29 Nisan 2010

Arılarla Daha Sık Buluşma...

Arıları yakınımıza aldıktan sonra mesai sonrası süper terapi oluyor.

Yardımcımız da çok.

Hele sürücülük pratiği yapmak amacıyla bizi yalnız bırakmayanlar çok daha özel...

Arılar ve ev arasındaki parkurda bu anlamda çok hoş...

Hem yalnız kalmıyoruz hem de pratik olayı...

Hem öğrenmelerinin ne zararı var ki?

İleride kısmetse emekli olduğumuzda canımız sıkılmaz...


Polenlikleri haftasonu tam kapasite ile çalıştırmıştım ama hafta arası için her iki girişi açık bırakmıştım.

Buna rağmen iyi polen birikmiş...



Her iki girişinde açık olması kolonilerin ihtiyacı olan polenin koloniye girişine de imkan veriyor.

İlk polen tadı da çok hoş ayrıca...


Ana arı kutularını da akşamları stoklamadan dolduruyoruz teker teker.

Bu yıl bizim ekibin diğer arılıklarında da olduğu gibi kutuları arılıktan biraz uzağa koyuyoruz.

Altlarına da kışın çatı olarak kullandığımız malzemeleri...

25 Nisan 2010

Ne Hafta Sonuydu Ama...

Perşembe akşamı bizim arıları vadiden çıkarmıştık...

23 Nisan'ın hafta sonu ile birleşmesi büyük avantajdı bizler için ama etkinlikleri kaçırmak gibi bir lüksümüz olamaz...

Kardelen ne yapar bizi sonra...

Uzun süredir çalışıyorlar, izlememek olmaz...


Geceden gelen yorgunluk, çocukların sevinci ile azalıyor.

Artvin yöresini iyi kıvırdılar...



Gösteriler sona erse de müziğe müdahale konusunda 3-B sınıfı özel çalışma yapmış.

Kolbastıyı da, damat halayını da gösteri bitimi döktürdüler...


Olay o kadar güzeldi ki aileler de damat halayına dahil oldular.

Aferin çocuklar...


Gösteriler sonrası arılığı bir dolandık.

Gece açılmayan kalır, devrilen olur...

Gündüz gözüyle kontroller yaptık ve artık ilk kurtçukları da transfer ettik ana arı adayı olarak.

Vadiden çıkana kadar iyi sabrettik.

Ekip 1 tur yetiştirdi bile...

Gerçi bizde 1-2 tane de olsa özel anaçlardan yetiştirdik.

Akşamüstü yine vadiye gittik.

Bu kez Yusuf abi'nin arılar gelecek...

2 araba ile çıkılacağından ilk ekip erken gitti.

Arılığa geldiğimizde ateş yanıyordu.


Ekip çadırda dinlenirken ilk işim arılarımızın bulunduğu yeri kolaçan etmekti.

Baktım ama ortalık pırıl pırıl olmuştu.

Yanan ateşin sırrı da çözüldü.

Arkamızda giderken en küçük bir atık bırakmamaya özen gösteriyoruz.

Bu duruma tüm arıcılar olarak dikkat etmemiz gerekiyor...


6 kişiyiz sonuçta. Her araçta 3 kişilik ekipler...

Yusuf abi'nin kovanlar kibrit kutusu gibi çabucak diziliyor.

Standart olmanın faydası özellikle gezgincilikte çok önem kazanıyor.


Ve arabanın üstte görüntüsü...

Kovanlar bağlandıktan sonra sehpalar bağlanıyor ve en üst bölüme atılan boş malzemeler tekrar bağlanıyor...

En arka bölümde boş ilaveler içinde çiftleştirme kutuları...



Bu yıl uçan hacı görüntüsü verememiştik vadiye gidişte.

Bu yıl vadi çıkışı uçan hacı olayını gerçekleştirdik...


Ve diğer araçta yükleniyor ve doğru şehre...


Şehirde gece yine müthiş bir çiğ var yerlerde.

Karşılamada ekip sayısı çok fazla...

Biz yine lay lay lom modunda...

Vadide biz sardık kardeşim, buyrun indiriverin...


Finalde Yusuf abi'de yerinde...

En son Birol abi'yi de çıkaracağız...

Cuma günü ve gecesiyle çok yoğun geçti...

Cumartesi gününü de iyi değerlendirmeliyiz.

Gecesi zaten yine vadi ve Gökçekısık bu kez...

Dağa arı çıkarma operasyonu...


Cumartesi sabahı arılığa vardığımda Yusuf abi erkenden gelmiş.

Erol abi'nin gece Yusuf abi'nin arılığına indirilen 3 kovanı getirmiş.

Ben geldiğimde arabada uyuyordu...

Güneş vurunca arabaya ne hoş olur ama kalkmak lazım... 



Erol abi'nin arılarına kat attık.

Erol abi diyor ki...

Nasıl oluyor bu iş...

Acemiler kat atıyor sizlerde tık yok.

Katı erken atmayı ustalık sayarsak işimiz var.

Doğru zamanda kat atmak lazım değil mi?


Erol abi'nin arılarını katladıktan sonra ben işime ve Yusuf abi işine bakacaktı...

Ben dedim kovanları aktarıp bakım yapacağım.

Nem çok etkili oldu vadide...

Yusuf abi ise sadece bakım yapacaktı güya.

Dedim sana da vereyim 1 boş kovan aktar aktar bakım yap...

Akşamı yaptı bizim arılıkta 15 koloniyi aktarıp...


Arada seslenmesek belini doğrultmayacak...

Boşalttığı kovanların içini de yıkıyor.

Dere hemen önünden akınca su da bol...


Derken Erol abi'de yine bizim köydeki evinden bize yağlı yufka servisi yapıyor.



Saat 15:00 gibi görsel şölen başladı arılıkta...

Her yıl yaşıyoruz bunu...

Vadiden çıktığımızın ilk günü bu uçuş olmuyor.

Ancak 2'nci günü akşam üstü müthiş yavru uçurma gerçekleşiyor. 


Zaten bu durumu koloni kontrollerinde de gördük hazırlık yapıyorlardı.

Çerçeve altlarında bekleme yapıyorlardı salkım-saçak...

Ve doğru yine vadiye..



En son Birol abi'yi de çıkartacağız.

Ateş yine bu kez hem Yusuf abi için hem Birol abi için yanıyor.

Tertemiz bırakmalıyız.



Arı kaçırma konusunda Birol abi'nin kovanlar sınıfta kaldı.

Lider gerekeni yapar nasılsa...

(Gerçi ben bütün gece bıdır bıdır lidere fırsat vermedim ama...)

Ayrıca hala kulpsuz kovanların oluşu da ayrı bir bıdırdama sebebi...

Evde varmış 300 kulp...

O kadar yorulmuşum ki...

Vadiden şehre gelene kadar Yusuf abi anlattı, Ahmet şef dinledi..

Konu Dizel ve Benzinli motorların çalışma prensipleri...

Ben ise horul horul uyumuşum...

Artık dayanacak halimiz kalmamış...

3 gece 700 rakımdan 1300'e çık.

200'e in...

2 saat sonra..

200'den 1300'e ve sonra 700'e...



Gece ekip yine kalabalık ama Birol abi'nin arılık maşallah...

Dağa arı çıkarıyoruz yine...

Sağ salim tüm ekibimizi çıkardık ya şükürler olsun...

Vadide hedeflediğimiz düzeyi hepimiz yakaladık.

Bunu zaman içerisinde daha iyi göreceğiz ama geçen yıl 07 Mayıs'ta ilk katları atmıştık.

Ben kat atmadım demek isterdim ama...



Sabah 10:00 gibi ekiple buluşup arılığa gideceğiz...

09:30...

Daha uyanamamışız...

Neyse telefon zincirini nasılsa ben başlatacağım...

11:00 gibi arılığa yola çıkıyoruz.

Cumartesi akşamı açtığımız birkaç kovandaki polenliği kontrol ettik...

Çok güzel ve tatlı bir polen geliyor.

İlk hasadımızı yaptık polen olarak...

Artık arıcılığın zevkli bölümüne doğru yol alıyoruz.

Vadide Sivrihisar'dan gelen ana arının bulunduğu Yusuf abi'nin stoklamadan bir çerçeve almıştım kurtçuklu... 

O ana arı yetişti vadide...

Bugün ise o ana arıya ihtiyacım var.

Neden?

