29 Haziran 2009

Dağda Yerimizi Aldık.

İlk bal hasadı sonrası, ekibin konuşlandığı bölge olan Tandır köyüne nakil planlaması yapıldı.
Bölgeye gidişte öncelikle hedef ürün polen.
Tavşanak, Laden gülü, Pirnal, Pamukçuk vb. yerel isimlerle anılan bir bitkiden gelen polen ile bu yıl ilk kez çalışacağız.
Bal akımının da olacağı geçmiş yıllar kayıtlarına göre soru işaretleri içerse de genel düşüncemiz olacağı yönünde.
Geçtiğimiz yıllarda bugünlerde bal akımının başlaması gerekirken bu akımın gecikmesi, bugünlerde alınan yerel yağışlara da bağlanabilir.
Önemli avantajlardan birisi de artık kolonilerin petek kabartma misyonlarına son verdik.
Kayıtları incelediğimde biraz da haksızlık ediyoruz kolonilere.
20 bala yönlendirilmiş koloni toplam 260 petek kabartmış.
Bazı ırklarda bu sayı koloni başına 20 adeti dahi buldu.
Dağda kabartma yapmayacaklar bulduklarını depolayacaklar.


Bal hasadı sonrası 2 katlı hale getirilen kolonilerden sıkışanlardan bölme yapılarak, bal hasadı sonrası bala çalışan kolonilerden yapılan bölme sayısı toplamda 9 adede ulaştı.

Belki de verdiklerimizi geri aldık diyebiliriz.

3 katlı bırakılan 1 adet kolonide 2 katlı hale düşürüldü.

Nakil öncesi dayımdan gördüğüm ve başarılı bir uygulamayı da yaptık.

Çerçevelerin üstüne soğan çuvalı olarak bildiğimiz delikli çuvallardan seriyoruz.

Üzerine örtü tahtalarını da diziyoruz ve kapağı kapatıyoruz.

Bu süreçte kovanın üst bölümünden arı çıkışı mümkün olmuyor.

Ekip gün boyu dağda çalışmalarını tamamlayıp, akşam saatlerinde geldiler.
Yine sayımız yeterli...
Yeterli göreceli bir kavram...
Ben çalışmadığım sürece yeterli.
Ben çok çalışırsam yetersiz.
Sadece koloni ağızlarını kapatıp, magazin yaparak arı naklettik yine.
Bizim arılıklardan arı nakli daha kolay oluyor. Arabalar dibine kadar yanaşıyor.
Öncelikle bizim arılar yüklendi ve ardından Yusuf abi'nin bizim arılıkta bulunan arıları yüklenecek.
Yusuf abi arılarını buraya bölme yapmak için indirmişti ama bal hasadı bile yaptı o kadar bölmeden sonra...
Eğer bölmese imiş...


Yusuf abi de yüklerken, ben de geride kalan bölmeleri gelen tarlacılara ev sahipliği yapmaları için düzenleme yaptım.
Götürdüğümüzün 2 katına yakında burada kaldı.
Bunlar gelecek yılın aktörleri olacak.
Baldan gelen koloniler ise bunlara dağıtılacak.
Bu anlamda bir kez bala çalışan ana arılar eğer boş kalan çiftleştirme kutusu olursa, şansını orada zorlayacak.


Murat Akın hocamızın yaptığı yayında gördüğümüz, bölgesindeki kurumuş dikenler ise bizde henüz açmadı bile.
Bölgesel farklılıkların izlenmesi açısından bir referans verebilir.



Kovanlar yüklendikten sonra alışık olduğumuz manzara sehpaların yüklenmesi...


Ve dağdayız.
İndirmek daha kolay oluyor.


Her zaman yakalanamayacak bir enstantane.
Yusuf abi, kovan taşıyor.

Günboyu yağan yağmurunda etkisiyle ortaya çıkan çamurlu kostümleriyle, günboyu çok çalışan Egehan akşam iş bitimi, işi bitirmenin rahatlığını yaşıyor.


Tel örgü arkasındalar artık.

Final..
Gece 23:30 ve buz gibi havada gece pikniği...
Arıcılık olmasa, mümkün mü?


27 Haziran 2009

Paylaştık Arılarla...

Bahar balını paylaşma zorunluluğu, bölgemizdeki bal akımının yavaşlaması ile hem koloni düzenlemesi hem de ballı nakilin zorluğu sebebiyle güzel bir Cumartesi günü arılara hücum etmemizi gerektirdi.
En zevkli ama en teferruatlı işlem belki de bal hasadıdır.
Bir sürü riskler içerir ki; bölge, zamanlama ve hava şartları bu riskleri tetikler.
Bu hasadın tüm aşamalarında bizi bu anlamda zora sokacak bir durum gerçekleşmedi.

Sabah ilk ekip olarak 6 kişi arılıkta yerimizi aldık.

Yusuf abi de gelmeden öncelikle onun arılarını halletmeye başladık.

Hazır yok iken...


Arılarını böle böle matematiksel işlemler yapıp, üstüne bir de bal hasadı yapmak...
Hemen ilaveyi alıp, kuluçkalığı düzenlemeyi planlıyoruz.


Kuluçkalıkta eksik kalan yavrulu çerçeve tamamlanması, ilaveden alınarak sonlandırılıyor.

Kuluçkalık tamamlanınca, ilaveyi üzerine koyarak ballı çerçeveleri alıyoruz.


Neden önce Yusuf abinin kolonileri?


O öyle istedi...


Benimde başka bir düşüncem vardı.


Belki kendi arılarımda bir şey çıkmaz diye, arılıktaki diğer arkadaşlarımızın ballı çerçeveleri ile resim çektirmeliyiz.


Bu çok önemli.


Ballı çerçeveyi buldun mu hemen resmi çektireceksin...


Bir hayli yol kat ettik ki Yusuf abi, Birol abi ve Erol abi de ekibe katıldı.

Olduk 9 kişi...

Süzme makinesi ve dinlendirmeler Yusuf abi tarafından getirildi.

Benim makinem ve dinlendirmem de yok.

Laf aramızda makinem yok ama bugün çift makine çalıştı...


Çekilin oradan diye bağıran kim olabilir?


Geç kaldınız ki şu dağa bir inip çıkıverin.


Bir araba malzeme, Birol abinin taşımadığımız köydeki arılarına götürmek üzere yüklenmiş.


Ekip bal odasını hazırlarken, biz ise devam ediyoruz.
Ekipte yer alan kursiyerler belki de çok şanslı ki kurs alıp hiç koloni görmemişlerin varlığını hepimiz biliyoruz.
Esas ilginç gelişme kurs görmemiş 2 arkadaşımızın performansı ise süperdi.
Kurs açılacak mı diye sormaları ise hoştu ki kursa tersten hem de hasattan başlamışlardı.
Bugün korkmadıklarına göre, gerisi kolay.


Derken artık Yusuf abi devrede ve izliyor.
Bütün saltanat buraya kadardı işte.
Lider geldi ve el demirini teslim etmeliyim.
Çok üzgünüm ki bir ağız tadıyla hasad yapamadım dermişim.


Dur abi senin kovanda bir resim daha çektireyim...


Mola....
Mola öncesi Muğla'lı arıcılarımızı da almak üzere diğer köye gittik ve kadro oldu 11 kişi.

Birol abi, bal hasadlarında en iyi sırı ben alırım diye tutturup kapağı atıyor içeriye.
Biraz da bunu biz istiyoruz ki, Birol abi el demirini eline aldı mı kapalı yavrulu ballı çerçeveler hemen dönme dolap gibi süzme makinesine giriyor.
Birşey olmaz dönsünler bir diyor ve bu durumda hemen kendisi içeriye gönderiliyor.
Yoksa yavrulu çerçeveleri tekrar geriye vermek zor geliyor bize.
Nasılsa şu anda bıraktıklarımız bizim yine.

Çay keyfi...


Kurs görmeden hasada giren ve bugün medya bölümü sorumlusu olan abimiz Faruk Helvacı.
Arı sokmasına karşı da direnci iyi.
Maske ile çay içebilme yeteneği mevcut ama iş böreğe gelince...


Ve artık benim arılardayız.
İlk arıyı hemen şöyle halledip, sazı Yusuf abi ve Katip abi'ye devrettik.
Aldım körüğü elime ve kovanların önüne.

