Arıcılık maalesef tedavisi olmayan bir hastalıktır ve bulaşıcıdır.

Arıcılık ile amatörce veya profesyonelce uğraşan , merak eden veya uğraşmak isteyen herkesi ; bildiklerini paylaşmaya davet ediyoruz. Sizin uyguladığınız ve size normal gelen bir uygulama başkaları için gerçekten çok ilginç ve bilinmeyen olabilir. Konseptimiz çok basit... Bildiğini saklama ve Türk arıcılığına dolayısı ile vatanına hizmet et... E-mail & Msn : halilbilen2@hotmail.com

Yayınlanmak üzere arılık / arıcılık fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz.

free html hit counter
View My Stats

30 Temmuz 2009

Balmumu ve Bölmelerin Geri Dönüşü

Sıcak geçen bir haftasonu sonrası düşen sıcaklıklarla biraz rahatladık sayılır.
Ufak ufak bazı yapılması gerekenleri de tatil öncesi kıvırmak lazım.
Bu kıvırma konusu zamanında atıp tuttuklarınız, bir türlü tutmayınca ve eleştirdiğinizi kendiniz yaptığınızda yapılan bir davranış anlamında değil...
Yapılması gereken işlerin kıvrılması anlamında...
Bu işi de kıvırdık bakalım demenin mutluluğu ile..

Çok basit bir sistemle oluşturulmuş güneş enerjisi ile balmumunu eritme malzemesini yapmıştık ki 3'üncü yıldır aynısını kullanıyoruz.

Elimize geçen petekler ile eski petekleri atıp, zaman içerisinde eritiyoruz.

Eriyen mumları da sezon boyunca biriktirip, stokluyoruz.

Zamanı gelince...

Bir tenekenin içerisine 2-3 litre su koyup, ateşin üzerine...


Erime hızlandığında kısık ateşte, taşma kontrolü de yapılarak eritiyoruz.

En uygun ve basit kalıp olarak plastik kutular önceden nemlendiriliyor ve eriyik içerisine boşaltılıyor.

Ilgıt ılgıt rüzgarda yavaş yavaş güzelce donuyorlar.

Fırtına eserse, sanırım daha hızlı donarlar.

Donma işlemi sonrası, alt kısımda biriken curüf temizleniyor.

Bu şekilde hazırlanan mum kütükleri ise zamanı geldiğinde değişime tabi tutuluyor.

Özellikle erken bahar ayında kolonilerin hızlı gelişmesi ve yurtdışı mum akışında yaşanan aksaklıklar elinde mum stoğu olmayan arıcıları bir hayli zorladı.


29 Temmuz 2009 Çarşamba akşamüstü...

09 Temmuz'da kendilerine biraz stok yapsınlar diyerek ayçiçeğine götürdüğümüz bölmeleri geri getirme zamanı. Bu bölmeleri de ekibe yük yapmamak gerekir değil mi?

Güçlenen bölmeler stoklarını arttırdı sayılır ki zayıflar adı üstünde zayıf.

Çadırda kurulu halde bekliyor bakalım.

Cumartesi günü tatilimiz öncesi son bir hasat edip, arıları ekibe teslim edeceğiz nasipse.

Sıcaklıkların düşüşü ile balözü akımı azalmış ve bu durum sırlamayı da hızlandırmış.

Biraz da geçtiğimiz hafta yaptığımız sıkıştırma etkisini göstermiş.

Tüm ülkemizde bal üretim miktarında yaşanan düşüşü üzülüyoruz.

Baharda hızla gelişen koloniler ve yağmurların bolluğu ama sonrası...

Bakalım göreceğiz durumumuzu...

Elimizden gelebilecek her türlü arıcılık tekniğini kullandık, fedakarlıklarla arılarımızı gezdirdik ve finalde ne olursa artık...

Çok bal olunca iyi arıcı, olmayınca kötü arıcı damgasının vurulduğu sanılsa da, aslında durum böyle değil.

Algı farklılığı var biz arıcılarda.

Herkeste gümbür gümbür bal var iken, sende hiç yoksa bu biraz düşündürmeli...

Genel trende uyan bir durum varsa sıkıntı yok zaten.

Önceden plansızca atıp tutanları ise bu kategoride değerlendirmeye bile gerek yok.

Daha sonra inmesi planlanan Birol abi'nin kovanlar ön tarafa ve devamında ise bizim kovanlar...

Bölme sayısı biraz da ana arıları sisteme sokabilmek amaçlı olarak arttırılıyor.

Baldan çıkan 20 koloninin hepsini iptal etsek bile bölme sayılarım, kışlamayı planladığım koloni sayısından fazla.

Artan anaları geçtiğimiz yıl çiftleştirme kutularına atmıştık ama geç kaldığımızdan idame sorunu yaşamışlardı.

Bu yıl ise, şu an itibarıyla ana arı çiftleştirme kutularında kışlayacak analar sabitlendi ama sadece oğul riski dışında problemi yok.

Bugünden itibaren arı kuşları tepemizde ve bu saatten sonra ana arı yetiştirme işi büyük riskler içeriyor.

Geçtiğimiz yıl edinilen tecrübe ile artık ana arı işini bitirip, kutuları sabitledik.

Baldan çıkan anaları iptal edip, artan ana arıları da sonbaharda gerekirse tepsiye diziveririz.

Bu bölmeler için en uygun kovan biçiminin 5 çerçevelik ruşetler olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kaç koloni ile kışlanacaksa o kadar ruşet bölme hazırlanacak ve baldan çıkanlarla güçlendirilip, büyük kovanlara aktarılacaklar.

Çok basit bir konsept ve başarı anahtarı diyebiliriz.

Baldan çıkan kolonilerin bölünmesi ile yapılan koloni arttırma çabasından çok daha etkin bir uygulama.

Bende ise 10 tane ruşet var hepsi hepsi...

Bizim arılıkta ekip kalabalık olduğundan o kadar seri indirildi ki kovanlar ne oldu bitti anlayamadık ki foto bile alınamamış.

Birol abi ise yine dağa yasladı sırtını...

Etiketler: , , ,

26 Temmuz 2009

Arı Olsam Bu Sıcakta Çalışmam...

Bugün yine arıların yolunu tuttuk Birol abi ve Egehan ile...
Sıcak çok sıcak...
Düğün dernek olayları ile ilgilenen Yusuf abi telefonla talimatı verdi.
Muğla'lı arıcılara emaneti bırakın.

Muğla'lı Nejat bey'in arılığı...

250'den fazla koloni...

Ana arısını da kendisi yetiştiriyor.

Derken bizde arılardayız.

Bölmeleri izne gitmeden geriye götüreceğimizden bugün 1 çerçeve yavrulu arılı takviye vermeliyiz bala çalışan kolonilerden...

Ancak yavru faaliyeti iyice azaltılmış ki ana arılar ilgi görmeden gezinip duruyorlar ki bu sıcakta ne ilgisi görecekse.


Bahar balını süzdüğümüz çerçeveleri tekrar stoklama yapmışlar ama sırlama henüz yeni başlamış gibi.


Bir gözlem olarak hem yavru faaliyetleri için hem de bal stoklaması için bu mevsimden sonra esmer peteğe öncelik veriyor.

Açık renkli taze peteklere ise bal koydu ise daha erken sırlama yapıyor.
Arılardan kapalı yavruyu çaldık ve güzelce sıkıştırdık ki haftaya bal süzeceğiz kısmetse.
Sırlasınlar bakalım.
Nasip artık...

Pit bıdik pit bıdik...
Bu sesi o kadar çok duyurduk ama yanımızda avcı çok olunca öğrendik olayı.
Pit bıdik diyenler anızlarda yavru büyüten bıldırcınlarmış.
Erol abi'ye soruyoruz abi ne diyor bu pit bıdik diyerek.
İllaki pilav yap beni diyormuş.
15 Ağustos'ta av sezonu açılacak ve ekip dört gözle bekliyor bakalım.
Birol abi ise akşamüstü anızda başladı koşmaya derken 2 tane birden pırrrr...
Ah be diyor duble olurdu...
Sabahtan beri yerlerini belirliyormuş bıldırcınların.
Avcıların da biz arıcılardan geri kalır yanı yok ki, hem avcı hem arıcı olanlara ise ne denir bilmem artık.

Bu sıcakta çalışıyorsunuz ya ben size ne diyeyim ki ben olsam çalışmam.
Sıkıştırırken ayar mı kaçırdık acaba diyeceğim ama sıcakta hiç çekilmez kovan içi.


Akşam üstü dizayn bitti ve hafif rüzgarla birlikte ortalık sakinleşti ama bal akışı hala devam ediyor ki çerçeveleri aldığımızda tıpır tıpır sesleri duymak güzel...
Bölmelerde 3 çerçeve yavrulu / 4 çerçeve arılı hale geldiler ki izin dönüşü küçük operasyonlarla kışa hazırlarız.
Pit bıdik, pit bıdik..

Etiketler: , , , , ,

25 Temmuz 2009

Bal Hasadına mı Yoksa Tatile mi Hazırlık?

Artık yavaş yavaş burnumda deniz kokusu tütmeye başladı.
Bu tütmeye fazla duyarsız kalamayacağımdan arıların ballarını hasat edip, biraz dinleneceğiz.
Bursa civarında yine biraz dayımın arılarla haşır neşir oluruz ama o bölüm sayılmaz.
Yok yok iyice yosun kokusu buram buram kokmaya başladı.

Ana arı kutuları, anaç koloniler ve ana arı memesi üretim kolonisi haricinde köydeki arılıkta hiçbir şey kalmadı.

Bugün anaları kontrol etmenin yanında bal hasadında gerekecek malzemeleri almak üzere köye gittik.

Boş teneke, ilaveleri örtmek için bezler ve su bidonları...

Boş tenekeyi az götürdüm ki dolmayıp geri dönerken çok tangırdıyorlar.

Ana arıları kontrol ettik ya.

Ana arılardan dönmeyenlerin olması yanında geçen turdan kutuda duran analar ise kek bölümüne petek örecek kadar güçlenmiş olmaları görülen uç noktalardı.

Eee arılıkta erkek arılı koloni yok.

Oooo yakınlarda o kadar çok erkek arılı koloni var ki.

Bölgesel farklılıkları gözlemlemek adına.
Öğle saatlerinde arılığa varmak üzere iken yandaki buğday tarlası biçilmişti.
Balların tenekeye dolması gibi bir şey.
Üretici adına bizler de çok sevindik ki fırtınaya yağmura tutulmadan atacak siloya.
Derken bala çalışan kolonilerin yanına.
Yanımıza giderken 2 adet ana aldık.
Haftaiçi hemen ucundan yaptığımız kontrollerde 2 kolonide meme görmüştüm.
Hemen kapadım ki nasılsa bal akıyor, ne yapacaksınız anayı yavruyu..
Çalışın 2-3 gün daha yavrusuz dedik ve kıyamadık yine anaları tüpe alıp...

Arılığa vardığımızda yoğun bir arı uçuşu görmek güzeldi.
Hemen önümüzdeki tarla geçmek üzere ki arıları ilk indirdiğimiz 09 Temmuz'da açık pozisyonda idi.
Diğer tarlalarda açtı ve balözü akımı devam ediyor ki ana memesi yapanları kontrol ederken pıtır pıtır dökülüyordu.
Bir koloni de memeleri yandan kesilmiş gördük ki ana arı faaliyetine devam ediyor.
Demek ki arıcılıkta acele etmemek lazım.
Aklıma bir dizide berber rolünü oynayan "Ölü" geldi.
Her zaman der di..
"Acele etmemek lazım."
Diğer kolonide ise tüm memeleri temizleyip, anayı da ana arı memesi koruyucu tüpünde verdik.
Bu tüpün açık kısmına kek koyup, ana arıyı koyuyoruz.
Yanına da biraz işçi..
Şimdi yarın kontrol edeceğiz ama şöyle bir gözlemim var.
Bu tüplerle verilen ana arılar daha yüksek oranda kabul ediliyorlar.
Zaten tüpü koyar koymaz o kadar hücum edildi ki çabuk çıkartırlarsa ana arının vay haline.
Yarın bakarız ki yanımızda diğer kullanmadığımız ana arı olacak.
Birçok kez söylüyorum ama yine de söyleyeyim.
Kendi ana arınızı kendiniz yetiştiriniz.

Tarla geçse de arada sırada açan küçükler oluyor ve büyük rağbet görüyorlar.
Ayçiçeği bugün itibarıyla bizlerin beklentisini karşılayacak gibi duruyor.
Sırlamalar başlamış gibi ama bu yoğun akımda da kolay kolay sırlamıyorlar.
Yarın daha net bir genel durum görebiliriz kısmetse biraz kurcalayayım şöyle rahatça...
Arı nasılsa bize bakmıyor.
Bal hasadına kolaylık olsun diye açık yavrular kuluçkalığa atılacak.
Biraz da bölmelere yavrulu çerçeve çalacağız bakalım kısmetse..

Etiketler: , , , , , ,

18 Temmuz 2009

Yine Bal Hasadı

Dağa gitmeden önce süzülmeyen ve dağda bal akımı olmadığından bahar balları kolonilerde duran arıların sağımları için bugün yine arılıktayız.
Yusuf abi'nin arılar süzülecek.

Biz gelene kadar Birol abi'nin yeni çadır kurulmuş.

Çadır bezi yeni dikilerek ilk kez bugün kullanılıyor.

Çok güzel olmuş.

Biz de malzemeleri ayar edelim derken hemen bir grup arıyı açmaya başladı.

Bir baktım ki sır alma sisteminde kimse yok.

Kem küm hemen çadıra...