Kolonileri kontrol ettikçe kat atmak ya da biraz daha tarihi ileri taşımak adına içerilerinden yavrulu çerçeve çalmak gerekiyor.

Ana arılarını bulduklarımızdan devşirme koloniler yaptık durduk yere...

Cumartesi yaptıklarımıza Pazar günü ana arı lazım...

O halde...

Kutuya müracaat.



Ana arıyı sağ elle kanadından tutup, sonra sol elle ayaklarından tutmak...

Önceleri çok zor gibi geliyor.

Ancak 2 ayaktan tutunca kıpraşmıyor bile...


Sonra enseye tutkalı sürüyoruz ahşap çubukla...


Aynı çubukla numarayı alıp enseye bırakıyoruz.


Çubuğun tersi ile hafifçe bastırıyoruz.


Yeni sezon 1 numaralı Sivrihisar ana arı ile başladı bakalım...

Arıcılığı kaç koloni ile yapmanın hesabını yapmadan eğer ana arıyı üretemeyip, bedava bloglar sayesinde ana arı işporta tezgahı kuranlara ve bu işportacılara muhtaç kalanlara ise söyleyecek sözümüz ne olabilir ki...


Ana arıyı salıyoruz önce kutuya tekrar...

Kısa bir süre tüpe alıp, ilgili koloniye takıveriyoruz...

Bir gün önce oluşturulan devşirme kolonilerde mutlaka meme kontrolü yapıp, hazırlık yapılmış dahi olsa memeleri bozuyoruz.

Bu durum ana arı kabulü için göz ardı edilmemesi gereken bir durum.


Merak eden sayısı çoğaldıkça eski körükçüler yeni gelenlere veriyorlar körüğü...

Tut bakalım körüğü...

Hiyerarşi böyle bir şey işte...

Sonradan gelen yapılan klasik çömez arıcı muamelesi...

Gökhan arkadaşımız 3 gece arıları indirirken hep bizimle idi...

Arıcılıkla ilk tanışması arı nakli olunca nasıl bir izlenim oluşmuştur bilmiyoruz ama bugün vizyonu değişmiştir...

Bizimde mangal vizyonumuzu değiştirdi bu gün sağolsun...


Bu arada taze poleni yemek konusunda en şanslı grup biz arıcılarız...

Kovanın altından alıp, nemiyle yenilen polenin tadını nasıl anlatsak...


Finalde mantar içi köfte...


Ve kişi başı 2 Adana mı?

Artık arılığımıza kavuştuk ya...

Ekip sağolsun...

Sonuç olarak bu haftasonu arı odaklı çok yoğun geçti ama tüm kolonilerimizi kontrol ettik ve aktardık yeni kovanlara...

Bazılarına kat attık istemeden de olsa..

Ana arı üretimi için bir hayli meme ana arı adayı olarak kabul edilmiş ve süreç işliyor.

Daha ne olsun...

Sağlık istemekten başka...

23 Nisan 2010

Vadi 2010 İlkbahar Sezonu Sona Erdi.

Hepimizin hedefleri farklı...

Bulunduğumuz konumu ise tahmin edenlerin sayısı çok az...

Bu hedefleri bu zor şartlarda gerçekleştirmenin planlamalarını yapan bir ekiple beraber uzun süredir birlikte hareket ediyoruz.

Bu yıl arıların erken yavruya girmesi ile vadiye erken inip, erken çıkmayı planlamıştık ve planlarımızı gerçekleştirmeye başladık.

Hedefler demiş iken, bireysel olarak arılarımı çoğaltma gibi bir ihtiyacım ve durumum yok bu yıl için.

Konsept belli...

40-50 arıyla çalışıp, 20-25 arıyı bala çalıştırmak...

Bunu da başarıyoruz şükürler olsun ve hiç bir zaman artık bu işi seneye başaracağız dememeye çalışarak.

Ertelenecek hayallerimiz yok ki.

Yusuf ve Birol abiler ise, bu yıl değişik bir konsept ile devam ediyorlardı.

Arı sayılarını çoğaltıp, baharda 100-150 koloniyi satmayı planlayarak hedeflerini belirlediler.

Kışlamayı 5 çerçevelik ruşetlerde yaparak, arılarını planladıkları tarihte arzuladıkları güce ulaştıracakları hatta geçecekleri görülüyor.

Bu ürettikleri arıların satışını da standart uygulamalarla sessiz sedasız başarmış görünüyorlar.

Amatörce arıcılık yapıp, 100-150 koloni satarak geride kalanlarla gelecek yıla da aynı hedefi koyabiliyorlar.

Ekibin içerisinde olmama rağmen, farklı konseptlerine objektif baktığımızda aslında alkışı hak ediyorlar.

Ve artık bizi hedeflerimize taşıyan vadiden çıkıyoruz.

Hazır vesileyi bulmuşken...

Arılarımızın bulunduğu ve Erol abinin köyü olan Çayköy'de bizleri ağırlayan başta Erol abi olmak üzere tüm büyüklerimize teşekkür ediyoruz.



Arılarımızın yeri de çok hoştu...



İlk olarak bizim arılar çıkıyor...

3 kişiyiz.

Yusuf abi, Birol abi ve ben...


Öncelikle bala çalışmayacak olanlar en öne...

Bu planlamayı arabayı yüklerken yaparsak, indirirken çok kolay oluyor.


Stoklama ruşetlerini daha önceden doldurup, daha önce vadiden çıkarmalıyız.

Durduk yere uğraştırıyorlar bizi...


Bizim arılardan kalan boşluğa Yusuf abinin 15 koloni de bizimle geliyor.

Bizim arılığa getirdiği arılarla gelecek yılın arıları üretilecek.



Ve finalde stoklamaları hasarlamadan arabanın bağlama işini bitiriyoruz.


Akpınar'dayız.

Klasik Es-Es gecesi..

Yerde o kadar çiğ var ki...

Tabi bu çiğ öğlen saatlerinde nektar olarak dönecek bizlere...

Arılar bir bahardan çıktı ve diğer bir bahara sıfırdan başlıyor.




Arı indirirken, ekip fazlalaşıyor haliyle...

Bize düşmüyor bile...

Ayaküstü iş bitimi atıştırmanın tadı ise anlatılmaz yaşanır...

Bunu da yazmak zorundayım...

Bu arada Yusuf ve Birol abiler sağolsunlar yine arabanın ipini unuttular.

Arıların başına varmak üzereyken "ip" deyip birbirlerine bakmaları çok hoş...

Allah'tan Çayköy'den 2-3 kamyon bağlanacak ip geldi de...

Bu akşam ve yarın akşam tekrar idmanımız var.

17 Nisan 2010

Vadide Misafir ve Acaip Yorgunluk...

Çarşamba günü sıcaklık değerlerinin yüksekliği dikkat çekiciydi.

Bugün ise 32 max. ve 8 min. olmuş.


Tulumbanın üzerinde gölgede asılı duruyor ama değerler yine de yüksek.

Vadi 2-3 günde acaip değişiyor.

Bazen beklediğimiz ivmeyi göremez iken bazen de çerçeve vermeye yetişemiyoruz.

Vadiye inerken vadiden çıkışın önceki yıllara göre daha erken tarihte olacağını konuşuyorduk.

Konsey bu hafta kararını verdi artık.

Hayırlısı ile çıkışa başlıyoruz uygun zamanda.


Bu hafta misafirimiz var.

Sivrihisar'a gittiğimizde tavşan ve kayadan arı alma mevzularında bize önderlik yapan Muzaffer abimiz vadiye geldi.

Geldi ama acaip yoğun çalışma temposu olan haftaya denk geldi.

Sabah çay olana kadar Birol abi ile ana arıların yumurtlama kontrolleri yapılıyor.

Yüzler gülüyor...


Bugün bizim ekipten kimse yok.

Hüseyin Yavuz ve Ahmet şef ehliyet sınavındalar...

Fikri de haftasonu mesai vaziyetleri...

Biz kaldık yalnız.

Derken İlhan imdadımıza yetişti.

Ve bu hafta tüm koloniler çıkışa hazır hale getirilecek.


Sabah çay sohbeti...

Muhabbet-sohbet iyi ama işler duruyor bakalım.

Planlama koordinasyon toplantıları çadırda yapılıyor haliyle...

Ben bugün boşalan ruşetleri Yusuf abi'nin arılığa göndereceğim.

Ayrıca birkaç koloni de arılı Muğla...

