14 Şubat 2010

Vadide Badem, Aktarma ve Yedek Anaların Suyunu Çekmesi

Klasik bir cumartesi demek doğru olmaz herhalde...

Organizasyon yine kalabalık.

Yine sayıca kalabalık olarak vadiye yolculuk...

9 kişi olmuşuz.

3 araba ancak yetiyor.

Çünkü...

Bir araba ile dağdan 4 koloni daha vadiye indirilecek ki, diğer yol mecburen tercih edilecek.

Diğer araç ile biz klasik yoldan...

Biz bastırdık indik vadiye ve ne kar var ne yolda buz bu sefer.

Eskişehir'in de havası değişti iyice.

Eskiden zincir takmadan geçmek mümkün olmayan yollar, bahar havası modunda.

Arılarda o moda girmiştir düşüncesiyle vardık vadiye.



Ve ilk olarak gördüklerimiz ile şaşırdık.

Badem ağaçları çiçek açmaya başlamış.

Haftaya iyice karbeyaz formuna girerler ki uzun vade sıcaklık tablosu 20 °C civarlarında gözüküyor.

Bizim ekip hemen hazırlandık, diğer ekipler gelmeden...

Erol ağabey'de bizimle idi ve o hemen köye annesini görmeye gitti.

Biz hazırlandık ve hummalı bir çalışma yapmamız gerekiyor.

Kovanları aktarıp, arıları sıkıştıracağız.

Hava sıcaklığı vadiye vardığımızda 16 °C idi.

Yağmur öncesi lodos etkisiyle öğlene doğru 20 °C civarlarına çıktı.


Biz 4 kişi olarak hemen işe koyulduk.

Ahmet şef, Hüseyin (Emekli dilekçesini verdiğine göre artık o bir gencecik emekli... Biz onu vazgeçirmeye zorluyor, o bizi emeklilik dilekçesi vermeye...), Fikri ve ben.

O arada Erol abi diğer ekibi kurtarma çalışmasına başlamak üzere haydi gidelim dedi...

Birisi hararet yapan İlhan'ın araç ve sürücüsü motorcu ustası formen Yusuf abi ve diğeri vadiye vitessiz sadece frenle inen Birol abi..

Hararet işini vadiye kadar inerken bir şekilde çözmüşler ve dönüşte fanı kısa devre yaparak çıkma planlaması...

Frenleri ısınınca tutmayan Birol abi'yi de derleyip toparlamaya Erol abi bizim arabayla yalnız gitti...

Artık arabaları değiştirirler bu gidişle...

Eve dönüşte Birol'u co-pilotluğa verdik Erol abi'nin yanına.

Kısa devre fanla hararet işi çözülmeyince dönüşte çeşme başında, yağmur altında termostat iptali...

Motor ustası'nın ekipte olması genelde çok işe yarar bu durumlarda...

Ekip gelene kadar zaten biz ön hazırlıkları bir hayli tamamladık ve başladık.

Boş kovanlarımız zaten vardı...

Sırayla bir kovanı yerinden kaldırıp, yeni olan ve içi temiz kovanı yerine koyuyoruz.

Boş kovanları sonbaharda aynı ekiple boyadığımızdan içleri de pürmüzlenmişti.

Aslında tüm kovanlar sonbaharda değiştirilmişti ama kış süresince koloni yaşamı kovan içini kirletiyor.


Boş kovanlar bitince sıra aktarılarak boşalan kovanların temizlenerek sisteme sokulmasına geliyordu.

Bu işi Fikri Atmaca'ya havale ettik ve finalinde iyi bir bel ağrısı hatırası kalmıştır bu haftadan...


Aktarma ile kovan değişimi ilk amaç...

Esas en önemli olaylar zinciri.

Arıyı sıkıştıracağız. Ana kontrolü yapacağız.

En ballı çerçeveyi duvar yapıyoruz.

Genelde kışa girişte zaten en ballı duvarda idi ama zaman içinde buradaki bal tüketilmiş olabilir. 