Bıçak kullanmayı çok sevmiyorum ama bu çerçevede yükseklik biraz fazla olduğundan önce düzeyi ayar ettik ve sır tarağı ile devam.

Bal hasadında bal resminin ne işi var hani karpuz yiyen arıcılar resmi diye düşünenler için ise gerekirse karpuz yiyen arıcı resimleri de yayınlarız.

Çadır içi ekibi ise çok sağlamdı bugün.

Erol abi zaten kadrolu çadırcı...


Egehan ise sözleşmeli sanki. Hemen kıyı kıyı süzülüveriyor çadırdan içeriye.

Çiftleştirme kutularını bile eldivenle açan Egehan, bugün çadırda eldiven takmadı.

Az daha takılırsa...

Biz bahar balını alırken, devletimizin denizlerinde bronzlaşan Fikri Atmaca ise, çadıra sadece dışarıdan bakabilecek arıcı kadrosunda.

Hüseyin Yavuz nerede?

Devletimizin denizi arıcısız kalmasın. O da bronzlaşma peşinde.

Ya ben...

Daha yaz çok uzun.

Hele fırtına dinsin çıkarız.

Ayçiçekleri hala sulanıyor.
Bugün öğleden sonra çok güzel balözü akımı oldu.
Nereden bileceğim ki sır alan benim ve petekler benden geçiyor.

Biz hasadı bitirmek üzere iken bu bölgeye arı getirmiş Bilecik'li arıcı arkadaşlar geldiler.
Ben çadırda iken Halil abi, Yusuf abi nerede ifadelerini duymak şaşırtıcı oluyor haliyle.
İş sonradan anlaşıldı.
Arılarını kontrol ettikten sonra bölgeyi gezerken bizim kırmızı çuvalları görmüşler ve tanımışlar.
Sonra arabaları görünce de nokta atışı.
Demek ki arabayı değiştirirsek yayınlamak lazım.
Klasik magazin arıcılığının doğurduğu bir sonuç.
Çok kez benzerlerini yaşasakta her seferinde ilginç oluyor.
Bazen boşa yazıyoruz desek bile sanırım boşa değil.

Yusuf abi balları alırken süzülmüşleri de verdi.
Aslında riskli ama bal akıyor nasılsa rahatlığı var.
Yine de salkım yapıyorlar haliyle.


İş bitimi çay molası.
Daha karpuz kesecektik.
Ekip bu kez futbol takımı kurmak için yeterli değil ama oynarız biz yine de.


Toparlanın bakalım artık.

Çadır kurulu kalsın.

Nasipse, süzeriz tekrar.

Dönüş yolunda Muğlalı arıcılara uğradık ama aynen geri döndük ki onlarda bal süzüyorlardı.
Çok karışık ortalık. Bize müsaade.

Yolda bu bölgeye gelen Vatandaş Kenan'ı arayalım dedik ve yerini bulduk.

Arılarını kontrol ederken yakaladık ve karpuzumuzu burada yedikten sonra ayrıldık.

Kenan'da arılarını arttırmış.
Ekip arayışı içerisinde.
Ekipe gir de gör. Her haftasonu bal süzersin.
Elinden kovan hiç eksilmez.

Etiketler: , , , , , ,

12 Temmuz 2009

Dağdan Ayçiçeğine...

Artık dağdan tamamen ayrılma zamanı.
Köpekler kocaoğlan nöbetlerini vukuatsız tamamladılar.
Tellerle arıların yanına kadar gidebiliyorlar.
Gerçi yaygara yapmaktan başka birşey yapamıyorlarmış.
Birol abi, kocaoğlanı gören köpeğin 1 metre çukur kazıp saklandığını anlatınca...

Köpeklerin tellerinden geçebilmek için biraz uğraşmak gerekiyor.

Kalabak suyu ile arılar serinletiliyor.

2 kamyonette yüklendi.

Geride az sayıda koloni ve ilaveler kaldı.

Uygun zamanda alınacaktı.

Gece iş bitimi Yusuf abi ve Birol abi hemen birbirlerine gaz verip gece 2. tur yapıp almaya gitmişler.

Gece dağa varınca, dağda uykuyu çekip, gün ağarınca sarmışlar ve gelmişler.

Arıları indirme esnasında zaman zaman aracı çekmek gerekiyor.

Denge unsuru önemli.

Artık hem bölmeler hem de bala yönlendirilmiş koloniler ayçiçeğinde.

Gece gözüyle pek birşey görünmüyor ama ayçiçeğinin yakın olduğu kesin.

Ama toplam ekim miktarı gece görünmüyor.

Gece dağda uyuyanlar, sabah kendilerini dağdan getirdikleri çadıra atmışlardı öğlen saatlerinde vardığımızda.