İlerleyen süreçte ana arılar yetiştikçe gidip, ruşetlere bölme yapıp doğru bizim arılığa...

Aynı tekniği Yusuf abi uygulayacak.

Onun birkaç arısını da Akpınar'a getireceğiz.

Bu yıl Erol abi'de birkaç koloni bal için atacak Akpınar'a..

Bizim ekipte Akpınar balının farklı olduğu konuşuluyor ve bu nedenle o bölgenin balı için oraya koloniyi götürülüyor.

Nasılsa hasat için düzenek kuruluyor...


Stoklama kutusu doldurmaya devam.

Gündüz doldurduk ve akşamüstü ise içlerinden aldık...

14 göz çiftleştirme kutusu doldurdum bu akşam..

Getirdik ve yarın Akpınar'a atacağız...

Bu stoklamalar ile her göz için çerçeve ile arı silkeliyorduk.

O yöntemde iyi bir yöntem ama arıyı aynı arılıkta bölüyor iseniz ne kadarının döneceğini hesaplayamıyorsunuz.

Ayrıca ballı ve yavrulu çerçeve bulmak zor oluyordu...

Ballı / Anaç stoklamadan yavrulu / Ballı şeklinde ayar ediyoruz.

Kendi memelerini yapacaklar ilk tur.

Yavrulu çerçeveleri anaçlardan aldığımızdan bu iş çok kolay oluyor.

Burada en büyük risk ise tüm anaçların stoklama kutularında bulundurulması...

Bugün aynı zamanda ana arı memesi üretimi yaptıracağımız koloniyi de hazırladık.

Çıkış sonrası ilk işimiz kurtçuk transferi...

O ana kadar bu doldurduğumuz kutular çiftleşir.

Bu arada Erol abi de bu stoklamalardan yapıyormuş.

Göremedik onun dizaynını ama duvarlara kontrplak yapmış.

14 göz doldurduk ama yine de stoklamalara petek ilavesi yaparak onları aktif halde tutuyoruz.
 


Yusuf abi çay sonrası planlama brifingini yapıyor.


Ve biz İlhan ile bir ara dağıtttık arılığı iyice.

Hem ruşetleri hem de boş kovanları ayar ettik.

Toparlanmak için dağılmak gerekiyor.


Kutu doldurur iken eğer kadro az gelirse yeni doldurduğumuz stoklama kutusunun örtü tahtasında birikenleri atıveriyoruz gözlere...


Alaca arılar diğer adıyla bombuslar biz vadiden çıkmadan nemalanıyorlar...


Öğle yemeği bugün sağolsun Erol abi'den...

7 kişiyi doyurmak kolay mı?


Ve akşamüstü toparlanıyoruz.

Gelsin boşlar ve Yusuf abi'nin arılığa gidecek arılar...

O gitsin bu gitsin derken, kamyonette bir bidon koymaya yer kalmadı.


Akşam ateşi de yanıyor...

Gün içerisinde ürettiğimiz atıkları yok ediyoruz haliyle...

Bu arada Eskişehir'den yoğun sağanak yağış haberleri alıyoruz.

Vadide ise hava karardı ama yağış yok.

Biz yağışa yakalanmadık ama şehre girdiğimizde her yer göl gibiydi.


Son kontroller ve artık çıkış...


Çıkmadan geri dönüldü.

Sabah konuşuldu, Muzaffer abi'ye ana arı verilecekti.

Son anda o iş halledildi.

Bu tür işleri konuşur konuşmaz halletmek lazım...


Çıkacağımız zaman yağış olursa ihtimaline karşı alternatif çıkış yolu test edildi.

Ben bu yazıları yazarken ise, Yusuf abi, Birol abi ve İlhan bu arabayı boşaltıyorlar.

Öyle güzel yırttık ki bu akşam.

Sanki başka zaman kaçarımız var gibi...

Hele vadiden çıkalım, Birol abi tutturur ben Tandır'a gideceğim diye...

Artık kovan taşımak konusunda yüksek lisans yaparız.


Ve son halimiz...

36 büyük koloni...

5 stoklama ve 1 tane çiftleştirme kutusu kaldı.

Bu envanter ile Akpınar'a ineceğiz ve tekrar ikinci bahara başlayacağız kısmetse.

Büyümek yok diyoruz ama arı dinleyecek mi bakalım.