17 Nisan 2010

Vadide Misafir ve Acaip Yorgunluk...

Çarşamba günü sıcaklık değerlerinin yüksekliği dikkat çekiciydi.

Bugün ise 32 max. ve 8 min. olmuş.


Tulumbanın üzerinde gölgede asılı duruyor ama değerler yine de yüksek.

Vadi 2-3 günde acaip değişiyor.

Bazen beklediğimiz ivmeyi göremez iken bazen de çerçeve vermeye yetişemiyoruz.

Vadiye inerken vadiden çıkışın önceki yıllara göre daha erken tarihte olacağını konuşuyorduk.

Konsey bu hafta kararını verdi artık.

Hayırlısı ile çıkışa başlıyoruz uygun zamanda.


Bu hafta misafirimiz var.

Sivrihisar'a gittiğimizde tavşan ve kayadan arı alma mevzularında bize önderlik yapan Muzaffer abimiz vadiye geldi.

Geldi ama acaip yoğun çalışma temposu olan haftaya denk geldi.

Sabah çay olana kadar Birol abi ile ana arıların yumurtlama kontrolleri yapılıyor.

Yüzler gülüyor...


Bugün bizim ekipten kimse yok.

Hüseyin Yavuz ve Ahmet şef ehliyet sınavındalar...

Fikri de haftasonu mesai vaziyetleri...

Biz kaldık yalnız.

Derken İlhan imdadımıza yetişti.

Ve bu hafta tüm koloniler çıkışa hazır hale getirilecek.


Sabah çay sohbeti...

Muhabbet-sohbet iyi ama işler duruyor bakalım.

Planlama koordinasyon toplantıları çadırda yapılıyor haliyle...

Ben bugün boşalan ruşetleri Yusuf abi'nin arılığa göndereceğim.

Ayrıca birkaç koloni de arılı Muğla...

İlerleyen süreçte ana arılar yetiştikçe gidip, ruşetlere bölme yapıp doğru bizim arılığa...

Aynı tekniği Yusuf abi uygulayacak.

Onun birkaç arısını da Akpınar'a getireceğiz.

Bu yıl Erol abi'de birkaç koloni bal için atacak Akpınar'a..

Bizim ekipte Akpınar balının farklı olduğu konuşuluyor ve bu nedenle o bölgenin balı için oraya koloniyi götürülüyor.

Nasılsa hasat için düzenek kuruluyor...


Stoklama kutusu doldurmaya devam.

Gündüz doldurduk ve akşamüstü ise içlerinden aldık...

14 göz çiftleştirme kutusu doldurdum bu akşam..

Getirdik ve yarın Akpınar'a atacağız...

Bu stoklamalar ile her göz için çerçeve ile arı silkeliyorduk.

O yöntemde iyi bir yöntem ama arıyı aynı arılıkta bölüyor iseniz ne kadarının döneceğini hesaplayamıyorsunuz.

Ayrıca ballı ve yavrulu çerçeve bulmak zor oluyordu...

Ballı / Anaç stoklamadan yavrulu / Ballı şeklinde ayar ediyoruz.

Kendi memelerini yapacaklar ilk tur.

Yavrulu çerçeveleri anaçlardan aldığımızdan bu iş çok kolay oluyor.

Burada en büyük risk ise tüm anaçların stoklama kutularında bulundurulması...

Bugün aynı zamanda ana arı memesi üretimi yaptıracağımız koloniyi de hazırladık.

Çıkış sonrası ilk işimiz kurtçuk transferi...

O ana kadar bu doldurduğumuz kutular çiftleşir.

Bu arada Erol abi de bu stoklamalardan yapıyormuş.

Göremedik onun dizaynını ama duvarlara kontrplak yapmış.

14 göz doldurduk ama yine de stoklamalara petek ilavesi yaparak onları aktif halde tutuyoruz.
 


Yusuf abi çay sonrası planlama brifingini yapıyor.


Ve biz İlhan ile bir ara dağıtttık arılığı iyice.

Hem ruşetleri hem de boş kovanları ayar ettik.

Toparlanmak için dağılmak gerekiyor.


Kutu doldurur iken eğer kadro az gelirse yeni doldurduğumuz stoklama kutusunun örtü tahtasında birikenleri atıveriyoruz gözlere...


Alaca arılar diğer adıyla bombuslar biz vadiden çıkmadan nemalanıyorlar...


Öğle yemeği bugün sağolsun Erol abi'den...

7 kişiyi doyurmak kolay mı?


Ve akşamüstü toparlanıyoruz.

Gelsin boşlar ve Yusuf abi'nin arılığa gidecek arılar...

O gitsin bu gitsin derken, kamyonette bir bidon koymaya yer kalmadı.


Akşam ateşi de yanıyor...

Gün içerisinde ürettiğimiz atıkları yok ediyoruz haliyle...

Bu arada Eskişehir'den yoğun sağanak yağış haberleri alıyoruz.

Vadide ise hava karardı ama yağış yok.

Biz yağışa yakalanmadık ama şehre girdiğimizde her yer göl gibiydi.


Son kontroller ve artık çıkış...


Çıkmadan geri dönüldü.

Sabah konuşuldu, Muzaffer abi'ye ana arı verilecekti.

Son anda o iş halledildi.

Bu tür işleri konuşur konuşmaz halletmek lazım...


Çıkacağımız zaman yağış olursa ihtimaline karşı alternatif çıkış yolu test edildi.

Ben bu yazıları yazarken ise, Yusuf abi, Birol abi ve İlhan bu arabayı boşaltıyorlar.

Öyle güzel yırttık ki bu akşam.

Sanki başka zaman kaçarımız var gibi...

Hele vadiden çıkalım, Birol abi tutturur ben Tandır'a gideceğim diye...

Artık kovan taşımak konusunda yüksek lisans yaparız.


Ve son halimiz...

36 büyük koloni...

5 stoklama ve 1 tane çiftleştirme kutusu kaldı.

Bu envanter ile Akpınar'a ineceğiz ve tekrar ikinci bahara başlayacağız kısmetse.

Büyümek yok diyoruz ama arı dinleyecek mi bakalım.

Hiç yorum yok: