27 Şubat 2010

Vadide Hayat Başka...

Cumartesi günü, klasik vadi günü...

Hazırlıklarımız bu hafta tadımlık sıvıya başlamak üzere...

Kekler azalmış olmalı...

Haftaiçi sıcaklıklar bir hayli yüksek seyretti.

Haydi bakalım göreceğiz ne var ne yok.

Zaten arılara gidişte gelişimin ne kadar olduğunu merak etmek olmasa, sabahın köründe hiç çekilmez.


Zirveden, vadiye bakış.

Duman kaplamış vadinin üzerini...


Arılarımızın bulunduğu yerden bir önceki köy.

Köy girişindeki badem ağaçları.

Bu köyde henüz dökülmemişler ama nehri katettiğimiz yerde bademler yaprağını bile çıkarmış.

Erikler açmış ve kayısılar tam tomurcuk.


Arılarımızın bulunduğu yerin önünden Sakarya nehri akıyor demiştik ya, bu hafta köprüden karşıya geçtik ve panoromik arılıklar fotosu aldık.

Sakarya nehri yine coşkun akmakta.

Arkada da köyün bir kısmı görülmekte.


Yeni fotoğraf makinesine alışma sürecindeyiz henüz.

Uğurböcekleri de normal yaşantı düzenlerine geçmiş görünüyorlar.


Çatal karam, bombusum olsa gerek...

Arıların bakımlarına yapmaya geldi sıra...

Ellerde, kek bulaşmasın diye inşaat eldivenleri...

Ve fotoğraf çekecek kimse yok ki herkes hummalı bir çalışma içinde.

Makinede yeni olunca, kıyamıyoruz ilk zamanlarda propolisli-kekli...

Yaptıklarımızdan bahsetmeliyiz...

Arılarımızı 2 duvar ballı ve ortada yavrulular olarak sıkıştırmıştık.

Duvar çerçevelerini oyarak yavru atana kadar bu sıkışıklığı sürdürecektik ama...

Bu hafta sıkıştırma yapılmış kolonilerden bazılarını 1 çerçeve daha açmak zorunda kaldık.

Hangi duvarı oydu ise, oraya en dışa yeni ballı bir çerçeveyi duvar olarak koyduk.

Bu hafta da 1 tur daha Perizin verildi.

Dozu düşük tuttuk yine ve haftaya yine veririz gerekirse...




Besleme konseptinde kademeli geçiş haftasıydı bu hafta...

Kekleri besleme kutularının arka bölümünden topladık ve orta bölmeyi taktık.

Kalan kekleri ya da bitti ise bir miktar keki besleme kutusu ön bölümüne koyduk.

Her koloniye gücüne göre 100-250 gr. sıvı verdik.

Sıvıyı, haliyle koyu yaptık ve 10 litre hazırlanmış sıvıya 1 kilo da bal ilave ettik.

Bu balı nereden buluyoruz?

Tenekeleri eritip, şişelere doldururken alınan köpükleri biriktiriyoruz ve tam şimdi kullanıyoruz onları...

İlk alıştırma beslemesinde bunun faydasını çok görüyoruz.



15 numara...

Dağ güzeli...

Yavru alanlarını açmaya devam ediyorlar.



Vadiye ilk indiğimiz günlerde yurtdışından getirilmiş bir ürünü takmıştık.

Aynı bayvarol gibi, yavru alanından kaldıklarında o bölgede yavrunun yetişmemesine ve peteklerin bozulmasına sebebiyet veriyor.

Bu hafta hepsini geri bölüme aldık.


Polen stokları oluşmaya başlamış.

Renkli renkli polenlerin hemen yanında günlük yumurtalar serilmiş...


Öğle yemeği molasına doğru giderken Erol abi tek başına bakıma devam ediyordu.


Motokros motoru ile İlhan daha sonradan geldi ve kendi arılarının bakımınlarını yaptıktan sonra Yusuf abi ile birlikte bakıma devam ediyorlar.

Şehirden yağmur başladığı haberleri geliyor ama vadide hava kapamasına rağmen yağış henüz yok.

