31 Ocak 2010

Arıcılık Şartları

Haftasonu küçük bir Mustafakemalpaşa gezisi yaptık.
Vesile olan konu, bacanak serisine 5 numarayı ekleme ön hazırlıkları yani nişan vaziyetleri...
Cuma akşamı gidişte yoğun yağmura maruz kaldık.
Ancak Cumartesi sabahı güneşli bir güne uyandık.

Hemen arka bahçedeki kolonilere...

Geçtiğimiz hafta yağan kar kümeleri hala yerde...

Ancak arılar süper uçuyorlar.

Pisleme uçuşu ile başlayan gün, öğleden sonra polen getirme ile devam edince şartların eşit olmadığı serzenişlerine başlıyorum.

Yavru alanları genişlemiş ve 2'inci tur yavrular bile çıkıyor.


Arının ohhhhh dediğini duymamak mümkün mü!


Yoğun bir kar yağışı sonrası, lodosla beraber yağan yağmura bir de sis eklenince hızla eriyen karın akarsulara taşınması sonucu Kirmastı nehri coşkun akıyor.
Tabi ki Kütahya Emet civarlarından gelen nehrin nice dağ eteklerinden geldiğini varsayarsak...
Ulubat gölüne ve oradan artanlar Marmara Denizi'ne...

Kirmastı nehri bu tür yoğun kar sonrası yağan yağmurlarda 8-10 yılda bir çok fazla gelerek tarım alanlarına zarar veriyor.
Yukarı bölümüne baraj yapıldı ama baraj dolmuş bile...

Nehir taştığında ilk etkilediği bölge ada bahçeler...
Dayımın burada da biraz arısı var.
Yollar sadece yağıştan biriken sularla dolu.
Belki de yakın gelecekte "Halil Bilen Arı Çiftliği" görüntüleri bu bölgeden gelebilir.
Emek veriyoruz ya emekli olursak...
Hem nehir zarar veriyor hem de arıcılık...
Bu soruna çare bulunur herhalde...
Ada bahçede uzun yıllar meyve üretimi yapıldıktan sonra artık kavak ekiliyor.
Arılarda burada yer değiştirme amacıyla bulunduruluyordu ama son yıllarda sabit 20-25 arı bulunuyor...
Bu bina çok uzun yıllar önce yapılmış ama artık yıllara meydan okuyamadı.
Bir hayli yıkıntılar oluştuğundan dayım tarafından yıkılmış.


Şimdi yerinde yeller esiyor.

Ve ada bahçede arılardayız.
Ahanda...
Dayımda kışlayan bir çiftleştirme kutusu.
Bu kutuda gözden kaçırılan bir konuyu yakaladık.
Sol uçuş deliği takozu kapatılınca üstteki delikli ızgara açıkta kalmış.
Arılar güzelce propolisi örmüşler ama gazeteyle kapadık.

Not sistemi burada böyle yürür.
Ancak kekleri bitmiş.
Keklerini fulledik.


Eşitsizlik örneği ballıbabalar.
Kovanların önünde çıkıyorlar bize inat...


Kovanların üzerinde örtülü parlak malzemeler kovanları korumak amaçlı kullanılıyor.
Mısır silajı yapıldıktan sonra kış stoklamasında kullanılıyor bu torbalar.
Ama arıcılıkta ise 2 kovanı yağmurdan-kardan koruyor.


Birkaç koloniyi kontrol etme imkanı bulduk.
Ancak bu kolonide kim anılır ki...
Propolisleri görünce Ballıbaba Sn. Selahattin Güney'in kulakları çınlatıldı.

Çiftleştirme kutusunda da yavru başlamış.


Evdeki kolonilerden daha yoğun bir yavru faaliyeti gözlemlendi bu kolonilerde...


Sarı ve kırmızı polen...
Öğleden sonra yoğun biçimde geliyordu.


Bizde Akpınar köyüne arılarımızı getirdiğimizde bu görüntüye Mayıs ayı başında ulaşıyoruz.
Kafay ballıbabaya bulaştırmış bir işçi..


Öğleden sonra ise büyük arılığın bulunduğu çiftliğe gittik.
Burada da torbalar kolonilerin üstünde yine.


Uçuş burada da hızlı.



Bu arılıkta da bir çiftleştirme kutusu...
TKV modeli olan bu kutuda arı mevcudu daha az.
Kek bölümü yine tamtakır.

