14 Nisan 2010

Vadide Şans Bizden Yanaydı...

Mevsimler istikrarsızlık konusunda artık tartışma bile götürmüyor.

Hepimizin yanılgıları mevcut.

O kadar çok yağmur yağdı değil mi?

Algımız bu.

Ancak geçtiğimiz yıla göre yılbaşından bu yana zannettiğimiz kadar yağış alamadık.

Yağış çok oldu desekte aslında işin matemetiği öyle demiyor.

Bu yağış rejimi ile doğa direk etkileniyor.

Cumartesi günü vadide arının polen toplaması ve çalışması çok mükemmelmiş.

Çünkü bugün o tempoyu göremedik.

Minimum-maksimum termometreyi de geçen hafta götürmüştük vadiye.

Cumartesi'den bu yana Min. 2 °C  ve Max. 37 °C olmuş.

Ancak arılarda 37 °C'nin etkisini göremedik.

Belki de çok kısa süreli oldu.

Artık vadiden çıkış planlamaları da yapılıyor.

Ortama bakılınca henüz hiçbir sıkıntı yok ulaşım zorluğu dışında...

Gelelim bugünkü ayarlamalara...


Muğla anaç kutusu.

Çerçeveler 2 katlı diziliyor ve üst sıradan en arkadan 2 tane boş yer bırakmıştık.

Bırakılmaması gerektiğini anladık.

Stoklama kutusu da olsa yazdık haneye 1 tane (-) ...


Yusuf abi, Kafkas'a kat attı.

Vadide kat atmak yasak normalde.

Ancak takviye alacağım ama bu süreçte oğula niyetlenmesin diyerek ilavesini verdi.



Kat atıldığında arının gücünün ne kadar olması gerektiği konusu arıcı kararı ama 7 çerçevelik kolonilere kat atmak ya da kuluçkalığa kılavuz peteklerden 5 tane doldurmak uygulamaları ise çok riskli uygulamalardır.

Gelelim şansımıza...

Cumartesi günü dayımdan getirdiğim ana arıyı yedekliyorlardı.

Memeleri almıştık başka bir koloniye.

3 meme vardı.


Bu sabah ilk iş bu koloniye baktık.

İçimizden geçen olmuş.

1 memeden ana arı çıkmış ve diğer memelere henüz dokunmamış.

O halde yeni ana arıyı orada bırakıp, yeni bir devşirme koloni yaptık memeleri de çerçevesiyle verdik.

Artık 2 memeden birisi iş görecek, diğeri gidecek.

Her gün arılıkta olunsa, bu tür işlemler çok daha rahat olacak.
(Yine emeklilik geldi aklıma durduk yere.)



Ve yedeklenen ana arıya bakalım dedik.

Yine yedekledilerse, düşünürüz bir şeyler diye.

Evet bu kez tek meme ile yedeklenmiş.

Bu ana arıları kaybetmek istemiyoruz, süper ana arı elde etmek için.

Ama artık iyice kafaya koyduğuna göre, ana arıyı tüpe aldık ve memeyi bu kendi kolonisinde bıraktık.

Ana arı tüpte ve cepte gezdiriyoruz.

Ona bir yer bulacağız elbette.


Arada Yusuf abi'nin yanına uğruyorum, ne yapıyor/ediyor diye.

Yusuf abi de bugün stoklamayı aktif hale getiriyor.

Bu uygulama ile ana arı çiftleştirme kutusu doldurmak için arı kolonisi satın almaya gerek kalmıyor.

Süreç içerisinde arılığınızdaki arılarla çok rahat şekilde dolduruyorsunuz...

Meme ürettireceği koloninin ana arısını da tüpte takmış bu stoklamaya...



Evet alıştık bir kere ya..

Artık seri üretiyoruz stoklamaları.

Bugün 2 tane daha götürdüm ama 1 tanesini doldurdum.

Cepte gezen ana arıyı da buraya tüpte verdik.

Burada yedeklerlerse daha hoş olur.

Stoklamalarla ilgili şu ana kadar gördüğüm sıkıntı, alt kattaki çerçeveleri kontrol etmek için üstteki tüm çerçevelerin çıkarılıyor olması...

Onun haricinde kemirme gibi bir durum yok henüz.

Gölge et, başka ihsan isterim şeklinde de tedbirimizi alıyoruz yine de...

Ve bugün stoklamalardan ilk hasadımızı yaptık.

Anaçları stoklama kutularına almak riskine de girdik ya.

2 gözlü çiftleştirme kutularımızdan 1 tanesini aktif hale getirdik.

1 göze Kafkas anaç kutudan 2 ballı ve 1 kurtçuklu çerçeveyi arılarıyla aldık.

Diğer göze ise Dağ anaç kutudan yine aynı miktarda arıyı aldık.

Kapadık ağzını ve getirdik Eskişehir'e...

Kadroyu biraz abarttık hatta...

Olsun meme yapacaklar nasılsa...

Normal kurtçuk transferi ile üretilen memelerden de takabiliriz duruma göre...

Şu anda o kutu 21 gün yani son yavru çıkana kadar olayı idare eder...


Yusuf abi, telekontrol sistemi ile Birol abi'nin kutuları kontrol ediyor.

Ben ise demlenmiş çayın sesini dinliyorum çadırda...

Hiç yorum yok: