17 Temmuz 2010

Bir Günde Devri-Arılıklar

İlk bal hasadı sonrası Akpınar'dan çıkıp hem ayçiçeğine hem de bala çalışanlardan bölmeler alınıp polen için Tandır'a dağılmıştık.



Bugün önce ayçiçeği bölgesine gittik.

Amaç ana arı kaybı var mı yok mu hasatta onu kontrol etmek ve Allah muhafaza dolduruverirler verdiğimiz boş petekleri diye uzandık arıların yanına.

Benimle birlikte Gökhan, Yusuf abi ile birlikte ise Abdullah geldi.



Yusuf abinin arılar Akpınar'da döşemişti yavruyu, burada bala çalışıyorlar ve bizimkilerde süzülenlere çakmışlar yumurtayı...

Yukarıdaki petek 3-4 güne kalmaz bal ile dolar. Çünkü çıkanların yerine bal sokuyorlar.




Bu da bizimkilerden bir çerçeve....

Bu şekilde aralıksız yumurtlayan ana arılara bir "+" veriyoruz.

Yumurta düzeni çok önemli ana arılarda.



Ayçiçeklerinde öyle yoğun bir arı uçuşu görmedik bu yıl geçtiğimiz yıla göre.




Ya da arazi çok yoğun ayçiçeği o yüzden mi bilmiyoruz.

Kolonilerde güçlü olanlar daha doğrusu güçlü bıraktıklarımız stoklarını yapmışlar tekrar.




Yusuf usta kendisine bir nikotin molası verince biz de ayçiçeği bölgesini gözlemledik.



Bizim koloniler bitmek üzere idi. Yusuf abinin bir koloni hasatta ana arı kaybetmiş.

Dikmiş memeleri...


Ana kaybı olan kolonilerde memelerin bazıları böyle yukarıda oluyor.



Memeler temizlendi...

Yusuf abi uyanık arıcı...

Cebinde tüpte ana arı getirmiş.

Takıp, geçti.

Ayçiçeğinde işimiz az sürdü ki ana kontrolu ve bal kontrolü tıkır tıkır...

2 kişi olunca koloni bakmaya ne var.

O halde doğru Tandır'a.

Gökhan'da görmedi henüz Tandır'ı.

Biriken polenleri alıp, arıları da şöyle biraz uçuralım ki polenlikler açık, normal giriş kapalı...

Aslında Birol abi oralarda olsa o hallediyor ama Erol abi ile Sivrihisar bölgesine bal süzmeye gittiler bugün.



Yusuf abi ayrıca 5 tane tüp verdi.

Birol abi de kutu numarası...

5 tane ana arı tüplenerek Yusuf abiye getirilecek.

Havada askıda duran pet şişeler ise Kocaoğlan için.

Gece geldiğinde bakıyormuş ve havada asılı şişeler...

Yok yok bunlar böyle durmaz, kesin bir tuzak var deyip gidiyormuş.

Nereden biliyorum?

Daha sıkıntı yokta ondan.



Polenleri topladık.

Hafif rüzgarda ilk temizliği yapıyoruz.



Güzel bir tat yayılıyor.

Ana arıları tüpledik, polenleri aldık ve ana arı yenileme hareketi yapan 1 koloni vardı, onu kontrol edip tekrar şehre...

Aslında Yusuf abiye ana arıları yarın götürecektim.

Arayayım da eğer yakınlarda ise teslim edeyim.

Bal hasadı yapacağız gel deyince..

Gittik ve ana arıları da teslim ettik.


Geçtiğimiz yıllarda izleyenler bilir, şehir içinde bahçesinde arı bakan engelli bir büyüğümüz var.

Onun arılarının balları alınacak.



Gökhan kayısıların tadına bakarak başladı işe.



Ballar alındı ve Yusuf abi süzüp getirecek.

Boşalan yerlere az kabarmış çerçeveler verildi.

Güzel yavrusu var kolonilerin.

Resim çekemedik ama buradan Yusuf abinin arılığa.

Getirdiğimiz ana arıları taktık ayrıca 15 adet stokladığımız ana arı vardı.

Bu kutulardan 2 terk - 1 ana arı kaybı vardı.

Kısmetse yarın Akpınar'da yumurtlama günü...

Başka boşalan göz var mı diye baktık ve sıkıntı yok.

