30 Mayıs 2010

Arıcılığın Gereklerini Yaparsak...

Hafta içinden hafta sonuna uzanan arıcılık faaliyetleri...

Başımıza yıllardır gelen ve arıcılıkta önemli saydığımız görüntüler ve mükerrer olaylar sebebiyle çok fazla fotoğraf çekme durumumuzda olmuyor keza akşamları apar topar işleri yetiştiriyoruz.

Hafta içleri mesai yorgunluğunu atmak adına iyi oluyor ve arılar geliştikçe zevkte yapıyor.

Bahar balı alma konusu yine gündemde bu aralar...

Hele hasadı yapalım da yazarız ayrıntıları.

Arıları bala hazırlayıp, bir Akdeniz tatili planımız var bakalım...

Döndüğümüzde hasadı yaparız.



Kolonilerin farklı polenlere ilgisi olduğunu zaman zaman görüyorduk ve yazıyorduk.

Gelinciklerin başlaması ile bu durum daha net görülüyor ki bazı koloniler çok yoğun gelincik topluyor.

Bugünlerde gelen gri renkli bir polen tüm polenleri acı hale getiriyor.

Bizde bu hafta derlediklerimizi derin dondurucuda saklıyoruz.

Sonbahar kekine katarız.



Geçtiğimiz hafta başı akşamları bölgesel yağmurlar genelde bizim arıların buılunduğu köyü tutuyordu.

Şehire geldiğimizde her yer kupkuru...

Gökkuşağını arılıktan seyretmekte varmış.

Bu yağmur sebebiyle düşen sıcaklıklar arıları etkilese de bu yağmurun faydasını tartışacak değiliz.



Cumartesi günü güzel bir havada arılığa gidiyoruz ve köyde akasyanın tam açık görüntüsü...

Bunu birazda kayda geçirmek için atıyoruz buraya ki geçtiğimiz yıl ne zaman açtı konusunda arşivi kullanmak çok hoş oluyor.

Cumartesi günü tüm bala çalışan koloniler eşitlendi kendi aralarında.



Bu eşitlemeler esnasında müsait çerçevelerde denk gelen erkekleri temizledik ki varroa konusunda küçük bir mücadele olur.

Gerçi bu temizlikte göremedik.

Daha sonra ilavelerimizin yüksek olduğunu o kadar çok yazdık ki altlara ördükleri peteklerde oluşan erkeklerin bulunduğu parçalar ilaveyi kaldırınca kopuyor ve kurtçuklar çıkıyor meydana. 

Bir varroa orada arz-ı endam ediyordu.


Kovanların önlerinde çok fazla ot çıkıyor ve aynı zamanda arılar ballı geldiklerinde yerlere dökülüyordu.

Bloglardan da gördüğümüz üzere sadece bala çalışan kolonilere çuvalları zımbaladık.

Alt bölümlerine de taş koyduk ki uçmasınlar.

Hangi blogta gördüğümüzü yazsak, ilginç biçimde ben daha önce yapıyordum diyenler çıkabiliyor, o yüzden blog belirtmemeye özen gösteriyoruz ama kendileri biliyor nasılsa kimden gördüğümüzü...

Kuzeyden esen rüzgarlar diyelim...

Bu uygulamanın kötü tarafı uçamayan haşaratın, canlıların kovan girişine kolay ulaşabileceği konusu ama pozitif yanı daha çok..

Özellikle kolonilerde oğul eğilimi kontrolü yapmak çok kolaylaşıyor.

Yavrulu çerçeveyi silkele çuvala...


Çerçevelerin altlarına, sağa sola yaptıkları dalaklar küçük olunca koparıp atıyoruz yerlere ama artık atmamak gerektiğini düşünüyoruz.

Arılıkta şöyle dikkatli bakıldığında yerlerde hayli atılmış mum kalıntıları var.

O yüzden 5 litrelik pet şişeyi bir yanından kestik ve yanımızda taşıdık.

Büyük kontrollerde bu hep yanımızda olacak artık.

Bir hafta sonunda 2 kere doldu...


Daha önce bahsettiğim varroa...

Ne kadar sağlıklı görünüyor.


Evet artık zevkli bölümlerden bahsedelim.

Bloke konusunda gülünç tezler duyuluyordu ya bir katkı da bizden...

Yavru blokesi..

