29 Ekim 2009

Dağ Taş Arı ve Av...


Cumhuriyet bayramının kutlandığı güzel bir İç Anadolu sabahı...


Planlandığı gibi ekiple, planlanan yere ulaştık.


Sabah çorbaları sonrası, çaylarımızı da serin bir sabah olmasına rağmen çayımızı yudumluyor ve planlamalar gözden geçiriliyor.


Geçen haftalarda gidilen ve arı kolonisi olduğu tahmin edilen yere vardık ve avcılar hemen ava koyulmak durumundalar ki hem Dafi, hem de Rocky sabırsızlanıyor.


Ayrıca av olmazsa, konserve balık ile geçiştirilecek.



Haydi rastgele size bakalım.


Bizlerde pekmezi döküp, çevre aramasına başladık.


Pekmeze tek tük gelen arılar oldu ama hava da uçuşa pek müsait değil.


Derken Fikri'nin dikkatini kayanın altına çalışan 1-2 arı çekmiş.


Biraz pür dikkat olunca arının muntazam çalıştığı görülüyor ve herkes toplanıyor bölgeye ki bu arada avcıların uzaktan atışları duyuluyor.



Birkaç küçük kaya parçasını kaldırınca peteklerin üstü görülüyor.




Pekmeze ilgi göstermeleri ilginç.

Dağ başında pekmeze bir balarısının geldiğini düşünmek bile güzel...


Dikkatli açmak gerekiyor ki toz toprak dökülüyor temizledikçe...



İlk alınan peteklerden işçi arı örnekleri boş perizin şişelerinde bulunan alkole alınıyor.



Bu arada avcılarda ilk turu tamamladılar ve geldiler.



Birol abi hemen işin başında.




Ana arıya dikkat etmek gerekiyor.



Doğal ortamdan ilk defa arı alınırken görmek süper bir tecrübe oldu bizlere...



En dikkat çekici olan ise, toprağın içini ve kayanın bir bölümünü çok kalın propolisle kaplamışlar.



Alınan işçiler kutuya dolduruluyor.


Ana arı daha bulunamadı ve aşağıda salkımdaki arıların toplanması için keyif molası vermiş Birol abi...



Duvardaki propolisler çok ilginç.



İlk başlarda arının durumunu bilmediğimizden herkes maske taktı ama daha sonra arı ne yapıyorsunuz bile demedi.



Anayı bulmak için arı silkelendi tekrar ama kayanın altından verilen dumanla yukarı çıkan ana bulundu.


Bir yerden ana arı çıkarmak için önce işçileri alıp, silkeleye silkeleye yukarı çağırmak gerekiyor ki ana arı da bu ivme ile dumanı da yiyince yukarı çıkıyor.


Arıyı aldık ya, avcılar görev başına.


Biz kıyı kıyı çayı demledik ve birşeyler atıştırırken haber geldi ve güveç yanacak bakalım dediler.


Birol abi, Dafi ve tavşan






Çay operasyonu sonrası geçtiğimiz günlerde alınan arıların yerlerini görmek üzere 3-4 km. lik mesafeye gidildi.



Güveç ekibini çeşme başında bırakıp, bizler diğer bölgeye devam ettik.



Hüseyin Yavuz, Dafi ve Rocky'e nasıl ferma durulacağını anlatıyor.



Kayada daha önce alınan arıdan kalan petekler.


Dağ taş arı ve av.
İç Anadolu gerçekten çok güzel.



Allahım yenmezde ne yapılır?


Trap çalışmaları güveç pişerken devam ediyordu.

Yedik, içtik ve gezdik.
Güzel bir gündü ve belki yine gideriz bölgeye...
Bu güzel etkinliğin ardından kötü haber vermek nasıl olur ama alınan koloni, artık yerinde yoktu.
Terk etti bizi ve kayadan geldi, kayaya uçtu yine.
Yerinde yeller esiyor...

26 Ekim 2009

Bir Sevdadır Arıcılık...

video

Tam dönüyorduk gittiğimiz yerlerden geriye, baktık ki çok uzaktan daha yeni yeni gelenler varmış.

25 Ekim 2009

İç Anadolu için Kışlama Vakti...

