25 Nisan 2010

Ne Hafta Sonuydu Ama...

Perşembe akşamı bizim arıları vadiden çıkarmıştık...

23 Nisan'ın hafta sonu ile birleşmesi büyük avantajdı bizler için ama etkinlikleri kaçırmak gibi bir lüksümüz olamaz...

Kardelen ne yapar bizi sonra...

Uzun süredir çalışıyorlar, izlememek olmaz...


Geceden gelen yorgunluk, çocukların sevinci ile azalıyor.

Artvin yöresini iyi kıvırdılar...



Gösteriler sona erse de müziğe müdahale konusunda 3-B sınıfı özel çalışma yapmış.

Kolbastıyı da, damat halayını da gösteri bitimi döktürdüler...


Olay o kadar güzeldi ki aileler de damat halayına dahil oldular.

Aferin çocuklar...


Gösteriler sonrası arılığı bir dolandık.

Gece açılmayan kalır, devrilen olur...

Gündüz gözüyle kontroller yaptık ve artık ilk kurtçukları da transfer ettik ana arı adayı olarak.

Vadiden çıkana kadar iyi sabrettik.

Ekip 1 tur yetiştirdi bile...

Gerçi bizde 1-2 tane de olsa özel anaçlardan yetiştirdik.

Akşamüstü yine vadiye gittik.

Bu kez Yusuf abi'nin arılar gelecek...

2 araba ile çıkılacağından ilk ekip erken gitti.

Arılığa geldiğimizde ateş yanıyordu.


Ekip çadırda dinlenirken ilk işim arılarımızın bulunduğu yeri kolaçan etmekti.

Baktım ama ortalık pırıl pırıl olmuştu.

Yanan ateşin sırrı da çözüldü.

Arkamızda giderken en küçük bir atık bırakmamaya özen gösteriyoruz.

Bu duruma tüm arıcılar olarak dikkat etmemiz gerekiyor...


6 kişiyiz sonuçta. Her araçta 3 kişilik ekipler...

Yusuf abi'nin kovanlar kibrit kutusu gibi çabucak diziliyor.

Standart olmanın faydası özellikle gezgincilikte çok önem kazanıyor.


Ve arabanın üstte görüntüsü...

Kovanlar bağlandıktan sonra sehpalar bağlanıyor ve en üst bölüme atılan boş malzemeler tekrar bağlanıyor...

En arka bölümde boş ilaveler içinde çiftleştirme kutuları...



Bu yıl uçan hacı görüntüsü verememiştik vadiye gidişte.

Bu yıl vadi çıkışı uçan hacı olayını gerçekleştirdik...


Ve diğer araçta yükleniyor ve doğru şehre...


Şehirde gece yine müthiş bir çiğ var yerlerde.

Karşılamada ekip sayısı çok fazla...

Biz yine lay lay lom modunda...

Vadide biz sardık kardeşim, buyrun indiriverin...


Finalde Yusuf abi'de yerinde...

En son Birol abi'yi de çıkaracağız...

Cuma günü ve gecesiyle çok yoğun geçti...

Cumartesi gününü de iyi değerlendirmeliyiz.

Gecesi zaten yine vadi ve Gökçekısık bu kez...

Dağa arı çıkarma operasyonu...


Cumartesi sabahı arılığa vardığımda Yusuf abi erkenden gelmiş.

Erol abi'nin gece Yusuf abi'nin arılığına indirilen 3 kovanı getirmiş.

Ben geldiğimde arabada uyuyordu...

Güneş vurunca arabaya ne hoş olur ama kalkmak lazım... 



Erol abi'nin arılarına kat attık.

Erol abi diyor ki...

Nasıl oluyor bu iş...

Acemiler kat atıyor sizlerde tık yok.

Katı erken atmayı ustalık sayarsak işimiz var.

Doğru zamanda kat atmak lazım değil mi?


Erol abi'nin arılarını katladıktan sonra ben işime ve Yusuf abi işine bakacaktı...

Ben dedim kovanları aktarıp bakım yapacağım.

Nem çok etkili oldu vadide...

Yusuf abi ise sadece bakım yapacaktı güya.

Dedim sana da vereyim 1 boş kovan aktar aktar bakım yap...

Akşamı yaptı bizim arılıkta 15 koloniyi aktarıp...


Arada seslenmesek belini doğrultmayacak...

Boşalttığı kovanların içini de yıkıyor.

Dere hemen önünden akınca su da bol...


Derken Erol abi'de yine bizim köydeki evinden bize yağlı yufka servisi yapıyor.



Saat 15:00 gibi görsel şölen başladı arılıkta...

Her yıl yaşıyoruz bunu...

Vadiden çıktığımızın ilk günü bu uçuş olmuyor.

Ancak 2'nci günü akşam üstü müthiş yavru uçurma gerçekleşiyor. 


Zaten bu durumu koloni kontrollerinde de gördük hazırlık yapıyorlardı.

Çerçeve altlarında bekleme yapıyorlardı salkım-saçak...

Ve doğru yine vadiye..



En son Birol abi'yi de çıkartacağız.

Ateş yine bu kez hem Yusuf abi için hem Birol abi için yanıyor.

Tertemiz bırakmalıyız.



Arı kaçırma konusunda Birol abi'nin kovanlar sınıfta kaldı.

Lider gerekeni yapar nasılsa...

(Gerçi ben bütün gece bıdır bıdır lidere fırsat vermedim ama...)

Ayrıca hala kulpsuz kovanların oluşu da ayrı bir bıdırdama sebebi...

Evde varmış 300 kulp...

