatlerinde iyice ısıtan güneşten de faydalanarak çalışma imkanı buldum.


Kışın kovanların üstüne çatı vazifesi yapan malzemeler, baharda ise kovanların önündeki otun yükselmesini önleyecekler.

Ayrıca geçtiğimiz yıl yanaşık düzende bulunan ana arı çiftleştirme kutularında şaşırma olayları yaşanmıştı.

Bu yüzden bu yıl yeni metal sehpaların olması sebebiyle boşa çıkan sandıkları ön kısımlara dağıttım.

Ana arı çiftleştirme kutuları bu şekilde dağınık halde bulunacaklar.


Bu manzara 01 Haziran 2008'de ortamı yansıtıyor.

Bugün, arılıkta depoda bulunan geçen yıla ait kayıtlarımı buldum.

25 Nisan 2008'de en güçlü sayılabilecek arıların durumu;

6 çerçeve arı ve 3 çerçeve yavru imiş.

Şimdi...

Bu halde bulunan kolonilere takviye ver notu düşmüşüz.

Üstelik daha 1 ay önce...

Ne olur ne olmaz...

Bugün ortalığı derleyip toparlarken, depodaki eski kovanları da tuzak için yerlerini aldırdık.

İçlerinde 2 eski kararmış petek bulunuyor.

Arılar daha vadide ama tuzaklar hazır bile.


Köyde iyi havadan faydalanmak üzere gelen Hacı abiyi de ziyaret etme şansını bulduk.

Hacı abinin 1 tane arısı kışı çıkmış.

Ve yeni bir besleme tekniği ile arılarını beslemeye tabi tutuyor.

Az ballı çerçeveleri kovanın önüne koy ve işlem tamam.

Bu arının sertliği konusunda şöyle söyleyeyim.

Hemen üzerinden açıp bakalım dedik ve eğer tedbir almasaydık bu sezon başladığından beri maruz kaldığımız iğnelemeleri kümülatif olarak alacaktık.

Hacı abi ise, kolay kolay giymediği maskesini geçirdi kafasına.

Kızgın ama kışı çıktı ya diyor.

Bugün 29 Mart 2009...

Aslında bir çoğumuz için farklı anlamı olsa da bizim için daha farklı...

Yukarıdaki fotoğraf aslında çok şey anlatıyor.

29 Mart 2008'de dağdan, dağ güzelini indirmiştik.

1 yılda neler söylenebilir?

O resimde yer alan arıcıların hala, ekip olarak işleri sürdürebilmeleri olayın gözden kaçan bölümüdür.

Genelde bu tür ekip kurmayanlara/kuramayanlara bu işi anlatmak zordur.

Dağ güzelinin tüm özelliklerini 1 yıl geçmesine rağmen henüz söylemek mümkün değil.

Çünkü bu tür çalışmalarda sahada yapılanlardan sonuç almak 2-3 yıldan önce mümkün olmuyor.

Bir çok davranışı ile ilgili söyleyeceğimiz elbette vardır.

Ancak bahar aylarında kontrollü davranıp, bal stoklarına dokunmaması kayda değer şimdilik.

Vadide bulunan ekibin arılarından dağ güzeli olanların kadrolarının birbirine yakın olması, bal stoklarının hala durması bunu doğruluyor.

Bu anlamda bugünlerde Muğla ve Karniyol melezinin yaptığı atağı yapmıyor.

En çok merak ettiğimiz ama test edemediğimiz bölümü bu bahar test etme imkanı bulacağız.

Oğul davranışı nasıl olacak?

Bu davranışı gördükten sonra daha rahat karar vereceğiz.

Bu şekilde bizlerin bulduğu gibi, bakir kalmış alanlar mutlaka çevrenizde bir yerlerde vardır.

Biraz araştırıp, sizlerde bulmaya özen gösteriniz.

Çünkü yerel arılara dönmek konusunda geç kalmamak gerekiyor.

Ayrıca bir ilginç durumdan bahsetmeliyim.

Bir arının ırkı ve davranışları konusunda 2 tür yöntem kullanılıyor.

Bunlardan en kolayı ve kısa sürede sonuç alınan uygulama laboratuvarlarda yapılan testlerdir.

Bakılan bir çok özellik ile o arının ırkının hangi ırka daha yakın olduğu söylenmektedir.

Ancak diğer bir uygulama ise sahada yapılan arı kolonisi davranışlarının takibidir.

Bu süreç çok uzun bir süre olup, en erken 2-3 yılda sonuç alınabilmektedir.

Bizler yine de takibimizi sürdüreceğiz. Ancak 1 yıl önce dağdan indirdiğimizde yavru-kadro durumu ile bal stoklarını hayretle seyrettiğimiz Dağ güzelinden üretilen analarda bu seviyeyi yakalamış durumdalar.

Laboratuvar çalışmaları konusunda ise ülkemizde söylenecek şudur ki, neredeyse bizler sahada elde ettiğimiz verilerle bir şeyler söyleyebileceğiz ama morfolojik ve DNA testleri için çok uzun süre beklemek gerekiyor herhalde.

Etiketler: , , ,

28 Mart 2009

Buz Kesiyor.

Hafta içi vadiye gidemeyenler tarafından sabahın köründe hummalı bir çalışma yapılıyor.
Kabarmış peteklerle, kılavuz peteklerin bulunduğu ilaveler vadiye götürülüyor.
Güneşte sabah yüzünü gösterdi nihayet.

Sehpalara ihtiyaç gün geçtikçe arttığından stoktakiler devreye sokuluyor.


Başladık tırmanmaya, ancak hafta içi eriyecek dediğimiz kar yine yağmıştı.

Çiğdemler...

Su doldurma molasında akan suyun, donması ise, hava sıcaklığı hakkında referans olabilir.

Kırağı da düşünce hem kar, hem ağaçlardaki kırağı güzel görüntüler sunuyor.

Artık bahar kapının arkasında sayılır.

Vadide de arıların bulunduğu yerde minimum sıcaklık -3 C olmuş.

Vadide bu yıl Eskişehir şartlarını pek aratmadı ama bundan sonra katacağı ivmeden faydalanacağız.

İlk yaptığımız transferler Perşembe günü doğacaktı.


Evet, güzel...

Bu mevsimde ana arı yetiştirilir mi?

Çok erken sayılabilecek dönemde yetişen bu analar verimli olur mu?

Bizler bu anaları kısa dönem hedeflerimizi gerçekleştirmekte kullanıyoruz.

Öncelikle kutuda bir ana arı memesinin bulunması, o kutunun işlevselliğini sürdürmeye en büyük etkenlerden birisidir.

Ayrıca arı kuşları henüz gelmediğinden çiftleşme kayıpları az olmaktadır.

Yumurtlamaya başladıktan sonra, sıkışan kolonilerden bölmeler yapılarak, bal akımına kadar ne kadar asker yetiştirebilirse avantaj sağlayacaktır.

Özellikle bal akımına kadar iyi performans gösteren olursa, onları da bala sokmayı planlıyoruz.

İşte bu yüzden Kafkas melezi ilk etapta üretiliyor.

Velhasıl kafkas melezleri doğdu.

Ayrıca doldurulan yeni kutulara, yeni ana arı memelerini dağıttık.


Ana arı doğumlarının kontrolünün yapıldığı anlar gerçekten çok zevkli.

Eğer düzgün açılmış bir meme ile karşılaşılınca ve işçi arı sayısı da yeteri kadar ise, ana arıyı görmek için kısa bir tarama yeterli oluyor.


İlk etapta 7 kutuya ana memesi verilmişti.

Hepsi doğmuş ama 2 ana kaybı mevcut.

1 tanesi normal işçi gözüne kafalama dalmış, çıkamamış.

Diğeri ise, kutu tabanında ölü halde bulundu.

Geriden gelen ve aralarında fazla gün farkı olmayan memeler bulundurmak, ana arı yetiştirmekte çok önemli.

Ana arının doğmaması veya ölmesi sonucunda birkaç gün içinde doğacak yeni bir meme verilebiliyor. Eğer bu süre uzarsa, çekirdek kolonide işler ters gitmeye başlıyor.

Bunun için hafta içi arılığa gitmenin faydasını göreceğiz.

Çarşamba günü 42 adet memeye transfer yapmıştık.

31 adet tutmuş, 11 adet tutmamış.

Tutmayanları toplayıp, tekrar transfer yaptık.

Bir taraftan ana arı memesi üretim kolonisi hazırlarken, diğer taraftan daha önce meme üretmiş olan koloninin analandırılması gerekiyor.

Çarşamba günü yeni hazırlanan üretim kolonisinin anası bir öncekine kafeste verilmişti.

Ana normal faaliyetini sürdürmeye başlamış ki arı boşluğa dalağı sallamaya başlamış bile.

Onlar ısrarla çoğalıyorlar, biz ise ya dengelemede kullanmak üzere kapalı yavrulu arılı çerçeve alıyoruz ya da kutu doldurmak üzere bidona silkeliyoruz.

En sonunda kim pes edecek bakalım.

Benim Çarşamba günü yaptığım işlemi bugün ekipteki herkes yaptı.

Dolayısı ile kısa aralıklarla arılıkta her zaman ana arı memesi bulmak mümkün.

İşlerimi bitirdikten sonra Yusuf abinin sıvı beslemelerini hallettik ve en son olarak Birol abi'ye yardım ettik.

Geçen hafta bölünen kolonilere kafeste verilmiş analar hem kontrol ediliyor hem de kafesler toplanarak çerçeveler sıkıştırılıyor.

Geçtiğimiz haftalarda mumlarımızı teslim etmiştik.

16 kg. mum teslim etmiştik.

20 kg. kılavuz peteğimi Birol abi almış ve bu akşam bende teslim aldım.

Bizler Sıcak Döküm kılavuz petek kullanıyoruz.

Marka önemli mi diye sorulacak soru için ise, Muğla Sahil Petek için geçen yıl kullandığımızdan memnunduk diyebiliriz.

Belki de daha kaliteli kılavuz petek üreticileri vardır ve bizler onlara ulaşabiliriz.

Etiketler: , , ,

25 Mart 2009

Arıcılık ve Nasreddin Hoca

Nasreddin Hoca'nın hikayelerini dinler dururuz ki biraz analiz yaptığımızda hepimiz ne kadar da çok Nasreddin Hoca'ya benziyoruz.
Göle maya çalmak için illaki göl kıyısına gidip 1 kaşık yoğurt mu atmalıyız göle veya tavşanın suyunun suyunu içmek için, misafirlerin çok gelmesini mi beklemeliyiz?
En çok sevdiğim hikayesi ise;
Evin çatısını aktarırken, kapıya gelen dilencinin aşağıya çağırması sonucu aşağıya indiğinde, dilencinin talebini aldıktan sonra sessizce tekrar çatıya çıkmış ve dilenciyi yanına çağırmış...
"Allah versin" demiş ve aşağıya göndermiş.
Bir yeni bilgi daha, göle ilk mayayı da Nasreddin Hoca çalmış.
Biz vadiye gittik bugün kısacası...
Hafta içi haber yayınlama yeteneğini kaybetmiş olmalıyım ki Nasreddin Hoca'dan mı bahsettim tam hatırlamıyorum.
Evet, vadiye gittim hem de yanıma bir körükçü alarak...
Finalde söylemem gerekeni şimdi söyleyeyim, körükçü iyi iş çıkardı.

Kar iyice azaldı. Haftasonuna bir şey kalmaz.

Vadiye güneşli bir günde gitmenin zevkini üstelik ekip elemanları olmadan tatmak çok güzel.

Birazdan telefonlar çalmaya başlar.

Nasıl arı uçuyor mu, polen geliyor mu?

Biz ise biraz mola verdik yine Mayıslar köyünde...

Derken bir grup daha geldi...

Bizde katıldık ekibe ve bir muhabbet saat 10:00 oldu.

Uzun saçlı abimiz Hüseyin Kamil Ünlüler(Saçları kesti ama bizim ekip uzun saçlı demeden tanımıyor.) , Halil Hocamız, genç arıcı arkadaşımız, Metin abimiz ve arkadaşı ile köyden bir arıcı ağabeyimiz.

Biz sohbet ederken elinde pürmüz ile gelen abimizin, kendisine sorulan o pürmüzü ne yapacaksın sorusuna, bu mevsimde elinde pürmüzü olan arıcıdan başka kimse yoktur bilmem anlatabildim mi demesi çok hoştu. Gerçi biz tanıyorduk kendisini ama tanımayanlar için bir vesile oldu.

Polen lazım herhalde...

Ya lazım olursa diye topluyorlar sanırım.

Günboyu polen akışı akşam üzeri havanın kapamasına kadar devam etti.


Körükçü...

Geçen yılın arıcılık kursiyerlerinden Fikri Atmaca.

Şimdi bu haberi görenlerden küstüm diyenlerde çıkacak ama ne yapalım. Birileri arılara bakacak, birileri çalışacak.

Polen getiren arıları seyretmenin zevkini öğrenmeli önce...

İlk ders körük yakma dersi olmalı ki, rahat edeseniz.

Sonra seyredebilir.

Hava güzel olunca, yapılacak işleri plana göre uygulamalıyız.

Bu esnada gözümüze çarpanları da not etmeliyiz.

Polen stoklama davranışını not edelim.

Anaların ulaştıkları yumurtlama olgunluğunu not edelim.


Bazı kolonilerde erkek arı olayı iyice hızlanmış.

Bunu da not edelim.

Yukarıda görülen erkek gözleri;

Seferberlik ilan edilen Karniyol kullanma melezine ait.

Yani kısacası kırmızı kafa 33.

Geçtiğimiz günlerde 2 çerçevesini bölmüştük, yoksa bugün kat atmalıydık.

Sözleşme gereği kat atamıyoruz. Kat izni yok. Olanlarda bu hafta sonu yıkılacak.

Vecize bir söz zamanıdır aslında.

Millet öldürmeye, biz bölmeye doyamadık.

Adı üstünde kullanma melezi..

İyi kullanmak lazım.

Gerçi oğul vermeye kalksa uçamaz, kanatlarını törpülemişlerdi geçtiğimiz sonbaharda.

Bu yıl bal performansını görelim ve sonbaharda törenle hayatını sonlandıralım.

Ne? Öldürecek misin?

Evet, kullandım ve işi bitti...

Bu arıdan şu ana kadar bildiğimiz bilgilere göre ana üretimi için bir planlamamız şimdilik yok ama bir referansım var. Eğer Almanya'daki ana arı üreticisi Emmy teyze bu kullanma melezlerinden ana üretilebilir açıklaması ile arıcılık ana üretimi konusunda yeni bir çığır açarsa düşünebilirim.

Bir ilginç gözlem daha.

Bir şekilde F-1'den üretilmiş anaları da izleme olanağım vadide mevcut.

Evet F-1'den yani kullanma melezinden üretilmiş anaların bazılarının performansı gerçekten çok süper.

Yani melez azmanlığı devam ediyor. Ama hepsinde değil.

O yüzden ülkemizdeki trende devam.

Ana arı olsunda...

Suyunun suyu hiç fark etmez.

32...

Muğla...

Bugün onun başına gelen...

Anası alındı, daha önce meme üreten koloniye verildi.

Tüm yavruları dağıtıldı.

Üstüne üstlük ana arı memesi üretmesi için larvalar verildi.

Günahı, diğerlerinden çok öne geçmesi idi.

Hafta içi vadiye gittiğimizde rahat rahat çalışmak mümkün değil.

Tele-koloni bakımı devreye giriyor.

Söyle bakalım diye sorduk.

Arkadan bir kılavuz petek al.


Tamam aldık.

Körükçü, kılavuz petek taşımayı da öğrendi sayenizde Yusuf Bey.


18 numaraya gidin.

5'inci çerçeveyi, arısını silkeleyerek alın.

Tamam...

Çerçeveleri sıkıştırıp, kılavuzu şimdilik en sona yani 10'uncu çerçeve olarak verdik.

Gidin 55 numaraya.

Ahanda kafes var. Kafese de dalağı örmüş.

Baktık ana çıkmış geziyor.

Kafesi aldık ve yavrulu çerçeveyi buraya 4'üncü çerçeve olarak verdik.

Aslında bu kolonide çerçeve istiyor ama.

2 koloniyi de sıvı beslemeye tabi tuttuk. Çünkü vadide ekibin açılan kolonilerinde ne eksikse tamamlanıyor.

Sonra dedik abi kılavuzu nereye atalım.

8'inci çerçeveye.

Haydi bakalım buyurun, başlamışlar kabartmaya.

