6 Mart 2010

Yağmurda Vadi ve Bulutların Dansı

Hafta sonu olunca aklımıza ne gelir ki...

Haydi vadiye.


Hava yağmurlu ve kapalı.

Sıcaklık o kadar düşük değil ama umudumuz vadinin iyi olacağı yönünde.

Zaten vadiye gidişimizin sebebi belli.

Gidelim ki arılarımız ölmesin değil mi?





Bu hafta yeni araçla gidiyoruz vadiye. Erol abi sürdü yollara artık Transporter'ı...



Atalan köyüne geldiğimizde verilen nikotin molasında bulutların dansına hayran olmamak mümkün değil.

Aşağıda akan dereninde etkisiyle ve rüzgarla seri dans eden bulutlar harikaydı ve sabah sabah iyi bir motivasyon oldu.


Türk'ler çok zekiyiz ve espriliyiz.

Atalan köyü olmuş, ATALANTA.


Ve vadiye indiğimizde yağmur devam ediyordu.

Yaklaşık 10 km. sonra arıların yanına ulaşıyoruz ki, oraya vardığımızda yağmur dindi.

1 saat çay molası derken güneş açmasıyla işlerimize yoğunlaştık.



Birol abi geçen hafta boşalan kutuları boyayıp geri getirdi.

Artık bir simgesi de var.

"BD"


Hüseyin Yavuz ve Yusuf abi ise tüm kolonilerin uçuş deliğinden atılan ölü arılara bakarak işaretlemeler yapıyorlar.



Erol abi'nin nar bahçesinde de dolaştık hava açana kadar.

Yusuf abi'ye ait bir işçi arı kalmış çiçekte...

Herhalde yağmura yakalandı ve kaldı...


2 emekli...

Erol abi ve Hüseyin Yavuz...

Düşünüp duruyorlar işte.

Biz de düşünmek istiyoruz ama...

O günlerde gelecek kısmetse.



Hüseyin, emeklilikle ilgili ilk izlenimlerini Birol abi'ye anlatıyor.

Birol abi'nin anlattıkları ise tam komedi...

Doktor'a çıktı geçen hafta...

Doktor sigarayı bırak demiş, nasıl diye sorunca azalt demiş doktor.

Doktor raporuna göre sigara içebilirim diyor. Ama az...

Esas kendisi için en önemli rapordan da bahsetti.

Spor yapıyor musun? sorusuna evet ava gidiyorum cevabını verince doktor bol bol git o zaman demiş.

Artık rahatım diyor, doktor raporuyla ava gideceğim. 



Bu arada bayan DAFİ yarın İstanbul'a özel bir yolculuğa gidiyor.

Eğer herşey yolunda olursa Mayıs 20 gibi Daficikleri de göreceğiz kısmetse.

Gelecek kış yine tavşan ve keklik zamanı beni sadece güveç bölümü ilgilendirir.




Erol abi de yeni numaralar yaptırmış hafta arası...

Aynı taktikle takılıyor.

Vida ile tuttur, arıyı aktarırken numarayı da aktar... 


Arılarla ilgili çok fotoğraf çekemiyoruz hava yağmadan iş bitirelim diye...

Diğer taraftan lider arı fotoğrafı yayınlamayı yasaklayacak bu gidişle.

Nazar değecek diyor. Bakalım, saklı gizli yayınlarız biz yine dayanamayız.

Hem kek hem de koyu sıvı besleme düzenine geçmiştik geçen hafta.

Kekleri de besleme ön bölmelerine vermiştik.

Bu hafta birçoğu tükenmiş veya az miktarda kalmış.

Sıvılar zaten çok az alıştırma için verildiğinden daha o gece halledilmiştir.

Yine ikili beslemeye devam edeceğiz bir müddet daha.

Sıvıyı arttırıyoruz ve katı yine ön bölmede.
 


Muğla bir ana arı.

Yeni çıkan işçileri ile  rahat görünüyor.


Yayınlamayalım ama o zaman bugünlerde ideal bir çerçevenin nasıl olması gerektiğini nasıl anlatacağız.

Bal kemeri ve kontrollü yavru alanı ile ideal bir erken bahar çerçevesi.

Bu şekilde kuluçka alanına sahip koloniler artık hızla bahara koşmaktadırlar sorunsuz.


Bazı riskler var elbette..

O kadar çok ağaç çiçek açmış ki vadide.

Her tarafta beyaz- kırmızı-pembe çiçek açmış ağaçlar ama yağmur dolayısı ile hem arılar uçamıyor hem de ağaçların verdikleri polenler heba oluyor.

Bu çiçeklerin döllenmesine de engel teşkil ediyor.




Biz işimizi bitirdik ve ben aşçılık vaziyetine, Hüseyin Yavuz ise Birol ve Yusuf abi'lere yardıma...

Yağmur başladığında da kısa bir mola daha ama çabuk geçti.

Öğle yemeği sonrası seri biçimde bitmesi gereken işler elbirliği ile toparlandı.


Boyanan kutulara kolonicikler aktarıldı.

Birol abi sadece 2 ırkla çalıştığından, ana arı harcaması yapmadığından kutuların durumu iyi.

Ana arı harcaması yapmadığı için devşirme bölmeler yapmasını önermiştik ve geçen hafta yaptıkları devşirmeler artık devrede...

Kışlatılmış kutuların faydası gerçekten inanılmaz.



Hem ana arı kontrolü hem de bal kontrolü...


Ana arıları boyamadığı için Yusuf abi mırıldanıp duruyordu Birol abi'ye...



Bal stokları konusunda da ayarını kaçırdığını zaten 1 ay kadar önce yazmıştık.

Sonbaharda koyu sıvı ile başarılı bir stoklama beslemesi yapılmıştı.


Ve ana arılarını kullandığı kutuların arıları ve çerçeveleri 5 çerçevelik bir ruşette 2 katlı halde 24 adedi barındıracak şekilde toplanıyor.

Tek bir ana ile zamanı ileriye taşıyorlar.

Zamanı gelince bölünerek çiftleştirme kutusu oluşturulacak bu çerçevelerle.


Akşamüstü işler sıkışınca Perizin yapılması unutulmuş ve stoklama ruşetine "Osmanlı" tekniği ile yapılıyor.

Pet şişenin kapağına şırınga iğnesi takılıyor.

Ve sıkılıyor.

Bu dozaj açısından doğru bir uygulama değil ama acil durumlarda kullanılabiliyor.

Şırıngalar dozaj açısından en doğru uygulama...

Şırınganın pistonunu çıkararak bu şişeden şırınga gövdesine sıkılıp, seri biçimde doğru dozaj ayarlanabiliyor.


Bir taraftan toparlanılıyor bir taraftan da Birol abi son aktarmaları yapıyor.

Yoğun ve güzel bir arıcılık hafta sonunu daha atlattık.

Arılarımızın durumu olması gerekenin 2 hafta kadar ilerisinde.

İyi ki vadiye inmişiz...

Sanki bu yıl ilk kez inmişiz gibi.



Dönüşte yine bulutların dansı devam ediyordu daha da belirgin halde.

Güzel güneşli hafta sonları arılarımızla buluşmak üzere günleri saymaya başladık...

2 yorum:

salih arıcı dedi ki...

halil bey,
paylaşımlar güzel,arılarınızın maşallahı var,inşallah sorun olmaz bundan sonra,hava trafiği bizim Rizeye benzemiş,dumanlar ve dağlar,iyi bir sezon diliyorum size,bütün arkadaşlarınıza.

HÜSEYİN AVNİ ÖZCAN dedi ki...

Buna MAŞALLAH tan başka ne denirki