Arıcılık maalesef tedavisi olmayan bir hastalıktır ve bulaşıcıdır.

Arıcılık ile amatörce veya profesyonelce uğraşan , merak eden veya uğraşmak isteyen herkesi ; bildiklerini paylaşmaya davet ediyoruz. Sizin uyguladığınız ve size normal gelen bir uygulama başkaları için gerçekten çok ilginç ve bilinmeyen olabilir. Konseptimiz çok basit... Bildiğini saklama ve Türk arıcılığına dolayısı ile vatanına hizmet et... E-mail & Msn : halilbilen2@hotmail.com

Yayınlanmak üzere arılık / arıcılık fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz.

free html hit counter
View My Stats

29 Ekim 2009

Dağ Taş Arı ve Av...


Cumhuriyet bayramının kutlandığı güzel bir İç Anadolu sabahı...


Planlandığı gibi ekiple, planlanan yere ulaştık.


Sabah çorbaları sonrası, çaylarımızı da serin bir sabah olmasına rağmen çayımızı yudumluyor ve planlamalar gözden geçiriliyor.


Geçen haftalarda gidilen ve arı kolonisi olduğu tahmin edilen yere vardık ve avcılar hemen ava koyulmak durumundalar ki hem Dafi, hem de Rocky sabırsızlanıyor.


Ayrıca av olmazsa, konserve balık ile geçiştirilecek.



Haydi rastgele size bakalım.


Bizlerde pekmezi döküp, çevre aramasına başladık.


Pekmeze tek tük gelen arılar oldu ama hava da uçuşa pek müsait değil.


Derken Fikri'nin dikkatini kayanın altına çalışan 1-2 arı çekmiş.


Biraz pür dikkat olunca arının muntazam çalıştığı görülüyor ve herkes toplanıyor bölgeye ki bu arada avcıların uzaktan atışları duyuluyor.



Birkaç küçük kaya parçasını kaldırınca peteklerin üstü görülüyor.




Pekmeze ilgi göstermeleri ilginç.

Dağ başında pekmeze bir balarısının geldiğini düşünmek bile güzel...


Dikkatli açmak gerekiyor ki toz toprak dökülüyor temizledikçe...



İlk alınan peteklerden işçi arı örnekleri boş perizin şişelerinde bulunan alkole alınıyor.



Bu arada avcılarda ilk turu tamamladılar ve geldiler.



Birol abi hemen işin başında.




Ana arıya dikkat etmek gerekiyor.



Doğal ortamdan ilk defa arı alınırken görmek süper bir tecrübe oldu bizlere...



En dikkat çekici olan ise, toprağın içini ve kayanın bir bölümünü çok kalın propolisle kaplamışlar.



Alınan işçiler kutuya dolduruluyor.


Ana arı daha bulunamadı ve aşağıda salkımdaki arıların toplanması için keyif molası vermiş Birol abi...



Duvardaki propolisler çok ilginç.



İlk başlarda arının durumunu bilmediğimizden herkes maske taktı ama daha sonra arı ne yapıyorsunuz bile demedi.



Anayı bulmak için arı silkelendi tekrar ama kayanın altından verilen dumanla yukarı çıkan ana bulundu.


Bir yerden ana arı çıkarmak için önce işçileri alıp, silkeleye silkeleye yukarı çağırmak gerekiyor ki ana arı da bu ivme ile dumanı da yiyince yukarı çıkıyor.


Arıyı aldık ya, avcılar görev başına.


Biz kıyı kıyı çayı demledik ve birşeyler atıştırırken haber geldi ve güveç yanacak bakalım dediler.


Birol abi, Dafi ve tavşan






Çay operasyonu sonrası geçtiğimiz günlerde alınan arıların yerlerini görmek üzere 3-4 km. lik mesafeye gidildi.



Güveç ekibini çeşme başında bırakıp, bizler diğer bölgeye devam ettik.



Hüseyin Yavuz, Dafi ve Rocky'e nasıl ferma durulacağını anlatıyor.



Kayada daha önce alınan arıdan kalan petekler.


Dağ taş arı ve av.
İç Anadolu gerçekten çok güzel.



Allahım yenmezde ne yapılır?


Trap çalışmaları güveç pişerken devam ediyordu.

Yedik, içtik ve gezdik.
Güzel bir gündü ve belki yine gideriz bölgeye...
Bu güzel etkinliğin ardından kötü haber vermek nasıl olur ama alınan koloni, artık yerinde yoktu.
Terk etti bizi ve kayadan geldi, kayaya uçtu yine.
Yerinde yeller esiyor...