O kadar yorulmuşum ki...

Vadiden şehre gelene kadar Yusuf abi anlattı, Ahmet şef dinledi..

Konu Dizel ve Benzinli motorların çalışma prensipleri...

Ben ise horul horul uyumuşum...

Artık dayanacak halimiz kalmamış...

3 gece 700 rakımdan 1300'e çık.

200'e in...

2 saat sonra..

200'den 1300'e ve sonra 700'e...



Gece ekip yine kalabalık ama Birol abi'nin arılık maşallah...

Dağa arı çıkarıyoruz yine...

Sağ salim tüm ekibimizi çıkardık ya şükürler olsun...

Vadide hedeflediğimiz düzeyi hepimiz yakaladık.

Bunu zaman içerisinde daha iyi göreceğiz ama geçen yıl 07 Mayıs'ta ilk katları atmıştık.

Ben kat atmadım demek isterdim ama...



Sabah 10:00 gibi ekiple buluşup arılığa gideceğiz...

09:30...

Daha uyanamamışız...

Neyse telefon zincirini nasılsa ben başlatacağım...

11:00 gibi arılığa yola çıkıyoruz.

Cumartesi akşamı açtığımız birkaç kovandaki polenliği kontrol ettik...

Çok güzel ve tatlı bir polen geliyor.

İlk hasadımızı yaptık polen olarak...

Artık arıcılığın zevkli bölümüne doğru yol alıyoruz.

Vadide Sivrihisar'dan gelen ana arının bulunduğu Yusuf abi'nin stoklamadan bir çerçeve almıştım kurtçuklu... 

O ana arı yetişti vadide...

Bugün ise o ana arıya ihtiyacım var.

Neden?

Kolonileri kontrol ettikçe kat atmak ya da biraz daha tarihi ileri taşımak adına içerilerinden yavrulu çerçeve çalmak gerekiyor.

Ana arılarını bulduklarımızdan devşirme koloniler yaptık durduk yere...

Cumartesi yaptıklarımıza Pazar günü ana arı lazım...

O halde...

Kutuya müracaat.



Ana arıyı sağ elle kanadından tutup, sonra sol elle ayaklarından tutmak...

Önceleri çok zor gibi geliyor.

Ancak 2 ayaktan tutunca kıpraşmıyor bile...


Sonra enseye tutkalı sürüyoruz ahşap çubukla...


Aynı çubukla numarayı alıp enseye bırakıyoruz.


Çubuğun tersi ile hafifçe bastırıyoruz.


Yeni sezon 1 numaralı Sivrihisar ana arı ile başladı bakalım...

Arıcılığı kaç koloni ile yapmanın hesabını yapmadan eğer ana arıyı üretemeyip, bedava bloglar sayesinde ana arı işporta tezgahı kuranlara ve bu işportacılara muhtaç kalanlara ise söyleyecek sözümüz ne olabilir ki...


Ana arıyı salıyoruz önce kutuya tekrar...

Kısa bir süre tüpe alıp, ilgili koloniye takıveriyoruz...

Bir gün önce oluşturulan devşirme kolonilerde mutlaka meme kontrolü yapıp, hazırlık yapılmış dahi olsa memeleri bozuyoruz.

Bu durum ana arı kabulü için göz ardı edilmemesi gereken bir durum.


Merak eden sayısı çoğaldıkça eski körükçüler yeni gelenlere veriyorlar körüğü...

Tut bakalım körüğü...

Hiyerarşi böyle bir şey işte...

Sonradan gelen yapılan klasik çömez arıcı muamelesi...

Gökhan arkadaşımız 3 gece arıları indirirken hep bizimle idi...

Arıcılıkla ilk tanışması arı nakli olunca nasıl bir izlenim oluşmuştur bilmiyoruz ama bugün vizyonu değişmiştir...

Bizimde mangal vizyonumuzu değiştirdi bu gün sağolsun...


Bu arada taze poleni yemek konusunda en şanslı grup biz arıcılarız...

Kovanın altından alıp, nemiyle yenilen polenin tadını nasıl anlatsak...


Finalde mantar içi köfte...


Ve kişi başı 2 Adana mı?

Artık arılığımıza kavuştuk ya...

Ekip sağolsun...

Sonuç olarak bu haftasonu arı odaklı çok yoğun geçti ama tüm kolonilerimizi kontrol ettik ve aktardık yeni kovanlara...

Bazılarına kat attık istemeden de olsa..

Ana arı üretimi için bir hayli meme ana arı adayı olarak kabul edilmiş ve süreç işliyor.

Daha ne olsun...

Sağlık istemekten başka...

4 yorum:

mahmudiyearicilik dedi ki...

Maviş güzel olmuş maaşallah nazar boncuğu gibi, nazar değmesin.
Saygılar

Kemal Demirci dedi ki...

Güzel bir ekip çalışması. Bu sene de işin zor kısmı tamamlanmış oluyor böylece.
Başarılarınızın devamını dilerim.

ÇELİK ARICILIK dedi ki...

ÇALIŞMALARINIZI ZEVKLE TAKİP EDİYORUM GÜZEL BİR EKİP ÇALIŞMASI OLUYOR.YUSUF BEY GİBİ EKİP ŞEFİ OLURSA BAŞARI KAÇINILMAZ OLUR.ÇALIŞMALARINIZDA BAŞARILAR DİLERİM KOLAY GELSİN...

M.Gökhan BAKIRCI dedi ki...

Halil abiciğim gerçekten arıcılık güzel ve zevkli iş.....bu bir hastalıksa hiç iyileşmeyelim.