Şimdi bu haberi görünce, haftasonu kesin vadiye büyük pikapla gidilir.

Neymiş kılavuz petek götürülecekmiş...

Etiketler: , , , ,

22 Mart 2009

Karda Yağsa Biz Çalışmalıyız.

Yok rüzgar esti, yok güneş açmadı, yok 15 º C olmadı, yok mangal yanmaz bu havada gibi mazeretlere sığınma şansımız yok.
Üstelik sabahın köründe...
Kahvaltı arılıkta çadırda yapılacak.
Yağmurla uyandık ve yola düştük.

Dağda kar yağışı başladı.

Daha yeni yağdığından kötü bir zemin.

İçme suyumuzu alma molasında biraz tipi ile muhatap olduk.

Kar suyu ile güzel çay oluyor.

Erol abi'ye buradan çok özel bir teşekkür gerekiyor.

Çünkü vadide iaşe olayını o kadar güzel hallediyor ki.

Aynı görevi özellikle Bursa'da yaz aylarındaki sağımda ben yaptığımdan ne kadar zor olduğunu bilirim.

Vadiye indik ve yağış iyice azaldı.

Habil bey arıların başında kaldığından bir "günaydın" diyerek yola devam ettik.

Çok nezih bir kahvaltı sonrası çadırda istirahate devam ederken dışarıdan fıs fıs sesi gelince dedik ne oluyor?

Benim kovanların altında bulunan ve Yusuf abiye ait 2 sehpa boyanıyor.

Renk klasik Hacı yeşili.

Ben kırmızıya boyayınca, Yusuf abi de yeşile boyadı.

Hava kapalı ve arada atıştırıyor.

Ancak yapılması gerekenler yapılıyor.

Yusuf abi kek ikmallerini yapıyor.

Bende sehpalarımı hazırlayıp, üzerine arkada yığılı olan kovanlarımı ve ruşetlerimi dağıttım.

Fırsat buldukça çevre kontrolleri...

Nevzat abi pusuya yatmış bekliyor.

Hava biraz açar gibi oldu.

Dün doldurduğum çiftleştirme kutularından bir strafor ve bir ahşaba larva transferi yapmıştım.

Ahşapta 2 memeye ve straforda 3 memeye larva transfer edilmişti.

5 tanesinde de olay tamam.

İlk etapta tüm kutuların aktif hale getirilmesi sürecinde, memeler yetersiz kalıyor.

Ancak doldurulmaları için yeterli işçi arı da mevcut olunca, fazladan silkelemiştik.

Boş durmasınlar diye de dün larva aktarıvermiştim.

Strafordaki mevcut daha çok olduğundan 3 memeye rahatça bakabiliyor.

Bu tür işlemlerde matematik devreye giriyor bazen.

Örnek verecek olursak, 1 kutuya 2 çerçeve arı silkeleniyor.

10 kutu için 20 çerçeve arıdan vazgeçmek gerekiyor.

Ayrıca meme yaptırmak için bir ana arı memesi üretim kovanına ihtiyaç var.

Bu zamanlarda 20 memeden fazla bakabilmesi de zor.

10 kutu / 20 meme için 1 kovan arı ve 20 çerçeve işçi arı.

Üstelik Mart ayında bu envantere kıyabilmek...

Kıyamazsak, aşağıdaki kafese koyacak ana arıyı bu tarihte rüyamızda görürüz.

Dün bölmeler yaparak anaları kafeste takmıştık.

Bir gecede çıkmaları için keklerini çok az koymuştum.

2 çerçeve arıya üstelik bu mevsimde ana kabul ettirmek çok daha kolay.

Tüm analar çıkmış ve geziyorlardı.

Bu tür bölmelerde katı besleme ile birlikte yapılan sıvı beslemenin faydası çok fazla.

Resimde de açıkça görülüyor ki sıvı besleme ürününü gözlere indirmişler bile.


Çıkanlı kapalı yavrulu çerçeve...

2 adet doğumu başlamış işçiler.

Ve çıkanların yerine ilk etapta sıvı besleme ürünü konulmuş.

Ayrıca arılar arasında besin transferi yapılıyor.

Yayıldıkça yayılıyoruz.



Çiftleştirme kutularımı daha da dağıttım. Kısa mesafeli koşu yapmak için zaman az kaldı.

Bu hava şartlarına rağmen planlamalarımızın 1 ay ilerisindeyiz.

Biz yapılması gereken ne varsa yapıyoruz ve yaptıktan sonra da hayırlısı diyoruz.

Şartları zorlayarak arılarınızın ilkbahar bakımlarını mutlaka yapınız.

En büyük risk şu günlerde, besinin bitme olasılığı.

Sıvı beslemenin yarattığı nem, arıların uçmaması ile daha da fazlalaşıyor. Şu anda sıvı besleme ile birlikte katı besleme uygun gibi görünüyor ki biz bu şekilde yapıyoruz.

Ayrıca sadece haftasonu bakım yapabilen bizler, sıvı beslemeyi haftasonu yapıyor ve hafta içini katı besleme ile devam ettiriyoruz.

Arı bazen çok kısa bir boşluk bulduğunda hemen polene yükleniyor. Bu az uçuş polen konusunda da sıkıntılar yaratabilir. Ancak koloniler az da olsa polen stoku yapmış durumdalar.

Dolu dolu bir arıcılık ile geçen haftasonunu daha tamamladık.

Karınca misali çalıştık ve çalışmaya devam etme azim ve kararlılığındayız.

Etiketler: , , , , ,

21 Mart 2009

Vadi Arıcılık Günlüğü

Yine bir haftasonuna daha erdik.
Artık bahar çalışmalarına daha fazla endeksleneceğiz.
Ancak havalar nedense, istikrarsız çizgide devam ediyor.
Her şeye rağmen ne yapılması gerekiyorsa yapmalıyız düşüncesi ile planlamalarımızı bu hafta uygulamaya çalıştık.
İlk konu ise, paylaşım amacıyla gelen bir mail ve eklentisine ait.

Konya ilinin Bozkır yaylalarında 150 yıl kadar önce karakovan arıcılığını yabani hayvanlardan korumak üzere yapılmış HANAY ismi verilen bu yapılardan ayakta kalmayı başarmış bir örnek.

Şu an karakovan arıcılığı olmadığı ve eskisi gibi yabani hayvan tehlikesi de olmadığı için kullanılmamakta imiş.

Daha uzun yıllar dokunulmadığı takdirde ayakta kalabileceği görünen yapı ile ilgili paylaşımı için Konya’dan Sn. Fatih Rıfkı ARI’ ya teşekkürlerimizle...


Hafta içi yağan kara rağmen zirvede kar azalmaya başladı.

Bu karlar eriyerek vadiye doğru akacak ve...

Planladığımız gibi.

Geçtiğimiz hafta boş strafor çiftleştirme kutularını arılandırma işlemlerine başlamıştık.

Henüz memelerde hazır olmadığından, arılandırma sonrası arıların terketmemesi için, faal olan analı diğer kutulardan 1 çerçeve yavrulu verilmesi yeterli oluyor.

1 hafta boyunca meme yaparak oyalanıyor.

Bugün bu memeleri kopararak yeni memeyi verdik.

Sonbaharda yaptığımız toplama işleminin, ilkbahardaki bölme versiyonuna bugün başladık.

Evet arı bölüyoruz.

Çok erken değil mi sorusu sorulabilir ama oğul davranışına tahammül edecek durumumuz yok.

Sadece haftasonu kontrolleri ile tutamayacağımız açıkça anlaşılıyor.

5 çerçevelik ruşetlerimiz bu anlamda çok güzel iş görecekler.

Sehpalarında yerleri ayarlanacak ve bölme işlemlerine başlanacak.




Sehpaların ebatları ile ilgili gelen sorularla birlikte, ek kullanım kolaylıklarını da anlatmalıyız.

Sehpa ebatlarını Yusuf abi yayınlayacak ki tasarım sorumlusunun görevidir bu tür açıklamalar.

Sehpaların kovanları yerden yüksekte tutmak ana görevleri zaten.

Ancak özellikle bölme yapılırken, kontroller yapılırken ve ana arılı çerçeveyi bulduktan sonra kovandan uzak tutup; daha rahat bölme ve kutulara silkme işlemleri için çerçeveleri araya rahatça koyabiliyoruz.

Çerçeveler böylelikle yere hiç değmiyor.


Memeler başladı artık, sonbahara kadar elimizden düşmez.