Etiketler: , , ,

26 Ekim 2009

Bir Sevdadır Arıcılık...

video

Tam dönüyorduk gittiğimiz yerlerden geriye, baktık ki çok uzaktan daha yeni yeni gelenler varmış.

Etiketler:

25 Ekim 2009

İç Anadolu için Kışlama Vakti...

Ramazan ayında bazı illerin ismi sayılır ve ... ili için iftar vakti şeklinde...
Benzeri bir durumla İç Anadolu içinde kışlama vakti artık.
Dolayısı ile bilgi paylaşımı yapılan ortak paydamız arıcılık olduğuna göre arılarımız kışa hazırlamak önemli etkinlikler gerekiyor.
Ana hatları belli zaten ama ayrıntıların daha önemli olduğunu gün geçtikçe daha iyi anlıyoruz.
Arıları sıkıştırdık, varroa mücadelesi yaptık, sıvı teşvik beslemesi yaptık.
Daha sonra stok beslemesi ile kışlık stoklarını tamamlattık.
Bu kadar basit gözüküyor ama ya ayrıntılar...

Arıcılık çok geniş bir konu olduğu için bu kadar ilgi görüyor ve ihtisaslaşmak her konuda mümkün olmuyor.
Temel arıcılık bilgilerini bile dağarcığa yüklemek ve uygulamak büyük çaba gerektiriyor.
Ancak bu yıl daha fazla hissettiğimiz yağmalama davranışı altında arıcılık yapmak daha işleri zorlaştırıyor.
Buna rağmen istediğimiz düzeye gelen kolonilerle kışlayacağız nasipse.

Yavrulu, kemeri ballı kışlama için ideal bir çerçeveye örnek...

Bu şekilde kemerini yapan koloni, yavrulama alanını da kışlayacak düzende hazırlıyor ve yumurtlamaya kıyı kıyı devam ediyor.

İç Anadolu için geç bile kalmış gece soğukları, bugünlerde aşırı yumurtlayacak kolonilere atacağı tokatı çoktan hazırlamıştır ama bu çerçeve ile biraz zor atar.


Bu şekilde yavrulu 2 çerçeveli ve toplam 6 çerçeve arıyı kışlatacağız ki tüm koloniler bu güçte.

6 çerçeve arı...

Bir çok bölge için bu rakam komik gelebilir ama 6 çerçeveye sıkıştırılmış kolonilerin kışlama performansları başarılı sayılıyor.

Çerçeve üzerindeki arılar ne kadar az değil mi?

Kemerlerin iyice görülmesi için silkelenenince sadece gençler yapışık kalıyor yavru alanında.

Zaten bal kemeri üzerinde arı da pek durmuyor.

Bu çerçeve de duvar çerçevesi olarak stoklanmış.

Bırakın kışın bu çerçeveden bal yemeyi, ucundan bile tadamazlar.

Ancak o çerçevenin orada duruşu koloniye vereceği sinyal yeterli...


Yavrulama faaliyetleri 2 çerçeveye düşse de çıkan yavruların yerlerine yeni yumurtlamalar ile süreç kontrollü devam ediyor.
Sıvı beslemeyi sonlandırdık ve 1/2 kg. kekleri üst yemliklerine vererek beslemeye noktayı koyduk ki zaten salkıma girdiklerinde besleme kabına çıkamayacaklar.
Sonuç itibarıyla, ana hatları ile arıcılık yapıldığında koloniler kışa kendilerini hazırlayabiliyorlar ki zaten kendi başlarına bunu yapabiliyorlar.
Arılarda işleri Cumartesi bitiriyorum ki Pazar günü ekip çok tezcanlı...
Yetişmek mümkün değil onlara...

Hüseyin Yavuz'a göre dolap öyle yerde olmazmış...
İyi de ne yapacağız?
Ben karışmayacakmışım!
Biraz dubel ile vida alacakmışım.
Aldık ve Hüseyin ayarı çekti.
Dolap artık duvarda.
İşini istediği yöntemlerle başaran birisinin mutluluğu gözlerinden okunur ya.


Sehpalarda bulunan çerçeveler artık ilave veya boş kovanlarda dizayn edildi.

Üstlerine de küçük not kağıtları zımbalandı.


Ve dolabın içi de dolduruldu tekrar.

Soğuk kış günlerinde arılıkta sıcacık sohbetlere mekan olacağından burası içeriği de ona göre düzenlendi.

Sadece "karda sucuk" zamanı sucuk alınacak o kadar...


