27 Aralık 2009

Kış Takvimlerde, Arılar Kendi Hallerinde...

Arılar ile ilgili yazacak, çizecek konu bulmak konusunda sıkıntı çekmesek bile, mükerrer kayıtlar sıkıcı olabiliyor.
Bilecik'te yapılan etkinliğe de bir vesile ile katılmak için dayımlar ziyaretimize gelmişlerdi.

Bilecik gezisinin ertesi günü, şöyle bir arılığa uzandık.

Yedek kutular en çok ilgi çeken unsurlar arılıkta...


Havalar istikrarsız oldukça bünye bağışıklık sistemimiz iflas etmeye başlıyor.
Zaten akut farenjit hep boğazımızda bekliyor.
O yüzden özellikle kış aylarına motora katkı maddesi vermek gerekiyor.
Arı sütü ile balı karıştırıp, sabahları tüketmek iyi bir seçenek gibi duruyor.


Hem arı sütü katma işleminde hem de tüketimde ahşap kaşık/çubuklar kullanılmasına dikkat edilmesi gerekiyor.

Hava güzel olunca, Cuma günü de şöyle bir dolaşıp, ana arı çiftleştirme kutularını kontrol ettik.

İlginç ama erkek arılar ne güzel kışlıyorlar.

Ana arı işaretleme kafesi imal edenlerin öncelikle erkek arı ile denemeleri konusunda yaptığımız öneri üzerine güzel denk geldi sanırım.


Cuma günü uçuş, o kadar hızlıydı ki, birkaç büyük koloniyi de kontrol etmeliydim.

Derken, birisinde bir telaşe, bir telaşe...

Cenaze kalabalığı gibi duruyor ama.

Açtık, pır pır kanat çırpıyor.

Ana yok gibi, derken ön tarafa yere bakayım dedim.

Ensede 73 numara, yan gelmiş yatıyor.

Karniyol klasik uyum süreci sendromunu yaşıyor...

Ne yapalım, ne yapalım...

Yedekteki analardan birisini aldım, uçuş deliğinde toplanan cenaze levazımat ekibinin yanına bıraktım ve tutup, aldılar içeriye...

Kutudaki arıları da yandaki kutulara paylaştırıverdim.

Bugün baktığımda uçuş normale dönmüş, kapıda kimsecikler yok.

Öldürür mü diye düşünmenin alemi yok ki.

Zaten görmesek, ilk kontrolde yalancı anayı yapardı büyük ihtimalle.

Ya yedek ana olmasaydı...

Kayıtlarımın tamamına bakmak gerekiyor ama sonbahar bakımlarının başlamasından bu yana yaşanan ana kayıplarının belirli ırklarda yığılması neden acaba sorusunu sormamıza sebep oluyor.

Kolonilerdeki durumları ırklara göre örnekleme ile açarak baktık.

Karniyol, uçuş deliğine en yakın bölümde en önden başlamak üzere 10 cm. X 10 cm. günlüklü / larvalı yavrusu mevcut.

İlginç ama Kafkas, çerçeve orta bölümünde 15 cm. X 15 cm. günlük yumurta vardı.

Yerlilerde ve Muğlalarda gözler cilalanmış ama yumurta yok.


Yedek analara artık daha da dikkatli bakmak durumundayız.

Bal vermiştik ve balları bitirmişler.

Orta bölmesi takılı değil, ancak arılar genelde sağda (sadece 1 tanesi solda) salkım yapıyorlar.

Strafor bardaklarla kek vermeye devam ediyoruz.


Bu yıl kovanları boyarken polenlikli kovanlar genelde depoda kaldı ki sadece 2 polenlikli kovan var arılı durumda.

Geçtiğimiz günlerde yaptığımız oksalik sonrası kontrolleri bu polenlik kutularından takip ediyoruz.

2 kez kontrol etmiş ve temizlemiştim.

Ancak bugün yine dökülen varroalar mevcut.

Komple açık altlık kullanmadığımızdan bu veriler yanıltıcı oluyor.

Dip tahtasına dökülenler mi buraya sonradan dökülüyor yoksa varroa ölümleri hem soğuğun etkisiyle hem de oksalik etkisi ile mi devam ediyor.



Bugün hava kapalı olmasına rağmen, arılarda hatırı sayılır uçuşlar vardı.
Polen gelişi gözlemleyemedim ama su getirmeleri artık yavruya giriş için balı sulandırma hazırlığı sayılabilir.
Yılbaşı tatili sebebiyle haftaya yine hava şartları müsait olursa, rastgele birkaç koloni kontrol edebilirsek, erken baharda izleyeceğimiz prosedürleri de belirlememize yardımcı olabilir.
Bu vesile ile tüm insanlığa yeni bir yılın barış, sağlık, huzur ve mutluluk getirmesi dileklerimizle.


