3 Nisan 2010

Vadide Eğitim ve Gelişim Sürekli...

Yine hafta sonu...

Ben hafta içi gittiğimden daha rahatım.

Dün gece de hava güzel yağdı.

Birol abi Açıköğretim sınavları için komisyonda görevli olduğundan bu hafta sonu Yalova'da...

Esas merak eden Birol abi...


Sabah dağda yine alışık olduğumuz sisli bir hava...

Erol abi de dün gece gitti vadiye.

Vadiye giderken geçen hafta arı bölünerek şehre götürülen kendilerine ait çiftleştirme kutularını vadiye getirdi.

Çarşamba günü oluşturduğumuz stoklama kolonisini merak ediyoruz sadece biz...

Ana arıya dokunmasalar bari düşüncesi malum.

O kadar çok farklı koloniden arı silkelemesi yapılıyor ki...


İlk iş baktık ve sıkıntı yok. Sıvı beslemeye de cevap verilmiş.

Ana arı da yumurtlama düzenine devam ediyor.

Bu tür straforlarda en büyük sıkıntı arıların kemirmesi olayı...

Bunu aşmak içinde iç ve dışı komple silikonlu dış cephe boyası ile boyuyoruz.

Erol abi, bu kutuların içini ahşap materyallerle kaplama planlaması yapıyor ama yenisini yapmak çok basit ve uygun fiyata olduğundan gerek olmayabilir.

Havalandırma az olduğundan gereğini yapıyorlar ve kemiriyorlar yazın.

O yüzden belki dipte bir delik açarak havalandırma sağlayabiliriz.

Çarşamba günü yaptığım işlem hoşuma gidince hızımı alamadım ve 2 tane daha yaptım.

Bir arkadaşımız strafor yapıştırmanın nasıl yapıldığını yorum ile sormuş.

Gerçi orada cevapladık ama zararı olmaz yine yazalım.

Yapıştırma işleminde Poliüretan deniz tutkalı kullanıyoruz.

Yaptığım 2 kutudan birisini de bugün götürdüm vadiye.

Biraz risk alarak onu da doldurduk.

Her kutuda farklı amaçlar güdülebiliyor.

Son kutudaki amacı anlatacağız yazının finalinde.



Erol abi dün gece kutuları getirip dizmiş çadırın dibine.

Yer bolluğunda sıkışık alana dizmiş.

Abi dağıtsaydın şunları...

Farklı renklere boyandılar ya kurtarır ama ana arı üretimi ince işler silsilesi...



Çarşamba günü bu kutuyu kontrol etmiştim.

Boşta kalan memeden zaten ana arı çıkmıştı.

Bir tanesini de Yusuf abi'nin koloniye vermiştik aldığımız ana arının yerine.

Geride kalanlarda tüpe doğuyorlar...


Bekliyor işte bizi gelelim diye.

Yoksa ölecek gidecek...


Sabah saatlerinde ilk gezintilerimizi yaptık ve çadırda çayımızı yudumlarken Erol abi geliyor, yükü ağır...

Gece köyde kalınca sıvı besleme materyalini köyde hazırlamış.

Diyor ki kireçsiz köy suyu...


Haydi bakalım millet...

Hava açacak gibi...


Biz Ahmet abi ve Hüseyin Yavuz ile ekip yaptık.

Yusuf abi'nin yardımcısı Abdullah'ta katıldı bu hafta bizlere.

Abdullah yüksek lisans için 1 ay kadar yoktu aramızda.

İşi sonlandırmış ve aramıza katıldı.

Tebrik ediyoruz kendisini ayrıca.

Havanın açmasıyla yoğun polen gelişi gözlemlendi ve gün boyu polen akımı devam etti...



Bilecik ana arılarda memleketlerinde olduklarından ev sahibi gibi salınıyorlar...


Biz işlerimizi bitirdikten sonra bizim ekip Erol abi'ye yardıma koştu.

Bende Yusuf abilerin yanına muhabbete...

Yoğun polen gelişi görsel şölene dönüşüyor bazen.


Kutuları da kontrol ettik Yusuf abi'nin.

Polen stoku ise görülmeye değer. Küçücük bir koloni ama tedbirini almış.


İçerisine dizdik 20 adet küçük çerçeveyi...

Risk olmadan başarı zaten zor.

Kolonileri kontrol ederken bölme straforunun üzerindekileri yine öndeki çuvala silkele gitsin.

Bu kutuya ana arı ne yapacağız?

Yusuf abi'den aldığım anaç Muğla ana arısı...

Çarşamba günü ensesine 40 numarayı yapıştırmıştık, kontrol ettik duruyor.

O halde alalım tüpe...

Normal kolonide olduğundan o koloniye ait tüm yavrulu çerçeveler diğer kolonilere dağıtıldı ve koloni iptal edildi.

Arıları da bu stoklamaya silkelenince stoklama oldu bomba...

Kutuyu da götürüp, koloninin yerine koyunca daha da süper oldu.

Şimdi neden anaç ana arı bu kutuda? 

Vadiden çıkınca kutu doldururken bu stoklamaları kullanacağız ya.

Bu anaç arının yavrularını verdiğimiz kutularda kendi yapacağı memeleri gerekirse kullanırız, transfer memelerinin başına bir iş gelirse.



Eğitim sürekliliği çok önemli.

Yusuf abi, ekibi topladı ve anlatıyor, bir taraftan da işi bitiriyor.

Biz kalemi ne zaman alacağız bakalım elimize.

Şeytan dürtüp duruyor ama erken ana arı üretimi maliyeti geçtiğimiz yıl analizlerimize göre yüksek...


Sıra Abdullah'ta...

Yüksek lisansını kurtçuk transferi yaparak taçlandırıyor.

Polimer teknolojisine benzemez bu iş gerçi...

Alerji konusunda da çok hassas...

Bugün antihistaminik hap kullanmak zorunda kaldı, alerjik reaksiyonu için.


Sıra Hüseyin Yavuz'da...

Öğren, bu ana arı üretimi tam emekli işi....



Ve numarayı da anaç koloni numarasını aktararak hallettik.

Bakalım bu kutuların performansları nasıl olacak?


Kutular geldiğine göre, memelerini takmak lazım değil mi?

Tüm kutuların memeleri takıldı ve ilk tur başladı ekibin...

Hayırlısı artık.

Bu arada Uludağ Arıcılık Dergisi Şubat - 2010 sayısı geldi.

Eskişehir'de Bir Arıcılık Modeli yazı dizisi devam ediyor.

Uygun bir zaman bulduğumda yayınlayalım bu sayıdaki konuyu da.


2 yorum:

ARICI MESUT dedi ki...

Halil abi bu ana arılara numarayı nasıl yapıştırıyorsunuz. Ben bugün yeni yumurta dökmeye başlayan bir anayı mavi boya kalemiyle boyamaya çalıştım ana yan döndü öldüğünü düşündüm ama bir yerlerden aklımda kalmış yeni analar bayılır diye nerede okuduğumu hatırlamıyorum.
Kovan içine anayı geri koydum nasıl olsa taze günlük yumurta var dedim. Bir saat sonra anayı kovanda gezerken gördüm.

ARICI MESUT dedi ki...

Halil abi bu ana arılara numarayı nasıl yapıştırıyorsunuz. Ben bugün yeni yumurta dökmeye başlayan bir anayı mavi boya kalemiyle boyamaya çalıştım ana yan döndü öldüğünü düşündüm ama bir yerlerden aklımda kalmış yeni analar bayılır diye nerede okuduğumu hatırlamıyorum.
Kovan içine anayı geri koydum nasıl olsa taze günlük yumurta var dedim. Bir saat sonra anayı kovanda gezerken gördüm.