Yarın boş gözlere ana arılardan getiririz ve doldururuz.

Bu yıl mümkün olduğu kadar çok ana arıyı bahara taşımak üzere kurduğumuz strateji için çok uğraş veriyoruz.

Geçtiğimiz yıl Ağustos sonu yaşanan kutu terkleri ve Karniyollar'ın ana arı kayıplarını telafi etmek üzere kutularımızı boşaltmıştık.

Bu yıl yumurtlayan ana arıları diğer arılıklara atarak stoklama çabamızın sonucunu göreceğiz.

Bugün biraz fazla gezdik ama gün çok uzun...

Eve geldikten sonra depodaki straforlarıma baktım ve güzel...

11 tane 4 çerçevelik ana arı kutusu kesiverdim.

2-3 güne kadar montaj ve boyama biter.

Onları da sokarız devreye...

Ana arıyı yetiştirmek değil, kışa taşımak sıkıntılı...

Aslında kolayı da yok değil.

Olsa 50 tane 5 çerçevelik ruşet.

2 çerçeve böl, tak anayı...

Kışa girişte arıyı silkele kutuya ve çerçeveleleri ver güçlülere...

Hepsi hepsi 10 ruşetimiz var. 

Ancak şu anda depoda boştalar.

Yok yok hepsi boş olmayacak.

Yusuf abi arılıktan ayrılırken bir tüpte ana arı verdi.

Kafkaslar gelmiş Posof'tan.

Bir tane ruşete yarın bu ana arıyı ayar edeceğiz.

Gerçi bu yıl anaç ana arıları yok etmekte zirve yapmış durumdayım.

Hayırlısı artık.

Yorulmuşuz anlaşılan bugün de...

İyi ki arıcılık peşinde koşuyoruz ve yoruluyoruz.

13 Temmuz 2010

Bal Hasadı Bitse de İş Bitmiyor.

Cumartesi günü bal hasadını bitirince...

Pazar sabahı yoğun bir güne uyandık...

Doğru Yusuf abinin arılığına...

Orada bulunan stoklama kutularını kontrol etmeye...

Ayrıca Yusuf abinin nektar alanı denemesi için yakın bir ilçeye götürdüğü kovanları geri getirdikten sonraki hasatlarını yapacaktık.



Kutular...

Toplamda 15 ana arı stoklamıştık.

2 adet terk eden ana arı ve kolonisi var.

Bu yakın göz konseptine çok sıcak bakmıyoruz ama ana arıları stoklamanın yollarını deniyoruz.

En güzeli tek göz olan kutular şu ana kadar yaptıklarımızda...

Sonbaharda yine bir strafor seri üretim bandı kuracağız gibi duruyor...



Bal hasadında dikkat çeken durum kuluçkalıkların polen bloke olması...

O bölgede iyi bir polen derlemesi yapılabilir sinyali idi...



Ballı çerçeveler ilavelere dizildi ve doğru arabaya...



Açık havada balları süzmeye...

Zaten fazla koloni olmayınca çabuk bitti ki bizimde bu akşam arılarımızı ayçiçeğine atacağız...

O halde Hüseyin Yavuz ile kendimizi Akpınar'a ışınladık...

Emekli olalı beri bu kadar yoğun çalışmaya maruz kalmadı.





2. ballıkları alınan koloniler "hadi ordan be" dedirtecek kadar sakal yapmışlar kovanların önünde...

Yakın bölgede bulunan ayçiçekleri da açmış ama biz yine de gideceğiz ayçiçeğinin göbeğine...

Arıları hazırladık...

Dün akşam hızlıca verilen çerçeveler kontrol edildi...

Ve örtü tahtalarının üzerine klasik kırmızı çuvallar...

Bal hasadı esnasında bölünen ve Tandır'a polene gidecek olanlara da ana arılar verildi.



Pazar akşamı yorgun savaşçılar yine Akpınar'da ve karpuz-peynir keyfi... 



Kalabalık olunca bana sadece uçuş deliği kapatmak kaldı...


Yusuf abinin 13 kolonisi ile birlikte toplam 36 koloni ayçiçeği için hazır...



Ve büyük bir tecrübe edinme faslı başlıyor.

Bizler arıyı erken kaldırmak konusunda pek umursamıyoruz eğer geride arı kolonisi kalıyorsa...

Öyle de yaptık ve Yusuf abi gelirken zayıf bir koloni getirmişti ve kamyonetin solunda görülüyor o koloni...

Hani uçanlar gelsin diye...

Benim de zaten hem Tandır'a gidecekler hem de diğer bölmeler ve ana arı üretimi kolonileri mevcut...

Olayın esas tecrübelik bölümü ertesi gün görülüyor...



Gece ayçiçek tarlaları yanına indirdik ki bizim diğer Eskişehir ekibinden Gürbüz ve Muhterem abiler aynı yere önceden indiler ve artık hepimiz aynı meradayız.

Ayçiçeği tarlaları biraz uzak...

30-40 metre boşa uçacak arılar...



Sehpaları dizdik ve simetri hastası olan sadece ben değil mişim...

Sehpaları tek sıraya dizme konusunda gayret gösteren çok gece gece...

Ben ise sehpa-kovan uyumu üzerinde çalışıyorum...



2 kişi ile taşımak en  güzeli ama partneri beklerken dinlenmek çok hoş...


Birol abi de tüm kolonileri açtı ve ayçiçeğine yeteri kadar koloni attık...

Şeytan diyor şu arazide yat kal gece ama 30 km. uzaktayız şehre...

Birol abi hariç bizim ekip arazide yatmak konusunda zaten özürlü...

Pazartesi mesaide dinlendik güzelce...


Pazartesi akşamı ise yine arılıktayız ki Tandır'a polene arılarımız gidecek 10 tane daha...

O ne be...

Arılıkta sadece 1 adet 2 katlı bir koloni kalmıştı, bizim anaç kolonilerden...

Aslında anaç kolonileri bala sokmamak lazım ama denemekte gerekiyor yük altında...

İşte tecrübe burada...

Bu arılıktan gece kaldırdığımız tüm koloniler 2 katlı olduğundan ilk etapta ilk gece tek katlıya girenler ertesi gün uçup gelince 2 katlıya yüklenmişler...



Çuvalın altında da oğul gibi salkım...

Ana arıya birşey olmuş mudur?

Olursa da bakarız duruma artık...



Arıyı ne yapsak ne yapsak o sırada Yusuf abi geldi..

Gerçi ben kafada planı yapmış ve ekipmanı hazırlamıştım.

Kapağı bir açtık kapağın içi bile arı dolu...



Yörük sırtından kurban kesmek...

Bu işi en çok Birol abi yapardı ama bu kez sıra bizde...

Zahmetsiz kutu doldurulur.

3 tane boş kutu kalmıştı nam-ı diğer Ballıbaba Selahattin abinin gönderdiklerinden...
 


Hoppppp...



Diğer kutulardan bir ballı-yavrulu çerçeve takviyesi ile işlem tamam...

Yusuf abi hem foto çekiyor hem de bu arıların yarısı kesin benim diyor.

Tecrübe hanesine de yazıyor.

Eğer bir arılıktan arıyı erken kaldırırsan, aynı özellikte kovan bırakacaksın yerine...

Çünkü Yusuf abinin arılarının yerine koyduğu tek katlı koloni getirdiği gibi duruyor...

Kutu doluyor sonuçta ekip kullanır bir şekilde ana arı üretilirse...



Ancak olay yine de kesmedi ve 2. ballığa 3 ham petek takarak verdik koloniye...



Biz ise Tandır'a vardığımızda bile hava aydınlıktı...

Bu koloniden kalanlarda tek katlılara girmiştir.



Birol abi kutuları kontrol ediyordu...



İndirdik kolonileri ve toplamda 24 adet oldu polende...

Polene katsız arı götürme konusunda inadım sürüyor.

Güçlü arı polen toplamayı çabuk kesiyor.



Ve diğer kolonilerdeki polenleri de topladık.

Gazete kağıdına sakın koymayın polenleri yoksa fırçayı yersiniz, benden söylemesi...



Arı taşıma işi kesmedi ve Tandır'dan toplam 8 koloni yine ayçiçeğine götürüldü...

İlhan 4 koloni ve Birol abi 4 koloni ile ayçiçeğinde yerlerini aldılar.

Birol abi ısrarla Tandır'da dağ balını bekliyor ki ortalık yemyeşil olmasına rağmen henüz istenen düzeyde akım yok.

Şu sıcaklıklar devam ederse orada da bal hızlanır...



Sonradan götürdüğümüz kolonilere teneke polen operasyonunu da uyguladık bakalım...

Artık 3 arılıkta arımız var ve gez baba gezelim...

10 Temmuz 2010

Bu Yıl da Balımızı Alamadık.

Tatilimizi yaptık geldik... 

Biz tatilde iken yağmurlar o kadar çok yağmış ki...

Arılar balı yemiş söylemlerini de duydukça...

Hafta arası kontrollerde durumlar o kadar kötü gözükmüyordu ama berber saçı kesip saç önüne düşmeden ak düşmüş mü düşmemiş mi ahkam kesmekle olmuyor.

Bu yıl da sonuç olarak balımızı alamadık.

Çünkü...

Balları Yusuf abi aldı ve ben yine körükçüydüm.


Hafta arasından kalan ilginç bir enstantane ile başlayalım ki ilerleyen resimlerde ağzımız tatlanacak nasılsa...

Uygun boyutlarda olmayan çerçevelerin altına örülen bölümlerde oluşan erkekleri kesip atıyoruz ama henüz açık olan erkek larvalarının içerisinde varroa dansı vardı.

Bu hafta sonu için bal hasadı planlaması yapılmıştı ama hava şartları konusunda yağmur ihtimali bile vardı ki erken saatlerde bazı hazırlıkları yapmak üzere arılığa geldiğimizde hava kapalıydı.



Tek tük uçuş başlamıştı ama yağışın olmayacağı düşüncesi de ağır basıyordu.

Ekip zaten sallana sallana geldi ve geldiklerinde saat 10:45 idi...

(Bu notu yazayım da delil olarak kullanırım sonra...) 



Ekipte ana arı kutularında doğumların gerçekleşeceği gözleri kontrol ederken Gökhan'da arka planda çeşmede bazı malzemeleri yıkıyor.

Ben...

Klasik işte goy goy goy geziyorum...

Fikri ve Gökhan izinleri Pazar günü bitmesine rağmen hasat için 1 gün erken geldiler ki Gökhan ise gece uykusuz bir yolculuk sonrası bütün gün sallandı...

Tecrübe hanesine yazdı uykusuz hasadı da...



Hava sıcaklığı arttıkça arının uçuşu arttı ve ilginçtir sabah saatlerinde çok yoğun polen geldi.

Bunu görmemiz genelde mümkün olmuyor ama kuluçkalıklarda polen blokeleri dikkat çekiciydi bazı kolonilerde...

Geçtiğimiz sonbaharda bulamayınca ana arı herhalde üfledi kulaklarına ki bu durumu sadece ana arı biliyor...

Neyse biz hasada geçelim.

Haydi o zaman...

Toplamda 8 kişiyiz bu yıl...

Aslında yine sayımız rekor olurdu ama Gürbüz Mozak abiler de bugün diğer arılıkta hasat yapıyorlar.

Ahmet Şef Ege havaları dinliyor kendi yöresinden...

Aslında şu anda Akdeniz'de ama...

Ekip görev dağılımı zaten belli gibi...

2 kişi içeride sır alıp, balları süzüyorlar ve bizler 6 kişi tıkır tıkır çıkarıyoruz.

Serilik ve koordinasyon önemli...

Minimum hata yapmak gerekiyor.



3 katlı kovanlarda 2 ballığı kenara alıp, ilk etapta kuluçkalık düzenleniyor.

Yusuf abi işi daha da ileriye götürdü bu yıl ve kuluçkalık sağ taraftaki 6 çerçeveyi kışlayacak uygun çerçeveleri dizerek oluşturdu.
 
Ayçiçeğinde o bölüme ellemek yokmuş.

Bence kesin eller ama...


Daha sonra ilavedeki ballılar arkada nemli bezlerle örtülmüş boş strafor ilavelere...

Strafor ilaveler çok hoş oluyor bu taşımalarda kuş gibi...

Kuş gibi deyince...

Bugün bir keklik muhabbetidir gidiyordu ve çözemedim.

Sordukça güldüler bakalım öğreniriz nasılsa.



İlavelerden alıp silkeleniyor ve süpürge ile arkadaki ekip süpürüp arıları, ballı peteği atıyor taşıma ilavelerine...



Çok ilginç durumlarla da karşılaştık.

Arılar balı yemiş söylemlerine uygun biçimde full ballı çerçevelerin altı oyularak yavru atılmış.

Neyse şimdilik ödünç olarak verelim bakalım geriye...



Sırlamalar da 2-3 gündür daha iyi gerçekleşti ama bal akımı daha da bu bölgede devam edecek gibi ki bugün öğleden sonra çerçeveleri silkeledikçe bal akmaya başladı.



Kuluçkalık işi tamamlanınca ilaveyi üzerine koyup çerçeveleri bu kez bu şekilde alıp silkeliyor veya alınmayacaksa uygun yerine veriyoruz.



Yusuf abi bu akşam kol krampları geçirir ve yattığı yeri beğenir.



Geçtiğimiz yıl ile karşılaştırdığımızda bu yıl durumlar daha güzel ki bunun sebebini nasıl anlatsak...

Irk desek değil ki hemen hemen her ırk birbirine yakın performanslarda...

Olay çok basit.

Elimde bu yıl çok fazla kabarmış peteğim vardı ve kolonilere çok az petek kabartma işlemi yaptırdık ve stoklama başladığında da lübürt tekniği ile her koloniye 10 adet kabarmış çerçeve çaktık.

Irk konusunda ise vay be denilecek bir durum gerçekleşti...

Geçtiğimiz yıl sonbaharda performanslarını beğenmediğim Bilecik ana arıları ile vedalaşma planlaması yaparken son anda hele baharı görsünler demiştik.

O arkadaşlar "al sana" der gibi gereğini yapmışlar.



Kabarmış olarak verdiğimiz çerçeveler doldurulmuş İç Anadolu gibi zor bir bölgede...

Eğer yoğun bal gelen bir floraya sahip olsak bu kadrolarla koloniler çok daha iyi performans gösterecekleri düşüncesindeyiz.


Silkele Lider silkele...

Birol içeride rahat edemesin...


Keklik fotoğrafı çeksin o arkadaşa söyle dedikçe kahkahayı patlatıyorlar ama biz yine olayı anlayamadık.

Olsun biz ballı çerçeveleri çekelim de hasat görüntüsü gerektiğinde kullanacak arşivimizde çeşit bol olsun.



Kuluçkalığa son verilen çerçevede çok dikkat etmek gerekiyor ki yoğunlukla çok işçi arı ölüyor ve bu durum arının hırçınlaşmasına sebep oluyor.

Ana arı kayıpları bile yaşanabilecek bu durumlara dikkat etmek gerekiyor ama ana arı konusunda da stok arttıkça umursamıyorsunuz ya sakınan göze batan çöp artık batmamaya başlıyor.



Arıları hasat ederken ırklarını söylemiyoruz hasat edene ve genelde tahmin edilmeye çalışılıyor.

Yusuf abi elimde kalan son 2 karniyoldan birini hasat ederken sormadan bildi...

Nereden anladın desekte söylemedi.

Zaten karniyollar testten geçemedi ki sahada ayçiçeği ile uzatmaları oynuyorlar...

İptal edeceğiz...



Gitti 2 kg. bal tekrar koloniye...

Olsun diyeceğiz ama...

Bu konuda en gaddarımız Birol abiyi genelde içeride tutuyoruz ki ona kalsa bu çerçeveler mutlaka dönmeli süzme makinesinde...

Dönme dolaba binen kapalı larvalar çok başarılı oluyormuş ona göre...

Yok yok kalsın ayçiçeğinden sonra ayar ederiz.



İlk sırayı bitirip, arka sıraya geçeceğiz ki arılar savunma davranışını arttırıyorlar.

Süzülen petekleri bu yıl hiç vermedik gün içinde...

Yine de arılar ne yapsınlar...

O kadar uğraş didin...



Bu tür sıra ile dizili arılıklarda özellikle hasatlarda önce ön sıra hasat edilmelidir.

Eğer arka sıra hasat edilirse ön sırada sizi çalıştırmazlar kolay kolay...



İçeride odada durumlar nedir?

Savruluyor işte...



Birol ise kağıt gibi indiriyor sırları...

Bizlere de tatmak düşüyor...

Balın en lezzetli yeri sır ile yenilen bölümüdür veya bize öyle geliyor.



Ve altın sıvı akıyor.

Tabi bu arada biraz dinlenme molası...



Tekrar devam ediyoruz.

Bazen seri biçimde ballı çerçeveler alınınca ortalık karışıyor.

Dur dur demekte bize düşüyor...



Bizim arıların sonuna geliniyor...

Ve arılardan alınan tüm ballı çerçeveler artık sağım odasında.



Odaya girmeden önce Erol abi doldur tenekelerini deyince...

En zevkli bölüm ama Hüseyin Yavuz sağolsun işi o kıvırdı ve bana da dışarı taşımak düştü.



Hasat sonrası bala çalışanların hepsi 2 kata düşürüldü.

Hasat esnasında Tandır'a tekrar polene götürmek üzere elimde polen kapanı olan kovan kadar bölme yaptık ve toplamda 10 adet bölme hazır.

Elimizde hepsi hepsi 10 kovan polenli sonuçta...

6 çerçeve yavrulu, 8-9 çerçeve arılı ve 10 çerçeve şeklinde hazırlandı polen bölmeleri daha önce polene çıkarılanlar gibi...

14 tane de daha önceden gitmişti ki bunlarla beraber 24 adet polende koloni olacak.

Onlardan bal umudumuz zaten yok ama biraz polen tıkırdasınlar biraz da kışlamaya doğru hazırlıklarını yapsınlar...

20 bala çalışan koloninin içerisinden 10 bölme koloni çıkardık ve yarın bazılarının ana arıları verilecek kısmetse...

Sadece 2 koloniyi bölme esnasında ana arıyı bulamadık, yarın buluruz nasılsa...

Ayçiçeğine de gidecek koloniler hazırlanacak.

2-3 koloni bırakılacak ki ana arı çiftleşmeleri için koloni şart.

Ayrıca yine ana arı memesi üretimi için koloni de gerekiyor.

Velhasıl ayçiçeğine göçüyoruz...



Dinlendirme kabına dökülen balın görüntüsünü yılda 2-3 kez görüyoruz işte...

Atlamamak lazım...



Bu arada Birol abinin izini de bitti ki Tandır'da nöbetçi polenciydi kendisi...

Hazır geliyordu bizlere polenler bugünkü gibi...

Artık beraber gideriz Tandır'a akşamları...



Bal başı dediğimiz sırlar...

Bu yıl bunlardan sirke yapacağız.

Nasıl yani?

Evet bal sirkesi...

Süper oluyor tabi ki ayarı tutturulabilirse...

Büyüklerimiz yaparken görüyorduk artık sıra bizde...

Biz elimizde bidon dayımın bidonlardaki sirkelerden doldurup doldurup geliyorduk ohhh.

Artık öğrenme zamanı...



Birol abinin baş parmak kilitlenmiş bugün...

Olsun biz sırlardan tadalım da...



Gökhanım aman dikkat et...

Uykusuzluğa iyi gelmez bal..

Bütün gece yolculuk yapıp, sen gel hasada...




Öğlen yemeği faslı sonrası...

Sıra Erol abinin arılarda...

1 kolonisi oğul vermesine rağmen bizim ortalamaları yakaladı kolonileri...



Ve sıra Yusuf abi de...


Yine buldular birşey gülecek...

Keyif denen olgu bu olsa gerek.



Tüm kolonilerin balları alındı.

Artık sıra iç işlerinde.



Bende tenekeleri dizdim ve üzerlerine "2010 Akpınar" yazdım.

20 koloni / 10 teneke...

(İkramlıklarımızı da hesaba katmamız gerekmiyor herhalde)


Bal başlarını hafifçe süzdürdük ve doldurduk...



Yusuf abi de ikramlıklarımızı ayar ediyor...



Yusuf abinin koloniler bizim bölgeye daha sonra geldiğinden onun kolonilerin balları daha koyu renkli...

Bizimkiler bu yıl bayağı açık renkli...



Ve en önemli bölüm...

Seri biçimde ve 2 ekiple takır takır veriyoruz süzülmüşleri kolonilere...

Sonra kaççççççççç.....

Güzel bir final yazısı yazmak gerekiyor ama günün fotosunu kaçırdık.

Balların resmini çekmekten arılığın içine kadar gelen kekliğin resmini çekemedik, yanarım yanarım buna yanarım.

Herkese bol ballı hasatlar ola...