9 Ocak 2010

Vadideki Ada Bahçeye Kapağı Attık.

Geçen hafta şöyle bir dolaşalım dedik ve işin buraya geleceği belliydi.
Sezonu erkenden açtık.
Cuma günü öğleden sonra arıları hazırlayarak başladık.

Uçuş deliklerinde kapama aparatları olmayanlar için yumuşak bulaşık telleri çok güzel iş görüyorlar.


Bu sabah erkenden başladık depodan malzemeleri çıkarmaya..


Sehpalar kışın ( Sanki kış olmuş gibi) depoda rahat ettiler.


Arılarında uçuş delikleri kapatıldı.

Yusuf abi ve Birol abiyi bekliyoruz.


Gecikme sebepleri belli ama papazı dövdürtmeyiz sonuçta.
Bağlama ipini unuttuklarını mı söyleyelim durduk yerde.


Boşlukta bazı incelikleri fotoğraflama imkanı bulduk.

Sonbaharda boyama sonrası petekleri tasniflemiştik.

Küçük not kağıtları ile bunu da belirtmenin faydası, işte böyle sıkışık bir anda büyük kolaylık sağlıyor.

Öncelik polenliler, sonra ballılar ve yer kalırsa esmer kabarmış petekler gidecek kovanlarda yedek olarak.


Çiftleştirme kutularını vadiye götürsek mi götürmesek mi seçeneğinde hep ben götürmeme tarafındaydım ama bugün götürdük işte.

Sebebi ise vadide çok zamanımızı harcadıkları kesin.

Ancak bu kez sadece arılıları götürdük ki, gelişsinler.

Zamanı gelince diğer kutuları arılandırmakta faydasını görürürüz.


Evet sezonun ilk Reşadiye pozu.

Eskişehir'de yaşayanlar bilir, eşya/yük taşıma işlerini yapan kişiler Reşadiye cami civarında olurlar.

Bizde arıcılığın Reşadiye ekibiyiz.

Hele bu kovanların kulpları değdi ya, Ağustos'a kadar bırakmayız.

Zaten istediğimiz bu değil mi?


Bizim arılıktan arıları yüklemek zorlamıyor bizleri.
Araç rahatça yanaşıyor.
Muhabbet sohbet arılar yükleniyor.

İp işi uzmanlar tarafından kıvrılıyor.


Sehpalarda en üstte her zamanki gibi...


Ve son bağlamalar...


Hüzün, gün gelir sevince dönüşür kısmetse...


Haydi bakalım yolumuz açık olsun.
Tüm gezginci arıcılık yapan, bu meşakkata katlanan insanların yolları bu sezonda da açık, işleri kolay olsun.


Doğal yaşamın içine doğru giriyoruz.
Arıcılık biraz da bu yüzden zevkli olsa gerek.


İniş başladı vadiye...
Geçtiğimiz yıl bu yol bu tarihlerde belki de kapalıydı kardan, buzdan...


Erol abi...
Sağolsun, emekliliğin tadını çıkartırken bizlerin işlerini de hallediyor.
Salı günü akşamından beri vadide.
Hem evrak işlerimizi takip etti hem de en önemlisi arılarımızı koyacağımız yerlerin temizliğini yaptı.
Kendisi de bu köylü olduğundan bizlere ayarladığı yer konusu ise bambaşka bir kolaylık bizler için.
Çok güzel hazıra konarız...


Evet gelelim vadideki ada bahçe tanımlamasına...
Dayımın Mustafakemalpaşa'daki ikinci arılığının bölgesel adı ada bahçe.
Kirmastı nehri geçer hemen yanında, yoğun kavaklıklar vardır, ballıbabalar açıktır şimdi orada da ve böğürtlenler de çoktur.
Burada da hepsi neredeyse birebir aynı.
Kavaklık arıların konulduğu yerde o kadar çok, Sakarya nehri 15 metre önümüzde akıyor ki sesi gece arılar çok dinlerler...
Böğürtlenler ve ballıbabalar...
O yüzden burası vadideki ada bahçe...


3 bölümden oluşacak ekibin arılıkları...
En sağda ben, ortada Birol ve Erol abi ve en solda Yusuf abi...
Erol abi sağolsun o kadar güzel temizlik yapmış ki...

Sehpaları çaktık hafif yere ve başladılar indirmeye ekip.
Ben sehpalarla haşır-neşir olunca kovan taşımak ne mümkün.


İş bitmiş bile...
Ellerinize sağlık...
Özlemişiz ekip olarak arı taşımayı.
Yedek kovanlarımızda orada...


Çadır yeri belirleme...
Birol abinin arılarının konulacağı yerin en arka kısmı uygun görüldü...



Yusuf abi'nin çiftleştirme kutularını da bizimkilerle getirdik ve ön tarafa dizdik.
Bunlardan birinde benim anaç Muğlam var ama hangisinde...
Kutuların devamı Sakarya nehri...

Bizde kutuları kovanların en arkasına yerleştirdik.


Yaktık körüğü...
Uçuş deliklerini bol duman vererek açtık.
Sonra besleme kutularının kayıp kaymadığı ile, bölme tahtalarının oynayıp oynamadığını kontrol ettik.
Çakmamıştık çünkü bölme tahtası dışından 1-2 çivi...
Besleme kutularındaki kekleri de kontrol ettik ki bayağı azalmışlar.
Gerekirse uygun zamanda takviye edilir.
Hüseyin Yavuzzzzzzz....
Efendim dediği an...


Erol abi hızını alamıyor.
Emeklilik mi böyle yapıyor yoksa...
Zaten bizim ekipte emeklilik için ben dahil o kadar çok patinaj yapan var ki...
Fazla açmamak gerekiyor bu konuyu...


Yiyelim güzelleşelim.
Çadırın bu anlamda katkısı çok büyük.
Bu bölgenin en riskli olaylarından birisi...
Bu bölgede çadıraltı üretim çok yapılıyor.
Şeffaf çadırlar olduğundan arılar giriyor ve çıkamıyorlar.
Bu anlamda tarlacı kaybı yaşanacağı kesin.
Biz çadırda yemek yerken gelen 2-3 arı çadırda öylece bekliyordu hala biz çıkarken...

Yarın Birol-Erol abinin arılarını getireceğimizden yerlerin son ayarları yapılıyor.
Haftaya da Yusuf abi inecek ada bahçeye...


Şöyle gezelim derken...
Ahanda bombus.
Yeni bir yuva kurmaya hazırlanan ana arı olsa gerek.
Bu konuda da bilgi olarak bir hayli mesafe kat ettik.
Yakın gelecekte bombus yetiştiecek kadar bilgi altyapısına sahip olacağız bu gidişle.

Bizi de umursamadan polen peşinde koşuyor.
Bu bombusların genç ana arılarının fedakarlığını bizim ana arılara da öğretmek lazım...
Neden bu kadar erken vadiye kaçıyoruz?
Gitmek mi zor kalmak mı?
Değişen şartlardan bahsetmiştik.
Arı, taş gibi salkımda kalsa burada ve yavruya da girmese hiç kıpırdamaya gerek yok ki geçmiş yıllarda öyle yapmıştık.
Ancak, bu yıl işler çok güzel... (Göreceğiz güzel mi?)
Yavruya girmeyen kalmadı neredeyse.
Hava sıcaklıkları da yüksek olduğundan arı uçuyor ama bu bölgede çok az polen var.
Vadide ise uçuş daha çok olacak ama polen daha bol.
Arının çok uçmasının ömrünü azaltacağı veya yavrunun hızlanması ile bal stoğunun azalacağı tezleri...
Bal stoklarını kontrol edebiliyoruz ki yakın zamanda sıkıntı gözükmüyor.
Arının ömrünün azalması konusunda ise, yavrunun arkadan erken gelmeye başlaması bu sıkıntıyı çözebilir.
Sonuçta canlı organizmaları yönetiyoruz.
Zaman herşeyin ilacı...
Ama önemli olan ekip olarak birlikte karar alıp, uygulayabilme yetisidir.


Evet belki de referans olabilir...
Sabah arıları yükledik ve arılıktan çıkıyoruz.

Arıları indirdik ve vadideyiz...
Üstelik hava kapalı ve puslu idi...
Artık arıları indirdik ada bahçeye, bundan sonra onları iyi yönetebilirsek, başarılı olmamak için şimdilik hiçbir neden yok.
Geçen yıl Şubat ayı ortasında karlı bir dağ geçişi ile götürdüğümüz arıları bugün bahar havası sayılabilecek bir havada nakil ettik.
Hayırlısı artık...

4 yorum:

bekir dedi ki...

yeni sezonunuz hayırlı olsun bol mahsullü günler dilegiyle

Hayati İnal(***) dedi ki...

Haydi kolay gelsin.Ben Antalya'da sezona başlamadan siz orada sezonu açtınız.Dostlarım;Kolay gelsin,herşey gönlünüzce bereketli ve hayırlı olsun.

mahmudiyearicilik dedi ki...

Sezonu açtınız, hayırlı olsun.
saygılar

muratakın dedi ki...

Sizin yanınızda olmasamda oraları gezmiş gibi oldum.

Oradaki gpuba verimli bal mevsimi dilerim.