Kırmızı kafalar artık yerlerini yeşil kafalara bırakacaklar.

Bu yıl bala çalışsınlarda, sonbaharda çiftleştirme kutularını kışlatırlar.

Yavru çıkışları hız kazanmış, ancak kış arılarının mevcutları da dikkat çekici biçimde azalıyor.

Bölünmeye tabi tuttuğumuz bir koloninin bölünme sonrası durumu.

Bu koloniden bir kapalı ( Çıkanlı) yavrulu/arılı ve bir ballı arılı toplam 2 çerçeve alındı.

Çıkanlı kapalı yavrulu ne demektir?

Bu tür bölmelerde yavruya bakabilmeleri amaçlı, mümkün olduğu kadar doğumların başladığı kapalı yavrulu çerçeveler seçilmelidir.

Çünkü yeni çıkan gençler, kolonideki düzenin daha kolay kurulmasını ve yavrulu alanın rahatça korunmasını sağlarlar.

Bu da bölünmeye tabi tutuldu ve aynı teknikle 2 çerçevesi alındı.

1 çerçeve de bölmeye silkelendi.

Yoğunluk yine kontrol edilemez olduğundan, bir çerçeve de çiftleştirme kutularının arılarındırılmasında silkelendi.

Şu ana kadar gözlemim, strafor kovanlarda ilkbahar gelişimi daha iyi gözüküyor.

2 çerçeve olarak diğer kovandan bölünen arıların iç ve dışına ballı 2 çerçeve daha veriliyor ve 4 çerçeve haline getiriliyor ruşetler.

Kışın çiftleştirme kutularında kışlamış analar kafeslenerek tam ortaya veriliyor.

Yine sehpaların ekstra kullanım kolaylığını görüyoruz.

Arılandırma aslında ana arı yetiştirmenin en zor bölümü.

Çünkü, büyük kovanlarımızdaki arılar zayıf ise vay halimize.

Geçen yıl kullandığımız bidon, kışın açık arazide kaldığından bu yıl yenisi devrede.

Bidon ile silkelendiğinde arıların çoğunluğu kutu içerisine rahatlıkla düşüyor.

Tabi silkeleme öncesi yapılması gerekenler var.

Kek bölmelerinin bir tanesine kek dolduruluyor.

Diğer kek bölümünde strafor çay bardağı konuluyor.

Silkelenecek bölümdeki çerçeveler çıkarılıyor ve arılar silkeleniyor.

İlk ana doğana kadar, çift bölmeyi tek bölmeli şekilde kullanmak, tüm sezon boyunca sistemin dönmesini sağlayacak işçi arının yetişmesini sağlayacaktır.

Geçen hafta hazırladığımız memeleri verip, şurubu bardağa dolduruyoruz.

Strafor bardakta arılar rahatça alabiliyorlar.

Güçlü arılarla çalışmak her zaman avantajdır ki sizin her verdiğiniz talimata uyarlar.

Bir çok dökümanda arılandırmada, kutuların ağızlarının 3 gün süre ile kapatılması veya 5 km. den daha uzak yere götürülmesi tavsiye edilse de bizler hemen 5 metre götürüyoruz ve arılar terketmiyorlar.

Eğer vaktiniz ve fiziki durumlarınız müsait ise, uzaklaştırma işleminin avantajı tartışılmaz.

Ancak bu bizim yaptığımızın kesin doğru olduğu anlamını da taşımaz ki belki de çok basit tekniklerle ülkemizin bir çok köşesinde ne işlemler uygulanıyordur.

2 çerçeve arı silkelendiğinde, ilk etapta tarlacıların uçuşuna müsaade ediyoruz.

Eğer tarlacıların uçuşuna müsaade etmez ve sıvı beslemeyi de yaparsak, yağmaya davetiye çıkarırız.

Bu yeni analar doğup, çiftleştikten sonra en az 4 çerçeveyi yumurta ile doldurana kadar almayacağız.

Erken ilkbaharda ana arıların çiftleşme oranları özellikle vadide çok yüksek. Henüz arı kuşları da gelmediğinden tamamına yakını çiftleşebilirler.

Ancak aktif dönemde bu oran %50'lerde seyrediyor.

Erkek arı nerede sorusuna cevabı bizler biliyoruz ki bir çok kovanımızda erkek doğumları başlamıştı geçen hafta.

Ayrıca vadide sabit arıcılık yapan yerel arıcıların, çerçeveleri bozuk o kadar çok koloni var ki...

Akşam üzeri paydos sonrası kalınan kovan işaretleniyor.

Yarın kaldığımız yerden hem bölmeye hem de kutu arılandırmaya devam edeceğiz.

2 kovan alan sehpalar, 3 ruşet alıyor.

3 ruşette de analar kafeste ve bu gece çıkartırlar.

Bölme olayına bir eklenti olması düşüncesiyle 2 çerçeve bölünen kovandan, 1 çerçevede arı silkeleniyor ruşetlere.

Kısacası 2 çerçeve bölünüyor ama arı 3 çerçevelik arı veriliyor.

Bu tür bölmelerde ana arı kabul oranı da çok yüksek olmaktadır.

Bu analar yavrusunu kapayınca, yine sıkışanlardan takviye vererek kısa sürede toparlanacaklar.

Ahşap çiftleştirme kutularını arazinin ön bölümünde tutuyorum.

Böylelikle yayıldıkça yayılıyoruz.



Kayısı nihayet açtı.

Geçen yıl aynı kayısı 15 Mart'ta açmıştı.

Tam bir hafta geç kaldı.

Geçen yıl 29 Mart'ta Dağ güzeli operasyonunu başlatmıştık ve arının mevcudu vay be dedirtmişti.

Ancak bu yıl gelecek hafta itibarıyla vay be dedirtecek koloni sayısı yüzlerce olarak ifade edilebilecek.

Genel anlamda neler yaptık?

  • Sıvı beslemeye devam edildi.
  • Katı beslemede bitenlere ikmaller yenilendi.
  • Varroaya karşı yarım doz daha Perizin yapıldı. Kolonilerimizde varroa hasarı gözükmese de vadi arı yoğunluğu gittikçe artıyor. Dolayısı ile uzun süreli etki gösteren sistematik ilaç kullanma kararı verildi.
  • Bölmeler yapıldı.
  • Çiftleştirme kutuları arılandırıldı.

Bugün o kadar çok koşturmuşuz ki, yarın sabah saat 07:00'daki içtimaya nasıl yetişiriz bilmiyorum.

İş çok olunca medya işleri aksıyor. Bölmelerde ana arıların kafesle nasıl verildiğine dair fotoğrafları kısmetse yarın çeker, yayınlarız.

Etiketler: , , , , ,

14 Mart 2009

Arıcılık ve Doğa İle Mücadele


İç Anadolu'da arıcılık yapmak, demir leblebi yutmaktır diyen bir arıcı büyüğümüz ne kadar da haklıymış.


Vadiye gitmek üzere hazırlandığımız bu sabah manzara daha şehirde iken böyle, kimbilir neler olacak?


Ne de olsa doğa ile mücadele değil midir yaşamımız?

Öyle ise, yola çıkmalı.



Vadiye gidişlerde genellikle genel içtima Birol abinin evde oluyor.

Araba sesini duyan DAFİ ve arkadaşları çıldırıyor.


Üstelik kar atıştırınca da ava gideceklerini sanıyorlar.


Arıcılığa bulaşan avcının köpeği olmaktansa...



Yine beklenen bir hava. Yağış devam ediyor ve olabilecek en kötü zemin.

Arılara gidiyoruz ama dağı aşmak zorundayız.


Dağı aşmadan vadiye gitmenin başka çaresi yok.



Bu bölgede Temmuz aylarında polen üretimine hız verilecek.

Polen yağıyor aslında.


Vadiye yaklaşınca ise, kötü görüntüler.

Kar değen çiçeğin tutma şansı maalesef yok denecek kadar az.


Bu ağacın şanssızlığı az yukarıda olması ki 1 km. sonra kar bitiyor.


Vadiye inerken Yusuf abinin cep telefonu çaldı ve bir yer tarif edildi.

Tarif edilen yer her hafta geçerken bu arılar kimin acaba dediğimiz yere aitti.


Yusuf abinin daha önce görüştüğü Eskişehirli arıcılardan Sn. Habil Talan geçerken uğrayın demiş, uğradık ve hacı yine uçuyor.