Ayçiçeği bu bölgede kafayı açınca sulamaya tabi tutuluyor.

Ova'da yoğun sulama devam ediyor.


Kademeli ekim olması arıcılık için tartışılmaz faydalı.


İyi de arı ayçiçeğine konuyor mu?
İlk açan tarla hemen önümüzdeki tarla ve yoğun ziyaret alıyor.

Maşallah.
Yüksek sayıda koloni olunca, ayçiçekleri açısından tozlaşma maksimumda.


İşleri yoluna koymaya başladık ve yakınlarda hava bir yerlere yağmur bıraktı ama bizi teğet geçti.
Nektar geliyor mu?
Bunun da testleri yapıldı.
Çerçeve silkelendi akıyor ve ayçiçeğindeki arılardan kusturma yöntemi ile nektar varlığı görüldü.
Ayçiçeğinin çok ekili olmasının, balözü için garanti bir unsur olmadığını biliyoruz ki hava şartları çok daha etkili.
Dağdan gelen bal ile karışacak artık.

Bu ne özlemdir.
Acele etmeye gerek yok ama arılar sabredemiyorlar.


Polenlikler serbest biçimde çalıştırılacaklar ama haftaiçi polen düzeni tekrar kurulabilir.
Bugün ilk kez çok yoğun bir arı uçuşu altında çalışma imkanı bulduk.
Ama bir ağaç ekilmez mi hiç bu araziye.
İlaçlık ağaç yok.
Gölge et, başka ihsan isterim.

Etiketler: , , , ,

11 Temmuz 2009

Erkekler Kapı Önünde.

Dağda polen azaldı, balözü akımı istenen düzeyde değil ve ayçiçeği de açtı.
Artık ayçiçeğine inme zamanı.

Gece şartlarında arılıklarda bulunmak güzel gözlemlere de vesile oluyor.

Dağ güzeli ırkının bir kolonisi erkekleri kapı dışarı etmiş ama bir umut kapı önünde yatıyorlar.

Ekip kalabalık ve 2 kamyonet.
Arı taşıma konusunda ise artık söyleyeceğimiz ne kaldı ki...

Hüseyin Yavuz'da iş bitimi sehpa yerleşiminde kamyonet tepesinde.



Varılan yerde ise indirme daha kolay.
Sehpaları yerleştir ve atıver kovanları tamamdır.


Sadece hemen önümüzdeki tarla açık durumda.
Daha açmayan tarla çok fazla ki bu tarla bile henüz balözü verebilmesi için zamana ihtiyacı var.
Sabır etmek gerekiyor ama zaman yönetiminde sıkıntılarımız olduğu kesin. Bu nakillerin haftasonuna denk gelmesi bizleri daha az yıpratıyor.

Hüseyin Yavuz ipleri çözmeyi kıvırmaya başladı ki hele bir de sarma esnasında gırgır yapmayı öğrenirse o işten de yırtarız.


Birol abi'nin ruşetlerin uçmasına gerek bile yok. Yürüyerek gidip çiçeklere ulaşabilecek kadar yakınlar...



Arılar indirildiğinde ise uçuş delikleri açılıp, son kontroller yapılıyor ve doğru istirahate.
Ama bu akşam yine diğer grup indirilecek...
Kısmetse Pazar günü bölgeyi gündüz gözüyle görme şansı yakalayacağız.
Hiç gündüz görmediğim bölgeye habire gidip geliyoruz bakalım.
Meğer ayçiçekleri yapma çiçeklermiş.

Etiketler: , , ,

09 Temmuz 2009

Önce Bölmeler...

Güçlü koloniler dağda polene çalışırken, Birol abi de ayçiçeğinde yeri ayarlamışken gelen teklif fazla düşünmeyi gerektirmiyordu.
Bölmeleri ayçiçeğine atalım ki hem kendi ihtiyaçlarını karşılasınlar hem de güçlüler gelene kadar arıların konulacağı yeri korusunlar.


Arıların hazırlığı yapıldı ama Birol abi'nin arılıktaki bölmeleri sarıldıktan sonra bizim arılığa gelecekler.

Bizde işimizi bitirip beklemedeyiz.

Yola çıktıklarını öğrendikten sonra işi kolaylaştırmak adına arabanın gireceği yere dizmeye başladık.
Hüseyin Yavuz'da iş bitimi keyif yapıyor.
Arıcılık ne kadar da çabuk bulaşıyor bazılarına.

Egehan'da tam donanımlı.


Arabanın gireceği yerin iki tarafında kovanlar hazır.

Ahmet şef ise artık arı taşıma sertifikasını alabilecek düzeyde.

Olabilecek bir negatif durumda arıların yerleri kayıt olarak belli olduğundan çok çabuk yerlerine dağıtılabilirler.