Ramazan ayında bazı illerin ismi sayılır ve ... ili için iftar vakti şeklinde...
Benzeri bir durumla İç Anadolu içinde kışlama vakti artık.
Dolayısı ile bilgi paylaşımı yapılan ortak paydamız arıcılık olduğuna göre arılarımız kışa hazırlamak önemli etkinlikler gerekiyor.
Ana hatları belli zaten ama ayrıntıların daha önemli olduğunu gün geçtikçe daha iyi anlıyoruz.
Arıları sıkıştırdık, varroa mücadelesi yaptık, sıvı teşvik beslemesi yaptık.
Daha sonra stok beslemesi ile kışlık stoklarını tamamlattık.
Bu kadar basit gözüküyor ama ya ayrıntılar...

Arıcılık çok geniş bir konu olduğu için bu kadar ilgi görüyor ve ihtisaslaşmak her konuda mümkün olmuyor.
Temel arıcılık bilgilerini bile dağarcığa yüklemek ve uygulamak büyük çaba gerektiriyor.
Ancak bu yıl daha fazla hissettiğimiz yağmalama davranışı altında arıcılık yapmak daha işleri zorlaştırıyor.
Buna rağmen istediğimiz düzeye gelen kolonilerle kışlayacağız nasipse.

Yavrulu, kemeri ballı kışlama için ideal bir çerçeveye örnek...

Bu şekilde kemerini yapan koloni, yavrulama alanını da kışlayacak düzende hazırlıyor ve yumurtlamaya kıyı kıyı devam ediyor.

İç Anadolu için geç bile kalmış gece soğukları, bugünlerde aşırı yumurtlayacak kolonilere atacağı tokatı çoktan hazırlamıştır ama bu çerçeve ile biraz zor atar.


Bu şekilde yavrulu 2 çerçeveli ve toplam 6 çerçeve arıyı kışlatacağız ki tüm koloniler bu güçte.

6 çerçeve arı...

Bir çok bölge için bu rakam komik gelebilir ama 6 çerçeveye sıkıştırılmış kolonilerin kışlama performansları başarılı sayılıyor.

Çerçeve üzerindeki arılar ne kadar az değil mi?

Kemerlerin iyice görülmesi için silkelenenince sadece gençler yapışık kalıyor yavru alanında.

Zaten bal kemeri üzerinde arı da pek durmuyor.

Bu çerçeve de duvar çerçevesi olarak stoklanmış.

Bırakın kışın bu çerçeveden bal yemeyi, ucundan bile tadamazlar.

Ancak o çerçevenin orada duruşu koloniye vereceği sinyal yeterli...


Yavrulama faaliyetleri 2 çerçeveye düşse de çıkan yavruların yerlerine yeni yumurtlamalar ile süreç kontrollü devam ediyor.
Sıvı beslemeyi sonlandırdık ve 1/2 kg. kekleri üst yemliklerine vererek beslemeye noktayı koyduk ki zaten salkıma girdiklerinde besleme kabına çıkamayacaklar.
Sonuç itibarıyla, ana hatları ile arıcılık yapıldığında koloniler kışa kendilerini hazırlayabiliyorlar ki zaten kendi başlarına bunu yapabiliyorlar.
Arılarda işleri Cumartesi bitiriyorum ki Pazar günü ekip çok tezcanlı...
Yetişmek mümkün değil onlara...

Hüseyin Yavuz'a göre dolap öyle yerde olmazmış...
İyi de ne yapacağız?
Ben karışmayacakmışım!
Biraz dubel ile vida alacakmışım.
Aldık ve Hüseyin ayarı çekti.
Dolap artık duvarda.
İşini istediği yöntemlerle başaran birisinin mutluluğu gözlerinden okunur ya.


Sehpalarda bulunan çerçeveler artık ilave veya boş kovanlarda dizayn edildi.

Üstlerine de küçük not kağıtları zımbalandı.


Ve dolabın içi de dolduruldu tekrar.

Soğuk kış günlerinde arılıkta sıcacık sohbetlere mekan olacağından burası içeriği de ona göre düzenlendi.

Sadece "karda sucuk" zamanı sucuk alınacak o kadar...


Boya boya bitmiyor ki o kadar çok malzeme olduğu genelde evlerde de boya badana işlerinde anlaşılır ya.

Aslında sonu göründü ve..

