10 Ocak 2010

Nakile Devam...

Başladık bir kere...
Bitene kadar devam.
Dün bizim arıları götürmüştük bugün sıra Birol-Erol abilerde...

Arabalar çiftlendi...

Yine sabah erken saatler ve Gökçekısık Köyü...

Ekip yine aynı.
Birol'un buradaki arılık biraz yükleme açısından sıkıntılı.
Bir de çerkezlik duygularını kontrol edemediğinden hep dağa doğru çıkıyor.
Seneye aşağıda olacağız söz dedi bakalım.


Artık işler makine düzeninde...
Ben sehpa ve takoz toplama gibi kıytırık bir iş yaptım ama sabah sporunun kralını yaptık.

Bağlanıyor ve son kontroller...



Vadiye iniş...


Dün bahsetmiştik Sakarya Nehri'nden.
Hemen arıların önünden akıyor.
Çağlama sesi çok güzel bir duygu yaratıyor.
Bu suyun önünde artık hiçbir baraj yok ve denize dökülüyor.
Başka ülkede olsa...


İleride tekrar küçük bir çağlayan oluşuyor ve bizim arılarda o bölümün hemen sağında.


Evet artık arıları indirme zamanı...
Arıları indirme esnasında mutlaka arabalar çalışılır halde tutuluyor.
Çünkü arılar nakil esnasında kovanın üst bölümüne toplanıyorlar.
Araba çalıştıkça o durumlarını muhafaza ediyorlar.
Araba susunca ve titreşim kesilince uçuş deliğine hücum ediyorlar.
Bunu önlemek için böyle bir tedbir alınıyor ama motorinler sonuçta arının sahibinden nasılsa... Sanki motorinden başka masraf varmış gibi...

Birol abi ile Erol abinin de 100 kadar kolonisi olduğundan tek bölüme sığamadılar ve 2 bölüm haline yerleştirildi.
Bir bölüm hemen bizim yan bahçe...
Diğeri ise Yusuf abinin arılarının konulacağı ve çadırın kurulu olduğu alanın hemen önünde.


Hazır gitmişken bizim arılara da bakalım dedik.
Sabah 09:00 gibi arıların yanına gelen Erol abinin verdiği rapor çok hoştu.
Mor renkli bir polen geliyor ve arılar kızarmış haldelerdi...
Biz gittiğimizde polen gelişi görmedik.

Ekip olarak birkaç koloni kontrol ettik.
Ana kaybı olan varsa diye...
Diyelim ki var. Ne yapacağız?
Kovanı komple terk mi ettiler sanki Trakya'dakiler gibi...

Yemek zamanı artık.
Erol abi ile Ahmet abinin köyden birlikte getirdikleri tencereden etli pilav çıktı ki dumanı tütüyor.
Pilav ile ekmek yeme hazırlığında Ahmet Şef.
Yanıbaşında ise tahin-pekmez.
Yemeği yerken ayak sesleri...
Sonradan öğrendik...
Benim arıları koyduğum yerin sahibi Hamza amca avdan dönerken uğramış yanımıza.

Derken üzerindeki yeleği çıkardı ve Erol bak bakalım beğenecek misin?
Birol abi ile Erol abi işin uzmanları zaten.
Güzel bir erkek tavşan.
Bugünde bölgemizde tavşan-keklik avının son günü...
Hamza amca tavşanı pişirin yiyin güzelce dedi.
Bir tencere pilavı bitirdikten sonra tavşan mı?
Alın götürün pişirin...
Yok ben istemem/istemem tavrı arasında...
Alayım ben nasılsa misafirlerimde geliyor nasip olur onlara da atağını yaptık...
Kısacası tavşana konduk.
Yemek sonrası Ahmet abi ile Yusuf abi çiftleştirme kutularını kontrol ediyor.

Benim Muğla anaç 12 numaralı kutudaymış, bunu da öğrendim.
Ahmet şef daha bir dikkatli bakmıştır sanırım.


Saat 14:30 gibi arılarda bir coşma başladı.
Yavru uçuran uçurana...
Arka planda da Hüseyin Yavuz bahar hesapları yapıyor.
Kovan mı alsak, ruşet mi?


İlginç ama çiftleştirme kutuları da yavru uçuruyorlardı.


Ana kaybeden olursa dedik ya...
Diyelim oldu.
Bu kutudaki arıları çerçeveleri ile birlikte ilgili kovana aktarırız.
Anayı da ne olur ne olmaz tüpe veya kafese...
1 ay sonra verdiğimiz emanet çerçeveleri alırız geriye arıları ile...


Tavşanı aldık ama biz nasıl yüzüp, temizleyeceğiz?
Bu işinde uzmanları aramızda.
Haydi Birol abi, güveç yapacağız ona göre ayarla...

Erol abinin nar bahçesindeki tulumbada yıkadık güzelce...
Nasip ise gelir Bağdat'tan derler ya.
Haftaya Yusuf abinin arılarını taşıyacağız kısmetse ama Yusuf abi hafta arası dayanabilirse tabi ki...
Belli olmaz hafta içi yine vadi ada bahçeye yolumuz düşebilir.
Hafta sonuna şurada ne kaldı diyerek sakinleştirmek gerekir değil mi?

7 yorum:

d.m.t dedi ki...

Kulaklarımı siz mi çınlattınız acaba?Kovan terki falan!

Nehiriniz güzel duruyor da taşma yapmıyor değil mi? Malum bu sene yağmur senesiymiş!

Ben geçen seferki tavşandan bahsederken; siz yeni tavşanı bulmuşsunuz bile? Tesadüfe bak!

Bu arada yeni yeriniz hayırlı olsun!

zeynuğu dedi ki...

Sezonu açmışsınız,hayırlı olsun.
Kısa zamanda emekli ol.
Sizin gibi bir lidere ihtiyacımız var.
Mustafakemalpaşa'ya bekliyoruz.

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Halil Bey.

İlgimi çeken kovanların arasındaki mesafe.Yer darlığımı var ki bu kadar sık koydunuz.Ya da ben mi öyle görüyorum.Yerinizde güzel gözüküyor.

Hayyam dedi ki...

Yok yok böyle olmayacak ben eskişehire taşınmalıyım :)

HB dedi ki...

Tavşanı az önce güveçte gördüm ve görür görmez güvecin dibini gördük.

Şenol hocam, emeklilik konusunda zaten gitsek mi kalsak mı ikilemi yaşadığımız bir süreçte olayı hızlandırmışsınız.

Yusuf bey, kovanlar arası mesafe darlığı konusunda çok haklısınız.

Hayyam abi, zaten ben misafirim ve bana düşmez davet etmek ama gelirsen yerin hazırdır sanırım. Bu konuda liderlerimizde sanırım aynı görüştedirler.

cihat dedi ki...

slm abi sezonu erken açmışınız hayırlı olsun saygılar

Bahri Sertçelik dedi ki...

Sevgili Halil;
Tavşanı yakalamışsınız da hiç haber vermiyorsunuz. Bu hafta sonu Yusuf' un arılarını taşımaya ben de geleyim bari. Belki yine tavşan falan yakalarsınız da Tavşan GÜVEÇ' i yeriz. Şaka şaka afiyet olsun.