Aslında zevki böyle çıkıyor.
Arada bir açık yavrulu çerçevelere askı görevi yapıyoruz.
Körükçülük zaten en büyük zevkim.


Katip abi 15 yaşlarında iken bir arıcının yanında çıraklıkla başlamış ve şu anda 250'den fazla koloni yönetiyor.
Her hasat yaptığımız koloninin ırkını soruyor ve izlenimlerini bize de aktarıyor.
Bilecik yerlileri ile hasada devam ediyoruz.
Bizler dışarıda 6 kişi ve içeride 5 kişi devam ediyoruz.
Egehan'da Erol amcası ile makineleri kaptılar.

En rahat yer benimki.
Ver şunu, al şunu.


Her ince ayrıntıyı yapmaya bir adam bulmak mümkün.
Arılarda da yavru potansiyeli üst düzeyde olduğundan paylaşımda arılar çok şanslı.


Dolan ilaveler hemen bina içerisinde yer alan bal odasına taşınıyor.


Süzülen çerçevelerde kontrollü olarak geri getiriliyor, düzenleme esnasında koloniye veriliyor ve koloniler 2 katlı hale getiriliyor.
Gündüz şartlarında süzülmüş petekleri vermek her zaman mümkün değildir.
İlk hasadımızda genelde bu konuda sıkıntı çıkmıyor.
Ancak doğrusu, akşamüstü verilmesidir.
Bu şekilde de süper oluyor işin açıkçası.

Boşaltılan ilaveler, kovanların önüne silkeleniyor...
Bu esnada oğul da almam gerekiyordu ki 2 kata sığmayacak düzeyde arılar mevcut.
Gerçi Birol abi'ye göre dağda titreme pozisyonuna geçecekler.
Bunun için ne yapıyoruz?
Kayıtlara göre güçlü olduğunu gördüğümüz kolonilerde bu durum gözlemlenirse, hemen ana arı arama çalışmalarına hız veriliyor.
Ana arı bulunduktan sonra 5 çerçevelik ruşetlere işçi arılar silkeleniyor, az ballı ve kapalı yavrulu çerçeveler verilerek yeni koloniler oluşturuluyor.
Toplam 5 koloni oluşturuldu, bunlara hazır analardan takılacak ve bir tanesine de meme üretimi yaptırılacak.
İş bitimi 3 koloniden daha almamız gerektiğini gördük ki yarın onlardan da 3 oğul alacağız.
20 bala çalışan koloniden 8 adet oğul alarak dağa götüreceğiz.
Birol abi'ye göre dağda çıkan oğullar benim diyor.
Dağda oğul çıktığına dair duyumlarım var ama işi tam çözemedim.

Olmadık bir görüntü esnasında basın mensuplarına gösterilen tepkiye ne kadar da benziyor.
Ya elleme çeksin bal alıyoruz sadece.

Yusuf abi, 2. ballığı aldığında ırkı ne bunun diye soruyor.
Ağırlığa göre değerlendiriyor.
Katip abi'nin öğrencisi ne de olsa.


Ve diğer kurs görmeyen arkadaşımız Turgut Cinek.
Bugün en yüksek performansı gösteren kişi idi.
Bu ballı çerçeveleri götür, süzülenleri getir işinin yanında mutlaka ekstralar çıkıyor.
Yok boş ruşet kap gel, yok su, yok kabartılmamış kılavuzları götür.
Buna rağmen kursa bende gideceğim demeleri ilginç.
Bulaşmamaları için ne yapmalıyım ki?


Ve Katip abi'nin arılarından üretilen Muğla'lar.
Muğla arısı aslında çok iyi bir arı üretim arısı olmasına rağmen oğul verdirmeden bala yönlendirme konusunda çok mesafe kat ettik Yusuf abi sayesinde.
Katip abi de mutlu durumdan.
Akşamüstü çay molasında değerlendirmeleri de bizleri mutlu etti.


İşler hızlanınca Muğla'lı Devrim de sır alma ekibinde yer aldı.


Ve kafkas melezi.
Yusuf abi'ye göre günün şampiyonu.
Vadide yetişen üstelik Nisan ortasında yetişen bir 2009 ana arı...
Kadro / bal oranı en yüksek koloni.
Katip abi'ye göre ise bu bölgede kesinlikle çalışılması gereken bir arı.