Boya boya bitmiyor ki o kadar çok malzeme olduğu genelde evlerde de boya badana işlerinde anlaşılır ya.

Aslında sonu göründü ve..

Bitti sayılır.

Hüseyin yine gelecek günlerin sohbet masasını ayar ediyor.

Zonguldak'tan gönderilen ana çiftleştirme kutuları da temizlendi ve birer katları boyandı.

Bitince onlarda çok güzel olacaklar.


Biraz da köyde çevresel ilişkilerimizi gözden geçirdik.
Domates mevzuları artık biliniyor ya.
Bugünde, haftalık işyerinde yapılan kahvaltılara eşlik edecek domatesler toplandı...
İşlerimizi yaparken, bizleri arılıkta gören arıcı arkadaşlarımız ve büyüklerimiz de kısa süreli kolay gelsin dileklerini iletmeye uğruyorlar sağolsunlar.
Arıcılığa yeni başlayanların işlerinin ne kadar zor olduğunu anlatıyoruz ya bunun bir sebebi var.
Bugün yeni başlayan bir arkadaşımızda uğradı yanımıza.
Arıları hakkında anlattı ama bir baksak hele benim arılara dedi.
Hep birlikte gittik ki bize yakın sayılır.
Ancak arılarda yoğun bir uçuş vardı yaklaşınca.
Yeni başlayanların önce bir arıcının yanında arıcılık yapması gerektiğini de zaman zaman yazıyoruz.
Yeni başlayanları suçlamak gibi bir durumumuz asla olamaz ki zaten onlar bizden çok titriyorlar arılarının üzerine ve en çok onlar üzülüyorlar.
Ancak olaylardan ders çıkaran aklı-selim toplulukların başarılı olacağı gelecek günlerde yerimizi almak için çok daha fazla çalışacağız.


Basit gibi görünen bir ihmal yapılmış.
Zayıf arıdan alınan kemeri ballı bir çerçeve arıların temizlemesi için hemen koloninin önüne konulmuş.
Bu arıların olduğu yerde de başka 20'den fazla koloni var.
Neden öyle yapmış diye sorduk ki aynı davranışı yakınındaki arıcı yaptığından...
Ama arıcılıkta zaman yönetimi çok önemli...
Bizler erken baharda günün ortasında rahatça besleme yapıyorduk vadide.
Ancak bugünlerde ise hava kararıyor ayrılırken arılıktan...
Malum yağmacılık davranışı zaten zirvede iken...
Arılarına bakacaktık arkadaşımızın ama o çerçeveyi ortadan yok edip, kolonilerin uçuş deliklerini 1 arı girecek kadar daralttık ki güçlü koloniler savunmalarını kurmuşlardı.
İnşallah bir sıkıntı olmazda gelecek günlerde uygun bir zamanda bakarız.


Odada da işler yoluna girdi gibi.

Vadiye gidersek eğer, vadiye gidecek boş kovanlara esmer / polenli ve ballı çerçeveler doldurularak düzenlendi.

Kılavuz petekler, beyaz kabarmışlar ise ilavelerde burada kalacaklar.

Sehpalarda boşa çıktı artık ve onlara da hafif bir bakım çekeceğiz.

Gelecek günlerde de yapılan sonbahar işlerini ayrıntılı anlatmaya çalışırız ki gerçekten biz de eksiklerimizi görerek tamamlayabiliyoruz dostların ve büyüklerimizin uyarıları ile.

Ancak öncelikle aklımızda hava şartları müsait olursa sürpriz bir günde arı safarisi var.

Planlamalar tamam ve kısmetse bu kez medyanın güçlü bir çıkarması ile gerçekleşecek safari.

Arıların işini bitirdik ya, safari de yapmak hakkımız sanırım.

Dostlarla bir arada, şöyle bir İç Anadolu bozkırını gezelim bakalım...

Kalın sağlıcakla...

Etiketler: , , ,

17 Ekim 2009

Sonbahar Hüznü

Sonbahar hüznü çökmeye başladı arılıklara...
Haftasonu arıcılık maceralarına bu kez Cuma akşam mesai sonrası başladık.
Nisan 2008'de arıcılık kursu fotoğrafını arşivden buldum.
Kursiyerlerden tanıdık çok.
İyi kovan boyayan / onaran arıcılar çıkacak bu kursiyerlerden deselerdi zamanında inanmazdık.



Ama konumuz Cuma akşamı kovan boyama değil...

Eski köy, yeni mahalle Satılmışoğlu'na gittik ekiple beraber...

Hüseyin Yavuz ve Fikri Atmaca'yı ilgilendiren boyutu ise bu arılar kurs arkadaşları Fatma hanım ve Mehmet Bey' e ait.

Kurs bitti gitti ve uygulama şansını yakalamış olanlar buluştu diyebiliriz.



Eskişehir gibi bir bozkırda hala 2 katlı durmaları sıkıntı yaratan bir unsurdu ancak ben işlemler yapılırken sadece seyrettim.

Hüseyin ve Fikri hallettiler.

Daha önce bal almışlar, biraz daha alındı ve sıkıştırıldı koloniler.

Yumurtayı kesmişler ki teşvik beslemesi de yapılmamış.

Stokları yerinde...

Varroa mücadelesi de yaptık ama arılar varroa açısından temizdi ilginç bir biçimde.

Neden bakılmamış bu kolonilere?

Bu bahçenin diğer tarafına kendilerine ev yapıyorlar ve bir çok işi de kendileri hallediyorlar.

Arılara gereken itinayı eve taşındıklarında gösterecekleri kesin.

Dönüşte organik marullar ve domatesleri de aldık ki Cherry domatesler enfesti.

Biraz da anma yapmak gerekiyor sanırım.

Gerçi kovanları boyarken de çok dua ettik ama yazıya dökmek bambaşka...


İzleyenlerin bir çoğu bilir ki Mart 2008'de Bilecik'ten Arif Uysal abinin önderliğinde Cevdet amcadan kovanlar ve arılar almıştık.



Her iki gidişimizde de yağmur ve soğuk inanılmazdı.

Bilecik denince aklımıza artık yağmur geliyor.

Bu resimde sigara içenlerde değişen bir durum yok ki hala içiyorlar. Bıraktıramadık bir türlü...

Ekip ruhu daha o zamanlarda perçinleniyordu ki bana kalsa o yağmurda çamurda başarmam mümkün değildi.


Sonra getirip indirmiştik depoya.

Cevdet amcayı da kısa süre sonra kaybetmiştik...

Bu resimde geçtiğimiz yıl kışlama durumu gözüküyor.

Bu yıl çatıları kullanmamayı düşünüyorum.

Kovanların eski haline bakıp bakıp...

Vay be nasıl da uğraşınca ve emek verince oluyor diyoruz bol bol...


Bir de yeni hallerini görelim bari..

Cevdet amca da keşke görseydi...

Belki bir yerlerden izliyordur...



Tacizciler...

Sarıca arılar artık azgınlaştılar ve salyalarını akıta akıta saldırıyorlar.

Ellemedim ellemedim ama artık çiftleştirme kutularına musallat oldular ve iplerini çektiler.

Perşembe akşamı hazırladık tuzağı..

2,5 litrelik pet şişeyi cart kestik ortanın az üstünden...

Ters çevir, kapağı çıkar ve geçir tersleme...

İçine de biraz şerbet...

Cumartesi sabah gittiğimde bir hayli vardı ki yeni girenler beyhude çıkmak için uğraşıyorlardı.

Döktük ve yeniledik sıvıyı...

Canlıları da hallediverdik.



Tamam canlıdır, vardır bir yaratılış sebebi ama besleme yapılan çiftleştirme kutularında ne işiniz vardı değil mi?



Bu uçuş ızgaraları da yeni takıldı.

Dayımın arkadaşlarından geldi 3 tane ve taktık boyama esnasında.

Gözlemim şu ki savunma anlamında çok faydası oluyor.

Biz de kışın pek olmuyor ama fare gibi zararlıların kovanlara girme eğilimi gösterdiği yerlerde çok etkin olarak kullanılabilir.


Bugün bir hayli mesafe daha kat ettik ki kovanlar bitti. İlaveleri de yarıladık sayılır.

Haftaya boyayı sonlandırıp, odada sehpalarda bulunan petekleri de güzelce tasnifleyip, kovanlara ve ilavelere dizdik mi artık kışın sohbet odası hazır...

Sonbahar hüznü dediğimize göre...

Soğuk karlı kış günlerinde arılarımızı elbette düşüneceğiz ama endişelenmemiz için yapılması gerekenleri yaptık mı?

Aşağıda saydıklarımızı yaptıktan sonra ayakları uzatıp, elleri de enseye atmak gerekir değil mi?

***Bal hasadı sonrası kuluçkalıkta esmer petekleri bırakarak, arıların gücüne uygun koloniyi sıkıştırdınız mı?

***Bal hasadı sonrası balözü akımı azaldı veya bitti ise katı besleme yaptınız mı?

***Arılıktaki kışlayacak tüm arıların güçlerini eşitlediniz mi?

***Birleştirmeler sonrası kuluçkalıkta boşluk kaldı ise bölme tahtasını koydunuz mu?

***Uçuş deliklerini yağmalama ve sarıca / eşek arısı tacizleri için daralttınız mı?

***Varroa için en az 2 etken maddeyi dönüşümlü kullandınız mı?

***Genç ana arının yumurtlaması için 1/1 oranında hazırlanmış sıvı teşvik beslemesi yaptınız mı?

***Yavrulama faaliyetlerini kontrol ettiniz mi?

***Ana arılarımızı daha baharda değiştirdiğimizi varsayarak, değişemediğimiz anaları sonbaharda genç ana ile değiştirdiniz mi?

***Süreç içerisinde ana kaybı yaşayan kolonilerinizi tespit edip, yedek anaları devreye soktunuz mu?

***Örtü bezi / örtü tahtası eksiklerini tamamladınız mı? (Biz örtü tahtası tercih ediyoruz artık.)

***Kovanlarınızı boyadınız mı? (Eğer bunu yaptıysanız direk sırtüstü yatabilirsiniz kışboyu...)

***Kovanlarınızı boyamaktan öte, kışlamak için gerekli onarımları gerekiyorsa yaptınız mı?

***Kuluçkalıklardan ve ballıklardan artan peteklerinizi güveye karşı korudunuz mu?

***Hasat ettiğiniz balları yavaş yavaş tüketiciye ulaştırdınız mı?

***Yavrulama faaliyetinde iklimsel olarak görülen aksamalar için polen veya polenli kek vermek gibi tedbirler alabildiniz mi?

***Amatör ana arı üretiminizi Temmuz ayı sonunda sonlandırdınız ve çiftleştirme kutularını kışlatmak için tedbirler aldınız mı? (Ana arı üreticiliği için çok önemli bir unsur.)

***Yavrulama faaliyetinin azalması ile gece sıcaklıkları iyice düşmeden stok beslemesi kapsamında gerekirse hergün stok tamamlanana kadar 2/1 oranında koyu sıvı besleme yaptınız mı?

***Arıcılık Kayıt Sistemi kapsamında kolonilerinizi saydırdınız mı?

***5 çerçevenin altındaki kolonileri kışlatma çabası içinde olmaktansa birleştirdiniz mi?

***Koyu sıvı besleme sonunda üst yemlikten katı besleme yapacak mısınız? (Bizde haftaya bu bölümü de halledeceğiz.)

***Kovanlarınızı mutlaka ama mutlaka yerden yükseğe aldınız mı?

*** Tüm işlemler bittikten sonra kovanların arkasını nemin kolay tahliyesi için hafifçe kaldıracak mısınız?

***Fırtına esnasında arılığınızda uçabilecek materyalleri emniyete aldınız mı?

***Kovan kapaklarını yağış geçirgenliği açısından kontrol ettiniz mi?

Her maddeye bir puanlama tekniği uygulasak, belki de kışlamada rahatlık endeksi çıkarılabilir.

Kışı rahat geçirme adına yapılacakları yapıp, gerisi artık kısmet demek gerekiyor sanırım.

Arılıklarımızı izlemek adına Turkcell'in 3G göz sistemi çok hoş ancak bizler için eksik taraflarıı var henüz.

Öncelikle göz elektrik ile çalışıyor. Ayrıca gözün olduğu yerde 3G teknolojisi olması gerekiyor.

Yakında bu sorunlar çözülürse, istediğiniz zaman gözü arayıp, arılıkta ne var ne yok 3G destekli cep telefonumuzdan izleyebileceğiz.




Murat Akın hocam ense yapmak için gerekenlerin içine bir eklenti bildirmişler yorum ile.

Sanırım dediği şudur...

Etiketler: , , , , ,

11 Ekim 2009

Haydi Bakalım Norveç Yiyenler...

Dayımın genelde anlattığı bir öykü var bizlere...
Öyküyü dinledikten sonra hayat boyu referans alırsınız bu öyküden...
Hikaye şöyle...
Büyük bir çiftlik sahibi çiftliğinde çalıştırdığı tarım işçilerine sabah aldığı simitleri, kimse kimseyi görmeden nasıl başarıyorsa hepsine tek tek veriyormuş.
Herkes kahvaltıda simit yiyor ama belli etmiyormuş kimse kimseye...
Öğleye doğru sıcak tepeden bastırınca işler yavaşlıyor ve çiftlik sahibi oturduğu gölgelikten hafifçe ayağa kalkarak işçilere doğru..
"Haydi bakalım simit yiyen.." dermiş.
Ahanda işler hızlanıverirmiş.
Bizimki de o hesap...