Bu yavru çıktığında 3 çerçeveye basacak arı kazanır koloniler...


Güzel petek kabartmaları devam ediyor.


Çok fazla unsur bir kareye girince kaçırmamak gerekiyor.

Ana arı, erkek arı, kırmızı polenli (kırmızı kafa), yeni doğmuş işçi arılar...



Ve pazar sabahı...

Yusuf abinin arılıkta bulunan arılarımı bölerek alma zamanı.

Bir daha fırsat bulamayabiliriz.

Ben gelince molayı verdiler.

Usta ve arkasında kalfa Abdullah ve en arkada çırak Hakan...

Hiyerarşi konusunda bu arılık çok başarılı...



Ruşetlerin tamamını doldurup aldık.

Geride kalan boş kovanlarımız ile kalan 1 ruşet uçanları toplayan arımızı Yusuf abi getirecek uygun zamanda.

Hakan sağolsun arıları taşıdı arabaya...


Yusuf abinin misafirleri de vardı ve arıcılık konusunda bilgi alıyorlardı...

Bal gelişi hızlanıyor olmalı ki peteklerde ağarmalar başladı.


Yusuf abi bıkmadan usanmadan anlatır...

Biz defalarca dinlediğimiz için bize müsaade...



Hem anlatıp hem de kolonilerin bakımlarını bitirir bugün.



Getirdiğimiz arıları ön sıraya koyuyoruz.

Bal hasadı sonrası eğer Tandır'a polene çıkarsak hemen ilk sıraya geriye alacağız.


Bu yıl ana arı yetiştirme kutularını arılığın yan bölümüne dizdik.

Arılığın içinde de çok az bıraktık.

Böyle daha iyi olacak gibi...

Akşamüstü gölge çabuk geliyor.

Kutuların sıcaktan terkleri konusunda küçük bir tedbir diyelim.

Şu ana kadar her şey yolunda.

Sonbaharda belli olur bu işler...

Ben bölmeleri yerlerine yerleştirip, ana arılarını taktıktan sonra ekip geldi...

Kendi arılarının bakımlarını yaptılar ve...

Güzel bir soru duydum.

Ne yapılacak şimdi?

Sorunun güzelliğine bak...


Yağmurlu havalarda arıya bakamayıp, depoda tel taktığımız çerçevelere mum takılacak...

Hemen seri üretim bandını kurduk.

Elimizde hiç ham petek kalmamıştı.

Sırf o yüzden 2'nci ilaveleri atamadık Cumartesi günü...

Tellenmeyenleri Fikri hallediyor, Gökhan mumu üst çıta oyuğuna yerleştiriyor ve Hüseyin Yavuz aküden aldığımız enerji ile pıt pıt tutturuyor.

Ben...

Çay demledim daha ne...

Çay zaten görevimiz ama 2'nci ilaveler atılacak.

10 tane arıya 2'nci ilaveleri attım bu arada hazırlanan pırıl pırıl yeni petekleri 12 ve 19 numaralı sıraya vererek.

2'nci ilaveye alttan 2 ballı aldık ve hazırda bekletilen kabarmış çerçevelerden doldurup ilk etapta 25 çerçeveye getirdik.

Tatil öncesi 30 yapar ve uzanırız kumsala...

Arılar bu arada balı yemez inşallah.


Bölgede uzun süre durdukça bazı referanslara dikkat edilmesi gerekiyor.

Balın zirve yapma anı devedikenleri açışı ama başlangıcı ise bu kuşburnu çiçekleri...

Kuşburnu açtığında başlıyor bu bölgede...


Koloni kontrollerinde sağa sola bulaşan propolisler bedavacılar tarafından toplanıyor.

Dikkatimizi çeken ise toplayan arının çok yaşlı oluşu.



Oh oh oh...

İşler yoğun ve odaklanma süper ekipte.

İyi ki varsınız ..

Geçen yıl eğitim dedik ama bu yıl ne diyeceğiz ki...

Haberleri bile yok fotodan...


Gökhan işler bitmek üzere iken bende denemek istiyorum dedi her zamanki gibi ve kestirmeden halletti...

Sonuçta elektronik kökenliler ince işleri severler...




Karşılarına geçip, yorgunluk atmak...

Hafta içi hepsi 2'nci ilaveyi alacaklar kısmetse...



Bu ekibe iş mi dayanır ki her zaman konuştuğumuz olayı halletmeye giriştiler.

Tel çitlerden atlayarak ana arı çiftleştirme alanına geçiyoruz ya hepimizin beyaz altlıklarda yırtık pırtık geziyoruz.

O halde kapı yapmalıyız oraya da...

Ayrıca ana kapıyı da elden geçirdiler.


Güneş dağın arkasına giderken bizlerde işleri toparladık.

Ana arıların doğumdan sonra yumurtlamaya geçen süreleri iyice kısaldı bugünlerde.

8 günde hepsi yumurtladı ve bugün enselerine maviş numaraları yapıştırdık.

Git gel, çitten atla...

Foto çekmek aklımıza gelse de ellerimizde ana arılar...

Yapıştırmayı arabanın bagajında yapıyoruz üstelik. Uçarsa, kaçarsa diye...

Kaçanlar bizden değil deyip geçiyoruz...

Vakit önemli çünkü numara yapıştırdığımız tutkalı ekonomik kullanmalıyız.

Acaba bu numara yapıştırdığımız tutkaldan bulabilir miyiz?

Finalde arıcılığın gereklerini yaparsak ve bölgemizi iyi tanırsak başarılı olmak mümkün.


23 Mayıs 2010

Yağmurun ve Hanımların Haftası

Arıcılık ile uğraşmaya başlayınca aile üyelerinin bu durumun dışında kalması gerçekten çok zor.

Üstelik her sohbetimizde bir şekilde arılar gündeme gelince belleğe yerleşiyor arıcılık.

Hanımlar zaten kahrımızı çekerken bir de arı sohbetlerimize eşlik ediyorlar.

Biraz da bizim çaktırmadan katkımız var arıcılığa bulaşmalarına.

Arıcılık kursuna gitmeleri için teşvik ediyoruz sonuçta.

İşin ilginci hanımın 2 adet sertifikası var arıcılıkta.

İlk sertifikayı 2006 yılında almıştık birlikte ve geçtiğimiz yıl İşkur'un açtığı arıcılık kursuna da devam ettiler Ayla Yavuz hanımla beraber...

Hüseyin Yavuz'da çaktırmadan arıcılığa bulaşmasını sağladı Ayla hanımın.


Ve artık mesai sonrası biz hem direksiyon geliştirmeye gidiyoruz hem de arılara.

Ayla hanımda artık yeni yeni gelmeye başladı emekli hanımı olunca işleri yoğun tabi ki.


Yumurtlamasını beklediğimiz kutuyu kontrol ediyorlar.



Ve bala gidenlerde de genel yoğunluk kontrolü yaptılar sağolsunlar.

Sıkışanlardan yavrulu çerçeve çalıverdik diğerlerine.



Güzelce kapatın bakalım...



Vay be...

Cesarete bak...

Yağmurlu bir haftasonuna doğru ilerlerken...



Arılarda kırmızı kafalar devam ediyor ve hele bir de uçabilse arı...

Devedikeni de birkaç çeşit.

Bu erken açan çeşidi...

Arka planında ballıbabalar görülüyor.


Özellikle buğday tarlaları kenarlarında ekilmiş gibi çıkıyorlar.


Cumartesi arılarda çalışmak mümkün olmadı gökgürültülü yağmurla günü geçirdik. 

Akşamüstü şöyle bir uçabildiler o kadar.

Pazar günü de keza aynı ama akşamüstü güneşi gördük.


Bugün depoda çerçevelere tel geriyordum nasılsa hava yağıyor ya.

Misafirimiz vardı.

Gökhan ekibe yeni katılan arkadaşımız eşi Seher hanımla geldiler.

Hava yağıyordu ama şanslarına 2 saat içerisinde açtı havada şöyle birkaç arıya bakma imkanı bulduk.

Körükçülük Seher hanıma kaldı.

Kendi kolonilerini kontrol ettiler.

1 hafta sonunda nasılda gelişmiş o 48 numaralı koloni öyle...

Sadece bu hafta sonu Gökhan gelince arılığa arı da biliyor olayı ve gelişiyor.


Ve dün yağmur dindiğinde Gökhan ile kaçar gibi yaptığımız kurtçuk transferlerinden hiç umudum yoktu ki bütün gece yağmurluydu ve soğuktu ama inanılmaz bir durum.

