31 Mart 2010

Dolanıp, geldik vadiyi...

Haftaiçi yine vadi kaçamağı....

Hava sabah Eskişehir'de buz gibiydi.

Vadi ise gittiğimizde kapalı ama ısı normaldi.

Arı uçmuyordu, o halde denemelere bakmak lazım...

Ana arı üretimini vadide yapmayacağız dedik ama kutuları doldurmamız lazım.

Ana arıları kullandıkça kutudaki arıları da kovanlara verdik ana arı ile birlikte...

Stoklama ruşetimde yok...

O halde...

Haftabaşı hemen tasarım ve strafordan kes, biç ve yapıştır.

Yusuf abinin 5 çerçevelik büyük ruşetler 24 çerçeve alıyor.

Ben 10+10 2 sıra 20'lik yaptım.

Sonuçta minimum maliyet...


3 cm. lik ve 2 cm. lik straforlardan yapılıyor.

Çok basitçe...


Besleme sistemi normal koloni düzeninde...


Bugün normal çiftleştirme kutusundaki 6 küçük çerçevelik koloniyi aktardık.

10 tane de ballı çerçeve koyduk.



Hava güzelleşince büyük kolonileri kontrol ettik ve bölme straforlarının üzerinde salkım yapmış işçileri silkeledik durduk bu stoklamanın önüne...

6 çerçeve arı iken, 16 çerçeve oldu.

Arkasına bölme straforu bile koyduk...

Şu an itibarıyla amacına uygun gözüküyor...

Amaç...

Kutu doldururken yavrulu çerçeveye ihtiyaç oluyor.

Bunu da en iyi bu şekilde sağlayabiliriz.

Ayrıca güçlendikçe koloni beslemeye iyi cevap veriyor.

Ballı çerçeve bile oluşturmak daha kolaylaşıyor çiftleştirme kutuları için.

Ayrıca artık erken ilkbaharda anasını kullandığımız kutunun arılarını biriktiririz bu stoklamalarda.

Yaz aylarında ve sonbaharda da uygun amaçlarda kullanılabilir.


Straforun dansitesi yüksek ama aynı dansitede dolgusuz olanlara göre bu daha zayıf.

Bu straforla 3 gözlü ana arıları bekletme kutuları da yaptım ana arı ızgaralı.

Eğer kemirmezlerse 1 sezon bizim için yeterli...

Ayrıca...

Büyük kolonileri kontrol ederken işçi arısı fazla olanlardan az az alarak kutu doldurmak için kolonileri de zayıflatmıyoruz.

Vadiden çıkana kadar 2-3 stoklama ruşeti doldururuz, olur biter...


Yusuf abi bir ana arı istedi vadiden.

18 numaradan...

Gittim 18 numaralı ruşetten ana arıyı aldım kafese ve yerine tüplenen memelerden birini verdim.

Ayrıca 5 çerçevelik bir ruşet istedi.

Onun da uçuş deliğini kapama aparatını taktım.

Havada tıpırdamaya başlayınca o kadar çok arı polenli döndü ki, açtık aldık içeri onları da.

Arıları getirip, teslim ettik.

Ama 18 numaralı ruşetten değil, 18 numaralı çiftleştirme kutusunda alınacakmış ana arı...

Ana arı olsun da... :)


Dönüşte de Sakarılıcaları yolundan geldik.

Hem sürücü eğitimi yapıyoruz hafta içi hem de arılara bakıyoruz.

Üstelik Sn. Hüseyin Avni Özcan gibi 100 kavanoz bal sözü vermeden...

Bu yoldan gelme sebebimiz biraz da Eskişehir çevre yolunda yapılan yol çalışmaları...

Yusuf abi'ye gitmek için diğer yoldan gidersek yol daha çok uzuyor hem de şehir içinden...

Sürücüde değişik zorlukta yollardan geçsin ki...

Ehliyeti aldı ama en zor bölümü yaşıyor şu an...

Benden nasıl alacak arabayı?

Ancak bu ayar süper...

Sürücü eğitimi adı altında, arı bakımı yapıyoruz birlikte...

28 Mart 2010

Vadi Isınınca...

Çarşamba günü akşamüstü yavru uçururken videosunu çektiğimiz Kafkas melezi 111 nu'lı koloniyi Yusuf abi sabah sabah ilk iş olarak açıp baktı ki biz çay içiyorduk.

Çağırdı buyrun gelin diye... 


Hava ısınınca dalak sallamaya başlamış güçlü kaçanlar...

Eşitleme yapmak lazım değil mi?


Ne olur ne olmaz artık petek lazım olur düşüncesiyle vadiye 1 araba petek getirildi.

Benim bu anlamda sıkıntım yok.

Bu yıl kabarmış çerçeve stoku açısından çok iyi durumdayım.

Eskişehir şartları için işletme doygunluğuna ulaştım.

Koloni sayısını daha fazla arttırmamak üzerine kurduğumuz strateji, bu anlamda rahatlık sunacak.

İlerleyen zaman içerisinde şartlarımız değiştiğinde koloni sayısını arttırma becerisini kazanmış olmamız bizler için çok daha önemli.

Koloni sayısını sağlıklı olarak arttırmanın yolu çok basit.

Amatörce ana arı üretimi.

Çok şükür bu yolda bir hayli tecrübe kazandık ekip çalışmaları ve ekipteki arkadaşlarımızın büyük katkıları sayesinde... 

Öğrenmeye de devam ediyoruz en ince ayrıntılarına kadar.

En büyük şansımız ise malzeme sıkıntısı yaşamıyoruz.

Yusuf abi'ye bu hafta yine bir paket yaptırdık elindeki stoklardan...

Yok dip parçası, yok sarı parça, yok çanak derken yeterli sayıya ulaştık şimdilik malzeme açısından.

Gelecek için nasılsa zamanımız var ayar eder Yusuf abi.

Eskişehir şartları için ana arı üretimi malzemeleri doygunluğuna da ulaştık...

Sadece kutu ihtiyacının sonu yok.

Kışlatma yapılabildiğinden kutularla olsun olabildiği kadar.


Arılar kovan içerisinde her yere ulaşabilmeli.

Çok basit bir kural ama..

Kendi yaptırdığım 1 tane bile kovanım yok.

Hep farklı yerlerden edinilme..

O yüzden üst örtü tahtaları ile çerçeve üstlerinde 1 cm. boşluk olmayınca propolis ile yapıştırıyorlar.

Ve öyle uygun bir ortam ki kurt için.



Az daha görmesek kozasını da örerdi...

Hele kelebek haline geçerek yumurtlama yeteneğini kazandığında milyonlarca yumurtlama kapasitesi...


Bizim arılarda iş çabuk bitti.

Hem hafta arası gittik hem de kalabalık ekiple iş mi dayanır.

Bilahare ekip dağılıyor.

3 kişi Erol ve Birol abi'nin arılıkta...


Diğer 3 kişi Yusuf abi'nin arılıkta.

Ben ise lay lay lom görevinde.

Yemek hazırlamak, çay yapmak...



Ve yavru uçuşları iyice dikkat çekici biçimde artıyor.

Bu konuda bir fotoğraf çekmem lazım.

Aslında bu hafta 3-5 kolonide vardı.

Eğer arı sıkışık ve güçlü ise çerçevelerin ön kısmında ve altında genç işçiler salkım halinde birikiyorlar.

Bu birikimi yapan koloniler akşamüstü yavru uçuruyorlar.

Bu çerçeve altında yavru uçuşunu bekleyen arıların fotoğrafını çekmek görevini en kısa sürede ifa etmeliyiz.



Gelelim ana arı üretimine...

Bende daha henüz tık bile yok.

Aslında gerek yok ki.

Vadide bulunan kutularımı doldurmak bana yeterli.

Ben ana arı üretimini arılığımıza döndüğümde yapacağım.

Çünkü bugünlerde ana arı üretimi maliyeti çok yüksek.

Yusuf ve Birol abi'lerin ise dolacak kutuları çok.

Hava şartları da müsait olunca maliyete katlanıp devam ediyorlar...

Nasılsa meme artar değil mi?

Hatta daha da ötesine geçeyim.

Geçen hafta çiftleştirme kutusuna meme verilmişti 4 adet.

Bu kolonide kendi yaptığı memeler vardı.

Bölmüştüm o memeli çerçeveyi başka kutuya...

Baktığımızda yeni bir ana arı çıkmış ve daha 3 meme var.

Hemen ana arıyı avucuma alıp, vınnnnn.

Nasılsa diğer memelerden ana çıkar.

Bye, bye...

Genç anayı da yeni ana kaybeden benim kutuya kapıdan atıverdim.



Gelelim tüplemeye...

Ana arı yetiştirme işi emekli işi.

Ama ne yapalım.

O yüzden tüplemeden olmuyor.

Anaların doğumu Çarşamba olacak.

Mecburen...


Sadece 1 meme açıkta bırakıp, diğerleri tüpleniyor.

Tüplerin içine de bol miktarda işçi arılar konuluyor.


Hüseyin Yavuz'da yeni aktarılan kurtçukları götürüyor ana arı memesi üretim kolonisine...


Zaman zaman yazıyoruz...

Bahsettiğim 4 meme yapan çiftleştirme kutusu...

Oradaki tek yavrulu çerçeveyi ben memeleri var diye almıştım.

Dolayısı ile içeride yavrulu çerçeve kalmamıştı.

Memeleri de verdik.

Memeleri kapatmışlar ama yalancılamışlar.

Hem de meme altı dalağa...


İşler gevşeyince, hava da sıcak olunca bizler gevşemesek olur mu?

Çay keyfi..


Birol abi'de çiftleştirme kutularını stoklama ruşetinden doldurdu.

Ağızlarını kapatıp, eve götürecek.

10 gün sonra transfer edilen memeleri vermek üzere geri getirecek.

1 yavrulu çerçeve veriliyor stoklama ruşetinden.

Yanına 2 ballı ve bol miktarda işçi arı.



Yetmeyen yavrulu çerçeve için diğer kutulara başvuruluyor.

Yavrusuz çerçeve ile kutu oluşturmak yalancılamalarına sebep oluyor.

Anaları yok ve meme yapacaklar kendileri..

Kendi yaptıkları memeler koparılıp, yeni memeler takılacak.



Ana arıyı da bulmak gerekiyor, bölmek için...


Vadide değişik çiçeklenmeleri de görüyoruz.

Polen gelişi yine çok güzel.

1 ay sonra planlanan şekilde çıkacağız kısmetse vadiden...


24 Mart 2010

Polen Bloke

Artık vadiye hafta içi 1 gün gitme imkanımız olacak.

Bu haftada bu durumu değerlendirdik.

Bugün tahmin edilen gelişme nihayet görüldü.



Duvar çerçevelerin içleri polen blokesi olmaya başlamış.

Hem dış duvarda hem iç duvarda bu kadar stoku 2-3 gün gibi bir sürede yapmaları ise yavrulama faaliyetinin iyice artacağına işaret.

Bir de hava durumlarında izlediğimiz kadarıyla gelen yağışların etkisi ile arı 1-2 gün uçamaz ise daha da faydalı olur. Tarlacı da kaybetmeyiz bu geçiş sürecinde...

Belki de bu kadar polene yüklenme sebebi havanın uçuşa müsait olmayacağı olabilir.


Muğlalı arıcılara 2007 yılında dağıtılan anaç Muğla ana arılarından Yusuf abi geçtiğimiz yaz Muğlalı arıcıdan takas yöntemiyle almıştı. 

Genelde ekibe dağıtılarak koruma altına alınır bu tür değerli analar ama geçtiğimiz yıl hoyratlık yapma durumum vardı bu tür ana arılarda...

Bu yıl daha dikkatli olmak gerekiyor.

Papazı dövdürmezler ama papazda kaşınıyor iki de bir de...

Yusuf abi kışlatmasını sağladı bu anaç ana arının hem de çiftleştirme kutusunda.

Bende erkek yumurtlayan geçtiğimiz hafta iptal edilen ana arının kolonisine vermiştim.

Her şey yolunda gidiyor 2 haftadır.

Zaten artık fazla performans istemeyeceğiz ondan.

Biraz First Lady muamelesi...

Siz 3-5 yumurtlayın yeter efendim modunda...

Az da olsa sadece kurtçuklarına ihtiyacımız olacak...



Kontrollerde artık dikkatli olmak gerekiyor.

Üst örtü tahtalarında non-standart bir durumum var benim.

Yukarıdaki ana arının olduğu kolonide tek parça kontraplak var.

Açtım koydum ters biçimde yan kovanın üzerine...

İyi ki ters koymuşuz...

Ana arı geziyor kontraplakın üstünde...

Tuttuk saldık koloniye...

Ana arı Hüseyin Yavuz'un ama giderse yine ana arı komşudan metoduna başvuracağız artık. 


Bir diğer blokeli çerçeve...

İç tarafa aşırı stok yapılan duvar çerçevesini ters çevirdim.

Arka bölüme de stoklasın diye...

Neden?

Aşırı stok olanlarda polenleri yavru alanlarının göbeğine de koymaya başlamışlar.

Bloke olmasın aman...



Bu yıl biraz erken gidiyoruz bakalım, sonumuz hayır olur inşallah.

Bizler elimizden geleni yapalım da...


Vadideki ısıyı takip ediyoruz ekip olarak...

Bazen meteoroloji sitelerinden, veya giden ekip üyesinden...

Gerçi Erol abi genelde oralarda...

Nar bahçesinin temizleme/çapalama işini de bitirmiş.

Evet vadi bugün yanıyordu desek...

Şimdi bizim ekibin "vay anam vay" dediğini duyar gibiyim...


Genel koloni fotosu yasağını aşmak adına...

Arkadaş yumurtayı gezdiriyor...

Polen stoku oluşması için gün boyu taşımaları gerekir diye düşünüyorduk.

Evet öyle oluyormuş.

Akşamüstü arılıktan ayrılırken Yusuf abi'nin bir koloni yavru uçuruyordu.

Onun videosunu çektim.

Esas ilginç olan yavru uçuş esnasında polen gelişinin devam ediyor olması...

Genelde öğle saatleri sonrası polenin azaldığını biliyorduk ama bugün gözlemim şartların uygun olduğu sürece kesilmedi yönünde oldu...



20 Mart 2010

Onursal Büyüğümüz Vadide...

Dayım bu hafta bize misafir...

Dolayısı ile haftasonu vadiye gidiyoruz.

Geçtiğimiz hafta hava iyi değildi, bahar gelirken geri gitti, aksine yollar çok güzel - çamursuz ve en kötüsü açan çiçekler yanmış.



Yine nikotin molası ve sohbet...


Geçtiğimiz hafta yumurtlayan bir ana arı ama yumurtalarından emin değildik.

Bu hafta yavruyu kapamış, normal görünüyor.

Sabah ilk işlerden birisidir soru işareti olan koloniler veya kutular...


Sabah hava ısınınana kadar bölgeyi geziyoruz.

Çiçekler yanmış ama polen buluyorlar yine de...


İlk olarak bölgeye gittiğimizde arılarımızı koymayı planladığımız yerleri de gezdik, arılarımızı koymasakta...


Kutulardaki ana arıları kullandıkça Birol abi stokladı arıları ve çerçeveleri 1 ana arıyla...

Bugün bende daldım biraz bu stoklara...


Tek ana arı ile 24 küçük çerçeve...

5 çerçevelik ruşetlerin ölçüleri bu iş için biraz yetersiz kalıyor.

Az daha geniş bir ölçüye ihtiyaç var.

Fırsat bulursam hiç olmazsa 2 tane stoklama ruşeti yapmalıyım.


İlk gezintiler bitene kadar çay hazırlandı.

Sohbet işte daha ne olsun.


Haydi bakalım arılara...

Tahmin ettiğimiz ivmeyi göremedik bu hafta...

Yavruyu açanlar, arılar sıkışık olmasına rağmen hızlanamamışlar...


Bizler tırsık modda belki de olması gerekeni yaparak maskeleri takmadan arı bakamayız ama dayım hem maskesiz hem de siyah renkli yünlü bir takke ile...

Arıların durumları yayınlama konusunda lider tahdidimiz devam ediyor.

Bizim arıları kim, neden merak etsin diyor lider.


Arıların kontrolünü yapmayı, 4 kişi ile seri biçimde bitirdik.

Yemeğimizi yedikten sonra çiftleştirme kutularımdan bir tanesinde uzun hikayeli bir ana arı vardı.

Normal kovanda idi...

Sonbaharda normal yumurtlayan bir ana arıydı.

Üstelik benim uyum sağlayamadığım ana arılardandı.

Erken baharda vadiye indiğimizde erkek yavrular karşımıza çıktı.

2 hafta büyük kovanda sabrettik düzelir diye.

Başka kovanlardan yavrulu verdik ama sıkıntı devam ediyordu.

O ana arıyı çiftleştirme kutusuna almıştım biraz işçi arısıyla...

Kutuda 2 hafta daha sabır...

Erkek yumurtaya devam...

O halde...

Yusuf abi'deki stok ruşetten kurtçuklu 1 çerçeve az arılı kaptık.

Bu stok ruşette ana arı Sivrihisar'dan getirilen ana arı mevcut.


Ve 66 numaralı sevgili karniyol...

Kurban edilecek...


Yanlışlıkla ezivermişiz.

Ensedeki numarayı almayı unutmadık tabi ki...

Bu kutudaki tüm yavruluları aldık ve Sivrihisar ana arıdan 1 çerçeve yavruyu verdik.

Genç işçi takviyesi de verdik.

Ne tutarsa...


Biz geleneksel yöntemi tercih ettik ilk hafta.

Yusuf abi ise yine bir özel çiftleştirme kutusuna 4 adet kurtçuk transferi yaptı.


Çin kaşıklarını elimize aldık, ne zaman bırakırsak artık.


Güçlü bir kutuya 4 adet meme verildi.


Akşamüstü işleri iyice çadırın önüne sıkıştırdık.

2 koldan bitirdik...

Dün akşam dayımın getirdiği balı da kek yaptırmak üzere vermiştik ki vadi dönüşü hazırlanan kekleri de aldık.

Yaz boyu çiftleştirme kutularında ihtiyacımız olacak.


Artık şehirdeyiz ve Dafi'yi görme zamanı.

Artık vadiye hafta içi de gitme zamanı geliyor.

13 Mart 2010

Kısa Bir Vadi Günlüğü

Cumartesi...

Çok yoğun geçen bir haftaiçi sonrası arılar terapi gibi gelecek düşüncesiyle yine vadi yoluna.

Vadide doğanın daha da bahara yaklaştığını söyleyebiliriz ama arılarda çerçeve artışı çok fazla yapılamadı.

Sıkıştırma durumunu muhafaza ediyoruz.

Hele önümüzdeki haftanın hava durumu bu pozisyonu korumamızı gerektiriyor.

Yeni işçi arıların çıkışı ile çerçeve üzerindeki arı sayısında ve yavrulu alanlarda artış görülüyor.

Kışlamadan çıkanlarda kıyı kıyı oyundan çekiliyorlar.


Şeftaliler açmış Erol abi'nin bahçesinde...

Arılarında ilgi gösterdikleri çok açık.


Polen ile birlikte balözü arayışları da mevcut.


Çadırın hemen arkasını da ballıbabalar basmış iyice.


Biz Hüseyin Yavuz'la bizim arıları kontrol ederken Yusuf abi seslendi.

Gel hele gel.

Alaca arıyı (Bombus) yakalamış ama sokmasında da tırsıyoruz.

Çektik ve saldık gitti.

Acaip sesli bir uçuşu var.


Hayata merhabalar haftaya daha da çok bariz kendisini belli edecek.




Katı besleme ürünleri bu haftadan itibaren verilmiyor.

Kolonide varsa onları bitirmekle meşguller.

Sıvıya başlayalı ben 2 hafta, ekibin 3 hafta oldu.

Birol abi, biz çadırda dinlenirken hemen çadır önündeki koloniyi kontrol ediyor.

Bakın bakın...

Biz ne bakacağız.

Esas Birol abi sen bak.

Beslemeyi ve petek vermeyi güçlü arıda ayar edemez isen böyle dalağına yersin yumruğu.

Birol abi sonbaharda zayıf-güçlü koloniler arasında eşitleme yapmadığından bazıları aldı başını gidiyor.

Bu tür görüntüler doğal sonuçlar.

Bizim arılardan foto yok.

Ellerimiz bu aralar temiz kalmıyor.

Makine de yeni olunca.

Hele 1-2 haftaya işler daha hafifler ve ekip sayısı da artınca ne fotolar gelir.

Aldığımız bir istihbarata göre de haftaya vadide misafirimiz olacak bakalım kısmetse.