Duvar yine en ballı ile oluşturuluyor.

Sıra ana varlığı ile yavru düzeninde...

Ana varlığını fiziken görmek gerekiyor aktarmalarda.

Yavrulu çerçeve sayısını belirliyoruz.

Bazı kolonilerde 1, bazı kolonilerde 2 çerçeve yavru mevcut.

Biz ilk bakımlarda arıyı oldukça fazla sıkıştırıyoruz.

Kuluçka başladığına göre sıkışık arıdan bugünlerde zarar değil, fayda görülüyor.

Duvar ballı...

Hemen yanına yavrulu çerçeve..

Eski kovandaki sırayı ve yönünü değiştirmeden.

Yön konusu ise...

Yavrulu alanlar genelde en ön tarafta yapılmış ve bu durumu muhafaza ediyoruz.

Eğer yavrulu çerçeve 1 ise , yavrulunun dışına yavrulamaya müsait ve arılar tarafından yavrulama hazırlığı yapılmış çerçeveyi koyuyoruz ve en dışa yine ballı bir duvar çerçevesi daha.

Velhasıl arılarımızı 4 çerçeveye sıkıştırmaya çalıştık.

4 çerçeve arı... 5 çerçeve olanlar nadir.

Bazı bölgeler için çok zayıfffff denilebilir ama sonbaharda poleni rüyasında görmüş koloniler için güçlü bile sayılabilir...

Bu açığı baharda yaptığımız uygulamalarla kapatacağız ki polenli ve sıcak bir bölgedeyiz...

Varroa için 3 hafta önce Amitraz verilmişti.

Kovan diplerinde dökülen varroaları sayacak vakit bulamadık maalesef.

Haftaya hava ısınırsa Perizin vermeyi planlıyoruz.



2 çeşit kek var bizim kutularda. Birisi sonbahardan kalan bol polenli kek ve diğeri polensiz...

Hava şartları uçuşa müsait olduğunda rahatlıkla alıyorlar besleme kutusundan...


4 çerçeveye sıkıştırdık genelde... 

Ve bölme tahtasını koyuyoruz.

Arılar 4 kovan 2 sehpada bir grup halinde duruyor vadide bizim arılarda..

4'lü grup bitince eski kovanlardaki özellikle genç işçileri kovanlarının önüne silkeliyoruz ve Ahmet şef uçuruyor arkadaşları...

Bazıları denk getiremeseler de kovanlarını pek fark etmez...



Her aktarım grubu sonrası ortalık karışıyor ama simetri hastalığı olan ben...

Gerçi ekibimiz bu değişik hassas durumlarıma alışık...



Kışlamak üzere ruşetlere indirilen kolonileri de aktarma zamanı...

Onları da artık büyük kovanlara alıyoruz.

Kışlamada ruşetleri kullanma konusunda verdiğimiz karar doğru imiş ve kadrolarını iyi muhafaza etmişler.


Ancak nem konusunda ise sınıfta kalmışlar.

İnce kontrplaklar nemi yukarı almış ve o kadar yoğunlaşmış ki damlacıklar oluşmuş.


Vadiye gelirken getirdiğimiz boş kovanların içerisine ballı-polenli ve kemeri ballı çerçeveleri koymuştuk ve onları da boş kovanları kullanmak adına geçtiğimiz hafta kolonilere bölme tahtasının dışına dizmiştik.

Aktarma sonrası yine aynı işlemleri yaptık ve aktardık.


Kışlamadan çıkan kovanların içerisindeki kırıntılarda ölmüş varroalar ve petek kırıntılarını görmek mümkün ve en önemli görüntü ise nemden kaynaklanan yer yer paslı-küflü bölgeler...

Bu tür kovanları tekrar kullanmak adına pürmüzlemek çok faydalı olabilir.

Yanımızda pürmüz olmasına rağmen bu işlemi yapamadık.

Zaman kısıtlı idi ve Bilecik taraflarından kabaran yağmur bulutları işleri hızla yapmamızı gerektiriyordu.