Geçtiğimiz günlerde yayınladığımız Küplü deresinin aşırı çoğalması sebebiyle küçük köprülerde hasara yol açmış.


Biz Habil beyi tanımıyorduk ama durun dedi isimlerinizi söyleyeyim.


Sizleri tanıyorum ben.


Halil, Erol ve Birol.


Bu tür ilk karşılaşmalar genelde bu enstantane ile olmaya başladı.


Uzaktan bakılınca kovanların imal edildiği maddenin ne olduğunu anlamakta zorlanılıyor.

Yakından bakınca öğrendik ki strafor imiş kovanlar ve Habil bey kendisi imal ediyormuş.



Yaptığı uygulamalar hakkında bilgi alışverişi yapılıyor.


Yusuf abiden yapılması gerekenler listesi naklen yayınlanıyor.


Ön havalandırması...



Kovanlar üstelik polenlikli.



Elektronik bilgisinin arıcılığa uyarlanışı...


Malum ayı güzergahında arıların bulunduğu yer.


Bunun için ise, lazer arılığın çevresinde dolaştırılıyor ve ayıcık geçip devreyi kestiğinde sisteme bağlı radyoda "Yurttan Sesler" programının o andaki şarkısı fonda çalmaya başlıyor.


Radyo haricindeki diğer ritmik sesler ayıcıklara fayda etmiyormuş.


Artık vadideyiz.

Nevzat abi arazisinde tarlalarını sürüyordu ki ilk önce ıspanak tarlasına girdi.


Ispanaklara yazık olmadan toplamak lazım.


Daha sonra diğer çok otlu olan bölgeyi sürdü. Geçen yıl çok güzel çiçek açmıştı orası...


Dağda kar olunca, olay vadiyi de etkiliyor. Hava bazen çok güzel oluyor, 15 dakika sonra atıştırıyor.

Ana arılara yardımcı olmak üzere yavrulu alanları çerçeve hareketleri ile düzenlememiz lazım ama bu sezon daha başlayamadık hiç bu çalışmaya.



Yavru alanları kemerler küçültülerek, büyütülüyor.


Çerçevenin alt çıtasında bu tür bekleşmeler pek hayra alamet değil ama...


Yavrulu çerçeve sayısı 5'e ulaştı.


Kadrolar idare eder.



Besleme kutuları devreye girdiğinden ve bu kovan 10 çerçeveli olduğundan keki koyacak yer yok. Çerçeve üzerine kek vermiyoruz. Eğer 10 çerçeveye ulaşmadı ise, kekleri bölme tahtası arkasına atıyoruz. Bende bu kovanda arka kısımdan bir hol açıvermiş, poşeti delip, keki ters çevirivermiştim.

Oyma işlemleri hafta içi devam etmiş.



Birol abi de terazi işlerini de kontrollerle birlikte sürdürüyor.


Bu terazi işlemi sıvı besleme yapıldığında büyük avantaj sağlıyor.



Erol abinin koloniler kontrol ediliyor ve hesaplar yapılıyor.


"Ya 5 kata ya dala."


Ancak ilginç bir görüntü var bu resimde.


Zaten fark ayrıntılarda saklıdır.


Benim arıların oğul vereceği konusu geçen hafta Nevzat abinin de bulunduğu köy kahvesindeki sohbette geçmiş ve Yusuf abi, kanaletin üstüne diz boş kovanları Nevzat abi demişti.


Kanalet üzerinde bir boş kovan yerini almış bile.




Sabah arabadaki oylama konusu hangi arıdan larva alınacağı idi.

Muğla/Kafkas/Dağ Güzeli/Eskişehir yerlisi


Bu ırkların anaç kolonileri elimizde mevcut.


Oylama sonucu Kafkasa karar verildi.


Ekipteki herkeste saf kafkas mevcut. Peki hangisinden alacağız?


Bunun için bir çok veri takip ediliyor.




  • İşçi arıların iriliği


  • İşçi arıların birbirlerine benzerliği(Karışık işçi olmaması)


  • Yavru alanı düzgünlüğü


  • Sakinliği


  • Daha önceki üretilmiş anaların performansları


  • Ana arının görüntüsü


  • Bal stok durumu


  • Kışa giriş ve kıştan çıkış kadrosu

Yusuf abi ve Erol abi larva aktarıyor ve Birol abi ile ben önceden hazırlanmış ana arı memesi üretim kolonilerine veriyoruz ana arı memesi olacak larvaları.



Klasik ve en kolay yöntemle yapıyoruz.

Ana arısını ve kapalı yavruları 2 çerçeve ile alıyoruz başka boş bir ruşete.


Diğer tüm yavruları arısız olarak güçlülere veriyoruz ve sadece 2-3 ballı çerçeve bırakıyoruz.


Larvaları verip, sıvı ve katı beslemeye tabi tutuyoruz.


Geçtiğimiz hafta Birol abinin kovanlarını aktarırken, 10 çerçeveli bir kovanda kek besleme kutusunda bırakılmıştı.

Dolayısı ile arının geçebilmesi için orta bölme de takılmamıştı.


Geçen hafta kek arkasından sıvı besleme de yapılmıştı.


Bu hafta yine kek üstü sıvı verildi.



Ana arı çiftleştirme kutularını da artık doldurma zamanı.

Fleksiglas ile rahatça izleme yapılabiliyor. Ayrıca sıvı besleme yapmak üzere arka bölümde delikler var ve şırınga ile dolum yapılabiliyor.





Artık dönüş yolundayız ama yine kar bastırdı.

Rampadan çıkan bir araç olduğundan biz zirvede bekledik rahatça çıksınlar diye.


Ama yardıma ihtiyacı var gibi.


Kontak kapatıp, beklemeye geçmişti ama.



Kendi yolunu kendin aç parolası ile karlı bir gecede yola devam ediyoruz.

Kar yağışı hala devam ediyor.


Demir leblebiyi, yemeninde bir yolu elbette vardır.

Etiketler: , , , , ,

11 Mart 2009

TEMA ve Damızlık Saf Kafkas Ana Arı

27 Ocak 2009 tarihinde Eskişehir'e uğrayan TEMA Pazarlamadan Sorumlu Yetkilisi Sn. Davut Avcı ve Teknik İşlerden Sorumlu Müdür Yardımcısı Sn. Mehmet Ceylan ile tanışma ve sohbet etme imkanı bulmuştuk. Geleceğe yönelik bazı illerde bilgilendirme seminerleri yapılacağı konusu da sohbetin içerisinde geçmişti.

Bu seminer Eskişehir'de 11 Mart 2009 Çarşamba tarihi itibarıyla gerçekleştirildi.
Hafta içi olmasına rağmen seminer tarihini önceden öğrenme imkanımız olduğundan tüm çalışmalarımızı seminere katılmak üzerine planladık.
Saat 10:00'da Eskişehir Ziraat Odası Toplantı salonunda başlayacak seminere biraz erkende olsa katıldık.

Toplantı salonunda hazırlık yapan Sn. Ahmet İnci ile 2 gözlü çiftleştirme kutuları ile ilgili sohbet etme imkanı bulduk.

Kullanımda gördüğümüz küçük aksaklıkları ve geliştirilmesi için küçük katkılarımızı kendilerine iletme imkanı bulduk.

Açılış ve seminerden hedeflenenler Sn. Ahmet İnci tarafından açıklanarak seminer başladı.

Daha önce duyduğum ama kesinleşmediğinden emin olamadığımız bir konuyu öğrendik.

Eskişehir'de Bal Üretici Birliği kuruluş çalışmaları yapıldığını ve yakın bir zamanda faaliyete başlayacağını Sn. Ahmet Şafak'tan öğrendik.

Daha sonra Eskişehir İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sn. Yusuf Çengel kürsüye geldiler.

Gelecekte TEMA ekibi ile yapılacak olan çalışmalarda koordinenin İl Birliği tarafından kurulması gerektiği konusunu vurguladılar.

Eskişehir Tarım İl Müdürü Sn. Mevlüt Gümüş ise, ilimizde yapılan arıcılık, gıda güvenliği ve ilaç kullanımları ile ilgili konularda açıklamalar yaptılar.

Artık konuya geçme zamanıydı.

TEMA Teknik İşlerden Sorumlu Müdür Yardımcısı Sn. Mehmet Ceylan tarafından Damızlık Saf Kafkas Ana Arı ve Organik Bal Üretimi konusunda sunum gerçekleştirdiler.

Ayrıca Artvin/Borçka Camili'de yapılan çalışmalardan bir kesit sundular.

Haftaiçi ve mesai saatleri olmasına rağmen salon yetersiz kaldı.

Eskişehir arıcılarının benzeri etkinliklere gösterdiği ilgi ise aslında araştırılması gereken başka bir unsur.

Davetliler arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Engin KINACI'da bulunuyordu.

Sunum bittikten sonra Sn. Ahmet İnci tarafından sektörün tüm dalları ile ilgili açıklamalarda ve bilgilendirmelerde bulunuldu.

Akademi dünyasının arıcılığa ilgili olması sevindirici.

Seminerin en güzel bölümü diyebileceğimiz diyaloglar Sn. Ahmet İnci ve Sn. Engin Kınacı arasında geçti ki konu çok ilginçti.

GDO'lu ürünler ve tabi ki arıların beslenmesinde kullanılan GDO'lu mısırdan üretilmiş tatlandırıcıların arı ölümlerine sebep olduğu konusunun bilimsel dayanağı olmamasına rağmen, şu ana kadar en güçlü faktör olduğu konusu işlendi.

Sn. Kınacı tarafından, GDO'lu ürünler ilgili ve arıcılara yönelik yaptığı uyarılar ise, alkışı hak edecek türdendi.

Eğer söyledikleri gerçekleşiyorsa ki veriler gerçekleştiğini gösteriyor, bizler bedavaya yaşıyoruz.

Etiketler: , ,

08 Mart 2009

Zincir, En Zayıf Halkası Kadar Güçlüdür.

Geçtiğimiz haftasonuna ait görüntüleri Birol abinin blogunda yayınlanan kar manzaralı ev resmi ile başlayalım.

Geçtiğimiz yıl, Birol abinin arılarını bu köyden alırken yaşadığımız karlı manzaralar sonrası, ben bir iddiada bulunmuştum. Merak etme gelecek yıl bu kadar kar olmaz burada demiştim.

Ancak dediğimiz tarihte manzara böyle idi.

Yazdık tecrübe hanesine...

Dün bahsettiğimiz muhtarın ne kadar haklı olduğunu görmek adına...

Muhtar bu köyün muhtarı ve geçtiğimiz hafta köydeki kar ve...

Bu sabah durumu.

Birol abinin arkadaşının dağ evinin bahçesinde bulunan 2 koloniyi vadiye indirdik.

Ben demiştim bu kadar kar olmaz diye...

İşte buyurun, lodos 1 hafta geç kaldı sadece.

Kolonileri aldık ve aynı köydeki Birol abinin geçtiğimiz yıl kışladığı arılığın görüntüleri.

Artık toprak o kadar doymuş ki, suyu emmiyor bile.

Bu yıl Temmuz'da bu suyun faydasının olup olmadığını test etme imkanı bulabiliriz hep birlikte.

Sadece "ayı" ile ilgili soru işaretleri var ama tedbirlerin bugünlerde alınmaya başlaması sevindirici.

Doğru vadinin yolunu tutma zamanı...

Mayıslar kahvede molada sohbet yine arıcılık ve planlamalar.

Yusuf abi planlamalar ile ilgili görüşlerini paylaşıyor ve karşılıklı görüşler alınıyor.

İş geldi çattı çok bıçak sırtı konulara.

Dedik buyurun size sözleşme...

Söz uçar, yazı kalır...

(Yusuf abi kendisi yazdı bu sözleşmeyi ve imzaladı, o esnada vadide katlı kolonisi olduğunu unuttu.)

Sözleşme

İşbu sözleşme 3 maddedir.

1. Arılar 10 çıta çıkacak.

2. Fazlası alınacak.

3. Nisan sonu vadide koloni kalmayacak.

(Fazlası alınacak olayı klasik bir açık bizim için.)

Kahvede Birol abi bana 1 sehpanı alayım da dağdan indirdiklerimizi koyayım.

Dedim alırsın oradan ne olacak ki.

15 taneden 3 tane kaldı dünden nasılsa.

Ancak işin rengi farklı imiş.

Dün yaptığım yayında ilk etapta 15 tane yaptırmıştık ve 10 tane daha gelecek günlerde gelecekti demiştik.

Ancak usta 25 taneyi bitirince, nasılsa alacağız ya hepsini benim için almış Yusuf abi ve benim arıların yanına da indirmişler.

Dün bende neden benim arıların yanında duruyorlar diyordum.

Eeee o zaman hemen kırmızıya boyamalıyım.

Sehpalar 25 oldu...

Tam bir bahar havasını, dün akşamüstü yaşadığımız fırtına ve yağmur sonrası hissetmek çok daha hoş.

Bugün Yusuf abinin kovanları aktarılacak ve işin ana özeti bu ama fark ayrıntılarda gizli her zaman olduğu gibi.

Ben, Erol abi ve Birol abi aktarma işine bakıyoruz ama Yusuf abi piyasada yok.

İlk başlarda rahatı çok güzeldi ama biz kendi aramızda yakında kayışı atar diye mırıldanıyoruz.

Kolay iş değil.

70 kovan tek tek spatula ile kazınacak.

Polenlikleri temizlenecek.

Kovan içleri yıkanarak, nemli bezle silinecek.

O bırakıverse, biz çoktan kayışı atmış olacağız.


Aktarma yapılınca, eski kovanın dibinde kalanları da yere silkeliyoruz.

Ancak bu arkadaşlar genelde genç işçiler olunca ve hiç uçmadıklarından kovanlarını bilemiyorlar.

O zaman çiftleştirme kutularından boş olanlar doldurulsun bari.


Kovanlar temizlenip dururlar kendi kendilerine.

Yusuf abi çaktırmadan dinleniyor.

Genç işçiler o kadar güzel toplanıyorlar ki.

Toplam 4 adet çiftleştirme kutusu arılandırıldı.

Kovanlar pırıl pırıl oluyor bu şekilde.

Tabi ki bu kovanlar ahşap değiller.

Erkekler, volta atmaya başladılar vadide.

Bir şeyler demek istiyorlar gibi ama.

Ahanda.

Dün fırtına öncesi aktarılan larvalar. Üstelik fırtınada takla atmışlardı.


Çok güçlenen çiftleştirme kutuları ilk etapta bu tür küçük operasyonlara cevabı rahatlıkla verebiliyor.


Bende dün yarım kalan kontrollerime devam ettim.

Zincirin halkaları çok önemli ki zayıf halkalar pıtır pıtır kopunca diğer sağlam halkaların pek önemi kalmıyor.


33 ensesinde yapışık halde gezen arkadaş...

Pek yoldaşı da kalmadı gibi.

Ancak eğer hala hayattalarsa diğer yoldaşlarının durumlarını da görürüz bakalım.

Arıcılıkta göz aldanması denilen olaylar o kadar çoktur ki.

Ancak çerçeve hesabı devreye girince göz aldanması biter.

Bahara güçlü çıkmanın gereklerini yerine getirmekte karşılaşılan zorluklar...

Finalde ulaşılacak başarı ve vereceği haz...

Genellikle bu erken dönemde güçlü kolonileri ana arıya bağlamak gibi bir yanlış algılamamız da var nedense.

Gerçi olmadık şeylere de bağlarız ve herkes bir bilinmeyenin peşinden koşar.

Ne zamana kadar?

Zaman her şeyin ilacıdır.

Ana arı etkili ancak sadece bir çok faktörden sadece birisi.

Ancak değişik ana arılarla kışlamış ve eşit güçte çok koloni mevcut vadideki arılıklarımızda.

Açlıktan arıların öldüğü bu alemde, ne denilse boş.

Bu ana arı da dağ güzeli.

Faktörleri tüm detayları ile incelemek lazım aslında.

Kışlamada tüketilen bal miktarı 2 farklı ırkta takip edildiğinde önemli midir?

Kış tüketimi yüksek olan ırklar, bu ülkede erken baharda ölümlerle karşılaşıyorlar.

Dağ güzeli bal kemerine kadar dayamış yumurtlama faaliyetini.

Ve yumurtlama faaliyetinin devamı için arının bal yemesi gerekiyor.

Bir tarafta yaşam için bal ihtiyacı var iken, bir tarafta yumurtlama için bal yeme gerekliliği.

Geçtiğimiz hafta, yerdeki çiçeği çekerken yakalanmıştık.