Polen vermiştik ya...

N'oldu polen diyenlere...

Besleme kutusunun sıvı ile temas eden bölümüne verilenleri bazı koloniler almamış ki polen şerbeti engellemiş ve eriyince bloke etmiş şerbeti...

Hamurumsu olan poleni alamayanlar vardı.

Ancak yine besleme kutusunun ön kısmına verildiğinde sıvı ile temas etmeyenleri almışlar.

Dolayısı ile kalan polenleri de verdik bu şekilde...

Sıvıya değdirmeden verdik gitti...


Bazı kolonilerde polen stoğu hızlanıyor ama bizim verdiklerimizden olduğunu sanmıyorum.

Sabah çiğleri düşmeye başladığından erken saatlerde polen gelişi gerçekleşiyor.

Bugün saat 12:00'da erkenden arılığa gittiğimizden polen getiren arılara rast geldik.

Ya boyadık tamam da yağmur yağarsa, kar yağarsa ne olacak?

Nasıl kıyacağız?

Çiftleştirme kutularını da elden geçirsek mi acaba?

Bugün Hacı abinin kolonileri elden geçirme vakti...

Yandaki boş tarlayı kat ediyoruz ve burada çürümüş söğütten, söğüt kurusu topladık.

Tarlada yerde serili olanlar pancar yaprağı...

Diğer köyde çıkarılan pancarların yaprakları buraya traktörlerle getirilip boşaltılıyor ve akşamüstü sürü burada otlatılıyor.

Hacı amcanın arılarının sıkıştırmalarını, gıda ikmallerini ve varroa mücadelesini yaptıktan sonra en önemli bölümdeyiz.

Bulgaristan domatesi...

Hacı amca da hala tohumları mevcut ki geçtiğimiz yıl da tatmıştık bu lezzetten.

Sağolsun her yıl tadıyoruz sayesinde.
Yaşı ise 78... Allah uzun ömürler versin...
Ben burada kıpırdamasam gittiydim çoktan diyor.
Bizde aşağıdaki gibi kıpırdamasak hiç olmaz...


Yine Fikri'den Norveç ziyafeti bizlere.
Bugün onur konuğu Yusuf abi...


Bugünde hafiften yedik bakalım.

Haydi bakalım Norveç yiyenler...

Bir hayli finale yaklaştık ama daha ilaveler var.
Fakat acaip dağılmışız...
Olsun arılığa baktıkça gurur duyuyoruz ya.
Zaten önemli olan da Garp kafasıyla arıcılık yaparken, Şark kafasıyla hata üstüne hata yapmamak değil mi?

Etiketler: , , ,

08 Ekim 2009

Değişen Şartlara Uyum...

Değişen şartlara uyum sağlamak...
Yusuf abi dedi ki...
Eğer değişen bu şartlara arılarını hazırlayamayan arıcılar olursa çok kış kaybı yaşarlar.
Değişen şartlar neler acaba?

Ülkemizin birçok bölgesinden gözlemlerimiz oluyor.

Bazı bölgelerde 5 çerçeve arıda bile 5 çerçeve yavru var iken, bizlerde 6 çerçevede 2 çerçeve yavru var ancak...

Acaba gerçekten 5 çerçeve arıda 5 çerçeve yavru var mı?

Bizim kafkaslar ve yerlilerde de yavru 1'er çerçeve civarı devam ediyor.

Yavrunun önemi tabi ki var ama esas dikkat çekici olan kolonilerde geçen yıl bu tarihlerde olan polen stoğu yok.

Kışa hazırladıkları poleni bile depolayamayan koloniler sıvı teşvik beslemesine de yeteri kadar cevap veremiyorlar.

Arı ırkları arasında fark ise, polen kıtlığına rağmen bazı ırklar hala yumurtlama eğiliminde ama polensiz yetiştirilen işçiler baharda ne kadar verimli çalışacak.

Neden polen yok konusunu daha önceki günlerde de paylaşmıştık ki yağmur hiç yağmadı bölgeye.

Polen yoksa poleni nasıl verebiliriz koloniye veya nasıl ikame edebiliriz?

Önemli bir konu aslında.


Bugün haftasonu boyananların sisteme sokulması ile arılıkta değişecek kalmadı ve hepsi boyanmak üzere depoya atıldı ki bundan sonrası kıyı kıyı olur.

Son mohikan ise evlere şenlik...

