22 Kasım 2010

Tatilin Uzunu da Çok Hoş Oluyor...

Kurban bayramı tatili herkes için farklı şeyler ifade ediyor.

Özellikle sahile gidenler süper hava ile karşılaşınca keyifli günler geçirmişlerdir...

Bizler ise gurbette olmanın özlemiyle yine aile yanında olmaya özen gösterdik...

Bayramdan öncede, aman bayramdan sonra yazarız diye beklettiğimiz klasik sonbahar tıkınmalarımız vardı...

Haydi başlayalım...

Kovanlar boyanıp, odaya istiflenmişti ama çerçeveler hiç ellenmemişti..




Seri üretim bandı kuruldu ve birisi deliyor, birisi çivi çakıyor ve birisi de telliyor...

Germelerini sonra yaparız...

Zaten amaç iş olsun torba dolsun...




Esas amaç belli...

Çipuraların mangal ile uyum çalışması....



Yine bayramdan önce Kardelen hanıma büyük doğum günü sürprizi...

Pijamalarla yataktan kalkıp, pastasının mumlarını söndürdü...

2 gün önce bir vesile ile kesilen başka pastayı doğumgünü pastanı yedik ya diyerek, ilgili günde pasta alınmayacağını bildirdik...

Gagası düşmüştü ama kabullenmişti ayrıca..

10,5 yaşına girdim diyor, bu nasıl oluyorsa...




Bayram yolculuğuna çıkmak için acele etmedik...

Cumartesi sabahı İnönü İlçesi Olukbalı köyünde ikamet eden bir abimizi ziyaret ettik.

Arıcılık ile ilgisi sadece 2 kovan arının bahçesinde bulunması...

Asıl ilgi alanı kanatlılar...

Hem de neredeyse her türlü kanatlı....

Bu alanda yayın yapan bir forumunda aktif üyelerinden...

Metin Ak abimiz birçok emeklinin hayalini kurduğu üretimleri yapıyor... 


Ve doğal olarak bir sürü kuluçka makinesi ve sonuçsuz denemeleri...

Her yerde devekuşu yumurtası görmek mümkün ama sadece 1 tane doğmuş, o da ölmüş...

İçimden bir ses, çok kereler daha deneyeceğini söylüyor...




Eski bir bulaşık makinesinde yeni doğmaya başlamış bıldırcın yavruları...



Ve yumurtlayan bıldırcınlar...



Bu arkadaşta ya yumurtluyoruz yumurtluyoruz nereye gidiyor bu yumurtalar diye bakıyor.



Ve 2 kovan...

Benim için tuhaf bir duygu...

Haydaaa kovanın biri benim kovan...

İşin aslını öğrendik...

Dedi ki Hasan bey bıraktı, yer değiştirecekmiş ama arayıp sormadı bir daha...

Hasan'ı da öğrendik...

Bizim gençlerden...

Aradım, dedim neden ilgilenmiyorsun bu kovanlarla, bırakmışsın Metin abi'nin başına...

Kısık sesle, abi elleme Metin abi bulaşsın diye bıraktım...

Ziyaret esnasında gösterdikleri misafirperverliğe çok teşekkür ediyoruz...

Ver elini Bandırma...



Annem ise gelinini beklemiş, baklava için...

Alt tarafı 1 tepsi bizim hanım için oyuncak sayılır...



Bandırma'ya gidip sahile inmeden olmaz...



Egehan P.tesi öğlen gelebildi Bandırma'ya malum üniversite imtihanı hazırlıkları...

Yükleri gerçekten çok ağır...

Motoru yakmadan kıvırsınlar da...


Bu arada fotoğraf makinesinde 3 siyah nokta çıkmaya başladı lensten kaynaklanıyor..

Fotoğraf makinesi ne yapsın...

Zamanında ortaokul öğrencisi iken bile bu kayalıklardan balık tutmaya yalnız başımıza gelirdik...

Şimdi Egehan tek başına gelmeye kalksa annesi veto eder...

Bayramın ilk günü malum kurban olayı...

Bayram namazı Bandırma'da kılınıp, kahvaltı sonrası doğru dayımlara...

Dayımlarda kurban işi bitimi hemen kısa bir bayram ziyareti ve kapağı hanımın beldeye atıyoruz...

Nasıl belde ise, beldeliklerini kaptırdılar mahalle oldular ama mücadele edip tekrar belde oldular.

Öyle olunca 5 Aralık'ta seçim var belediye başkanlığı için...

Köyde tam şölen var...

Aklınıza gelen ne kadar bölge siyasetçi varsa hepsi beldede...

Duyarsınız haberlerde yakında parti liderleri de gidecek bölgeye...

Ovaazatlı beldesi diye başlar yakında ana haber bültenlerinde...


Hanımköy'de istirahat çektik, etleri yuttuk ve damat sayımız bu bayram 5 olunca curcuna tam oldu bu bayram yine ve bayram sonu geleceğe yönelik idmanlara başlıyoruz...

Babam, dayım ve ben evde ne kadar alet varsa attık arabaya ve...

Ada bahçedeki çiftliğin giriş kapısını genişletmeye çünkü araba girmiyor.

Dayımın burada arıları var ve onları neredeyse 100 metre taşıyor....



Eski giriş böyle idi...


Rahmetli dedemler önce burayı icarla çalışmışlar ve 1960'lı yıllar sonunda satın almışlar.

Aldıklarında bu yapı varmış...

Porta denilen 2'li kapı ve bir oda...

Portanın arkasında atların bağlandığı yerler...

Geçtiğimiz yıllarda odanın üzerine bir kavak devrilmişti...

Dayımda artık bu yapıyı yok etti geçtiğimiz yıl... 


Yapı yıkılmasına rağmen arabanın girmesi için gereken eğim ve genişlik uygun değildi...

Portanın arkasında kalan atların bağlandığı yerde de taş-briket ve eski tuğlalardan oluşan ve üstelik çimento ile sağlamlaştırılmış setler vardı...

Onları kırdık, toprakları açtık...

Yediğimiz etler, revaniler ve baklavalar gitti ve ter oldu... 



İlk deneme dayımın kocakafa Levent ile...

Daha sonra birkaç rütuş ile işlem tamam..


Ve Halil Bilen Arı Çiftliği projesinin arılarının konacağı yer...

Dayım belirlemiş bile sağolsun, Allah uzun ömür versin de tecrübelerinden faydalanalım ve birlikte örnek işler yapalım...

Haziran gibi kısmetse buradan haberler yapmaya başlarız...


Öğleden sonra bizim arabayı da test ettik...

Bu kez Kardelen ve kuzeni Alihan'da bizimle birlikte...



Çocuklar toprakta gezmeye bayılıyorlar...

Dayımda babamla arka planda burada kalan malzemelerini topladı ve kışa hazır hale getirmek üzere örtüyor...

Burada arı bırakmadı hiç şimdilik...



Ve son kalan muşmulaları da elbirliği ile topladık ada bahçeden...



Dayım, bizim geniş ailenin büyükbabası...

Tüm çocuklar ona büyükbaba der ve ilginç bir durum hepsi peşinden ayrılmaz...

Geçtiğimiz yıllarda kesilen kavakların köklerinden çıkan mantarları anlatıyor onlara...




Yine ada bahçenin arka bölümü...

Buradaki sınırda sazlar bulunuyor...

Bu sazlar bizim için çok önemli...

Zamanı gelince anlatırız...

Yola sarkanları temizledik...

Bahçenin önünden de arkasından da yol geçiyor ve bu bölgede hobi bahçeleri, büyükbaş hayvan çiftlikleri, küçük ölçekli seralar var ve en önemlisi büyük ölçekli zirai üretimler yapılmıyor...

Kirmasti nehri de çok yakından geçiyor...

Bu bir risk su baskını açısından ama kısmetse buna da tedbirler alırız..



Biraz da diğer çiftliğe...

Dayım arıların bir bölümünü kışlık moda almış...

Üstlerini örtmüş...

Ancak kadrolar bıraktığımızdan düşüktü ki varroa sayesinde koloniler büyük güç kaybetmişler...



Genel bir kontrol yaptık seri biçimde...



Ve bu kez Kardelen'in yanında diğer kuzeni Atamert var...

Biz istirahat ederken, onlar Cips yutuyorlar..



Dayım ise hala varroa takibinde...

Bayram uzun da olsa bitiyor işte...

Ben bayram sonrası 2 haftacık daha izinli olsam da çocuklar okula gidecekler ya, ver elini ES-ES...


Pazartesi sabahı doğru arılığa...

Kısmetse bu haftasonu bir yolculuk olabilir arılarımıza...

O yüzden ön sıradan başlayarak kırmızı çuvalları devreye soktuk...

Bitiremedik ki, sabah zaten sis vardı ve öğleden sonra da güneş olmasına rağmen hava soğudu...

Şu ana kadar bölmeleri hiç koymamıştım...

Vadiye ineceğimizden artık bölmeleri koymalıyız...

Bugün başladık, yavaş yavaş bitiririz bakalım...

Geçmişte olsa herkesin geçmiş Kurban Bayramı kutlu olsun...


2 yorum:

ÇAY'LI dedi ki...

SLM
SLM.LAR
bayrama yakışır bırgüzeliktelik cıkmış ortaya abi.yigenimizinuzun ömürlü olmasıdileklerimizle.abi maskeli calışmada uymuş .metin abimizede başarılar

adige2206 dedi ki...

En kötü bayramın böyle olsun..