Gelelim yedekte kışlayan ana arı kutularının suyunu çekmesine.

2 yıldır öne sürdüğümüz tezlerin aslında boş olmadığını görmek adına...

Ana arı kayıplarını görmek için kovan aktarma işlemi çok başarılı sonuçlar sunuyor.

Aktar ve bak gör ana yok.

Süs için mi kışlattık ana arıları küçücük ana arı çiftleşme kutularında...

Arıları ile çerçevelerini ilgili koloniye veriyoruz ve anasını tüpe...

Kutuyu yerine götürdüğümüzde uçarak yerlerine giden tarlacıları 1 saat sonra alıp, kutuyu ilgili kovana dayıyoruz ve anaları içeride olduğundan kıyı kıyı içeriye giriyorlar.


Arıcılık biraz da hamallık gerektiriyor.

Getir-götür bir sürü iş.

Tek başına bu kadar işi bu kadar kısa sürede bitirebilir miyiz?

Asla bitmez.

Ama o zamanda kovan aktarmam ki..

Aktarsam da haftadan haftaya yaparım.

Anasız kalanlarda güzelce yalancı ana yaparlar ve ohhh ne güzel olur o zaman.

Bu arada Hüseyin Yavuz'un kolonisine yaptığımız ana operasyonunu sonunda aynı duruma düşen Fikri'nin kolonisine de yaptık.

Bu kursiyerlerin anaları da nedense durmuyor durdukları yerde...



Arıların içerisinde yoğun biçimde çalıştığımızdan ve genç işçilerin kovan şaşırmaları sonrası bir ara her taraf arı kesmişti ama tıpır tıpır yağmur atmaya başlayınca, ortalıkta kimsecikler kalmadı.

Ruşetler boşa çıktı...

Kala kala sadece 1 tane ana arı kaldı çiftleştirme kutusunda...

Var kullanıyoruz ama ya olmasa...

Ana arı kaybı konusunda zaman zaman uyarılar yapıyoruz ama bu yıl çok fazla ana arı kaybı yaşadığımızdan tekrar uyarmak gerekiyor.

Özellikle uyum sorunu yaşadığımız ırklarla çalışan tüm arkadaşlarımız kolonilerini mutlaka kontrol etsinler...


Biz işleri bitirdik, yan arılığa Birol ve Erol abi'nin yanına geçtik.

İlhan'da onlara yardım ediyor.

Ben kıyı kıyı çadıra aşçılığımı konuşturmaya geçtim.

Diğer ekipte dağıldılar diğer arılıklara...

Bizimle birlikte arıcılık konusunda bir şeyler öğrenmek isteyen arkadaşlarımız aslında çok şanslılar ki yoğun koloni sayısı ve değişik uygulamaların hepsini aynı anda görme şansları var.


9 kişiye yemek hazırlamak...

Gençliğinde yıllarca bekar ev hayatı yaşamış birisi için bu kadar kişiye yemek yapmak çocuk oyuncağı benim adıma...

Gömülün...


Ve İlhan'ın arıları...

Dağdan en soğuktan gelen koloniler bunlar ve en az kadro kaybı bu kolonilerde.

Bizde sonbaharda şehirde polen gelmez iken dağda güzel polen gelmişti ve koloniler iyi gelişmişti.

Bu kolonilerde kontrol edildi ve ana kaybı olanlara ana arı verildi.

Bu arada Birol abi ana kışlatma konusunda en başarılı olandı ama finalde hepimizde kalan ana arı sayısı "1" ...

Sıkışan "Birol abi" diye seslenirken...

Herkeste bitti ana arı...


Bazı internet sitelerinde kovan üstünde fotoğraflarım yayınlandı ve bu fotoğraflarda ne yazıldığı önemli değil ki ben iyi fotoğraf almak adına çıkmıştım kovan üstüne dermişim.

Geçen yıl Yusuf abi geziyordu kovanların üstünde bu yıl ben.

Çünkü işi erken biten fırlıyor kovanların üstüne...

İşi bitirip, diğer ekibe yardım etmenin zevki süper oluyormuş. 


Yusuf abi'nin kolonileri işi abartmışlar ve keki bitirmişler.



Hala kafkas melezinden vazgeçemediğimiz bir gerçek.

Kafkas melezi kolonisinde bugün için olması istenilen güzel bir çerçeve...

Kemeri ballı ve yavruyu kontrollü yayan bir koloni...


İşi sıkıştırdığımız yer...

Herkes işini bitirdikten sonra İlhan'ın arıları elden geçiriliyor.


Hani deriz ya hep birlikte öğreniyoruz.

İlhan'ın 1 tane ana arı çiftleştirme kutusu var.

Onu da indirdiler vadiye ve Yusuf abi kendi kutularını kontrol ederken, İlhan'ın kutuya bak keki yoksa verelim dedi.

Açtığımda şaşırmamak elde değil.

Süper bir teknik..

6 çerçeveli kutudan en dışta olanı çıkarmış ve yerine poşetle keki salmış.

Arının hemen dibinde ve arı kolayca ulaşıyor.

Gelecek yıl belki de kışlamada uygulayacağımız teknik bu olacak.


En son Birol abi anasız kalan kutularında yağmalanmasın diye yavrulu çerçeve ayarı yapıyor.

Ben kutulardaki arıyı da kovanlara verdim ama Birol abi sadece anaları veriyor.

Anasız kalanlar ana yapacağım diye uğraşırken 15-20 gün idare ederler.

Belki bir yerlerde büyük kovanlarda azalan işçiler sebebiyle fazla ana çıkıverirse...

Bu da bir teknik ama ben boşaltmayı tercih ediyorum.


Vadiye inişte hararet göstergesine bakmaktan yoldaki bademleri görmeyen Yusuf abi görüntüleri alıyor.

Bilmiyor ki dağa çıkışta yine uğraşacak termostata kadar giden süreç ile...

Dağda yağmurda güzel hızlandı, yine maceralı ve arılarımız adına da çok faydalı bir hafta sonu geçirdik.

8 yorum:

muratakın dedi ki...

Sayın Halil Bilen:

İyi bir hafta sonu geçirmişsiniz de, benim dikkatimi çeken: yemek yapan bekliyor diğerleri karnını doyuruyor bu yeni adetmi?

ARICISERKAN67 dedi ki...

selamunaleykum

Güzel bir ekip çalışması olmuş.Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Hararet yapan aracın contasıda inşallah yanmamıştır.

HB dedi ki...

Murat hocam, tadına bakarken doymak deyimi tam yerinde kullanılmış olsa gerek.

Serkan, yanımızda boşuna mı motor ustası taşıyoruz değil mi?

Ballı Baba dedi ki...

Gördüğüm kadarıyla ekip 3-5 kovana öylesine bakmış. Ama aşçının çok yorulduğu kesin, yumurta tavuktan, sucuk kasaptan ekmek fırından alındı eeeeee kolaymı ateşi yakıp yumurtayı kırmak. Halil bey çoooookkk geçmiş olsun, nasıl çıkar bu yorgunluk bilmem...

HB dedi ki...

Çalıştıktan sonra yaptık aşçılığı... Sadece aşçılık olsa börek açardım ekibe ben...

Kemal Demirci dedi ki...

Çalışmalar yorucu olsa da ekipteki arkadaşlar memnun görünüyor. Eee, ne de olsa iyi yemek yapan birisi olunca işin sonunda yorgunluk unutuluyor.
Başarılı bir sezon dileğimle...

Mehmet Akpınar dedi ki...

Bu ekip bence zor bulunur.Değerini biliyorsunuzdur inşallah.Yaptığınız çalışma çok önemli.Sizler bu işi biliyorsunuz vallahi.
Saygılarımla.

ARICI MESUT dedi ki...

abi sizin ekip çalışmanıza hastayım maşaallah diyeyim bide Bahri hoca arıcılar için fesat olur der