Nuh-nebi'den kalma.

Ekip bunlara da boya-tamir için gaz kesiyor ama elekle su taşımaya benzeyecek bir durum...

Ben öğleden sonra gitmiştim arılığa ve ekip akşamüstü geldi ki iyi ki gelmişler, işleri ucu ucuna yetiştirdik.
2'nci tur Perizin'i de yaptık fırsat bu fırsat...
Çevremizde başka arıcı olmadığından varroa mücadelesinde sıkıntı yaşamıyoruz.
Hacı amcada da 2 kovan var ama onların bakımlarını da bu haftasonu yapacağız.
Aslında onlara bakmasak iyi olurdu ki varroa mücadelesinde başarısız olursak, suçu atıverirdik hacı abiye...


Bu olay aslında başarılı olsa ne olur ki dişlerinin kovuğuna bile gitmez ama...
Baharda varroa mücadelesi yapılırken derlenen polenleri keke katmak üzere derin dondurucuda hiç kurutmadan taze olarak depoluyoruz.
Baharda keke katana kadar kışa girişte versek ve bunları stoklasalar...
Beyin fırtınası yaptık ve nasıl yaparız nasıl yaparız derken Muhsin Doğaroğlu hocamızın polen keki tarifini önerdiler bize.
Ancak zamanımız hazırlamaya yetmediğinden bu akşam bir ilginç deneme yapalım dedik.
2 çeşit uygulama yaptık ve durumu Cumartesi gözlemleyeceğiz.
İlk uygulamada poleni besleme kabı ön tarafına sıvı besleme ürününe değdirmeden verdik.

Polencibaşı terimini de arıcılığımıza kattık.
Fikri Atmaca elinde kaşıkla ayar ediyor poleni...



Diğer uygulama ise sıvı besleme ürünü ile temas eder şekilde verildi.



Polenin kurutulmamış olmasından dolayı taşınıp stoklanacağı düşüncesi taşımaktayız...

Ülkemizin bir çok yerinde arı hastalıkları konusunda artış olmasında polen yokluğunun da bir etken olduğunu söyleyebiliriz ki arının mücadele gücünü düşürüyor polensizlik...

Bizim verdiğimiz 1-2 kaşık polenle mi olacak?

Eğer alırlarsa seri biçimde devam eder stok yaptırırız.



İşleri bitirdik ki hava da karardı.

Genel çiçek bahçesi fotosu ise gece karanlığında çekildi.

Bakarsan bağ, bakmazsan Afganistan arılığı olur.

Siz hiç Afganistan arılığı gördünüz mü?

Etiketler: , ,

04 Ekim 2009

Boyaya Devam ve Bumerang Ustasından İnciler

Cumartesi günü bir hafta önce boyanan yeni kovanlarla, boyanacak kovanları değiştirme için arılıktaydık...
Hala havalar güzel gidiyor ama arılar yavruyu iyice azaltmışlardı.
Bunu polen gelişinin azlığına bağlıyoruz ki, sel basma görüntülerine rağmen bize damla yağmur düşmedi denilebilir.




Aktarma esnasında hem bal stokları, hem polen stokları, hem varroalı arı veya kanatsız arı kontrolü, hem de yavrunun durumunu kontrol ediyoruz.

Yavru durumu genelde 2 çerçevede mevcut, ancak yeniden yumurtlama başlamış.

Arıları 6-7 çerçevede eşitlemiştik ki 7 olanlarda 6 çerçeveye düşmüşler doğal olarak.

Ancak ilerleyen günlerde tüm işlemler bittiğinde bazı kolonileri iptal edebilir ve tekrar bir güçlendirme yapabiliriz.

Şu halleri de kışlamaya yeterli gözükse de güçlünün zararını görmedik.

Boşa çıkan anaları da kutulara çakarız...

Aktarımlarda çok az polen stoğu görüldü.

Normalde yukarıdaki bu çerçeve 2'nci çerçeve olduğundan yavrulaması gereken çerçeve ama yavruyu bu yıl tam orta çerçevelerde devam ettiriyor.

Varroa için Formik asidi küçük buzdolabı poşetleri içindeki kartonlara emdirerek vermiştik.

Bu hafta topladık ve klasik tepkilerini yine vermişler.

Propolis ile sıvamışlar.

Sıcak havada da yapış yapış her yere bulaşıyor.

Aktarma yaparken fırsat bu fırsat varroa için Kaumafos etken maddeli çözelti kullandık.

Nam-ı diğer Perizin.

Haftaya bir tur daha vereceğiz.

Karakaçan otlayacak yeri bulmuş.