Akşam vadiden ayrılırken hafif tıpırdadı ama önemsiz.



Bazı ırklar ise keki hüppp diye içlerine çekmişler...



Dönüşte yine bademler dikkat çekiciydi.

Haftaya sanırım kayısılarda full açarlar...


Dönüşte ekibin nikotin ihtiyaç molası...

Sağdaki köyde yaşamak...

"Atalan köyü"

Doğal hayat...

Sabah İlhan gelirken, köyün hemen altında domuzlarla karşılaşmış...


Ve molanın sonları...

Birol abi ve İlhan av muhabbeti yapıyor.

Sezon bitti, muhabbetleri bitmiyor.

Bu avcılarda bir alem...

Motokrosçu arkadan, biz önden arıcılık haftasını kapatıyoruz.

Bu arada Erol abi de arabayı değiştirdi.

Siyah inci bir transporter ile devam edecek artık...

Ekip olarak siyah araçlara dönüyoruz bakalım, hayırlısı.

Birol abi'de çift kabin Toyota'ya gaz kesiyor bakalım...

Siyah renkli olursa neden olmasın ki.

21 Şubat 2010

Açılan Yavru Alanları

Teknolojiyi imkanlarımız ölçüsünde hepimiz takip ediyoruz ya...

Aslında arılara gittiğimiz günün akşamı fotoğrafları ve gelişmeleri yazıyoruz.

Fotoğraf makinem artık propolisli ve ballı ellerle kullanıla kullanıla "lens hatası" verdi.

Artık yenisine müracaat...

İyi de bu hafta çekilen resimler ne olacak?

Onu da SD kartı yeni alınan navigasyona atarak hallettik.

Gecikmeli de olsa fotoğrafı kıt bir haftadan 3-5 ne varsa artık.


Navigasyon...

Bu cihazları uzun süredir araştırıyordum ve sonunda aldık.

Arıların bulunduğu yeri işaretledik ve bilmiyormuşuz gibi götürdü bizi.

Görmemişin navigasyonu olmuş modundan çıkmak lazım ama arıcılar için çok gerekli bir cihaz onu da hatırlatayım.

Gezginci arıcılık yapıldığında bulunulan koordinatlar çok önemli...

Ben Arıcılık Kayıt Sisteminin oluşturulması esnasında bireysel olarak katkıda bulunsaydım tüm arılıkların GPS konumlarını tespit ettirirdim. 

Nasıl olacak ki bu?

Ben de zaten sistemin oluşturulmasında yokum...


Sakarya nehri...

Bu kez hafta içi gece yağan yoğun yağmur sonrası çamur gibi akıyor.

Ülkemizin en değerli toprakları bu şekilde aşınıp, gidiyor...


Badem ağaçları bu hafta daha da belirgin...

Eriklerden de açanlar var.


Bu hafta bakım işleri hafif olduğundan kadromuz az.

Ekibe izin verdik ve gidilen araba sayısı minimumda haliyle.

Ben hariç ekip, koyu sıvı besleme öncesi alıştırma yapacaklar bu hafta..

Ben kekleri üst besleme kutularından toplamaya göze alamadım.

Kıyı kıyı devam etsinler keke.

Ben haftaya alıştırırım kısmetse.

Bu alıştırmadan bahsedelim biraz.

Yaklaşık koloni başı 100 gr. koyu sıvı...

Üst besleme kutularındaki bitmeyen kekler toplanarak ara bölme konuluyor ve sıvı veriliyor.

Kekler bu sefer ya bölme tahtası ile son çerçeve arasına ya da çerçeve üzerine veriliyor.
 


Çiftleştirme kutularında anaları kullanıyoruz ya yok olan uyum sağlayamadığımız yabancı arıların yerine.

Sadece anası alınan kutulardaki arılar çerçeveleri ile bu şekilde hazırlanan 5 çerçevelik ruşete alınıyorlar.

Ve bir kutudan da ana arılı koloni...

Toplam 24 çerçeve alıyor.

Birol abi bu işlemi bu hafta yaptı ama fotosunu haftaya çekeriz dolusunun.



Meteoroloji ısıyı yüksek verse de esen rüzgar ilk saatlerde üşütüyor.

Yakılan ateş biraz da ortalığı toparlamak-temizlemek adına.

Biz buradan çıkar iken pırıl pırıl bırakırız kısmetse burayı.


Ballıbabalar artık tarlamsı moda girdiler.

Hele bu geçtiğimiz hafta gibi hava şartları olsun, vadi acaip polenlenir.


Dağ güzelleri 2'nci tur yavruya başlamışlar.

Ortadaki boşluklar çıkan yavruların yerine atılan günlüklerin olduğu yerler.

Bu hafta ilginç bir durum ile karşılaştık.

Arı yanılmıyor olsa gerek özellikle yerliler.

Vadiye indiğimizde arılarda bulunan yavrular çıktı ve yerine soğukların etkisi ile az yavrulama faaliyeti gösterdi.

Bu hafta ise yavru o kadar açılmış ki.

Günlük yumurta miktarı, toplam kurtçuk ve kapalı yavru miktarına eşit.

Bu durum önümüzdeki hafta için yoğun biçimde bal tüketimi sonucunu doğuruyor.

Koyu sıvıya başlamak konusunda da küçük bir sinyal...


Yerli arılarda kontrolü elden bırakmayan bir gelişme gözlemleniyor.

Yavru alanını kontrollü açıyorlar.

Kemeri kullanmak konusunda çok duyarlılar.

Bilirler ki ne olur ne olmaz...

Artık yeni fotoğraf makinesi ile yola devam edeceğiz ki inşallah daha iyi görüntülerle arıcılık çalışmalarımızı sürdürürüz.

14 Şubat 2010

Vadide Badem, Aktarma ve Yedek Anaların Suyunu Çekmesi

Klasik bir cumartesi demek doğru olmaz herhalde...

Organizasyon yine kalabalık.

Yine sayıca kalabalık olarak vadiye yolculuk...

9 kişi olmuşuz.

3 araba ancak yetiyor.

Çünkü...

Bir araba ile dağdan 4 koloni daha vadiye indirilecek ki, diğer yol mecburen tercih edilecek.

Diğer araç ile biz klasik yoldan...

Biz bastırdık indik vadiye ve ne kar var ne yolda buz bu sefer.

Eskişehir'in de havası değişti iyice.

Eskiden zincir takmadan geçmek mümkün olmayan yollar, bahar havası modunda.

Arılarda o moda girmiştir düşüncesiyle vardık vadiye.



Ve ilk olarak gördüklerimiz ile şaşırdık.

Badem ağaçları çiçek açmaya başlamış.

Haftaya iyice karbeyaz formuna girerler ki uzun vade sıcaklık tablosu 20 °C civarlarında gözüküyor.

Bizim ekip hemen hazırlandık, diğer ekipler gelmeden...

Erol ağabey'de bizimle idi ve o hemen köye annesini görmeye gitti.

Biz hazırlandık ve hummalı bir çalışma yapmamız gerekiyor.

Kovanları aktarıp, arıları sıkıştıracağız.

Hava sıcaklığı vadiye vardığımızda 16 °C idi.

Yağmur öncesi lodos etkisiyle öğlene doğru 20 °C civarlarına çıktı.


Biz 4 kişi olarak hemen işe koyulduk.

Ahmet şef, Hüseyin (Emekli dilekçesini verdiğine göre artık o bir gencecik emekli... Biz onu vazgeçirmeye zorluyor, o bizi emeklilik dilekçesi vermeye...), Fikri ve ben.

O arada Erol abi diğer ekibi kurtarma çalışmasına başlamak üzere haydi gidelim dedi...

Birisi hararet yapan İlhan'ın araç ve sürücüsü motorcu ustası formen Yusuf abi ve diğeri vadiye vitessiz sadece frenle inen Birol abi..

Hararet işini vadiye kadar inerken bir şekilde çözmüşler ve dönüşte fanı kısa devre yaparak çıkma planlaması...

Frenleri ısınınca tutmayan Birol abi'yi de derleyip toparlamaya Erol abi bizim arabayla yalnız gitti...

Artık arabaları değiştirirler bu gidişle...

Eve dönüşte Birol'u co-pilotluğa verdik Erol abi'nin yanına.

Kısa devre fanla hararet işi çözülmeyince dönüşte çeşme başında, yağmur altında termostat iptali...

Motor ustası'nın ekipte olması genelde çok işe yarar bu durumlarda...

Ekip gelene kadar zaten biz ön hazırlıkları bir hayli tamamladık ve başladık.

Boş kovanlarımız zaten vardı...

Sırayla bir kovanı yerinden kaldırıp, yeni olan ve içi temiz kovanı yerine koyuyoruz.

Boş kovanları sonbaharda aynı ekiple boyadığımızdan içleri de pürmüzlenmişti.

Aslında tüm kovanlar sonbaharda değiştirilmişti ama kış süresince koloni yaşamı kovan içini kirletiyor.


Boş kovanlar bitince sıra aktarılarak boşalan kovanların temizlenerek sisteme sokulmasına geliyordu.

Bu işi Fikri Atmaca'ya havale ettik ve finalinde iyi bir bel ağrısı hatırası kalmıştır bu haftadan...


Aktarma ile kovan değişimi ilk amaç...

Esas en önemli olaylar zinciri.

Arıyı sıkıştıracağız. Ana kontrolü yapacağız.

En ballı çerçeveyi duvar yapıyoruz.

Genelde kışa girişte zaten en ballı duvarda idi ama zaman içinde buradaki bal tüketilmiş olabilir. 

Duvar yine en ballı ile oluşturuluyor.

Sıra ana varlığı ile yavru düzeninde...

Ana varlığını fiziken görmek gerekiyor aktarmalarda.

Yavrulu çerçeve sayısını belirliyoruz.

Bazı kolonilerde 1, bazı kolonilerde 2 çerçeve yavru mevcut.

Biz ilk bakımlarda arıyı oldukça fazla sıkıştırıyoruz.

Kuluçka başladığına göre sıkışık arıdan bugünlerde zarar değil, fayda görülüyor.

Duvar ballı...

Hemen yanına yavrulu çerçeve..

Eski kovandaki sırayı ve yönünü değiştirmeden.

Yön konusu ise...

Yavrulu alanlar genelde en ön tarafta yapılmış ve bu durumu muhafaza ediyoruz.

Eğer yavrulu çerçeve 1 ise , yavrulunun dışına yavrulamaya müsait ve arılar tarafından yavrulama hazırlığı yapılmış çerçeveyi koyuyoruz ve en dışa yine ballı bir duvar çerçevesi daha.

Velhasıl arılarımızı 4 çerçeveye sıkıştırmaya çalıştık.

4 çerçeve arı... 5 çerçeve olanlar nadir.

Bazı bölgeler için çok zayıfffff denilebilir ama sonbaharda poleni rüyasında görmüş koloniler için güçlü bile sayılabilir...

Bu açığı baharda yaptığımız uygulamalarla kapatacağız ki polenli ve sıcak bir bölgedeyiz...

Varroa için 3 hafta önce Amitraz verilmişti.

Kovan diplerinde dökülen varroaları sayacak vakit bulamadık maalesef.

Haftaya hava ısınırsa Perizin vermeyi planlıyoruz.



2 çeşit kek var bizim kutularda. Birisi sonbahardan kalan bol polenli kek ve diğeri polensiz...

Hava şartları uçuşa müsait olduğunda rahatlıkla alıyorlar besleme kutusundan...


4 çerçeveye sıkıştırdık genelde... 

Ve bölme tahtasını koyuyoruz.

Arılar 4 kovan 2 sehpada bir grup halinde duruyor vadide bizim arılarda..

4'lü grup bitince eski kovanlardaki özellikle genç işçileri kovanlarının önüne silkeliyoruz ve Ahmet şef uçuruyor arkadaşları...

Bazıları denk getiremeseler de kovanlarını pek fark etmez...



Her aktarım grubu sonrası ortalık karışıyor ama simetri hastalığı olan ben...

Gerçi ekibimiz bu değişik hassas durumlarıma alışık...



Kışlamak üzere ruşetlere indirilen kolonileri de aktarma zamanı...

Onları da artık büyük kovanlara alıyoruz.

Kışlamada ruşetleri kullanma konusunda verdiğimiz karar doğru imiş ve kadrolarını iyi muhafaza etmişler.


Ancak nem konusunda ise sınıfta kalmışlar.

İnce kontrplaklar nemi yukarı almış ve o kadar yoğunlaşmış ki damlacıklar oluşmuş.


Vadiye gelirken getirdiğimiz boş kovanların içerisine ballı-polenli ve kemeri ballı çerçeveleri koymuştuk ve onları da boş kovanları kullanmak adına geçtiğimiz hafta kolonilere bölme tahtasının dışına dizmiştik.

Aktarma sonrası yine aynı işlemleri yaptık ve aktardık.


Kışlamadan çıkan kovanların içerisindeki kırıntılarda ölmüş varroalar ve petek kırıntılarını görmek mümkün ve en önemli görüntü ise nemden kaynaklanan yer yer paslı-küflü bölgeler...

Bu tür kovanları tekrar kullanmak adına pürmüzlemek çok faydalı olabilir.

Yanımızda pürmüz olmasına rağmen bu işlemi yapamadık.

Zaman kısıtlı idi ve Bilecik taraflarından kabaran yağmur bulutları işleri hızla yapmamızı gerektiriyordu.


Gelelim yedekte kışlayan ana arı kutularının suyunu çekmesine.

2 yıldır öne sürdüğümüz tezlerin aslında boş olmadığını görmek adına...

Ana arı kayıplarını görmek için kovan aktarma işlemi çok başarılı sonuçlar sunuyor.

Aktar ve bak gör ana yok.

Süs için mi kışlattık ana arıları küçücük ana arı çiftleşme kutularında...

Arıları ile çerçevelerini ilgili koloniye veriyoruz ve anasını tüpe...

Kutuyu yerine götürdüğümüzde uçarak yerlerine giden tarlacıları 1 saat sonra alıp, kutuyu ilgili kovana dayıyoruz ve anaları içeride olduğundan kıyı kıyı içeriye giriyorlar.


Arıcılık biraz da hamallık gerektiriyor.

Getir-götür bir sürü iş.

Tek başına bu kadar işi bu kadar kısa sürede bitirebilir miyiz?

Asla bitmez.

Ama o zamanda kovan aktarmam ki..

Aktarsam da haftadan haftaya yaparım.

Anasız kalanlarda güzelce yalancı ana yaparlar ve ohhh ne güzel olur o zaman.

Bu arada Hüseyin Yavuz'un kolonisine yaptığımız ana operasyonunu sonunda aynı duruma düşen Fikri'nin kolonisine de yaptık.

Bu kursiyerlerin anaları da nedense durmuyor durdukları yerde...



Arıların içerisinde yoğun biçimde çalıştığımızdan ve genç işçilerin kovan şaşırmaları sonrası bir ara her taraf arı kesmişti ama tıpır tıpır yağmur atmaya başlayınca, ortalıkta kimsecikler kalmadı.

Ruşetler boşa çıktı...

Kala kala sadece 1 tane ana arı kaldı çiftleştirme kutusunda...

Var kullanıyoruz ama ya olmasa...

Ana arı kaybı konusunda zaman zaman uyarılar yapıyoruz ama bu yıl çok fazla ana arı kaybı yaşadığımızdan tekrar uyarmak gerekiyor.

Özellikle uyum sorunu yaşadığımız ırklarla çalışan tüm arkadaşlarımız kolonilerini mutlaka kontrol etsinler...


Biz işleri bitirdik, yan arılığa Birol ve Erol abi'nin yanına geçtik.

İlhan'da onlara yardım ediyor.

Ben kıyı kıyı çadıra aşçılığımı konuşturmaya geçtim.

Diğer ekipte dağıldılar diğer arılıklara...

Bizimle birlikte arıcılık konusunda bir şeyler öğrenmek isteyen arkadaşlarımız aslında çok şanslılar ki yoğun koloni sayısı ve değişik uygulamaların hepsini aynı anda görme şansları var.


9 kişiye yemek hazırlamak...

Gençliğinde yıllarca bekar ev hayatı yaşamış birisi için bu kadar kişiye yemek yapmak çocuk oyuncağı benim adıma...

Gömülün...


Ve İlhan'ın arıları...

Dağdan en soğuktan gelen koloniler bunlar ve en az kadro kaybı bu kolonilerde.

Bizde sonbaharda şehirde polen gelmez iken dağda güzel polen gelmişti ve koloniler iyi gelişmişti.

Bu kolonilerde kontrol edildi ve ana kaybı olanlara ana arı verildi.

Bu arada Birol abi ana kışlatma konusunda en başarılı olandı ama finalde hepimizde kalan ana arı sayısı "1" ...

Sıkışan "Birol abi" diye seslenirken...

Herkeste bitti ana arı...


Bazı internet sitelerinde kovan üstünde fotoğraflarım yayınlandı ve bu fotoğraflarda ne yazıldığı önemli değil ki ben iyi fotoğraf almak adına çıkmıştım kovan üstüne dermişim.

Geçen yıl Yusuf abi geziyordu kovanların üstünde bu yıl ben.

Çünkü işi erken biten fırlıyor kovanların üstüne...

İşi bitirip, diğer ekibe yardım etmenin zevki süper oluyormuş. 


Yusuf abi'nin kolonileri işi abartmışlar ve keki bitirmişler.



Hala kafkas melezinden vazgeçemediğimiz bir gerçek.

Kafkas melezi kolonisinde bugün için olması istenilen güzel bir çerçeve...

Kemeri ballı ve yavruyu kontrollü yayan bir koloni...


İşi sıkıştırdığımız yer...

Herkes işini bitirdikten sonra İlhan'ın arıları elden geçiriliyor.


Hani deriz ya hep birlikte öğreniyoruz.

İlhan'ın 1 tane ana arı çiftleştirme kutusu var.

Onu da indirdiler vadiye ve Yusuf abi kendi kutularını kontrol ederken, İlhan'ın kutuya bak keki yoksa verelim dedi.

Açtığımda şaşırmamak elde değil.

Süper bir teknik..

6 çerçeveli kutudan en dışta olanı çıkarmış ve yerine poşetle keki salmış.

Arının hemen dibinde ve arı kolayca ulaşıyor.

Gelecek yıl belki de kışlamada uygulayacağımız teknik bu olacak.


En son Birol abi anasız kalan kutularında yağmalanmasın diye yavrulu çerçeve ayarı yapıyor.

Ben kutulardaki arıyı da kovanlara verdim ama Birol abi sadece anaları veriyor.

Anasız kalanlar ana yapacağım diye uğraşırken 15-20 gün idare ederler.

Belki bir yerlerde büyük kovanlarda azalan işçiler sebebiyle fazla ana çıkıverirse...

Bu da bir teknik ama ben boşaltmayı tercih ediyorum.


Vadiye inişte hararet göstergesine bakmaktan yoldaki bademleri görmeyen Yusuf abi görüntüleri alıyor.

Bilmiyor ki dağa çıkışta yine uğraşacak termostata kadar giden süreç ile...

Dağda yağmurda güzel hızlandı, yine maceralı ve arılarımız adına da çok faydalı bir hafta sonu geçirdik.

6 Şubat 2010

Vadideki Arılarımızı Özlemişiz.

Geçtiğimiz hafta vadiye gidemediğimizden bu hafta dolaşma zamanı..

Hafta içi yağan kar ve düşen ısı şehirdeki kolonileri zorlamış olmalı.

Dağda da kar hala duruyor, şehirde de duruyor ki ısı sabah -6 C idi.


Kar bazı bölgelerde yaşamın normal tarzı.

Kar, büyük şehirlerde yağınca gündeme gelir genelde.



Nikotin molası...
Bir bıraktırsam şu ekibe.
Bugün dershaneler de tatil olduğundan Egehan misafirimiz.


Vadiye inişte de karlı durum devam ediyor.

Bilecik canlı forumunda denemek için verilen yurtdışı kaynaklı varroa ilacı...

Etken maddesi Perizin etken maddesi ama 2 çerçeve arasına asılan şerit şeklinde üretilmiş.


Egehan'ı hazır kıstırmışken bir kaç kovan aktarmak lazım...

Hava öğlene doğru güzelleşti iyice.


Genel arılıkların durumu ve bir sıkıntı görünmüyor.



Önce çiftleştirme kutularını kontrol etmek gerekiyor.

Ana arı var mı?

Yiyecek durumları?

Yavru başlamış mı?



Yavru ve ana aynı yerde...


Kadrolarda güzel.



Arka bölüme doluşmuş olanları da dumanla uçurup, keklerini doldurduk.



Büyük kolonilerde de 2 haftadır salkım kolay kolay bozulmamış olacak ki, üst besleme kutularından verdiğimiz keklere fazla dokunulmamış.
Zaten uçamıyorsa, ellemesin diye bu metodu kullanıyoruz.



Kurabiye formatında üretilen varroa ilacını da tırtıklamışlar ama onu da besleme kutusu önüne verdiğimizden çıkamamışlar.


Bu 4 koloniyi yeni kovanlara aktardık.

Aktarım faydaları...

Öncelikle arıyı daha da sıkıştırıyoruz.

Ballılar duvarlarda ve yavrulular ortada.
Hatta biraz fazla sıkıştırmak gerekiyor başarı için.

Bölme tahtasını da koyarak, bölme tahtası dışına bütün bir gazete kağıdı ile boşluk ile arıların irtibatını kesiyoruz.
Boşluğa da fazla çerçeveleri dolduruyoruz.

İş bitimi varroa şeritlerini de asıyoruz.



Büyük kovanları aktardıktan sonra hava ısınınca, önceden kontrol ettiğimiz çiftleştirme kutularına tekrar baktığımızda yoğun biçimde keke yüklendiklerini görüyoruz.



Öğle yemeğimizi yedikten sonra yanımıza yine avcı arkadaşlar geldiler.


Avcı arkadaşlar, Söğüt'ten Ferit Güldüoğlu ve Bozüyük'ten Buğra Levent.
Ferit bey'in arıcılığa olan ilgisi ve arıcılık yapmamasına rağmen arıcılık bilgi altyapısı inanılmaz.

Söğüt'teki diğer arıcılar yüksek sayıda koloni ile çalışamazsın, yapamazsın, edemezsin demişler ama bizim durumu görünce sanırım ufku değişmiştir.
Siz hem çalışıp hem de bu kadar koloniye bakabiliyorsun değil mi? sorusuna aldığı cevapla yakın sürede arıcılığa başlamaz ise artık ne diyelim.


Dönüşte yine boşa akan Sakarya nehri...


Ve dağda eriyip, donan sular buz kesmiş.
Biraz da Bursa civarlarından haberler vereyim.



Bursa Mustafakemalpaşa'da arıcılık yapan büyüğümüz Recep Şahin ağabeyimize ait arılar Uluabat gölü kıyısında kışladığından yükselen sularla birlikte su altında kalmışlar.
Yerlerinden kaldırmışlar arıları büyük zaiyat yaşamadan.
Büyük geçmiş olsun.
Geçtiğimiz hafta hatırlarsanız Kirmastı nehrinin coşkulu akışını yayınlamıştık.

Son durumu da bu şekilde olunca Kirmastı nehri...

Biz ayrıldıktan sonra hafta içi yağan kar ve ardından gelen yağmurla coşku daha da artmış ve Uluabat gölü ve kıyıları büyük zarar görmüş.
Hatta ana haber bültenlerine bile konu olacak kadar yoğun bir su yükselmesi olmuş.
Dayımın ada bahçesi, Kirmastı nehri yanında olduğundan haftasonu görüntülerini yayınladığımız arıları bulundukları yerden kaldırmışlar.

Kaçış görüntüleri için...