Bitti sayılır.

Hüseyin yine gelecek günlerin sohbet masasını ayar ediyor.

Zonguldak'tan gönderilen ana çiftleştirme kutuları da temizlendi ve birer katları boyandı.

Bitince onlarda çok güzel olacaklar.


Biraz da köyde çevresel ilişkilerimizi gözden geçirdik.
Domates mevzuları artık biliniyor ya.
Bugünde, haftalık işyerinde yapılan kahvaltılara eşlik edecek domatesler toplandı...
İşlerimizi yaparken, bizleri arılıkta gören arıcı arkadaşlarımız ve büyüklerimiz de kısa süreli kolay gelsin dileklerini iletmeye uğruyorlar sağolsunlar.
Arıcılığa yeni başlayanların işlerinin ne kadar zor olduğunu anlatıyoruz ya bunun bir sebebi var.
Bugün yeni başlayan bir arkadaşımızda uğradı yanımıza.
Arıları hakkında anlattı ama bir baksak hele benim arılara dedi.
Hep birlikte gittik ki bize yakın sayılır.
Ancak arılarda yoğun bir uçuş vardı yaklaşınca.
Yeni başlayanların önce bir arıcının yanında arıcılık yapması gerektiğini de zaman zaman yazıyoruz.
Yeni başlayanları suçlamak gibi bir durumumuz asla olamaz ki zaten onlar bizden çok titriyorlar arılarının üzerine ve en çok onlar üzülüyorlar.
Ancak olaylardan ders çıkaran aklı-selim toplulukların başarılı olacağı gelecek günlerde yerimizi almak için çok daha fazla çalışacağız.


Basit gibi görünen bir ihmal yapılmış.
Zayıf arıdan alınan kemeri ballı bir çerçeve arıların temizlemesi için hemen koloninin önüne konulmuş.
Bu arıların olduğu yerde de başka 20'den fazla koloni var.
Neden öyle yapmış diye sorduk ki aynı davranışı yakınındaki arıcı yaptığından...
Ama arıcılıkta zaman yönetimi çok önemli...
Bizler erken baharda günün ortasında rahatça besleme yapıyorduk vadide.
Ancak bugünlerde ise hava kararıyor ayrılırken arılıktan...
Malum yağmacılık davranışı zaten zirvede iken...
Arılarına bakacaktık arkadaşımızın ama o çerçeveyi ortadan yok edip, kolonilerin uçuş deliklerini 1 arı girecek kadar daralttık ki güçlü koloniler savunmalarını kurmuşlardı.
İnşallah bir sıkıntı olmazda gelecek günlerde uygun bir zamanda bakarız.


Odada da işler yoluna girdi gibi.

Vadiye gidersek eğer, vadiye gidecek boş kovanlara esmer / polenli ve ballı çerçeveler doldurularak düzenlendi.

Kılavuz petekler, beyaz kabarmışlar ise ilavelerde burada kalacaklar.

Sehpalarda boşa çıktı artık ve onlara da hafif bir bakım çekeceğiz.

Gelecek günlerde de yapılan sonbahar işlerini ayrıntılı anlatmaya çalışırız ki gerçekten biz de eksiklerimizi görerek tamamlayabiliyoruz dostların ve büyüklerimizin uyarıları ile.

Ancak öncelikle aklımızda hava şartları müsait olursa sürpriz bir günde arı safarisi var.

Planlamalar tamam ve kısmetse bu kez medyanın güçlü bir çıkarması ile gerçekleşecek safari.

Arıların işini bitirdik ya, safari de yapmak hakkımız sanırım.

Dostlarla bir arada, şöyle bir İç Anadolu bozkırını gezelim bakalım...

Kalın sağlıcakla...

17 Ekim 2009

Sonbahar Hüznü

Sonbahar hüznü çökmeye başladı arılıklara...
Haftasonu arıcılık maceralarına bu kez Cuma akşam mesai sonrası başladık.
Nisan 2008'de arıcılık kursu fotoğrafını arşivden buldum.
Kursiyerlerden tanıdık çok.
İyi kovan boyayan / onaran arıcılar çıkacak bu kursiyerlerden deselerdi zamanında inanmazdık.



Ama konumuz Cuma akşamı kovan boyama değil...

Eski köy, yeni mahalle Satılmışoğlu'na gittik ekiple beraber...

Hüseyin Yavuz ve Fikri Atmaca'yı ilgilendiren boyutu ise bu arılar kurs arkadaşları Fatma hanım ve Mehmet Bey' e ait.

Kurs bitti gitti ve uygulama şansını yakalamış olanlar buluştu diyebiliriz.



Eskişehir gibi bir bozkırda hala 2 katlı durmaları sıkıntı yaratan bir unsurdu ancak ben işlemler yapılırken sadece seyrettim.

Hüseyin ve Fikri hallettiler.

Daha önce bal almışlar, biraz daha alındı ve sıkıştırıldı koloniler.

Yumurtayı kesmişler ki teşvik beslemesi de yapılmamış.

Stokları yerinde...

Varroa mücadelesi de yaptık ama arılar varroa açısından temizdi ilginç bir biçimde.

Neden bakılmamış bu kolonilere?

Bu bahçenin diğer tarafına kendilerine ev yapıyorlar ve bir çok işi de kendileri hallediyorlar.

Arılara gereken itinayı eve taşındıklarında gösterecekleri kesin.

Dönüşte organik marullar ve domatesleri de aldık ki Cherry domatesler enfesti.

Biraz da anma yapmak gerekiyor sanırım.

Gerçi kovanları boyarken de çok dua ettik ama yazıya dökmek bambaşka...


İzleyenlerin bir çoğu bilir ki Mart 2008'de Bilecik'ten Arif Uysal abinin önderliğinde Cevdet amcadan kovanlar ve arılar almıştık.



Her iki gidişimizde de yağmur ve soğuk inanılmazdı.

Bilecik denince aklımıza artık yağmur geliyor.

Bu resimde sigara içenlerde değişen bir durum yok ki hala içiyorlar. Bıraktıramadık bir türlü...

Ekip ruhu daha o zamanlarda perçinleniyordu ki bana kalsa o yağmurda çamurda başarmam mümkün değildi.


Sonra getirip indirmiştik depoya.

Cevdet amcayı da kısa süre sonra kaybetmiştik...

Bu resimde geçtiğimiz yıl kışlama durumu gözüküyor.

Bu yıl çatıları kullanmamayı düşünüyorum.

Kovanların eski haline bakıp bakıp...

Vay be nasıl da uğraşınca ve emek verince oluyor diyoruz bol bol...


Bir de yeni hallerini görelim bari..

Cevdet amca da keşke görseydi...

Belki bir yerlerden izliyordur...



Tacizciler...

Sarıca arılar artık azgınlaştılar ve salyalarını akıta akıta saldırıyorlar.

Ellemedim ellemedim ama artık çiftleştirme kutularına musallat oldular ve iplerini çektiler.

Perşembe akşamı hazırladık tuzağı..

2,5 litrelik pet şişeyi cart kestik ortanın az üstünden...

Ters çevir, kapağı çıkar ve geçir tersleme...

İçine de biraz şerbet...

Cumartesi sabah gittiğimde bir hayli vardı ki yeni girenler beyhude çıkmak için uğraşıyorlardı.

Döktük ve yeniledik sıvıyı...

Canlıları da hallediverdik.



Tamam canlıdır, vardır bir yaratılış sebebi ama besleme yapılan çiftleştirme kutularında ne işiniz vardı değil mi?



Bu uçuş ızgaraları da yeni takıldı.

Dayımın arkadaşlarından geldi 3 tane ve taktık boyama esnasında.

Gözlemim şu ki savunma anlamında çok faydası oluyor.

Biz de kışın pek olmuyor ama fare gibi zararlıların kovanlara girme eğilimi gösterdiği yerlerde çok etkin olarak kullanılabilir.


Bugün bir hayli mesafe daha kat ettik ki kovanlar bitti. İlaveleri de yarıladık sayılır.

Haftaya boyayı sonlandırıp, odada sehpalarda bulunan petekleri de güzelce tasnifleyip, kovanlara ve ilavelere dizdik mi artık kışın sohbet odası hazır...

Sonbahar hüznü dediğimize göre...

Soğuk karlı kış günlerinde arılarımızı elbette düşüneceğiz ama endişelenmemiz için yapılması gerekenleri yaptık mı?

