13 Temmuz 2010

Bal Hasadı Bitse de İş Bitmiyor.

Cumartesi günü bal hasadını bitirince...

Pazar sabahı yoğun bir güne uyandık...

Doğru Yusuf abinin arılığına...

Orada bulunan stoklama kutularını kontrol etmeye...

Ayrıca Yusuf abinin nektar alanı denemesi için yakın bir ilçeye götürdüğü kovanları geri getirdikten sonraki hasatlarını yapacaktık.



Kutular...

Toplamda 15 ana arı stoklamıştık.

2 adet terk eden ana arı ve kolonisi var.

Bu yakın göz konseptine çok sıcak bakmıyoruz ama ana arıları stoklamanın yollarını deniyoruz.

En güzeli tek göz olan kutular şu ana kadar yaptıklarımızda...

Sonbaharda yine bir strafor seri üretim bandı kuracağız gibi duruyor...



Bal hasadında dikkat çeken durum kuluçkalıkların polen bloke olması...

O bölgede iyi bir polen derlemesi yapılabilir sinyali idi...



Ballı çerçeveler ilavelere dizildi ve doğru arabaya...



Açık havada balları süzmeye...

Zaten fazla koloni olmayınca çabuk bitti ki bizimde bu akşam arılarımızı ayçiçeğine atacağız...

O halde Hüseyin Yavuz ile kendimizi Akpınar'a ışınladık...

Emekli olalı beri bu kadar yoğun çalışmaya maruz kalmadı.





2. ballıkları alınan koloniler "hadi ordan be" dedirtecek kadar sakal yapmışlar kovanların önünde...

Yakın bölgede bulunan ayçiçekleri da açmış ama biz yine de gideceğiz ayçiçeğinin göbeğine...

Arıları hazırladık...

Dün akşam hızlıca verilen çerçeveler kontrol edildi...

Ve örtü tahtalarının üzerine klasik kırmızı çuvallar...

Bal hasadı esnasında bölünen ve Tandır'a polene gidecek olanlara da ana arılar verildi.



Pazar akşamı yorgun savaşçılar yine Akpınar'da ve karpuz-peynir keyfi... 



Kalabalık olunca bana sadece uçuş deliği kapatmak kaldı...


Yusuf abinin 13 kolonisi ile birlikte toplam 36 koloni ayçiçeği için hazır...



Ve büyük bir tecrübe edinme faslı başlıyor.

Bizler arıyı erken kaldırmak konusunda pek umursamıyoruz eğer geride arı kolonisi kalıyorsa...

Öyle de yaptık ve Yusuf abi gelirken zayıf bir koloni getirmişti ve kamyonetin solunda görülüyor o koloni...

Hani uçanlar gelsin diye...

Benim de zaten hem Tandır'a gidecekler hem de diğer bölmeler ve ana arı üretimi kolonileri mevcut...

Olayın esas tecrübelik bölümü ertesi gün görülüyor...



Gece ayçiçek tarlaları yanına indirdik ki bizim diğer Eskişehir ekibinden Gürbüz ve Muhterem abiler aynı yere önceden indiler ve artık hepimiz aynı meradayız.

Ayçiçeği tarlaları biraz uzak...

30-40 metre boşa uçacak arılar...



Sehpaları dizdik ve simetri hastası olan sadece ben değil mişim...

Sehpaları tek sıraya dizme konusunda gayret gösteren çok gece gece...

Ben ise sehpa-kovan uyumu üzerinde çalışıyorum...



2 kişi ile taşımak en  güzeli ama partneri beklerken dinlenmek çok hoş...


Birol abi de tüm kolonileri açtı ve ayçiçeğine yeteri kadar koloni attık...

Şeytan diyor şu arazide yat kal gece ama 30 km. uzaktayız şehre...

Birol abi hariç bizim ekip arazide yatmak konusunda zaten özürlü...

Pazartesi mesaide dinlendik güzelce...


Pazartesi akşamı ise yine arılıktayız ki Tandır'a polene arılarımız gidecek 10 tane daha...

O ne be...

Arılıkta sadece 1 adet 2 katlı bir koloni kalmıştı, bizim anaç kolonilerden...

Aslında anaç kolonileri bala sokmamak lazım ama denemekte gerekiyor yük altında...

İşte tecrübe burada...

Bu arılıktan gece kaldırdığımız tüm koloniler 2 katlı olduğundan ilk etapta ilk gece tek katlıya girenler ertesi gün uçup gelince 2 katlıya yüklenmişler...



Çuvalın altında da oğul gibi salkım...

Ana arıya birşey olmuş mudur?

Olursa da bakarız duruma artık...



Arıyı ne yapsak ne yapsak o sırada Yusuf abi geldi..

Gerçi ben kafada planı yapmış ve ekipmanı hazırlamıştım.

Kapağı bir açtık kapağın içi bile arı dolu...



Yörük sırtından kurban kesmek...

Bu işi en çok Birol abi yapardı ama bu kez sıra bizde...

Zahmetsiz kutu doldurulur.

3 tane boş kutu kalmıştı nam-ı diğer Ballıbaba Selahattin abinin gönderdiklerinden...
 


Hoppppp...



Diğer kutulardan bir ballı-yavrulu çerçeve takviyesi ile işlem tamam...

Yusuf abi hem foto çekiyor hem de bu arıların yarısı kesin benim diyor.

Tecrübe hanesine de yazıyor.

Eğer bir arılıktan arıyı erken kaldırırsan, aynı özellikte kovan bırakacaksın yerine...

Çünkü Yusuf abinin arılarının yerine koyduğu tek katlı koloni getirdiği gibi duruyor...

Kutu doluyor sonuçta ekip kullanır bir şekilde ana arı üretilirse...



Ancak olay yine de kesmedi ve 2. ballığa 3 ham petek takarak verdik koloniye...



Biz ise Tandır'a vardığımızda bile hava aydınlıktı...

Bu koloniden kalanlarda tek katlılara girmiştir.



Birol abi kutuları kontrol ediyordu...



İndirdik kolonileri ve toplamda 24 adet oldu polende...

Polene katsız arı götürme konusunda inadım sürüyor.

Güçlü arı polen toplamayı çabuk kesiyor.



Ve diğer kolonilerdeki polenleri de topladık.

Gazete kağıdına sakın koymayın polenleri yoksa fırçayı yersiniz, benden söylemesi...



Arı taşıma işi kesmedi ve Tandır'dan toplam 8 koloni yine ayçiçeğine götürüldü...

İlhan 4 koloni ve Birol abi 4 koloni ile ayçiçeğinde yerlerini aldılar.

Birol abi ısrarla Tandır'da dağ balını bekliyor ki ortalık yemyeşil olmasına rağmen henüz istenen düzeyde akım yok.

Şu sıcaklıklar devam ederse orada da bal hızlanır...



Sonradan götürdüğümüz kolonilere teneke polen operasyonunu da uyguladık bakalım...

Artık 3 arılıkta arımız var ve gez baba gezelim...

3 yorum:

Ballı Baba dedi ki...

Halil bey merhaba, Önceki yazıya yazdığım yorum güme gitti galiba. Bırakın bal almayı nasılsa alırsınız, polenleri toplarsınız be. Arınız sakal yaptıysa traş ettin zaten sorunmu:)
Kovanların arasındaki keklik uçtumu onu sordum bak kavakta kargalar hala ötüyor makineyi yukarı kaldır onları görüntüle...

cihat dedi ki...

slm abi
bakıyorumda sizde işler yolunda
gidiyor
biz hala beklemeye devam ediyoruz
bu gidişle zaten bu sene bal tadamıyacaz heralde
saygılar

evangelos naxios dedi ki...

Halil bey merhaba,cok guzel fotograflari,iyi devam ediyoruz!