19 Aralık 2009

Bilecik Canlı Arıcılık Forumu

Bilecik Pazaryeri ilçesinde yapılacak olan Bilecik Canlı Arıcılık Forumu hazırlıkları yaklaşık 1 aydır sürüyordu.
Arıcılık bilgi paylaşım forumunda planlanan etkinlik kış aylarının riskini de alarak 19 Aralık 2009 Cumartesi gününe planlanmıştı.
Eskişehir ekibi olarak, sabah otogarın yanında buluştuk ve birlikte yola çıktık yağmur altında.



Daha forum burada başlamıştı.

İlk önce kahvaltı düzeneğinden faydalandık ve sırasıyla tanışmalar gerçekleştirildi.
Sn. Hüseyin Avni Özcan ve Sn. Saadettin Engin ağabeyimiz evsahipliği konusunda yapılacak her türlü fedakarlığı gösteren ekiptendi.


Sn. Arif Uysal ise Bilecik bölgesinde her türlü planlamada meşakkat çekenlerden.


Ve İstanbul'dan katılan Büyükşef Sn. Murat Çakır...

Sn. Murat Akın hocamızda bizleri yanlız bırakmayan büyüklerimizden.


Yusuf abi nam-ı diğer Uyanık Arıcı Sn. Yusuf Gürbüz tanışma faslında.


Her tanışma bir anektod.

Süper hikayeler.


Sözü verdik bir kere nasıl alacağız geriye...
Sn. Ballıbaba Selahattin Güney...


Sn. Kenan Gişan'ın arıcıların rahatlığı açısından geliştirdiği çerçeve delme aparatı.


Arıcıların bu tür yeniliklere ilgi gösterdiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.


Bu da 4 delik delmek üzere planlanmış olanı.


Öğleden sonra ise Sn. Hüseyin Avni Özcan'ın arılığındayız.
Yemek faslını da burada hallettik ki biraz fazla kaçırdığımızı da söylemeliyim.
Kısa sürede, yemek yerken görüleceğimiz fotolar aleme düşer sanırım.


Tüm katılımcıların olduğu resime ulaşamadım henüz, bu foto ekibin yer almasında çekildi.
İnşallah çok güzel fotoları yakında görme imkanı bulacağız.


Eskişehir ekibi de ayrıca fotoda yerini aldı.


Birol abi ise kovan görünce dayanamaz.
Hava da sabah yağan yağmurun aksine güneş yüzünü gösterdi.



Arılar taş gibi salkımda.


İznik'ten katılan Sn. Nihat Çakmak ise pipo körük konusunda AR-GE çalışması yapıyor.


Karnı doyan arıcı ateş başında ve sohbet konusunda uzman olan büyüklerden hikayeler.


Daldaki oğulu dua ile kovana indiren Pazaryerili arıcıların dedesi.
Anayı alıp aşağıdaki kovana koyuyorum ve başlıyorum duaya diyor.
Kendi adıma katılmaktan çok mutlu olduğum bir canlı forumun hem tüm katılımcılarına hem de davet ederek bizleri ağırlayan dostlara çok teşekkürler...

Diğer Fotoğraflar


15 Aralık 2009

Uludağ Arıcılık Dergisi

Uludağ Arıcılık Dergisi, yine aynı ismi taşıyan Uludağ Arıcılık Derneği tarafından 3 ayda bir yayımlanıyor.
Bursa ile organik bağlarımız olduğundan aramızda bir sıcaklık mevcut.
Bizde dilimiz döndüğünce yazdığımız ve uzun sayılacak bir yazıyı göndermiştik.
Değer görerek yayınlamaya başlamışlar bölüm bölüm.

Bu dergiye tüm arıcıların üye olmasının doğruluğunu tartışmaya sanırım gerek yoktur.



Bilimsel içeriğinde de takip edilmesi gereken makaleleri de bulabiliyorsunuz.


Yazının yayınlanan bölümünü bu dergiye ulaşmakta güçlük çeken arkadaşlarımız için tekrar yayınlamanın doğru olacağını düşündük.

Eskişehir’de Bir Arıcılık Modeli

Ülkemizin coğrafik konumu gereği sahip olduğu eşsiz imkânları görmek için, arıcılık bizlere iyi bir vesile oluyor. Farklı bölgelerde değişik uygulamalar yapan arıcılar ile çalışmak ve farklılıkların içerisinden doğruyu bulmaya çalışmak, tecrübe denen olguyu yakalama adına da büyük katkı yapıyor.

Arıcılığın temel bilgilerini, arıcılığı yan uğraş edinmiş aile büyüklerimizden Bursa / Mustafakemalpaşa bölgesinde aldıktan sonra Eskişehir’de devam eden çalışma hayatımızın yanında, kendi arı kolonilerimizi amatörce yönetmeye başladıktan sonra bölgesel değişikliklerin farkında olup, alınan tedbirleri görmek tecrübeyi arttıran unsurlar olarak karşımıza çıkmaya devam ediyor ve öğrenme sürecini devam ettiriyoruz.

Bursa / Mustafakemalpaşa’da Arı Otu Ekimi Yapılmış Arılık
(Enver Öner Arılığı 2009)


Bölgeler arası birçok faktördeki olumsuz farklılığa rağmen başarıyı yakalamak adına yapılan çalışmaları paylaşmamız, bizler gibi amatörce arı kolonisi yöneten arı dostlarına referans teşkil edebilir.

Arıcılık ile ilgili olmazsa olmaz maddeleri birçok kaynakta bulabiliriz. Bu maddelerin yazılmadan önce mutlaka yaşanmış tecrübeleri içerdiğini, arıcılık açısından zor bir bölge olan İç Anadolu’da yaptığımız uygulamalarla daha iyi anlıyoruz.

Başarılı olabilmek için neler yapıyoruz ki?

Öncelikle zaman yönetimi problemini yaşıyoruz. Çalışma hayatının yanında ek uğraş olarak arıcılık yapan tüm arıcıların en büyük problemlerinden birisi olan zamanın yetersizliği bizimde karşımıza çıkıyor. Bu sorunu aşmanın en etkili yolunu seçerek, ekip halinde çalışıyoruz. Ekip olarak hareket etmenin zorlukları yanında, sağladığı sayısız avantajları da unutmamak gerekir.

Farklı meslek grupları içerisinde yer alan insanların bir araya gelip, ekip olarak hareket etmelerinde genel odağın arıcılık olması sebebiyle ilk meslekler geri planda kalarak çok güzel bir mozaik oluşuyor.

Amatör ve yeni kuşak arıcılara has bir özellik olan, arıcılık faaliyetleri içerisinde daha önceki yıllarda öğrenmiş oldukları tecrübeleri birbirlerine ekip içi diyalog ile aktarmaları da çok önemli bir faktör olarak gözüküyor.

Eskişehir’de birlikte hareket ettiğimiz ekibin oluşumu, arılık ziyaretleri ve bilgi paylaşımı ile başlayan bir süreç sonrası kendiliğinden gerçekleşmiş ve gün geçtikçe artan aidiyet duygusu ile güçlenmiştir.

3 farklı yerde arılıkları olan amatör bir ekipten söz edeceğiz. Her bir arılık doğal olarak farklı sayılarda koloni sayısı ile yönetilmekte ve sayı her yıl artma eğilimi göstermektedir. Arılıklar içerisinde arıcılığa yeni başlayan amatör arkadaşlarımızın da 1–2 koloni arıları bulunmakta ve bu süreçte uygulamaları görerek arıcılık bilgi altyapılarını arttırmaktadırlar.

Arıcılık kursuna katılıp, uygulama şansı bulamayan kursiyerlerin yanında bu şansı yakalamış arkadaşlarımızın kazanımlarının üst düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Az sayıda koloni sahibi olan ve arılıklarımızı kullanan arkadaşların ekibe fazlasıyla verdikleri katkıları ise anlatmaya gerek yok sanırım.

Her bir arılık, Arıcılık Kayıt Sistemine kayıtlı birer işletme olarak, arılık sahiplerinin aynı zamanda Eskişehir Arı Yetiştirici Birliği üyelikleri mevcuttur.
Ayrıca ailelerdeki tüm bireyleri etkinliğin içerisine katarak, arıcılığı yapmasalar bile öğrenmeleri gereken bilgileri aşılamaya çalışıyoruz.

Kardelen Bilen Koloni Kontrollerinde (Akpınar Köyü)


Hakan Gürbüz Larva Transferinde ( Sakar Vadi)

Arılıkların 2 tanesi Eskişehir şehir merkezine yakın sayılabilecek Akpınar Köyü (13 km. / 750 m. rakım) (Halil Bilen) ve Gökçekısık Köyü (20 km. / 775 m. rakım) (Birol Doğantemur) ve diğer arılık ise şehir merkezi sayılabilecek tarımsal bir kurumun içerisinde (770 m. rakım ) (Yusuf Gürbüz) yer alıyor. Bu arılık yerleri kışlamada ve ilkbaharda kullanılmaktadır. Bu arılıklarda tüm bakımlar yardım talep edilmedikçe arılık sahibi tarafından yapılmakta ve talep halinde diğer arılıklara yardıma gidilmektedir. Arılıklarımızda az sayıda koloni sahibi olan arkadaşların bu süreçte yardımları üst düzeyde fayda sağlıyor. Körük sıkacak birisinin varlığını arıcı arkadaşlara tekrar anlatmaya gerek yok düşüncesindeyiz.


Akpınar Köyü (Halil Bilen Arılığı)



Gökçekısık Köyü (Birol Doğantemur Arılığı)

Eskişehir Merkez (Yusuf Gürbüz Arılığı)

Arı kolonileri, malzemeler, tüm gelir / gider dengeleri herkesin kendisine ait olarak birliktelik sürdürülmektedir. Herhangi bir ortaklık söz konusu değildir. Malzeme ve hizmet alımlarında, gezginci arıcılık ve en önemlisi hasat çalışmalarında ise ortak hareket edilmektedir. Toplu alımların yapılmasının ve alımın yapılacağı doğru yeri bulmak açısından ekip halinde hareket etmenin getirdiği faydayı görmezden gelemeyiz.

13 Aralık 2009

Kış Salkımı

Kış şartları gelsin diye beklerken yine ülkemizin malum yerinden giren soğuk havayı hiç ağırlamadan hemen bizim buralara gönderdiler ve bu sabah mevsimin ilk kar yağışı ile karşılaştık.
Yerlerde tutmadı ve yağdı geçti oldu.

Arıları da dolaşmak lazım hiç olmazsa haftada bir.

Karşı dağın poyraz kısımlarında bir miktar kar tutmuş gibi duruyor.

Arılığa arabayla çamurdan girmek mümkün değil ve arabayı köy içinde bırakıp, çamurda pati pati gittik arının yanına.

Arılıkta köstebekler yine çok çalışmışlar ve tepecikleri yığmışlar, farecikler de delik sayısını çoğaltmışlar. Ancak farelere pek şans vermiyorum bu bölgede. Farelerin hiç sevmediği bir hava olan sisli ve puslu hava burada çok oluyor.

Tüm çiftleştirme kutuları ve koloniler taş gibi salkıma girmişler. Kutulardan güçlü olanlar geçen hafta verdiğimiz balları çekerken, bazıları bitirememişler.

Ancak salkımda da beslenme şansları artık yok.

Büyük kovanların birini de şöyle üstten bir bakayım dedim ki ahanda hiç arı yok...

Tabi sebebini sonra anladık ki kemerler fazla ballı olduğundan kemer altındalar ve aynen taş gibi salkım...

Çok fazla sözünü ettiğimiz kış salkımı konusunda biraz kaynak karıştırmak gerekiyordu sanırım, hava da nasılsa müsait buyurun bakalım bol itirazlı bir konu daha ...

Salkım salkım diyoruz ama ayrıntıları neler...

Kış Salkımı

Balarılarının önemli bir davranışı olan kış salkımı konusunda gözlemlerimiz yanında bilimsel gerçekleri de derleyip, toparlamak gerekiyor sanırım.

Kış salkımına giriş ve çıkışlar belirli bir süreç içinde gerçekleşiyor. Bu sürece etki eden en büyük faktör tartışılmaz ki çevre ısısıdır.


Kolonilerdeki salkımın oluşma zamanlamasına çevre ısısı kadar, kovan malzemesi de etkili görünüyor.

Koloni gücü de salkıma girişte etkili bir süreç. Zayıf koloniler, güçlü kolonilere göre daha yüksek sıcaklıklarda salkıma geçiyorlar. Her dönemde güçlü kolonilerle çalışılması gerektiğini vurgulanmasının boşuna olmadığı görülmektedir.

Yavru Koruma Salkımı

Koloniler ilk salkım hareketini ise birçok kaynakta belirtildiğine göre çevre ısısı 17-18 °C’ ye düştüğünde gerçekleştirmeye başlıyor. Bu davranışa ise yavru koruma salkımı denilebilir. Bu sıcaklıklarda salkım yavrulu çerçeveler üzerinde küçük gruplar halinde görülmektedir.

Bizlerde sonbaharda yaptığımız kontrollerde bu davranışları gözlemleyebiliyoruz. Bu durum çevre ısısının 14 °C altına düşmesine kadar süren bir süreçtir. Yavru koruma salkımı hava sıcaklıkları yükselse dahi, bozulmayan bir eğilim izlediğini de yine sonbahar kontrollerinde gözlemliyoruz. Bu davranışı salkım olarak değerlendirmediğimiz ve bu durumu genç işçilerin yavru bakımı olarak değerlendirdiğimizde bir gerçektir.




Çevre ısısı 14 °C altına düştüğünde kolonilerde salkım oluşturulmaya başlamaktadır. Petekler üzerinde koloni gücüne bağlı olarak top gibi bir grup oluştururlar. Bu topun ortasında genç işçiler ve ana arı bulunmaktadır.

Bu salkımın büyüklüğü, dış sıcaklığa bağlı olarak değişir. Yapılan araştırmada dış sıcaklık 18 °C’ den 10 °C’ ye düştüğünde salkımın 5 kat küçüldüğü bildirilmektedir. Bu durumu 5 çerçeve arının 1 çerçeve arıya dönüştüğü şeklinde de algılamamak gerekiyor. Salkım topunun küçülmesi demek, arıların birbirleri ile olan bağlarını daha da güçlendirmesi olarak algılanmalıdır.


Arıların vücut ısılarının normalde 27 °C olduğu bildirilmektedir. Vücut sıcaklıkları 15 - 17 °C düştüğünde tekrar kendilerini ısıtmakta oldukları bilgisi de ilgi çekicidir. Bu durum ancak salkımda değişiklik göstermekte ve vücut ısıları 6 °C’ ye kadar düştüğü ve buna dayanabildikleri bildirilmektedir. İlginç bir not olarak ise yavru yetiştirme döneminde ise arıların vücut sıcaklıkları 35,5 °C olduğu bildirilmektedir. Buradan hareketle hava sıcaklığı 36 °C üzerinde olduğunda arıların çalışması durmakta veya iyice azalmaktadır.