Aşağıda saydıklarımızı yaptıktan sonra ayakları uzatıp, elleri de enseye atmak gerekir değil mi?

***Bal hasadı sonrası kuluçkalıkta esmer petekleri bırakarak, arıların gücüne uygun koloniyi sıkıştırdınız mı?

***Bal hasadı sonrası balözü akımı azaldı veya bitti ise katı besleme yaptınız mı?

***Arılıktaki kışlayacak tüm arıların güçlerini eşitlediniz mi?

***Birleştirmeler sonrası kuluçkalıkta boşluk kaldı ise bölme tahtasını koydunuz mu?

***Uçuş deliklerini yağmalama ve sarıca / eşek arısı tacizleri için daralttınız mı?

***Varroa için en az 2 etken maddeyi dönüşümlü kullandınız mı?

***Genç ana arının yumurtlaması için 1/1 oranında hazırlanmış sıvı teşvik beslemesi yaptınız mı?

***Yavrulama faaliyetlerini kontrol ettiniz mi?

***Ana arılarımızı daha baharda değiştirdiğimizi varsayarak, değişemediğimiz anaları sonbaharda genç ana ile değiştirdiniz mi?

***Süreç içerisinde ana kaybı yaşayan kolonilerinizi tespit edip, yedek anaları devreye soktunuz mu?

***Örtü bezi / örtü tahtası eksiklerini tamamladınız mı? (Biz örtü tahtası tercih ediyoruz artık.)

***Kovanlarınızı boyadınız mı? (Eğer bunu yaptıysanız direk sırtüstü yatabilirsiniz kışboyu...)

***Kovanlarınızı boyamaktan öte, kışlamak için gerekli onarımları gerekiyorsa yaptınız mı?

***Kuluçkalıklardan ve ballıklardan artan peteklerinizi güveye karşı korudunuz mu?

***Hasat ettiğiniz balları yavaş yavaş tüketiciye ulaştırdınız mı?

***Yavrulama faaliyetinde iklimsel olarak görülen aksamalar için polen veya polenli kek vermek gibi tedbirler alabildiniz mi?

***Amatör ana arı üretiminizi Temmuz ayı sonunda sonlandırdınız ve çiftleştirme kutularını kışlatmak için tedbirler aldınız mı? (Ana arı üreticiliği için çok önemli bir unsur.)

***Yavrulama faaliyetinin azalması ile gece sıcaklıkları iyice düşmeden stok beslemesi kapsamında gerekirse hergün stok tamamlanana kadar 2/1 oranında koyu sıvı besleme yaptınız mı?

***Arıcılık Kayıt Sistemi kapsamında kolonilerinizi saydırdınız mı?

***5 çerçevenin altındaki kolonileri kışlatma çabası içinde olmaktansa birleştirdiniz mi?

***Koyu sıvı besleme sonunda üst yemlikten katı besleme yapacak mısınız? (Bizde haftaya bu bölümü de halledeceğiz.)

***Kovanlarınızı mutlaka ama mutlaka yerden yükseğe aldınız mı?

*** Tüm işlemler bittikten sonra kovanların arkasını nemin kolay tahliyesi için hafifçe kaldıracak mısınız?

***Fırtına esnasında arılığınızda uçabilecek materyalleri emniyete aldınız mı?

***Kovan kapaklarını yağış geçirgenliği açısından kontrol ettiniz mi?

Her maddeye bir puanlama tekniği uygulasak, belki de kışlamada rahatlık endeksi çıkarılabilir.

Kışı rahat geçirme adına yapılacakları yapıp, gerisi artık kısmet demek gerekiyor sanırım.

Arılıklarımızı izlemek adına Turkcell'in 3G göz sistemi çok hoş ancak bizler için eksik taraflarıı var henüz.

Öncelikle göz elektrik ile çalışıyor. Ayrıca gözün olduğu yerde 3G teknolojisi olması gerekiyor.

Yakında bu sorunlar çözülürse, istediğiniz zaman gözü arayıp, arılıkta ne var ne yok 3G destekli cep telefonumuzdan izleyebileceğiz.




Murat Akın hocam ense yapmak için gerekenlerin içine bir eklenti bildirmişler yorum ile.

Sanırım dediği şudur...