Katip abi ve Yusuf abi koloni düzenlemelerinde artık standardı yakalamış durumda ve bizlerde çok şeyler öğreniyoruz.


Kabartılmış ama az bal atılmış çerçeveler bölme ruşetler için çok güzel iş görüyorlar.
Ballı çerçevelerin arılarını fırçalamak ve nemli bezi kaldırıp, ilaveye koyma işi arkadaki 3 kişi tarafından yapılıyor.
Ekip işi, bu işler...
İki kata indire indire gidiyoruz ve sıra geldi Karniyol'a.


Önce kuluçkalık bakılacak ki, bu durumda 2 ilave alınıyor üzerinden.
Ana arı da bulunmalı ki bir ara 3 ana / 1 meme ile devam ediyordu.
Derken çerçeve üzerine çıkan yeşil kafa hemen elimde.
Bölmeye başla...

Sığmayanlar, kapı önünde sakala...
Sığmayanlar, yarın bölmeye tabi tutulacaklar.
Bu en baştaki arı ise, geçtiğimiz yıl arıcılara dağıtılan arılardan olan Aydın arısı.
Muğla'dan bile çok yumurta atıyor ama İç Anadolu için çok büyük risk taşıyor yavru bakımında.
Bu yıl vadiden çıkışta ne çok bocalayanlardan ama yine vitesi büyüttü.
Bazı koloniler çok fazla petek kabarttılar ki bu koloni en çok kabartan ödülünü aldı.



Arkada ruşet doldurma faaliyeti devam ederken, Katip abi'de ilavedeki yavruluları ayar ediyor.

Katip abi'de bende senin kovanlarda çektireyim, belki bende de yoktur.
Nasılsa arkadaşımızın değil mi?


Yusuf abi'de ustası karşında medya görevini icra ediyor.

Kasnaklarda erkek yavru iyice azaldı ki dağda işleri biter.


Ve kursiyerlerin 26 numaralı kolonide sıra.
İlaveni kaldır bakalım talimatı Yusuf abi'den.


Diğer talimat Ahmet şef için.
Ahmet şef'in koloniye vadiden itibaren hiç bir eksiltme yapılmadı ve takviye de yapılmadı diğer koloniler gibi.
Ve şampiyon koloniler kategorisinde idi.
Bölme yapılacak koloniler arasında...
2 yıl önce kış öncesi ölen ana arısı için Şef'in arısı ölmez diyerek verdiğimiz ana arının karşılığını yarın artık alma zamanı.

Yusuf abi'de Ahmet abi'nin kolonide foto alınmasını istedi.
Ne olur ne olmaz bende ballı çerçeve ile çıkmam gerekiyor diyor ama böldüğü arı sayısını telaffuz ettiğinde şaşkınlık ifadeleri çok belliydi arkadaşların.
Ana olsa daha da böleceğim ama diyor...
Ana kalmamış.
Çok ilginç.


Ahmet şefin, kapı önünde yatanlar alsak, bir koloni daha olur ki hazır ana bekliyor hemen önlerindeki straforlarda.

Vay 59 vay.
Kısa kes Aydın havası olsun diyeceğim ama.
Bu Aydın arısının yumurtlamasını kontrol edebilsek, denemeye devam edebiliriz ama büyük risk.
Bu yıl Aydın arısından almış olan Katip abi de benim bu arı hakkında söylediklerimi onaylıyor.
Kontrolsüz yumurtlama faaliyeti.
Özellikle gece sıcaklığı düşük olan bölgemizde yavru hastalıklarına çok açık.

Ve hemen hepsi 2 kata inen kolonilerde sadece 1 koloniye 3. kat attık.
Aydın arısını rahatlatmak amaçlı bir kat daha attık ve yarın ayar edeceğiz artık.


Ve futbol takımımız sahadan ayrılıyor artık, başarmış insanların mutluluğunda.
Herkese çok teşekkürler.
İyi ki varsınız.
İyi de ne kadar bal aldınız bakalım?
Ne dersek diyelim, paylaştık işte arılarla.
Sezon bitince lider açıklar puan tablosunu.
Tüm kayıtlar liderde.
Aslında o kadar çok söylenecek şey var ki, yorgunum ve yarın gece de dağa gideceğiz kısmetse.