Ve geldiler.
Hemen ipler çözülerek kısa sürede yüklemeler tamamlandı.


En üst bölüme de sehpalar atıldı ve bidonlarda bölgenin kuraklığı sebebiyle su sistemi için götürülüyor.


Ve ayçiçeği ile arılar arası 2-3 metre.

Arıları sağ salim indirdik ya hikayesini yazmaya gerek yok ama kitap yazsam yeri vardır.


Bu akşamda dağdakilerin durumlarını kontrol ve polenleri toplama amaçlı arılıklardayız.
Polen gelişi devam etse de azalmış ama bal akımı istenen düzeyde olmadığından haftasonu ayçiçeği ile buluşmaları sağlanacak.
Polenlerde de renk değişimleri başladı.
Irk farkı da etkili.

Bu koloni ise en çok ve tek tip polen toplayan bir ırk.
Bilecik yerlisi..


45 numara da klasik Muğla...
Çalışacak iş olmayınca kapı önünde...


Ana değiştiren Yusuf abi'nin yerli arısında henüz yumurta yok ama ana görüldü.

Yusuf abi'de otomatik polen makinesi kullanıyor.
2 kişinin üflemesi ile çalışan bu sistem sakin havalar için çok kullanışlı...



Etiketler: , , , , ,

06 Temmuz 2009

Ana Arı Değişimi ve Polene Devam.

Bu akşam yine dağdayız Egehan ve Yusuf abi ile birlikte...
Birol abi ise bu esnada ayçiçeği yeri ayarlamak için Google gibi çalışıyor.
Ayarlamış hem de göbeğinden.
Yine içimden bir ses kovan taşıyacaksınız diyor.

Sıkışanlar kapı önünde yatıyor ve dağda götürdüğüm ilavelerde bitti.

3 koloni 3 katlı oldu derken, Ahmet şef'in koloni de Yusuf abi'den alınan ilave ile 3 katlı oluverdi.

Polen azalsa da devam etmekle birlikte bal akımı kontrolü yapıyoruz.
Bal akımı tam hızlanamadı ama artık kıymeti de yok ki hedef polen alındı ve gerekirse bu kadroyla ayçiçeğine giriveririz.
Bu kadroyla diyoruz ama dağda 2 katta sıkışık arıyı ayçiçeğinde 3 kata sığdırabilirsek.


Cumartesi günü Ahmet şef'in ana arısının yumurtayı azalttığını görmüştük ve bu akşam ona da bakalım dedik.

İşler yolunda.

Ana arı da çerçevenin üzerinde kırmızı kafalı.



Bizim koloniler geç gittiğinden bölgeye polen aynı hızla devam ediyor.

Birol abi'ye göre daha öğrenemediler azaltırlar poleni diyor.

Delikten kaçırabileceği küçüklükte getirmeye başladıkları konusunu gözlemleme şansı bulduğundan ve onların kolonilerde de polen azalması bunu doğrulatıyor.

Tabi ki polen toplamayı tetikleyen bir çok unsur mevcut ama genel trendi takip etme şansımız olduğundan koloniler arasındaki farkı önemsemiyoruz.

Genel bir polen azalması görülüyor sonuç olarak.


Ve acemi arıcının arısı...

2007 doğumlu Yusuf abinin bizlere 2008 yılı başında vadide verdiği yerli analardandı.

Geçen yıl sağda solda süründü durdu ve bu yıl bala sürmüştük.

Bal hasadını Yusuf abi yaptı atlamış, ben arıları buraya getirdiğimde kontrolde eski anayı da görüp atlamışım ki bu arkadaş çaktırmadan anayı yenilemiş.

Vesile olacak ya Yusuf abi ile şuna da bakalım dedik ama günlük yok.

Ararken Yusuf abi genç anayı gördü ve eski anayı aradık ama yok.

Üstelik yeni ana çiftleşmiş bile.

Eskişehir yerlisinin dikkat çekici bir özelliğinin bal akımında ana değiştirmesi olduğunu zaman zaman söyleyen Yusuf abi, bu koloninin olayı doğrulaması ile çok mutlu oldu.

Üstelik acemi damgasını yiyen ben oldum.

Arı ana değiştiriyor ama haberimiz yok.

O koloniyi ana arısını kendi kendine değiştirme düzenine getirmişiz daha ne...



Egehan'da bu arada polenleri topladı.
En kolay hasadı yapmaya ne var.
Haftaiçi bölme arılarımızı ayçiçeğine gezmeye götüreceğiz bakalım.

Etiketler: , , , , ,

04 Temmuz 2009

Arılar ve Polen

Haftaiçi zor geçse de haftasonu hemen geliyor ama bir nefeslik süre gibi geçip gidiyor.
Cuma akşamı Akpınar'da kalan arıları ve ana arı çiftleştirmeleri kontrol için köye gittik.
Kardelen'le beraber kutuları kontrol ettik.

Körük sıkma işini artık kıvırıyor.

Ve Cumartesi...

Aslında Yusuf abi ve Birol abi sabah Yusuf abi'nin şehirdeki arılarını kontrol edecekler ve iş bitimi bana haber verip, Tandır'a hep beraber gidecektik.

Arabada yer var mı yok mu hesabı sonrası 2 misafirimizi de alarak soluğu Yusuf abi'nin arılıkta aldık.

Arılığa vardığımızda hummalı bir çalışma vardı.
Misafirlerimizden Ahmet şef ve Hüseyin Yavuz'da ekibe hemen kaynaştı.
Arka planda Muhterem abi ve Gürbüz Mozak abi ana kutularını kontrol ediyorlar.

Ekip fazlalaşınca herkes bir koloni başına çöküyor.
Yusuf abi kolonide kontrol edilecek konuyu söylüyor.
Tıkır tıkır.
Yeni makine reklamı gibi.
Hüseyin'de klasik ama olsun ne yapalım pozunda.
100'e yakın bölme koloni.
Dişlerimizin kovuğuna bile gitmedi.
Haydi şimdi dağa.

Evet...
Polen hasadına devam ediyoruz ki ne kadar çok yorucu...
Tek bir çeşit polenle devam ediyoruz.
Laden gülü...
Tüm kolonilerde hasat sonrası ana arı ölümü ihtimaline karşı kontroller yapıldı.
Sıkıntı yok.
Ancak Ahmet şef'in kovanda polenlik çalışmıyor ki ona da bir operasyon yaptık.
Hatta Birol abi gerekirse benim bir kovanıma aktarırız dedi.
Çevre gezisi planlanmıştı ve gezi sonrası kovan değişikliği yapılacaktı ya.
Finalde başka başka işler çıktı karşımıza.

Ana arı kontrollerinde ana arıya da rastladığımızda oldu.
Hatta beslemeye tabi tutulurken.
Yusuf abi'ye göre tank ana arı.
Tank gibi ama nasıl tutacaksın bakalım demesi ise güldürüyor bizleri.
Hele o yürüsün de tutmasını da öğreniriz.
Bu ana arıyı belki hatırlamak mümkün.
Ana arıyı öldürmüş bir koloniye kafesle verilip, ertesi gün kapı önüne tüm arıyı silkeleyip, anayı da içerlerine salıp göndermiştik içeriye.
Şimdi ise tank modunda devam ediyor.
Bala çalışan bir kolonide değiştirilmiş bir genç ana arının performansı da başka oluyor.


Hayatın her alanında olduğu gibi kolonide de zaman zaman yanyana geldikleri oluyor haliyle.
Erkek arılar da sakal salmışlar.

Öğleden sonra ise yavru uçuşları hız kazandı.

Bu kadar seri ve yoğun yavru uçuşları gelecek günlerin tarlacı arılarının hazırlandığı göstermesi açısından çok sevindirici.


Kontroller esnasında sıkışan kolonilere, hasat sonrası aldığımız 2. ilaveleri vermek zorunda kaldık. Tüm kolonilere verme planımız yok ki hepsi 3 adet ilave fazladan götürdük ki 2 adedini bugün kullandık.
Diğerlerinden sıkışan olursa, bu katlılarla değiştiririz çerçeveleri.


Perşembe gecesi yağan yoğun yağmurdan dağda nasibini fazlasıyla almış.
Ortam yeni bir baharı daha yaşamamıza sebep oluyor.
İşlerimizi bitirdik ve hem çevre gezisi hem de geçtiğimiz yıl arı kolonisi gelen kapanı kontrol için arılıktan ayrılıyoruz.

Yabani bir armut ağacı.
Ahlat demek daha iyi anlaşılır kılıyor olayı.
Ağacın gövdesinde geçtiğimiz yıllarda çalışan bir koloni işi bilmeyen birileri tarafından alınmaya kalkışılmış ve balları alabilmişler sadece ama arılar malum sizlere ömür.
Geçtiğimiz yıl ise buraya bırakılan kapana bir güçlü koloni gelmişti Birol abi'ye.
Hamza'ya boza iyi gelmiş misali kapan tekrar aynı yerine konulmuş ama henüz ziyaretçisi yok.
Bizde bu vesile ile nektar alanlarımızı da gezme imkanı bulduk.
Bu ülke o kadar büyük ki, şehirlerin artık çekilmez hale gelen durumlarını görüp ve sonra da buraları da görünce daha da mutlu oluyoruz ki arılar sayesinde bakış açımızda değişiyor.


Derken arılığa geri döndük.
Ahmet şef için verilecek polenlikli kovana itina ile el konuldu.
Ve aktarma başladı.
Yusuf abi hemen bu koloni bölünmeli dedi.
Sesimi çıkarır mıyım!
Hemen bölme için, polenlikli kovana aktarılınca boşa çıkan polenliksiz kovanımızı tahsis ettik.
3 çerçeve arı ve 2 çerçeve de silkeleme ile yaklaşık 5 çerçeve arı alındı.
Diğeri de hala 20 çerçevede nasıl oluyorsa.
Neyse böldük diyelim.
Tamam da ana arı n'olcak.
Çünkü ana arı olmadan bölme yapmak konusu artık çok gerilerde kaldı.
Birol abi'nin geçen yıldan verdiği sözü yerine getirmesine vesile olan bu bölme çok iyi oldu.
Hemen bir ana arı kafese ve ver bölmeye.
81 numara iken oldu 17 numara.
Plakaların sökülüp takılıyor olması bu anlamda da çok süper.
Bu arada polenlerin tatlarını kontrol ederken ayarı biraz fazla mı kaçırıyoruz acaba?
Hep böyle koşturmak geliyor insanın içinden...

Etiketler: , , , , ,

02 Temmuz 2009

Hedef Polen İdi...

Arıları Pazar gecesi Tandır köyüne yani dağa atmıştık.
Ana hedef öncelikle polen idi...
İki günde bir polenlerin alınması gerekiyor ya Salı akşamı Birol abi tüm kolonilerin polenlerini almıştı.
Bu akşamda hem hasat sonrası ana kaybı var mı yok mu kontrolü ile eğer toplanan polen varsa hasat etmek amaçlı mesai sonrası yola düştük ekiple birlikte.
Yolda ise ekip çok güzel bir tabeladan bahsedip duruyorlardı.
Evet güzel bir tabela imiş.
Dağa çıkışta yol üzerinde bir arılık ve 30-40 koloni mevcut.

Biz Türk arıcıları her konuda yaratıcıyız sanırım.

"Eskişehir Arıcılar Birliği..."

Çok ilginç...

Böyle bir birlik var mı diye düşündüm ama yok.

Eskişehir İli Arı Yetiştiricileri Birliği var.

Doğal bal ve poleni anlıyorum da arı sütü üretimlerini de gözlemlemek isterim.

Sevindirici bir yanı daha var olayın.

Ya Türkiye Arı Yetiştiricileri Birliği yazılsaydı.

Neyse söylenecek olanları takdire bırakıyoruz.

Biz dağdayız ve arılığa girer girmez Yusuf abi, bal gelmeye başlamış dedi ki arılar sakal yapmışlar küçük küçük.


Hedef ürün karşımızda.
Doğru zamanda, doğru iş yapabilmek...
Ancak ve ancak ekip çalışması ve sinerjisi ile mümkün.
İlk iş polenleri toplamalı ve uçuşa kapatılan üst delikleri açarak uçuşa arılıkta bulunulduğu sürece müsaade etmek.

Yeni alınan polenlikli kovanlar güzel iş çıkarıyorlar.

Ufak tefek sıkıntıları olsa da hedef olan polen derlemesi işini görecekler.



En kolay hasat sanırım Polen hasadı...

Ve üstelik tek bir çeşit polen mevcut.

2 günde biriken polen güzel miktarda.


Balları süzülüp, verilen çerçevelere de bal girmeye başlamış ve arıda ilginç bir biçimde hemen sırlama işlemine başlamış.

Tadı ve rengi itibarıyla beklenen hedef bal değil ama yok istemem diyecek değiliz ya.


4 gündür bu bölgede bulunan koloniler için işler yolunda gözüküyor.


Oh oh oh...

Laden gülü poleni.


Yusuf abi'de rüzgardan faydalanarak biraz temizlik yapıyor.


Dağdaki arılığın genel görünüşü...


Ve laden gülü alanını akşam gezme şansı bulduk ama hiç açık yoktu ki bu öğle saatlerine kadar açıyormuş ve tomurcuk yoğunluğu daha önümüzdeki günlerin polen yoğun olacağını gösteriyor.


Değişik daha önce görmediğimiz çok çeşitli çiçeklerin bulunduğu yüksek rakımlı bölge...
1247 metre rakım...
Polenler şu anda kontrollü kurumada ama en güzeli hiç kurumadan avuç avuç yemek...
Arıcılar olarak gerçekten çok şanslıyız.

Etiketler: , , , , ,