29 Haziran 2010

Biz Tatile Çıksak, Arılar Ne Yapacak?

Uzun zaman olmuş buralara uğramadığımız.

Fırsat bulamadık.

Şöyle bir genelleme yaparak, toparlayalım.

Arılığımızda Erol Abi'nin kolonisinden çıktığını daha sonra öğrendiğimiz oğul görüntüleri neredeyse 1 ay öncesine ait.

(Bu ana arıları herkes farklı stilde boyayınca kıvıramıyoruz ki.)

Ama oğulu indirmenin maliyeti olarak bir tur ana arı memesi yetiştirdiler.



Genel koloni kontrolleri esnasında 30 çerçeve olan bir arının boşaldığını görünce ekipte yanımda olmasına rağmen sessizce bir bölge taraması yaptım ve kuzu hemen arılığın önündeki yabani erik çalısında yatıyordu.


Etrafındaki dalları bağ makası ile temizledik.


Lübürt kovana...


Derledik, toparladık ve ana arısını bulduktan sonra ana arısını alıp, güzelce varroa mücadelesi sonrası verdik memeleri...

Ve kıyı kıyı izine kaçtık.

Ekip sağolsun ben uzanmışken kumlara arıların her işini kıvırdılar.

Bu kolonide hiç yavru olmadığından, 2 gün sonra yavru takviyesi yapılmasına rağmen müthiş yalancılamış.

Memeleri alıp, oğulla çıkan ana arısını verdik ve şimdi 2 koldan yumurtluyorlar bakalım.


Kardelen yine bu yıl bale gösterisini izin öncesi halletti.

Artık kıdemli ekiple birlikte...

Erken bir dönemde tatil yapma durumumuz oldu.

Egehan efendi gelecek yıl üniversite imtihanına gireceğinden dershane programları çok erken başlayacak ve malum ramazan artık yaz ortasına denk geliyor.


Akdeniz'e doğru yola çıkarak ilk rota Konya ve haliyle Hz. Mevlana ziyareti.


Ne güzel söylemiş.


Gülbahçesi denilen bölüm, türbenin arka bölümü...

Bu manzaraya karşı etli ekmeğimizi yiyerek öğle saatlerini bu bölgede geçirip, akşama kendimizi Anamur'a atacağız.


Anamur'a geldiğimizi anlamak için muz seralarını görmek yeterli herhalde.



Ne kadar güzel görünüyorlar.


Tatilde deniz bölümü olmadığında çocukların nazını çekmektense...

Yaz bize gelene kadar biz yaza gittik.

Aynı tarihlerde Eskişehir'de yağışlardan asfaltların söküldüğü haberleri geliyordu basın aracılığı ile...

Burada ilaçlık bulut görmedik o tarihlerde.


Tekne gezilerinin odak noktası çevredeki güzel koylar değil midir?

Bizde öyle yaptık.

Biz Marmara bölgesinde büyüdüğümüz için buraları bize çok temiz geliyor ki inşallah bu şekilde kalır.


Egehan rüzgar sörfü dersini aldı ve toplam 5 saatlik seans yeterli oldu.

Sözümüzü verdik.

Üniversite hedef bölüm=Rüzgar sörfü board ve yelkeni...

(Ucuz yırttık sanki)


Her bölgenin özellikleri vardır.

Anamur'a gidince çilek yemeden ayrılmayın demişlerdi.

Gerçekten haklılarmış.

Kasası 5 TL. olunca ve bu kadar lezzetli olunca sıcakta kahvaltılarda bile çilek yendi.



Öğle sıcaklarında serin yer ve serin yiyecekler aranıyor.


Akşamları denize son kez girmeden önce plaj voleybolu...

Zaten denize girince kumlardan temizlenmek yarım saat...


Akşamları dumanı tüttürmeden olmaz.


Ve biraz da gezelim.

Anamur'dan Side'ye doğru yolculuk ve yolda her yerde muz var.

3 kilo 5 TL. ve bu kadar mı lezzetli olur.

Bu ürünlere nedense İç Anadolu'da bu kalitede ulaşamıyoruz.


Side'ye gitmeden önce haliyle Manavgat şelalesi...




Side Antik Kenti...

Arabayla turlamak yetiyor ki benim ilgimi çekmiyor nedense...

Antik kovan vb. ürünler olsa bakarız ama...


Günün yorgunlukları atılıyor. 


Ve tadını çıkarmak lazım sonuna kadar...


Kumlara da kazıdık simgeyi...


Göbek erir mi böyle...


Kardelen bu balığı bitirmese ben bitiririm vallahi.

Bitirdi yahu...


Akdeniz'den çıkış zamanı...

Eskişehir'e gidip arılara bir bakım yapıp, Erdek-Tatlısu'ya geçmeliyiz.

Damat tekneyi hazırlamış...

Ama önce Düden Şelalesi...


Daha sonra Kurşunlu Şelalesi..


Gerçekten çok hoş görüntüler...


Yol üzerinde çizdiğimiz rotada Eğirdir gölünü de görsek dedik ve Akdeniz sonrası hiç niyetlenmediler bile göle girmeye...

Yemek molası sonrası yola devam...


Dağ komandolar...

İşleri zor ama zaten zor onların işi...


Ertesi gün arılığa gittik her yer yılan gömleği..

4 adet yılan gömleği bulduk arılıkta...

Bazıları ürkütücü ama doğal hayat ne yapalım.

Arıları şöyle elden geçirip, ana arı memelerini dağıtıp akşam doğru Erdek...


Sabahın köründe teknedeyiz.


3'lük attık...

İşin ilginci ben oradan ayrılana kadar sadece kırlangıç ve mezgit yapıyordu.

1 tane bile istavrit göremedik.