Tutmayan çok az vardı. Sadece 5 adet tutmamış.

Bu süreci iyi değerlendirip sonbahara ana arı işini taşımayacağız kısmetse...


19 Mayıs 2010

Acısı, Tatlısı ile Hayat İşte...

19 Mayıs bayramı etkinlikleri ve tatili için hazırlanırken Salı günü kötü saatler yaşadık.

Bizim arı ekibinde de olan ve uzun yıllar mesai arkadaşımız olan Fikri Atmaca'nın annesini kaybettik.

Eskişehir'de tedavi görüyordu ve kısa sürede ebedi aleme göç etti...

Dolayısı ile Bursa'ya birkaç saatliğine gidip, geri döndük.

Mekanı cennet olsun annemizin. 

Dünya işleri kaldığı yerden devam ediyor ki bu gerçeği defalarca yaşıyoruz.


Polenlikler için yaptığımız giriş kontrol aparatlarında değişiklikler yapıyoruz ve üst bölümlerini de kıvırdık ve 1-2 arı çıkacak yer bıraktık ki bu seferde polen gelişi minimuma indi...

Üstteki resimde ilk halleri böyle idi...


Stoklama ruşeti ve 3-4 çerçevelik yedekleme kutuları yapmıştık strafordan.

Şu ana kadar bir kemirme olmadı.

Ancak işin kolayına kaçıp bir strafor şeridini çerçeveleri koyma yeri yaptığımızdan araya dalak örüyorlar stoklamalarda.

Bunun bir sakıncası olacağını sanmıyorum.



Arı sabah saatlerinde gittiğimizde az da olsa uçuyordu ama öğleden sonra uçuş kesildi.

Öğleden önce kırmızı kafalar yine yoğundu.

Öğle saatlerinden akşam 16:00'a kadar hiç uçmadı arı..

Ancak sonra çıldırdı...


Bala yönlendirdiğimiz bir koloninin ana arısından şüphelenmeye başlamıştım.

2008 ana arılarından.

Takip ediyorduk ki Dağ Güzeli'nin ilk üretilenlerindendi.

Yaşlanmış olacak ki verimi düştü...

2 gün önce ana arısını alıp, yeni ana taktık...

Ancak halletmişler. Hemen çıkarabilecekleri kadar kek ile tüpte verirsek böyle olur güçlü arıya...

Bu opsiyonları kullanmak o kadar kolay değil tabi ki...

Yedekte ana arı olmasa...

O halde uğraşmalı sisteme geçtik...

Kovanı yerinden kaldır.

Yeni kovanı koy.... 


Tüm arıyı silkele ve memeleri temizle..





Kovan önüne bez, naylon benzeri birşeyler sermek işi kolaylaştırıyor.

Bir de rampa yapılmalı...


Oğul moduna sokuveriyoruz arıyı bu şekilde...


Birazda şerbet yağmuru...


Gidip kutudan yeni bir ana arı...


Yağmur altında kalmış arıların arasına atıveriyoruz anayı...


Ver dumanı girsinler...

Ana arının etrafına birkaç kez tekrar şerbet yağmuru.



Güle güle...


Kalanlarda yavaş yavaş giriyorlar...


4 kovandan çıkan polen...

Pazar gününden bu yana arı doğru dürüst çalışmadı...

Pazar günü yaşanan lodos etkileri bugün akşamüstü geçti gibi...


Yusuf abi de arılarını bölmeye geldi tekrar...


Saat 17:00 gibi yavru uçuşu ile nektar gelişi çakıştı ve şölen başladı...



Yer-gök arı...


Yavru uçurmayan koloni hiç yoktu..

Bölmeler bile gaza gelip uçuruyordu.


Gelenlerin çoğu kırmızı kafa...


Bu kovan polenli olduğundan aktardık arıyı bu kovana ve tam yavru uçuşuna denk gelince kırmızı kafa cumhuriyeti gibi oldu.

Şu akasya bir açsın hele...

Bugün uçlarında 1-2 salkım görülmeye başladı köyde...

Şehirde açtı ama bizim köyde henüz yok...


Ben arılıktan ayrılırken, ekip polenlikli kovanlar için giriş kontrol aparatlarını galvanizli saçtan kesip biçiyordu...