Ama koloni sapasağlam...
Kek takviyesi yapıldı.


Peteklerde de stok bal falan yok.
Yumurta henüz yok doğal olarak...

Ancak gözleri de kontrol etmiyor değil.

Bu kutu kuytuda kalmış ve yosun bile tutmuş üst bölümü...
Ancak bu kutuların kışlayanını ilk kez görüyorum.
Demek ki iyi çalışılsa bunlarla da kışlatma yapılabilecek.
Hani başarısız insanların kullandığı bir söz vardır.
Bende kullanayım tam yeri...
İnşallah seneye bu işi çözeceğiz.
Velhasıl eşit şartlarda yarışamıyoruz.

25 Ocak 2010

Hafta Sonundan Kalan Ana Arı Kabul Ettirme

Geçtiğimiz hafta sonu anasız olarak bugüne gelme başarısını göstermiş kolonileri analandırmıştık.
Başarılı da olunmuştu ama benim anasız koloniye ait görüntüler, benim makinede olduğundan yayınlamıştık.
Diğer anazede koloni Hüseyin Yavuz'un olunca ilgili medya materyalleri onun makinedeydi.
Nihayet uzun yoldan geldiler fotolar.

11 ve 26 yanyana her ikisi Hüseyin Yavuz'a ait.

İlk vadiye iniş halleri...


Çiftleştirme kutularının çerçevelerini orta bölüme salkımın göbeğine dizmiştik.

Ana arı malum yine kafeste idi.

Anasız kalan koloni zaten kadroyu iyice azaltmıştı.

Çerçeveleri aldık... Arıları silkeleyip...

Ana arı geziyor kıyı kıyı...

Güzel bir durum aslında.

Bu duyguyu ben artık anlatamıyorum.

Ancak Ahmet şef, geçen hafta sessizce Hüseyin Yavuz'a diyor...

"Seni, en iyi ben anlarım."

Ahmet şef'in ana arı hikayeleri de tam alemdir.

Şıh'ın arısı ölmez dedikçe...

Ana arı geziyor ama yumurta var mı? sorusu malum soru...

Evet günlük yumurta çok az da olsa var.

Zaten bu mevsimde bu kadroyla çok bile.

Belki de anaya "hava yapıp durma, yumurtlada görelim" demişlerdir.

Ahanda size yumurta anlamında yumurtlanmış birkaç yumurta...

Ana da demiştir.

"Ahanda bakın bakalım nasıl bakacaksanız..."

Kadro az ve biraz da çiftleştirme kutusundan takviye geldi ama bu yetersiz gibi.

O zaman ruşete indirelim...

Bu problemi de aştık bakalım.

Nasıl aştık?

Yedekte çiftleştirme kutusunda Ocak ayı ortasında ana arı bulundurmakla...

23 Ocak 2010

Kışın Ana Arı Kabul Ettirme

Kış şartları ile uzun süre haşır neşir olanlar için çok basit olan kurallar, arada sırada kış şartları ile karşılaşanlar için kabus olur.

Özellikle ülkemizde kış sadece İstanbul'a gelince önem kazanır.

Sanırım kış konusunda ne kadar zayıf not alan varsa dolduruluyor oraya.

Az kar yağsın, ortalık ana baba günü...

Ayrıca kendine çok güvenmenin sonuçlarını da medyada görüyoruz.

İlginç enstantaneler...

Arabayı itekleyen gençlere zincir olup olmadığı soruluyor..

"Var ama kim uğraşacak bu havada..."

Ülkemin vay haline.

Zincir takmasını bile bilmeyen, bilse de umursamayan gençliğim benim.




İç Anadolu ve Doğu'da günlük yaşamın parçası olan kar ve etkilerini zaman içinde yaşadıkça bizlerde öğrendik.

Zincir takmayı öğrenmiştim ama, Eskişehir-Bursa arasındaki Mezitler denilen bölgede tipide zinciri takınca ancak bir konu bu kadar pekiştirilebilirdi.

Bu kadar kar muhabbeti sonunda..

Hafta sonu vadiye gitmeden olmaz ki...

Ekip olarak yeni sezonun hafta içi yaptırılmış kekleri vadiye götürülecekti.

Geçtiğimiz hafta besleme kutularında kek açısından son ayarlar yapılmıştı.

Arı yavruya girmişti zaten ve vadiye indiğimizde yavruyu kesmeden kıyı kıyı gidiyor.

Üstelik az uçuyor yıpranmadan yavruya devam ediyor.

Şehirde az kar olmasına rağmen dağa çıktıkça daha hissediliyor.



Sigara molası kanunen veriliyor.

Arabada içecek halleri yok ya.

5 kişiden 2 kişi içiyor.

Onlara da bıraktıracağız bakalım.


Vadiye indik kar falan yok.

Hafif hafif tıpırdıyor yağmur.

Kontroller yapılacak üstten de olsa.


Bilecik'te bize verilen varroa tabletini 2'ye bölüp, bugün besleme kutusu ön taraflarına koydum.

Burada takip edeceğim konu, arının bu ürünü tüketip tüketmeyeceği.

En güçlü sayılabilecek 2 koloniye verdik.

Varroa ölümlerini takip edebilmemiz için bir tedbir almadık.

İlk öncelik gözlemimiz tüketim üzerine olacak. 


Arıyı açmadan, besleme kutusuna poşetten çıkarılarak kek takviyeleri yapıldı.

Ortalık poşet kesti bir ara...

Koloni canlılığı kontrolü yapıldı.

En önemli kontrolleri en sona bıraktık.

Geçen hafta 2 koloniye çiftleştirme kutusu boşaltmıştık anaları olmadığından.

Ana arılar tüpte verilmişti.



Salkımın göbeğine gelecek şekilde çiftleştirme kutusu çerçevelerini koymuştuk.

Üstüne de içinde biraz fazla işçi ile ana arı verildi.

Bugün...

Tüpten ana çıkarılmış.

Ve yukarıya doğru petek örmüşler tüpün üzerine.


Ana arıyı gezerken görmek çok hoş.

Boşalttığımız kutuda 2008 Dağ güzeli denk gelmiş.

Kaydına bakmadan, zayıf olan kutuyu boşaltınca...

Anasız olmaktansa 2008 olsun... 


Ana arıyı gezerken görmek sonrası merak edilen ise yumurta olayı...

Evet günlük yumurtası da varmış.

Çiftleştirme kutusu kışlatmanın dayanılmaz hafifliği işte.

Hüseyin Yavuz'a da gele gele Karniyol denk gelmiş kutudan.

O da kabul etmiş ve hatta o larva yapmış bile yavrularını...

O fotoğraflar kendisinde.


Hava tıpırdadıkça işleri hızlandırdık.

Kar hızlanmadan geri dönmeliyiz.

Yemek olayını da hafiften bir geçiştirme yaptık.


Ayrılırken Hamza abiler geldiler.

Tavşanın teşekkür faslı için iyi oldu.

Erol abi emekliliğin tadını çıkartıyor.

Biz yollara düştük ve o köyde kaldı.

Düşünsenize sobayı yakacak güp güp güp...


Tırmanışta sıkıntı yok.

Ama yüksekler yine duman bürümüş.


Kar lastiği için ideal bir ortam...

Zincir takmadan kıvırdık bu hafta.

Zaten zincir takma konusunda usta çok yanımızda nasılsa...

Bu hafta gece ısıları öyle bir hale gelecek ki...

Eğer kaçmasaydık sıcak bölgeye, ölü koloniler topluluğuna üyeler katardık bizlerde.

Gelecek 15 günde koloni ölümleri haberlerine hazırlıklı olmak lazım çevreden.

16 Ocak 2010

Artık Tüm Ekip Vadi Ada Bahçedeyiz.

Geçtiğimiz hafta bizler kapağı atmıştık vadiye ve bu hafta sıra Yusuf abi'de.

Planlanan saatte arılıkta olmak için yola çıktık ama Erol abi'yi almamız gerektiğinden geciktik.

Mazeretimiz hazır...



Biz gelene kadar Birol abi ile Yusuf abi arabayı kolaylamışlar bile...


Ben yine sehpaları toplayıverdim.



İlk tur için araba yola çıkmaya hazır.


Dağda sis ve nemli bir hava...

Biz biraz erken davrandık ki arabada Birol abi'nin çiftleştirme kutuları vardı.





Bizim arabayı arıların başına kadar götüremediğimizden (Böğürtlenler çızıktırıyor.) ekip olarak kutuları taşıyıverdik.


Ve Hüseyin Yavuz...