Egehan şimdi hala orada ve akşamları rapor veriyor.

7 iğneli çaparide 6 istavrit oluyormuş.

İğnenin biri kopukmuş ta...



Egehan tatilin son günlerini şu anda iyi geçiriyor olmalı...

Üniversite maratonu öncesi nötrlesin bakalım...


Eh işte...

Akşam ortamı kokutacak kadar balığımız aldık...

3 gün balık-deniz ve aile ziyareti macerası sonrası tekrar Es-Es'teyiz.


Annem bir şekilde oğul otu yetiştirmiş ki hemen devşirdik bir sürü kök ve arılığa ektim bakalım...


Erol abinin oğulda yalancı ana arı artık yumurtlamıyor püskürtüyor yumurtaları sanki...


1 ay kadardır Hacı abi çeşme yapmaya uğraşıyor ve sonunda halletti.

Allah razı olsun.

Arılığın hemen yanında ve su işimizi çok rahatlattı...


Propolis trap denemesi yapıyorum.

Eğer üst çerçeveler ile arasında 1 cm. çıta çevrilirse araya ve deliklere petek örüyorlar.

En güzel propolisleme çerçevelerin direk üzerine bastığında oluyor.

Bizim bölge propolis açısından kısır ama yoğun bölgelerde rahatlıkla derlenebilir.



Toplanamayan polenler bu şekilde küfleniyorlar.

Arılara bakımlarımızı yaparken Pazar günü bana Yusuf abi bir gaz verdi...

Dedi biz Tandır'a polene çıktık.

Sen ne durumdasın?

Yeteri kadar polenlikli kovanım yok.

Burada bir sürü var deyince...

Haydaaaa...

Şimdi polene arı hazırla...

Akşam oldu bitirene kadar ve Pazartesi akşamı götürmek üzere anlaştık derken ekip Yusuf abilerin bölgede toplanınca bende gittim yanlarına.

Bende iyi gaz veririm.

Peki Yusuf abi, senin bal hasadı yapacağın kolonilerde durum ne?

Arılıkta...

O halde onları Akpınar'a atalım ve bal hasadı için 1 günde hepsini halledelim.

Olur mu, olmaz mı derken gazı yedi...


Biz Hüseyin Yavuz'la bize tahsis edilen polenlikli kovanları ayar ederken, Yusuf abi de Abdullah ile Akpınar'a gidecek bal kolonilerini hazırladı.

Gökgürültüsü de gittikçe yaklaşıyor.


Sarmaya başladık biz, onlar ayar ederken...


Bala çalışanlar ve boş polenlikliler hazır...



Çıkmak üzere iken yağmur yetişti ama Akpınar'da tık yağmur yok.


Önce Yusuf abinin eve uğrayıp, biraz polen tattık.

Pirnal poleni..

Bakalım nasılmış değil mi?


Güzelce sehpaları dizdik ve indirdik.

Derken sehpanın birisi fare deliğine denk gelmiş ve 2 kovan birden devrildi.

Resim mi?

Kovanı toparladıktan sonra aylık zehir istihkakımızı almakla meşgulduk.


Kovanlar ağır olunca bu sehpaların altlarına mermer ya da tahta kullanılıyor ama ben genelde bu işi önemsemesem de tecrübe oluyor işte...


İş bitimi bizim polene gidecekler aktarıldı polenlikli kovanlara ve doğru Tandır'a...


Açtık uçuş deliklerini ve kontrolleri yapıyor Hüseyin Yavuz.

Buraya getirdiğimiz bölmeler 6 yavrulu / 8 çerçeve arılı ve toplamda 10 çerçeveli şekilde getirildi.

14 koloni getirdik ve bu arılar vadi çıkışı Yusuf abinin arılığa attığımız 3 koloniden bölünenler...




Yusuf abi yanında getirdiği arıları Tandır'da polen derlemek için konuşlanan Birol abi'ye teslim ediyor.

Gece 23:00 itina ile ana arı verilir kutulara.


Tandır'da daha devedikenleri açmadı.

Akpınar'da da yeni yeni açıyor.

Geçtiğimiz yıla göre mevsim 15 gün geriden geliyor.

Yağmurun zararı mı oldu faydası mı?

Süreyi uzatması açısından faydalı olduğu konusunda görüş bildiriyoruz ama...

Bala çalışan arılarımı da tekrar elden geçirdim bu akşam.

24-25 çerçeve civarında çalışan 2'şer koloniyi eşleştirip...

Arılar balı yedi türküsü söyleyen arıcıları duydukça endişelenip...

1 koloniyi 20 çerçeveye sıkıştırıyoruz.

Balları bir kolonide toplayıp onu da 28-29-30 yapıyoruz.



Sırlasınlar velhasıl...

Beyazlıkta devam ediyor.

Bu hafta sonu hasat yapsak mı yapmasak mı?

Acelemiz ne ki...

Ayçiçeğine belki gideriz belki gitmeyiz.

Arılığın  yakınında az da olsa ayçiçeği mevcut.

Ayrıca hangi kolonilere balı stoklamak lazım?

Tabi ki balı Kafkas'ta stoklamak lazım.

Yoksa yerler durduk yere değil mi?

(Yusuf abi öyle yapmış. 3 katlı kovanını biz yükledik arılığından ama o ne be...)


Pazar günü balı stokladığımız kolonide 28 çerçeve olmuştu.

Aradaki boşluğa bu akşam bakalım dedik ve dalak örüyorlar durduk yerde.

Acaba başka yerlerdeki balları yiyerek buraya mı stok yapıyorlar?

Tatil bitti ve uzun bir yaz önümüzde...

Ne yapalım, hiç olmazsa arılarımız var vakit geçirecek.