Yine arılar, kötü hava şartlarında ve 7 °C’ nin altındaki sıcaklıklarda uçuşa çıktıklarında kovana dönemeyebilirler.

Salkıma girmiş bir kolonide, salkımın dış kısmında bir arı grubu salkım kabuğunu oluştururlar ve bu kabuk sayesinde salkım merkezindeki sıcaklığı 14-16 °C’ nin üzerinde tutmaya çalışmaktadırlar. Koloni yavru yetiştirmeye başladığında ise salkım merkezindeki sıcaklık yavrulu iki çerçeve arasındaki 33 – 36 °C arasında tutulmaktadır. Bal arıları salkım içerisindeki bu ısıyı, göğüs kaslarındaki maddeleri yer değiştirerek arttırdıkları ve ayarladıkları bildirilmektedir.

Dış ortam sıcaklığının -40 °C olduğunda yapılan bir araştırmada, salkımın merkezi 30 °C ölçülmüştür. Salkımın dışında ise sıcaklığın 10 °C’ye kadar düştüğü bildirilmiştir. Yine aynı çalışmada kovanın iç duvarındaki sıcaklık dış sıcaklığa çok yakın olduğu bildirilmiştir. Strafor kovanların kışlamada tercih edilmeye başlamasının sebebi, kovan iç duvar ısısının ahşaplara göre yüksekliği gösterilebilir.

Ayrıca dikkat çekici bir veri olarak ise çevrede oluşan her 8,3 °C değişiklik, salkım merkezinde 0,6 °C değişime yol açtığı bildirilmiştir.

Salkım kabuğunun dışındaki sıcaklık ise 7 °C altına düşmemesi gerekiyor ki düşmesi halinde salkımdan kopmalar ile birlikte ölümler görülmekte olduğu bildirilmiştir.

Salkımda da yaşamsal fonksiyonlarını sürdüren arılar, salkımdaki karbondioksit oranı yükseldiğinde salkım kabuğundaki arılar kanat çırparak havayı temizlemektedirler.

Salkım biçimi genelde oval olmasına rağmen balın konumuna göre de değişiklik gösterebilmektedir.

Soğuk havalarda kolonilerin açılmaması gerektiği halde, salkımdaki kolonilerimizden açıldığında salkımın dışındaki arıların kanat çırpmaları dikkat çekici olmaktadır. Bu davranış belki de dışarıdan gelen soğuk havayı salkımdan uzak tutmak için yapılmaktadır.

Salkım oluşturulma gerekçesi
Arıların yaşaması için gerekli ortam sıcaklığı ve nemini elde edebilmek içindir. Salkım ortasındaki yaşamsal sıcaklığın sabit tutulması ya da korunması için ise salkım kabuğu oluşturulmaktadır. Isı düştükçe de oluşturulmuş olan salkım kabuğu daha da kalınlaştırılmaktadır. Burada en önemli bir etken ise salkımın stok besinlere ulaşabiliyor olması gerekmektedir.

Salkım merkezi
Salkımın merkezi ilk olarak en son yavrunun çıktığı çerçeveden başlayarak dışarıya doğru oluşur.

Özellikle yönettiğimiz yerli arılarda gözlemlediğimiz bir davranışı da paylaşmak gerekiyor.
Sonbaharda ilk teşvik beslemesi sonrası yavruyu 3. ve 4. çerçevelerden daha fazla duvara yanaştırmıyor ve duvarda 2 ballı çerçeveye diğer çerçevelerden bal taşıyarak bal stokunu arttırıyor. Kış mevsimi yaklaştıkça yavru faaliyetini azaltarak yavruyu 3. çerçevede sonlandırıyor. Bu çerçeve merkez olmak üzere salkımı ballı çerçeveye sırtını dayayarak kışlıyorlar. Bu gözlemlerimiz koloninin, kışlayacağı yeri çok önceden hazırladığına dair iyi bir örnek olarak gösterilebilir.

Salkımda ölüm ısısı
Salkımın etrafında oluşturulan salkım kabuğunda sıcaklık -2,7 °C düştüğünde arıların kesin öldükleri bildirilmektedir. Ayrıca ana salkım topundan ayrı kalan işçiler ya da küçük gruplar hareketsiz kalarak, yeterli ısıyı sağlayamadıklarından ölürler.


Salkım oluşturabilecek minimum işçi arı sayısı
İşçi arı sayısı 50 ve üzeri ise salkım yapma davranışı görülmekte olduğu bildirilmekte ancak bu durum başarılı bir salkım ile kışlama yapabileceği algılaması yaratmamalıdır. Az mevcutlu ana arı yetiştirme kutularında da yaptıkları küçücük salkıma rağmen kışlatılmaya çalışılan kolonilerde kış aylarında bile dışarıdan besin takviyesi yapıldığını hatırlatmakta fayda var sanırım.

Salkımda nem ve transferi
Salkımın içerisindeki nem düzeyi, salkımın dışına nazaran daha az olduğu ve bu durumun merkezdeki arıların yelpazeleme ve titreşimleri ile salkım dışına doğru atıldığı bildirilmektedir. Çok tartışılan kovan içi nem konusunun yine salkımdaki arıların yaşamsal fonksiyonlarından sonra ortaya çıktığını da hatırlatmakta fayda var sanırım.

Salkım ve besin ilişkisi
Salkım hava sıcaklığına ve koloni gücüne bağlı olarak bal temini için diğer çerçevelere geçerek konumu değiştirebilir ve değişim ile birlikte salkım kabuğunda bulunan arılar değişme fırsatı bulurlar. Salkımın dışında olan arılar bu değişimlerde bal tüketerek vücut ısılarını arttırabilirler. Salkım yer değiştirip bala ulaştığında besin transferi salkımın merkezine doğru yapılmaktadır. Bala ulaşma zorluğu olmasın tavrıyla full ballı çerçevelerin salkımın oluştuğu yerde arıcılar tarafından bulundurulması durumunda da sırlı bal üzerinde salkım gerçekleştirilme zorluğu görülmektedir. En iyi salkım alanı olarak, kemerleri ballı yavrulu çerçevelerin ideal salkım bölgesi olduğunu söyleyebiliriz. Bal kemeri ne kadar geniş ise, salkımın oluşturulduğu yer o kadar aşağıda gerçekleştirilmektedir. Kışın yapılan üstten kontrollerde hiç salkımın görülmediği kolonilerin kemerleri çok ballı çerçevelerden oluştuğunu söyleyebiliriz. Hatta bazen arıların öldüğü düşüncesine bile kapıldığımız olmaktadır. Arılar çerçevede balın bittiği yerden, çerçevenin altına ve diğer çerçevedeki arılarla birbirleri ile alt kısımdan bağlantılı durduklarını da gözlemleyebiliyoruz.
Bal azaldıkça salkım yukarıya doğru gelmekte ve bağlantılar üstten de sağlanmaktadır. Bu yüzden arılar özellikle bez vb. örtülerle örtüldüğünde bez ile çerçeve üst çıtası arasına petek örerek geçiş imkânı yaratmaya çalışırlar.

Yine gözlemlerimize göre ilk salkımlar kovanın ön kısmına yakın yerde yapılmakta ve kışın ilerlemesi ile geriye doğru hareket etmektedirler.

Güçlü kolonilerde yapılan salkımların bu yer değiştirmelerini daha kolay yaptıkları ve ısı üretmekte daha az enerji harcadıklarından daha az bal tükettikleri bir gerçektir.

Sonuç olarak kışa zayıf olarak girecek kolonilerin birleştirilmesi, sonbaharda iyi bir sıkıştırma yapılması ve kovan içi bölme tahtası kullanarak kovan içi alanın daraltılmasının amacı koloninin iyi ve güçlü bir salkım oluşturmasına yardımcı olmak içindir.


Salkımda ölüm
Kış salkımı en sıkı haline ulaşmasına rağmen ve düşük sıcaklıkların uzun süreli olması ile salkımın hareket kabiliyetini kaybetmesi sonucunda salkımın besin kaynakları tükendiğinde ve kovanda diğer yerlerde bulunan bala ulaşamadıklarında, açlıktan kaynaklanan ısı üretememe sonucu ölümler başlar. Salkımın bulunduğu bölgede bal bitmesiyle başlayan sorun, ancak sıcaklığın yükselmesi ile gevşeyen salkımın ballı bölgeye yer değiştirmesi sonucu aşılmakta ve yeni salkım bu ballı bölgede devam etmektedir. Bu yer değiştirmeyi olması gerektiği gibi yapamayan koloniler ise kolonide bal olmasına rağmen ölürler. Bakıldığında kolonide bal olmasına rağmen ulaşamadıkları için koloni ölümü gerçekleşmiştir. Bu durum bizlerin neden sonbaharda koloni sıkıştırması yaptığına ve stok beslemeyi sıkıştırma sonrası yaptığımıza da iyi bir gerekçe olmaktadır.

Salkımda Yavru Üşümesi
Genellikle erken ilkbaharda, yavru yetiştirme sırasındaki ani ısı düşmelerinde, arı salkımı küçülür ve salkımın dışında kalan yavrular uygun sıcaklığı bulamadıklarından üşüyerek ölürler. Bu durum yine sonbaharda yapılan sıkıştırma işlemi ile birlikte erken baharda koloni kontrolleri ve gerekirse tekrar bir sıkıştırma yapılması gerekliliğini bizlere göstermektedir.

Sonuç olarak sonbaharda iyi sıkıştırılmış ve teşvik beslemesi yapılmış, varroa mücadelesi etkin biçimde yapılmış, teşvik beslemesi sonrasında ortaya çıkan kadroya göre yeniden bir sıkıştırma ile yapılmış ve stok beslemesi sonucu yeterli bal stokuna ulaşmış koloniler bugünlerde güçlü bir biçimde salkımlarını da gerçekleştirdilerse korkulacak bir durum yoktur.