Şimdi bu kutuları neden kışlattığımızı nasıl anlatsam ki, bunu en iyi Hüseyin Yavuz anlatabilir.

Marjinal değeri ölçülemez olsa gerek.

Az sonra bunu neden Hüseyin Yavuz'un en iyi anladığını anlatırız.


Biz kutuları bitirmişken geldiler...


Hemen seri biçimde sehpalar yerlerine...


Ve ilk tur indirildi.

Henüz erken olduğundan, bir tur ile geri kalanları alma konusunda konsey kararı çıktı ve Yusuf abi ile Fikri Atmaca ve Ahmet şef gittiler.

Biz ise geçen haftadan planlanan işleri yapmak üzere kaldık.


O esnada Ümit hoca avlanırken yanımıza uğradı.


İlginç işler hep bizi buluyor...

Ümit hoca geçen hafta TRT3'te yayınlanan ve av köpekleri ile ilgili konunun işlendiği Bu Toprağın Sesi programındaydı.

Ümit hoca ülkemizin tek uluslararası av köpeği yarışmaları hakemi...

Avcılığa düşkünlüğünü anlatmaya gerek yok herhalde...

Tavşan yok tabi ki, yasak başladı... 


Geçen hafta getirdiğimiz tavşanı göçürdük ama belgesini görmek isteyenlerin baskısı ile gecikmeli de olsa tavşan güveçte.


Geçen hafta bizim ekibin arılarını kontrol etmiştik.

Fikri Atmaca, Ahmet şef ve Hüseyin Yavuz'un 2'şer kolonileri var şu anda vadide.

Yaptığımız kontrolde Hüseyin Yavuz'un ana arıyı bulamamıştık ve kadrosu da azalmıştı.

Başka bir kovandan kapalı yavrulu bir çerçeve arı takviyesi vermiştik.

Bu hafta çiftleştirme kutusunun bir tanesinin ana arısını bol işçi arıyla beraber tüpe koyduk ve tüm arıyı silkeledik kovanın içine...

Çiftleştirme kutusundan da 3 çerçeveyi verdik salkım ortasına...

Fotoğraf çekme imkanı bile bulamadık ki yağmur başlamıştı...

Şimdi marjinal değerini 2 kolonisinden 1 tanesinin ana arısı kaybolan yeni bir arıcıya sormak lazım.

Ana arısını kapı önüne atan benimde bir kolonim vardı. Bir türlü uyum sağlayamadığımız karniyollardan birisiydi.

Yeni anayı kapıdan salmıştık ama sanırım onu da halletmişler gibi gelmişti geçen hafta ve bir çerçeve larvalı vermiştik.

Bugün 5 adet memeyi çakmış olarak gördük.

Memeleri koparıp, arkadan bir çiftleştirme kutusunu da bu koloniye kullandık.

Yine bu anayı da öldürürse...

Dağıtılacak takviye olarak diğer kolonilere...



Güçlüler verilen kekleri hafta içi halletmişler.


Bez kullanıldığında kendilerine üstten geçiş alanları yaptığını bir çok kez yazmıştık ki bugünde bariz bir biçimde tekrar gördük.


Bizim işimiz bitince Erol ve Birol abiler keklerini kontrol ediyorlardı ve onlara yardım ettik.

Erol abi, sessiz sedasız bomba kovanlarını vadiye indirdi...

Tut, tutabilirsen...

7 çerçeve arı, straforu bir istemiyor anlaşılan.


Seri biçimde kek düzenlemelerini yapıyoruz ve ahmak ıslatan altında inceden inceden ıslanıyoruz.


Sıra Birol abi'nin kutularda.

Birol abi kutuları evinin bahçesinde kışlatıyor.

O yüzden bakımları ve bal stoklamalarını kolay yaptırıyor.


Bazılarında da ayarı kaçırmış.

Koyu sıvı besleme sonucu arka bölmeye bile dalağın kralını sallamış.

Demek ki besleme ürünü farketmiyor. Yeter ki arıyı zorla, besleyerek...


Derken 2'nci tur ekibi geldi.


Elbirliği ile seri biçimde indirdik.

Tüm kolonileri kontrol ettik ve dağda kar başlamadan hemen dönüş yoluna geçtik.

Artık sağ salim tüm koloniler vadi ada bahçede...

Sezon açıldı artık, hafta sonlarımız daha bir dolu dolu geçecek.