Ancak buyurun işte.

Bunlar benim kovanlara çok benziyor ama.

Televizyona çıkmak gibi bir şey.

(Son günlerde bir TV reklamındaki incelik)

Yusuf abi de kovana çıkmış.

Ben arıya kat atmamıştım ama.

Akşam üstü şöyle bir dolanırken, paylaşım adına güzel bir resim çektik.

Bir hafta boyunca kontrol imkanı bulamayacağız ya...

Uçuş deliklerinin büyük bir bölümü sert straforlarla kapatılıyor. Eğer arı açma ihtiyacı duyarsa 2-3 günde gerekeni yapıyor.

Dün ve bugün yapılması gerekenler hanesine neler yazdık?

  • Arıların kovanları değiştirildi.
  • Ana arıların varlığı görüldü.
  • Yumurtlama faaliyeti ve arılı çerçeve sayıları kayıt altına alındı.
  • Bal varlığı kontrol edildi. Gerektiği hallerde dengelendi.
  • Koyu sıvı beslemeye başlandı.
  • Katı beslemeye, sıvı besleme sürekliliğini sağlayamadığımızdan devam edilmekte.
  • Varroa için Perizin yapıldı.
  • Yine varroa için 1 ay önce verilen Flumetrinler yenilendi.

Bu kadar yorgun olduğuma göre daha bir çok iş yapmış olmalıyız sanırım.

Ve günün finalinde ıspanak.

Bugünden yarına söylenecek şeyler vardır elbette.

Bugün karşımıza çıkan görüntüler bugünün sonuçları değildir.

Geçtiğimiz Ramazan ayında iftar saatine kıl payı yetişmek adına, arılarımızın sonbahar beslemelerini üstelik "klasik" yöntemlerle yapmış ve kışlama öncesi koloni güçlendirmeleri yapmıştık.

Ayrıca iyi bir varroa mücadelesi ile hem kışa güçlü, sağlıklı ve genç işçilerle girmiştik.

Şimdi bunun keyfini sürme zamanıdır.

Son söz olarak;

Siz siz olun, zincirinizin tüm halkalarını kontrol ediniz.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

07 Mart 2009

Bugün Hızımızı Yağmur Kesti.

Hafta sonunu iple çekmeye başladığımız günler gelince, sabah idmanına daha bir hazır hissediyor insan kendisini.

Birol abinin biten polen diplikli kovanları boyandı ve devreye girmek üzere vadiye yola çıkmaya hazırlanıyorlar.

Yerdeki sehpalardan 15 tanesi de benim. Ortopedi doktoru eğilmek omuriliğe zarar verir dedi ki bunun için sehpa almalısın diye reçete yazdı ve aldık.

10 tane daha şu anda yapım aşamasında.

Birol abi hazırlıklara başlamış anlaşılan.

Zamanıdır zamanı diye sayıklıyordu.

Daha sonra Erol abinin de kovanlarını yükledik.

Herkes kovan yapıyor ya, bu dalga bizi ne zaman yakalar bakalım.

Biz Erol abi ile erken yola çıktık ve vadiye inişte tahmin ettiğimiz görüntüleri görmeye mola verdik.

Hafta arası esen lodos ile eriyen karların yaratacağı derelerin çoğalmasını görmeliydik.

Sohbette öğrendiğim ilginç bir anektod.

Yüksekteki köylerden birinin muhtarı, geçtiğimiz günlerde sızlanıyormuş.

"Kar bize yağdı, faydası aşağıdaki köylere olacak, suyumuz akıp gidiyor" diyormuş.

Birol abi de çözümü bulmuş.

"Baraj yapıver o zaman."

Küçücük bir derecik olan Küplü deresi.

Bu bölgeden daha önceki yıllarda da bir çok kez geçtim ama en yoğun olarak bugün gördük.


Su akıyor ve Erol abi ise köprüden bakıyor.

Biz molayı verince, kaplumbağa geçti bizi.

Bu görüntüler önümüzde görünürken Erol abi ile hesap yapıyorduk.

Toplam 5 araba oldu vadideki eşyamız diye.

Cuma akşamı, biraz kendimden biraz da dayımın getirdiği balmumlarını Uzman arıcılığa götürüp, teslim ettim.

Zamanı geldiğinde kılavuz peteklerimizi alacağız.

Orada gerçekleşen ilginç bir diyalogta gülümseten tarzda.

Beni tanıyan ve tanımayan arkadaşlar ortamda sohbettelerdi.

Bir arkadaş dedi ki, vadide neredesiniz?

Hasan abi sessizce...

"Holding'ten dedi."

Evet kovanların aktarılması ve durumların tespit zamanı.

Bu tür yeni kovanların varlığı bu iş için biçilmiş kaftan.

Bende sehpaları dizmeye başladım ki bir an önce kaldındırmak lazım.


Bir yere kadar dil çalışacak ama bir yerden sonra görüntüler konuşacak.

Birol abi ile Erol abinin kovanlar aktarılıyor.

Ölecek arının yaşayacağı gelir.


Yavru alanlarında ise kemerler de azalmalar mevcut.

Yeni yaptırılan numaralarda yeni kovanlarla birlikte devrede.

Öğleden sonra hava kapamaya başlayınca, Yusuf abiye göre hava hoşmuş.

Geçiririz kafaya sıfır kovanı tamamdır diyor.

Bu esnada sehpalar devrede...


Öğleden sonra bir polen furyası başladı ve kısa sürdü.

Neler göreceğiz daha...

Erol abi kovan örtü tahtalarını yeni yaptı.

Bir üçgen parçayı da sabitlemiş örtü tahtasına .

Abi bu ne beee.

Görürsün birazdan.

Besleme kutusunun altındaki boşluğa giriyor ve besleme kutusu hiç kıpırdamıyor bile.

Taşımada da, beslemede de büyük kolaylık.

Arı sayısının artma hızını hesaplarken, geçen yıl ile kıyas yapmak gerektiğinden, benim hesaplara göre Nisan başında koşmaları gerekiyordu.

Mart başında koşmaya başladılar ya Nisan ayını düşünemiyorum bile.

Birol abi hele biraz sakin.

Minimum ve maksimum sıcaklık değerlerini takip etme şansımız mevcut.

Geçtiğimiz hafta vadide yaşanan sıcaklık farkı bir hayli fazla.

Minimum 1 C, maksimum 23 C olmuş.

Yüksek sıcaklığı gördüklerinde polen stoklarını doldurmaya başlamışlar.


Bu çerçeveye yavru atmaya kalkacak arının işi bir hayli zor.

Bu kadar balı yiyeceksin, yavru alanı açacaksın.


Her şey sütliman mı?

Bazen işler istendiği gibi gelişmese de sürprizlere hazırlıklı olanların finalinin genellikle iyi olduğunu biliriz.

Ana arısı olmayan zayıflamış bir koloni.

Ne olacak ki, kap gel bir çiftleştirme kutusu.

Anası, arıları ve yavrulu çerçeveleri hemen diğer koloninin uygun yerine...

Akşam üstü bir fırtına ki inanılmaz.

Aslında süper görüntüler vardı ama bende ancak toplanabildim ki fırsat bulamadık.

Sehpaların ayaklarını da kızarttım. Ne olur ne olmaz dermişim.

Bugün bende arılarımın yarısının işini bitirebildim.

Yarına hayırlısı ama yolda yağan yağmur böyle devam ederse işimiz çok zor.

Etiketler: , , , , , ,

01 Mart 2009

Arıcılık ve Farklı Uygulamalar


Arıcılık ve farklı uygulamalar başlığı altında güzel bir günde yaşanan arıcılık etkinliğini paylaşacağız.


Dünyadaki hiç bir arı ailesinin birbirine eşit olmadığı bir alemde, arıcıların standart uygulamaları olmasını beklemek ne kadar doğru olabilir?


Farklı uygulamaların olması, finalde dersler çıkarılması açısından hepimize referanslar teşkil edecektir.


Haydi biz belki de başarısız olacağımız uygulamalarımıza bakalım.

Cumartesi günü hava şartlarının daha kötü olabileceği düşüncesi ile bu hafta vadiye Pazar günü gitmeyi planladık.


Erol abinin minibüs artık devrede.

Minibüs kaldıracağız demiştik ya.

Hava şartları hafta içi Perşembe günü yağan karla birlikte dağda daha da ağırlaşmış.

Şurada 1-2 yıl sonra arasak bulamayız. O zaman tadını çıkaralım.

Geçtiğimiz yıl Birol abinin arılarını kar altından çıkarırken, merak etme gelecek yıl bu tarihlerde kar olmaz demiştik.

Tarih aynen 01 Mart idi ve aynı tarihte kar yok dermişim.

Kar vadiye doğru inmiş.

Sabah saatleri olduğundan yolda şartlar pek uygun değil.

Bölgede yaşadıkça, karda araba kullanma tekniklerini geliştirebiliyorsunuz.

Farkında olmadan bazı öğretiler yerleşiyor bünyenize.

Vadide kar yağmış. Evet uzun yıllardan sonra ilk defa kar yağmış.

Ancak hemen erimiş ve bugün sabah atıştıran yağmur bizleri karşıladı.

Arılıktayız ve atıştırma devam ediyor.

Hemen arka planda kar iyice vadiye yaklaşmış görünüyor.

Geçtiğimiz yıl Hayyam abi, bizlere Ankara'dan ziyarete geldiğinde Yusuf abiye tek gözlü bir çiftleştirme kutusu getirmişti.

Yusuf abi daha ilk günden ölür o ölür demeye başlamıştı.

Hatta yapılacak bütün kötülükler yapıldıkça, o yaşamaya devam ediyordu.

Ancak artık öldü.

Neden mi?

Vadiye indirip, diğer çiftleştirme kutusuna aktarılacaktı.

Ancak hava soğuyunca bırakıldı ama uçuş deliğini açmak gerekmez miydi?

Yusuf abi sakince;

"Ölür demiştim."


Ve ilk iş uçuş tahtalarından teşhisler.

İşaretlenen kovanlar kontrol edilecek.


Çiftleştirme kutularındaki yedek analar.

İnci Çiftleştirme kutularına modernizasyon yaptık.

Gelecek günlerde Eskişehir'e geldiklerinde görürlerse belki de değiştirirler.

3 mm. Flexiglass ile her iki bölme kapatılıyor.

Ayrıca kek bölmesine konulan strafor bardaklara sıvı besleme için şırınga ucuna uygun 4 mm. delikler açıldı.

Nem yapmış ama...

Bu nemi duralitler var ikende yapıyordu.

Ancak yavrulama faaliyetinin artması ile kuluçka sıcaklığı artınca nem oluşması doğal bir sonuç.

Beyaz giyme iz olur, siyah giyme söz olur.

Bir tane arı yanlışlıkla yanından geçti.

Savunma şart.

Artık çadır kurma zamanıdır.

Ancak öncelikle tesviye.

Tesviye mezunu olan foto çeker, ama motor mezunları kazar.


Çadırımız yeni yerinde kullanıma hazır.

Köyümüze su geliyor.

Köylere Su Götürme Birlikleri kurulmuş olan ülkemizde, arılığa su götürme işi de bize kalıyor.

Birol abi hemen arılarının arkasına kurdu ve anlayıp dinleyene kadar bitti.

Yusuf abi çadıra uzak kaldı ve sesini çıkarmadı.

Acaba çadır uzak olunca mı iyi yoksa yakın olunca mı?

Optimum uzaklık her zaman iyidir. Ben ortadayım nasılsa.


Bir çuval indirdik arabadan Birol abiye ait.

Poşet içinde hazırlanmış kekler.

Bu hafta için keklerle ilgili durumlar nedir anlatmaya da çalışacağız.

Vadide hava henüz ısınmadı. Ancak yine de çiçeklenme başlıyor. Bu fotoyu çekerken yaşadığımız enstantaneyi çeken magazin muhabirleri vardı.

Muhtemelen bir yerlerde yayınlanır.

Çadır artık tamamen devrede.


Hava şartları öğle saatlerinde düzelince hemen küçük kutuların kontrollerini yaptık.

Yavrulama faaliyeti başlamış ve bal stokları iyice azalmış.

Çift besleme kutusu verdik.

Birisine kek, diğerine sulandırılmış bal verdik.

Yakında kışlatılmış yedek anaların ne işe yarayacağını hep birlikte göreceğiz.

Benim kutuların işi bitince komşulara bir uğrayalım dedik.

Birol abi ve Erol abi kutularını kontrol ediyorlar.

Birol abi yine dalak temizleme harekatı yapıyor.


Güneş kendini gösterince geri plandaki karlı dağlara aldırmadan uçuşlar hızlandı ve az da olsa polen toplama davranışı gözlemlendi.

Geçtiğimiz hafta verdiğimiz 1/2 kg. keklerin 1/10 bile tüketilmemiş. Çünkü hava şartları salkımı fazla bozabilecek düzeyde olmamış.

Ancak yaptığımız bir kaç kovan kontrolünde 1 hafta içinde müthiş bal tüketimi olmuş.

Kek tepelerinde besleme kutularında ama balları yiyerek yavru alanı açılmış.

Bu durum kuluçka alanının artması ile kovan içi sıcaklığını iyice arttırmış. Dolayısı ile nem oranı hemen hemen bütün kovanlarda yükselmiş.

Eğer bu haftadaki gibi tüketime devam ederlerse ve kontrol elden kaçırılırsa açlık tehlikesi baş gösterebilir.

Vadide kışlayanların sendromunu bu yıl çok daha iyi gözlemliyoruz.

Dağ güzelini aldığımız Mustafa Dedenin sözü hep kulaklarımızda.

"Datlısını gitsin bulsun."

Sabah uçuş tahtasında erişkin hasarlı ölüler olan ve kontrol edilmesi gereken Erol abiye ait kovanı kontrol ederken folluk arayanlara rastladık.


Evet varroa hasarlı kanatsız bir kaç arı görüldü.

Bu yıl erken yavrulama faaliyetleri başladığından varroa mücadelesini erken başlatamayanlar yılı olarak tarihe geçebilir.

Erol abinin yerli arıları belki de çok daha erken yavrulama faaliyetlerine başlamış olmalı ki, o tarihlerde varroa mücadelesi yapmak gerçekten çok zordu.

Bugün artık açığı kapatmak adına yine hava şartlarına uygun ilaçlama yaptık.

Bunu da az sonra paylşacağız.

Geçtiğimiz yıl Yusuf abi çiftleştirme kutularına meme vermek için hazırlık yaptığından kutulardaki anaları dağıtıma tabi tutmuştu.

Bana da Eskişehir yerlisi arıların anası düşmüştü.

Bugün bakalım dedik ki...

Biraz aşılama faaliyeti yüksek ama kadroya bakılınca, haftaya bölmek gerekiyor.

Yoksa dalda oğul hikayelerine, hikaye kahramanı olabiliriz.

Geçen hafta kolaçan faaliyetinde buralarda bir yerlerde su hortumu parçası görmüştüm.

Ne yapacağız peki?

Bu hafta eğer hava şartları uygun olsaydı Perizin uygulamasına tabi tutacaktık. Ancak malum şartlar dolayısı ile yarım doz Amitraz uyguladık.

Körük ağzına takılan hortumla 5 körük verdik her kovana.

İhtiyaç sahiplerine teşvik kapsamında...


İlginç durumları farklı kolonileri kontrol ettikçe görebiliyoruz.

Vadide geçen yıl 2 koloni oluşturup, Nevzat abiye bırakmıştık.

Vadide kışladılar ve yavru faaliyetleri had safhada.

Bal stoğu bitmek üzere derken neredeyse bitmiş.

Hatta keki de bitmiş ve biz takviye verdik sabah saatlerinde.

Öğlen bir bakalım dedik ve...

Atasözlerinden seçmeleri her zaman kullanmak fırsatı doğuyor.

Sol tarafta görülen ıspanak tarlasından haftalık istihkaklarımızı aldıktan sonra tam bölgeden ayırılırken, Birol abi kayıtlarını unuttuğunu hatırladı.

Yürü bakalım...




Mayıslar kahvede çay içmeye hazırlanırken, yolda Hüseyin Kamil Ünlüler abi ile karşılaştık ve sohbete kahvede devam ettik.


Dönüşte orman içerisinde tırtıllar için oluşturulmuş bir düzenek dikkatimizi çekti.

Tırtıllar acaip faaliyetteler.


Dönüşte harika görüntüler günü yorgunluğunu atmamıza vesile oldu.


Vadide güzel bir gün ve arılarımızın durumlarını konuşa konuşa bugünü bitirdik.

Etiketler: , , , , , , , ,