Bir dikkat edilmesi gereken durum olarak gördüğümüz bir konuyu da paylaşmalıyız.
Son günlerde dikkatimizi çeken bir olay olarak, varroa mücadelesi kapsamında salkımdaki kolonilere çok düşük dış sıcaklıklarda hatta negatif sıcaklık değerlerinde oksalik asit uygulaması yapılması konusunda önerilerin olduğu ve arıcılarında negatif sıcaklık değerlerini arzular halde bir beklentinin oluştuğunu gözlemliyoruz. Bu konuda arıcıların dikkatli olması gerektiğini hatırlatmak gerekiyor sanırım.

Sıcaklığı muhafaza etmek için konumlanmış bir arı grubuna yani arının salkımının üstüne dış sıcaklık düşük olduğu anda verilen sıvıyı tolere etmekte sıkıntı yaşayabilirler. Özellikle sıvının ılık olması gerektiği konusunda yapılan uyarılara ne kadar uyulabileceği de tartışmalıdır.

Ayrıca salkımdaki her koloniye bu uygulama yapılırsa, özellikle zayıf kolonilerde temizlenme konusunda sıkıntılar yaşanabilir.

Bu tür uygulamaları yapmadan önce mutlaka küçük bir grupta denemeler yapılmalı ve bilahare denenmelidir.

Bu uygulamanın yapıldığı bölgedeki gündüz-gece ısı farklılığı ile sizin bulunduğunuz bölgede gündüz-gece ısı farklılığı ve koloni güçleri en çok dikkat edilmesi gereken unsurlardır. Özellikle karasal iklimlerde gündüz sıcaklığı -1 °C iken gece – 20 °C olabilmektedir. Dozaj ve sıvının ısı ayarı yapılamadığı durumlarda önce işçi arı ölümleri, bilahare koloni ölümleri görülebilir. Yapılacak tüm işlemlerde söylenenlerin doğruluğunu kendi mantık sürecinden geçirmeden uygulamayınız.

8 Aralık 2009

Beyaz Saray'da Balarıları

Beyaz Saray’ın 25 yıllık marangozu ve aynı zamanda arıcı olan Charlie Brandts, Michelle Obama’nın yaratmaya çalıştığı organik ürünler bölgesindeki arı kovanını yönetmekle ilgileniyor.



Burada ortaya çıkan sonuç ve etkiyi nasıl ölçeceğiz ki mühim olan biraz da algıdaseçicilik yaratmak…



Haydi, biraz düşünelim.

Çankaya’nın bahçesinde 1 koloni…

Ve zaman zaman görsel medyaya yapılacak servisler…

Bence sokaklara dökülen bal tenekelerinden daha etkili olur.




  • Beyaz Saray'da Arıcılık Videosu




  • Beyaz Saray’ın kolonisinin güzel bir videosu yukarıdaki link’te… Görsel olarak çok iyi hazırlanmış.


    Diğer linklerde de güzel fotolar mevcut.

    http://www.tonitoni.org/photos26.html

    http://gothamcitybees.com/

    Doğadaki Propolis Kaynakları

    Bölgesel olarak kolonilerin kovanlara çok fazla propolis topladıklarını gözlemliyoruz. Özellikle Bursa/Mustafakemalpaşa'daki dayımın kolonilerini kontrollerimizde aşırı propolis stokları görülüyor.




    Bunun sebepleri olarak arı ırkı, kovan uygunsuzluğu gibi değerlendirmeler ile geçiriyorduk.
    Ancak bugün gördüğüm bir yazıda önemli bir ayrıntı dikkatimi çekti.



    Apiterapi ile ilgili yayın yapan bir sitede çaylarına kara kavak tomurcuğu attıklarını gösteren bir fotoğraf var.




    http://apitherapy.blogspot.com/2009/12/natural-antibiotic-obtained-from.html




    Bunun sebebini ise içeriğinde demir, çinko, bakır, kobalt, molibden, manganez, iyot gibi eser elementlerin varlığı olarak bildiriyorlar.




    Bizi ilgilendiren boyutu ise şurası...




    Kavak tomurcuğuna propolis tesisi denmesi...







    Dayımların kolonilerin bulunduğu bölgedeki kavak populasyonunun çokluğu acaba aşırı propolis toplamalarına bir sebep olabilir mi?

    5 Aralık 2009

    Arılığa Gitmek İçin Sebep...

    Bulunduğumuz bölge itibarıyla aslında kış başladı ama meteorolojik şartlar takvimin gereğini yapmıyor.
    Önümüzdeki hafta arasında kar yağışı tahminleri olsa da bu tarihe kadar kar yağmış olmalıydı.
    Dolayısı ile arıcılık ile ilgili beklentilerimiz geç gerçekleşecek.
    Arılarımızın artık salkımı iyice sıkılaştırmasını istemekten daha doğal ne olabilir ki!
    Cumartesi sabahı, bayram tatilinin araya girmesi ile uzayan arılık dolaşmasını yaptık.
    Güzel de mazeret var ki ana çiftleştirme kutularına da besleme yapacağız.
    Bu anlamda arılığa gitmeye güzel bir sebep...


    Büyük kolonilerin hemen şöyle bir uçuş deliklerini ve uçuş tahtalarını kontrol ettik ki hava kapalı olmasına rağmen çok az da olsa tüm kolonilerde uçuş vardı.

    Büyük kolonilere şu ana kadar arıcılıkta bilinen doğruları yapmaya çalıştık ki "nankör" değillerse bahara görüşürüz.

    Aslında esas "nankör" çiftleştirme kutuları için kullanılacak bir terim...


    Bazen hem bilgi paylaşımı yaptığımız forumda hem de değişik vesilelerle, kış aylarında kovan uçuş deliği önünde arı ölüleri olduğu ve durumun korkulacak birşey olup/olmadığı soruluyor.
    Bu sabah çektiğim bir fotoğrafta bu duruma güzel bir örnek görülüyor.
    Çok az uçuş olmasına rağmen, koloni ölüleri hemen uçuş tahtası önüne bırakıvermiş.
    Uçuş hızlandığı bir gün hepsini temizlerler.
    Bu durum çok doğal bir süreç.
    Aslında baharda ve yaz aylarında bu tür ölümler kat be kat oluyor ki uçuş başladığında hepsini sabah atıyorlar uzaklara...
    Gelelim esas nankör adaylarına...
    Çiftleştirme kutularında bayram öncesine kadar koyu sıvı besleme yapıyorduk.
    1 ölçek suyu kaynatıp, ateşten indiriyor ve soğumadan 2 ölçek kadar şekeri eritiyorduk.
    Artık havaların soğuması ile bu tür besleme yapma şansımız yok ki arı salkıma giriyor...
    Bunun için bugün strafor bardakları balla doldurduk.
    Bu kutuları kışlatmanın maliyeti ve işçiliği çok yüksek.
    Ancak arılığa gitme sebebi olmaları açısından güzel.


    Kadroları pik durumda olanlar salkıma bile girmeden aktif haldeler.
    Kutuların orta bölmeleri açık ve bir gözdeki strafor bardakta kek var, diğer gözde sıvı besleme ürünü ki artık bal olacak.
    Arılığa ulaşabildiğimiz sürece balla besleme durumu değerlendireceğiz.
    Bu durumdaki arılar, artık açlıkla karşılamazlarsa bahara rahat çıkarlar.

    Açlıkla karşılaşmamaları içinde daha ne yapacağız bilmiyorum.
    Marjinal fayda ve maliyet hesapları yapıldığında bu tür kışlamaların yapılmaması gerektiği ortaya çıkıyor ki büyük ana arı işletmelerinin de bu tür kışlamalar yapmadığı yönünde bilgiler mevcut.
    Ancak ego tatmini ve gözlem açısından kattıkları ile baharda dolu kutunun faydasını görmüş birisi olarak, bu tür kışlamaları bir müddet sürdüreceğiz gibi duruyor.


    Pet şişelere doldurmak üzere balı ısıtmıştım.
    Bal arılığa geldiğimde de ılık ılık idi.
    Şişenin dibinde kalanı çerçeve üst çıtaya sızdırdım...



    Dillerin güzelliğine bakınız.
    Doldurun kursakları kar geliyor ona göre...



    Katı besleme konusunda birçok kez yazmıştık.
    Biz katı besleme ürünlerini üst besleme kutusundan veriyoruz.
    Bu uygulamanın en büyük avantajı ise arı salkıma girdiğinde bu ürün ile ilişkisini kesiyor.
    Bugünde bir tane ilaçlık arı yoktu besleme kutusunda.
    Demek ki bu anlamda doğru yapıyoruz.
    Bu beslemeyi stok arttırmak için yapmanın mantığı da yok ki zaten mümkün de değil.
    Stok beslemesi sonlandırıldığında, veriyoruz kekleri ki az da olsa devame den yavru için stoklardan değil bu kekten tırtıklasınlar...
    Belki bu keke de gerek yok ama psikolojik bir durum.
    Verilmese de olur ki zaten artık bahara kadar yiyecekleri bal 1 çerçeve bal ama salkıma yakınsa tabi ki.
    Bizim stoklarda 4-5 kış kışlayacak balları var ama arılar bir fısıltı yaymışlar.
    Bizim bal stres seviyemiz var diye ve bizde inanmışız.
    Ama baharda şu anda kolonide bulunan bala sırtını yaslayan kolonilerin başarılı olduklarını da görmezden gelemeyiz.


    Kasvetli bir hava ve zaman zamanda atıştırıyor.
    Arılığa indiğimiz yolda çamur deryası...
    Kış lastiklerini de taktık ama çamur sıvandığından kabak lastik muamelesi görüyor...
    Arılığa çamurda inmek - çıkmak sorun değil de eve geldiğimde arkadaşların bu havada tarla sürülür mü demeleri gülümsetiyor ki araba rezil oluyor.
    Uzun süre yazmayınca uzattıkça uzattım ki, bundan sonra karlı arılık fotoları yayınlamak nasip olur inşallah.