Muhabbeti hiç çekilmiyor habire otluyor.

Bu konuyla nasıl bağlayacağız ama...

Köyde yaşlı bir amca var.

Bumerang yapıyor ağaçlardan çocuklara...

Sohbet imkanı bulduk kendisiyle...

Bumerangı bilirsiniz, "L" biçiminde olup, hızla atarsınız ve döner - döner tekrar size döner...

Bumerang yaptığı ağacı söylemiyor ama her ağaçtan olmuyor diyor.

Bazıları atarsın, gelir ve tutarsın...

Şahane de ses çıkarır diyor.

Bazılarını atarsın, gider ve gelir, sen yapıp-fırlattığın halde gelir sana çarpar.

Neden çarpar? diye sorduk.

Ağacı bozukmuş, sen ne kadar işlersen işle ayar tutmazmış.

Çarpmayanlardan bizlere de yapacağına söz verdi.

Gelelim Pazar gününe.

Cumartesi içeri yığdığım boyanacakları, öncelik ruşetlerde olacak şekilde başladı ekip boyamaya...

Ben yine arılara yapılacaklarla uğraşıyorum.

Önce ruşetleri boyuyoruz ki bunları sisteme sokup, kovanları alacağız içeriye boyamaya.

Ruşetler hakkında söyleyecek bir şeylerimiz var elbette.

Elimizde topu topu hepsi 10 tane var.

Ancak bu sayıyı kışlayacak arı sayısına denk getirmek gerekiyor.

6-7 çerçeveye sıkıştırmıştık arıları eşitleyerek...

Bugün kadrosu iyi olan 6 taneyi daha ruşetlere indirdik.

6 çerçeve full arı, 5 çerçevelik ruşete indiğinde 1 ballı artıyor ki onu da depoya alıyoruz.

6 çerçeve arı, 5 çerçevede sıkışıyor.

İç Anadolu bölgesinde kısa bir arıcılık hikayemiz içinde bu bölgenin en iyi kışlamasının bu ruşetlerde sağlanacağını düşünüyoruz.

Ancak bu ruşetlere aktarmadan önce mutlaka arı en az 6 çerçeveli şekilde ayarlanmalı ki ruşete indiğinde bomba gibi 5 çerçeve olsun.

Aktarma sonrası arıların ruşete karşı algılama sorunları oluyor ama kısa sürede normale dönüyorlar.

Bugün güveç günüydü.
Kısaca boyama bahane, güveç şahane..

Kışlamada kullanılmayacak kovanlar depoda yerlerini alıyorlar ama işçiliklerini hiç boşlamıyoruz.
Polenli kovanlar bu kış depoda duracak.
AK = Ahmet Kocabaş ( Ahmet şef)
Daha önce vernik rengi olan kovan beyazlara büründü.
Kendi kovanını biraz torpilli boyamış ama ben dışarıda olduğumdan göremedim.
Sonradan uyandık ama attığı fazla bir kat boya nasıl sökülür bilmiyoruz.
Ahmet Şef'in kovanda polenli olduğundan depoda kalacak.
HY: Hüseyin Yavuz
FA:Fikri Atmaca
Markaları hazır ama kovanları daha sistemde, o yüzden boyayamadık.
Zaten onlarda polenli olduğundan depoda yer alacaklar.
Polenlikler elden geçirildi ve baharda kullanılmak üzere uçuş deliği straforları bile takıldı.
Bir işi yaparken yapmak lazım ki sonra yaparız dendiğinde iş yükü daha da artarak karşımıza çıkıyor.
Bu kovanların içine iş bitimi depoda sehpalarda bulunan yavrulama yapılabilecek düzgün esmer petekleri dizeceğiz ve eğer gidilirse vadiye bu şekilde gidecekler.
Ayrıca vadide bahar aktarmasına katkıda bulunacaklar pırıl pırıl.

Bir hayli beyazlayan var ama daha 16 adet değişecek mevcut.
Depoda boyanıp işi bitenler devreye girince 1 haftalık işimiz var.
Daha sonra ilaveler, çiftleştirme kutuları derken...
Bu kış işimizi bulduk...
Tekrar tekrar söylüyorum ki bana kalsa tek fırça süremem.
Ekip sağolsun, tek fırça sürmeden arılık çiçek bahçesine dönüyor.
Ben kovanların içinden sorumluyum...


Akşam hava kararırken paydos ettik ve yorgun yorgun evlerin yolunu tuttuk.
Hava kararıyor olsa da çiçek çiçektir.

Etiketler: , , , , ,