12 Ekim 2010

Düğün Dernek Arası Arıcılık

Bu hafta sonu yine Mustafakemalpaşa'da idik.

Leyleği havada görmek istemesek bile baharda arılara giderken mutlaka havada denk geliyor işte...

Vesile bu kez düğün dernek olayı...

Toplam bacanak sayımızı zirve yaptırarak 5'e çıkardık...

Elde kaldı 1 oğlumuz  bakalım...

Allah ömür verirse, onun düğününde gelin arabasının plakasına yazacak metin hazır, 5 kızı gelin edip, alınacak ilk ve tek gelin için...

"Annemin ilk gelini"

Düğün dernekler adı üstünde cemiyet işte...

Kalabalıkla yapılıyor...

Eş-dost-akraba vesile ile görüşüyor...

İşte yoğun bir hafta sonu idi kısacası ama öne çıkan konulardan bahsedelim biraz.



Gelin alıcı adı verilen faaliyet öncesi bizim ekip toplanınca hemen konu bulunur nasılsa...

Konu bu kez, hastalığa kapılmış bir fidan...

En büyük bacanağımız ile dayım yakın tespitte...


Dayım artık yumurta-larva-zararlı tanımlaması peşinde ama çok geç kalınmış teşhisini de koydu.

Bende onun kovanlarda varroa için aynı teşhisi koyma cesaretini gösterdim.

İlk gün telaşını atlatır atlatmaz, hemen arıların olduğu çiftliğe bir planlama yaptık...

Sebebi-ziyaretimiz çok güzel bir gerekçe...

Biraz yaşlı ana arı varmış..

Öldüreyim mi yoksa alır mısın?

Öldürmek mi?

Eh alayım bari...

Bu arada bacanakları da alıp doğru çiftliğe...



İlk iş cennet hurması ağacının başına...

Cennet hurmasında bu yıl hava şartlarından dolayı çatlamalar olmuş meyvelerde ve erken olgunlaşmış bir bölümü...

Yani lokum olayı...



Emin eniştemiz yani en büyük bacanağımız bir elinde hurma ama gözü hala dallarda...



Afiyet olsun...



Kısaca olaydan bahsedeyim önce...

Dayım oğullardan gençleşen ana arıları ve bir şekilde yetiştirdiği genç ana arıları bal hasadı sonrası yaşlı ana arılarla değiştirir...

Aslında dayım için yaşlı ana arı demek bugün için 2008 doğumlu ana demek..

Bu yıl 2008'lerin bazılarını iptal ediyor...

2007 kalmış mıdır?

Kesin vardır...

Değiştireceği genç ana arının bulunduğu koloniyi yaşlı ana arının kovanının yanına ya da üstüne koyar...

Yaşlıdan gence takviyeler verir..

Yaşlıyı kadro iyice azalınca üste alır...

İşte bizde bu üstte bulunan 2008 yaşlı ana arıları topluyoruz...



Arabada arı çantam olduğundan ana arı tüpleri yanımda...

Hemen arkalarına keki koy ve doldur işçileri...



Bunu da al, bunu da al derken toplam 6 tane alıvermişim Cumartesi günü.

Pazar günü yine biraz hasat ederiz nasılsa...



Ana arısı alınanları da alttaki kolonide yer varsa oraya yoksa başka bir koloniye veriyoruz.



Eğer ana arısı alınan koloni biraz güçlü ise, alttaki kuluçkalık üzerine soğan çuvalı koyarak arıları ilaveye üste diziyoruz...

Dayım uygun zamanda ayar eder onları...

Ne yapacağız bu ana arıları?

Sonuçta öleceklerse, 1 tane bile yumurta alabilsek bu ana arılardan pozitif katkı olur...

Bir kaç kutuda ana arı kayıpları yaşandığından iptal edecektik ki artık gerek kalmaz...

Kutuyu yaşatsınlar, daha ne isteriz...

Cumartesi akşamı düğünü de yaptıktan sonra Pazar günü çiftlikte hasat zamanı dönüş öncesi...

Hem Bandırma'dan gelen ailem ve misafirler ile biz ürün toplama telaşına düştük.

Gerçi ben iş gücünü organize edip, toplanan ürünü finalde paylaştım...



Dün gece düğünde şatafatlı tuvaletler ve gece kıyafetlerini giyenler hünnapın dikenli dalları arasında köylü kızı kıyafetleri içinde hasat yapıyorlar...



Bazı özel ürünler genelde böyle hobi çiftliklerinde yetiştiriliyor...

Hünnap...

Dayımda bir hayli hünnap ağacı ekti sağolsun ve ürünler sülaleye yetiyor...

Haydi bakalım düğünde oynamak değil o, toplayın bakalım dikenli dikenli...



Ve yine hurmalar...



Dayım habire götürüyor...

Sonra "çok yedik çok" serzenişinde bulunuyor...

Ancak serin bir havada dalından cennet hurmasını yemek, soğuk soğuk ne güzel....



Buyrun size de afiyet olsun...



Biz hünnaplar toplanırken biraz daha ana arı hasat ettik...

3 tane daha alıp, toplam 9 ana arıyı öldürülmekten kurtardık dermişim.

Dayımın varroa eserleri..



Arı bir yavru uçuruyor, patır patır dökülüyor...

Bir hayli varroa dökülüyor ama bulaşıklık arttığı zaman bu sonuçlar kaçınılmaz...



Meyveler bitince hücum sebzelere...

Hem salçalık, hem turşuluk hem de taze taze kızartmalık biberler...



Ekip biber toplar iken, Kardelen'de salıncak keyfinde...

Sülalenin gençlerinin-çocuklarının hepsinin büyükbabası yani dayım çiftliğe gelen herkesi bu kirazda asılı salıncakta sallamaktan büyük keyif alıyor...

Eskiden bu salıncağı söker-takardı...

Artık sezon boyunca sökülmüyor...

Çocuk sayısı artınca ziyaretçi de artıyor haliyle...



Cumartesi soğuk havanın ardından, Pazar öğlen açan güneş arıların yavru uçurmalarını sağladı...

Bu arılıkta bir hayli çalışacağız bakalım kısmetse emeklilikte...

Gerçekten tek başına bazı işler zor...

Tertemiz yapmalıyız buraları...



Ve bende arabanın bagajına aldığı kadar bir şeyler attım...

Boşuna mı büyük bagajlı araba aldık!!!

Ana arıları Eskişehir'e geldiğimizde uygun görülen yerlere verdik ama arı bölemedik soğuktan...

4 tane henüz yeni doğmuş ya da henüz yumurtlamamış ana arıyı tüpe alıp, onların yerine getirdiğimiz yaşlı ana arıları verdik...

Bu 4 ana arı ise tüpte evde misafirimiz...

Olur ya tutmayan olursa, veririz yine kutulara kesme ihtimalleri olsa da...

Velhasıl yaşlı da olsa yumurtlayan ana arıyı bugün henüz yeni doğmuş ana arıya tercih ederim.

1 yorum:

muratakın dedi ki...

O hurmaları yemek için gece yatısına bile giderim.

Çok severim.