31 Ekim 2010

Sezon Bitti, Yenisine Artık.

Arılarda işimizi daha önce bitirmiştik ama depoda yapılacak çok iş vardı.

Ekip yeni alınan kovanlarını 2 kat boyamıştı ve bugün son katlarını attılar.

Bizimde fazla çerçeveler sehpalarda idi..

Temizlenen yani propolisleri alınıp, petek çıkıntıları kazınan çerçeveler artık boş kovan ve ilavelere dolduruldu.



Depodaki odayı öyle ayarlamalıyız ki önce gerekecekler önde diğerleri arkada olmalı...

Ekip kalabalık olunca bu işler kolay da tek başına zor iş.



Emeklimiz Hüseyin Yavuz'da bugün aramızda idi...

Boya kıvam ustası...

Hepimize emeklilik gazı vere vere günü bitirdi.



Ana arı çiftleştirme kutularının tamamı da odada yerini aldı...

Güzel bir planlama oldu bu yıl.

Baharda hem ana arı açısından rahat ederiz hem de bu kutuları doldurmaya uğraşmayız.




Odanın camları kırık durumda. Uçuyor arılar velhasıl.

Neden odaya aldık?

Üzerlerine kar-yağmur yağmaz.

Ayrıca oda ısısı dışarıya rağmen daha optimum olur.

Güneşi de hissetmeleri geç oluyor.

Hafta sonu büyük koloniler güneşte bir hayli uçtular ama bu kutular çok az süre uçtular.

Ekip olarak Cuma akşamı ilkbahar keklerimizi de yaptık.

Vadiye gidiş planlamaları da yapıldı.

Bu yıl erken gitmeyi planlıyoruz.

Bayram sonrası atacağız kendimizi vadiye...

Muhabbet çıksın.

Birkaç koloni kontrol ettik, hala 1 çerçevede de olsa yavru mevcut ve sabahları taş gibi salkımda idi arılar...

Bal stokları da salkım bölgesinde...

Varroa konusunda da kontrol edilebilir düzeyde artık.

Ana arılar da genç...

Yedekte ana arılarımız da var.

Daha ne, kış buyursun gelsin.




Sehpaları da boşalttık ki vadide lazım olacak.

Sehpalar opsiyonelliğini her yerde gösteriyor.

İçiçe girerek hedef küçültebiliyorlar.

24 Ekim 2010

Arıcılık Biraz da Kebap Yapmaktır.

2 haftalık arıcılık birikimi ancak karalayacak bir şeyler çıkartıyor artık.

Son bahar adı üstünde...

Kış geldi sayılır ki Eskişehir'de hafta içi salkımların maşallahı vardı...

Arıcılık işleri gevşeyince, kovan boyama-yeni tasarım modeller yapma ve her zamanki gibi kebap yapma zamanı... 



Arılarımızı iyice sıkıştırmıştık.

Hiç bölme tahtası da koymadık bu yıl şu ana kadar ki yavruyu azaltsınlar artık...

Vadiye gittiğimizde koyarız bölme tahtalarını - straforlarını...

Keklerde yanda boşlukta idi...

Onları topladık geçen hafta ve üst besleme kutusuna verdik.



Bizim ekipte hemen beyin fırtınası yapılır ve birileri hemen projeyi yapar...

Erol abi de geçen hafta bizim arılıkta bulunan 2 kolonisinden birini, hemen 5 çerçevelik strafor ruşete aktarmış.

Erol abi yapar da biz durur muyuz?



Geçen hafta ekibin yeni aldığı kovanlar boyanmaya başlandı...

Bu kebap vakti geldiğini gösteren en güzel bir işaret...

Gökhan arkadaşımız sağolsun, kurban bayramına ön hazırlık kapsamında idman yaptırıyor bize.



Önce ince 1 kat, kuruyunca 2'nci 1 kat daha silikonlu dış cephe boya...

Bu haftada yapılacaktı boya ama Pazar günü boya aramaya çıkınca bugün başka işler bulduk...

Uzasın işler ne zararı var ki benim için, yerim ben kebapları...



4 çerçevelik ana arı çiftleştirme kutuları artık kışlamaya hazır...

Hem kadro, hem bal stokları hem de ana arısı tamam...



Ben de yaptım 1 tane prototip strafor 5 çerçevelik ruşet.

Cumartesi günü öğle saatlerinde aktardım.



Dip bölümünde 10X15 cm. parça çıkarıp, üzerini tel ile kapattım ama alt bölümü yine çıkan straforla kapatılabiliyor.



Kaldır kovanı yerinden.

Koy yerine yeniyi...

Prototip bu denemeden asla olmaz...

Numarayı da sök/strafora tak.



Ana arı da hazır strafora girmeye...

Ana arı numarası kırmızı...

Mavi numara kalmadı ki...

Üstelik numaranın altından mavi boya da sırıtıyor.



İşlem tamam...

Hazır aktarmışken varroa mücadelesi de yaptık...




Sonra tüm kolonileri kenarlarından açarak kontrol ettik.

5 çerçeve arının en dışında arı varsa olay tamamdır bizim bölge için.



Bu kolonide Bilecik'ten aldığımız 10 çerçevelik strafor kovanlar...

Kadrolar bu kovanlarda daha iyi...

Bu arıya 7 çerçeve koysak şimdi hemen yayar kendini ama öyle ayılıp-yayılmak yok.



5 çerçevelik ahşap ruşetler Eskişehir şartlarında kışlamak için çok stratejik önem taşıyor.

Eğer biraz da güçlü olursa, vadide büyük gelişim gösteriyor.



20 küçük çerçevelik stoklama ruşetlerime 1 ana arıyı 8-10 çerçeve arı ile indirdim.

Hepsini doldurmuyorum çünkü olur ya kutulardan bu saatten sonra ana kaybeden olursa arısını bu stoklamalara alayım...

Geçtiğimiz günlerde ruşete aktarırken bir kutuyu, boş 1 çerçeve kalmış ruşette...

Onu da verdim gitti araya...

Ahanda, petek örüyor hem de normal sıvı besleme ile...

Dedim örüyorsunuz madem devam edin bakalım...




Çerçeveleri düzenlerken 2 çerçeve arasındaki bağlantı kopunca hepsi anında uzatıyor hortumu ve böyle bir görüntü çıkıyor ortaya..



10 numara işte...

Numarayı yapıştırınca hemen salıyoruz ya hemen salmamak lazım...

Kafasını yavru gözüne sokunca numara kayıyor...




Strafora arıyı aktarıp yarım saat kadar diğer ana kutularına baktım ve dedim kutu ne yapıyor?

Kapı önünde kahverengi canlarım vurulmuş tertemiz alınlarından yatıyor.



Hemen uçuş deliğinden bastım deklanşöre...

Muzaffer komutan gibi arı seyir ediyor düşmanını...



Tüm kolonileri tekrar ilaçladık ki bugün yaptığımız polenlik kontrollerinde bir hayli varroa döküldüğünü gördük...

Bu kadar mücadele ediyoruz ama hep karşımıza çıkıyorlar.



Pazar günü tüm ekip arılıkta olunca, onların arılarına ellemedik 1 gün önce...

Onlarda kontrollerini yapıp, ilaçlamalarını yaptılar...

5 çerçeve kadrolar ve stokları da tam olması gereken yerde...



Bugün boyaları getirmeyince ekip...

Ne yapsak, ne yapsak...

O zaman odayı toparlayalım artık..

Çerçeveler sehpalarda, mum güvesi devri de bitti...

O zaman çerçeveleri boş kovan ya da ilavelere alalım.

Alırken çerçeve aralarındaki propolisi ayır kazıyıp, çerçevenin diğer bölümlerindeki mumu da temizleyip, tasnif yapıyoruz kovanlara...

Kovanların üzerine de notları yapıştırıp, baharda kullanım kolaylığı yaratıyoruz.



Ortada propolisler, yan tarafa da mumlar kazınıyor.

Sehpalar, vadiye gidileceği zaman lazım olacak.





Gökhan'da bugünün kebabını hazırlıyordu...

Allahım bu nasıl bir arıcılık?


12 Ekim 2010

Düğün Dernek Arası Arıcılık

Bu hafta sonu yine Mustafakemalpaşa'da idik.

Leyleği havada görmek istemesek bile baharda arılara giderken mutlaka havada denk geliyor işte...

Vesile bu kez düğün dernek olayı...

Toplam bacanak sayımızı zirve yaptırarak 5'e çıkardık...

Elde kaldı 1 oğlumuz  bakalım...

Allah ömür verirse, onun düğününde gelin arabasının plakasına yazacak metin hazır, 5 kızı gelin edip, alınacak ilk ve tek gelin için...

"Annemin ilk gelini"

Düğün dernekler adı üstünde cemiyet işte...

Kalabalıkla yapılıyor...

Eş-dost-akraba vesile ile görüşüyor...

İşte yoğun bir hafta sonu idi kısacası ama öne çıkan konulardan bahsedelim biraz.



Gelin alıcı adı verilen faaliyet öncesi bizim ekip toplanınca hemen konu bulunur nasılsa...

Konu bu kez, hastalığa kapılmış bir fidan...

En büyük bacanağımız ile dayım yakın tespitte...


Dayım artık yumurta-larva-zararlı tanımlaması peşinde ama çok geç kalınmış teşhisini de koydu.

Bende onun kovanlarda varroa için aynı teşhisi koyma cesaretini gösterdim.

İlk gün telaşını atlatır atlatmaz, hemen arıların olduğu çiftliğe bir planlama yaptık...

Sebebi-ziyaretimiz çok güzel bir gerekçe...

Biraz yaşlı ana arı varmış..

Öldüreyim mi yoksa alır mısın?

Öldürmek mi?

Eh alayım bari...

Bu arada bacanakları da alıp doğru çiftliğe...



İlk iş cennet hurması ağacının başına...

Cennet hurmasında bu yıl hava şartlarından dolayı çatlamalar olmuş meyvelerde ve erken olgunlaşmış bir bölümü...

Yani lokum olayı...



Emin eniştemiz yani en büyük bacanağımız bir elinde hurma ama gözü hala dallarda...



Afiyet olsun...



Kısaca olaydan bahsedeyim önce...

Dayım oğullardan gençleşen ana arıları ve bir şekilde yetiştirdiği genç ana arıları bal hasadı sonrası yaşlı ana arılarla değiştirir...

Aslında dayım için yaşlı ana arı demek bugün için 2008 doğumlu ana demek..

Bu yıl 2008'lerin bazılarını iptal ediyor...

2007 kalmış mıdır?

Kesin vardır...

Değiştireceği genç ana arının bulunduğu koloniyi yaşlı ana arının kovanının yanına ya da üstüne koyar...

Yaşlıdan gence takviyeler verir..

Yaşlıyı kadro iyice azalınca üste alır...

İşte bizde bu üstte bulunan 2008 yaşlı ana arıları topluyoruz...



Arabada arı çantam olduğundan ana arı tüpleri yanımda...

Hemen arkalarına keki koy ve doldur işçileri...



Bunu da al, bunu da al derken toplam 6 tane alıvermişim Cumartesi günü.

Pazar günü yine biraz hasat ederiz nasılsa...



Ana arısı alınanları da alttaki kolonide yer varsa oraya yoksa başka bir koloniye veriyoruz.



Eğer ana arısı alınan koloni biraz güçlü ise, alttaki kuluçkalık üzerine soğan çuvalı koyarak arıları ilaveye üste diziyoruz...

Dayım uygun zamanda ayar eder onları...

Ne yapacağız bu ana arıları?

Sonuçta öleceklerse, 1 tane bile yumurta alabilsek bu ana arılardan pozitif katkı olur...

Bir kaç kutuda ana arı kayıpları yaşandığından iptal edecektik ki artık gerek kalmaz...

Kutuyu yaşatsınlar, daha ne isteriz...

Cumartesi akşamı düğünü de yaptıktan sonra Pazar günü çiftlikte hasat zamanı dönüş öncesi...

Hem Bandırma'dan gelen ailem ve misafirler ile biz ürün toplama telaşına düştük.

Gerçi ben iş gücünü organize edip, toplanan ürünü finalde paylaştım...



Dün gece düğünde şatafatlı tuvaletler ve gece kıyafetlerini giyenler hünnapın dikenli dalları arasında köylü kızı kıyafetleri içinde hasat yapıyorlar...



Bazı özel ürünler genelde böyle hobi çiftliklerinde yetiştiriliyor...

Hünnap...

Dayımda bir hayli hünnap ağacı ekti sağolsun ve ürünler sülaleye yetiyor...

Haydi bakalım düğünde oynamak değil o, toplayın bakalım dikenli dikenli...



Ve yine hurmalar...



Dayım habire götürüyor...

Sonra "çok yedik çok" serzenişinde bulunuyor...

Ancak serin bir havada dalından cennet hurmasını yemek, soğuk soğuk ne güzel....



Buyrun size de afiyet olsun...



Biz hünnaplar toplanırken biraz daha ana arı hasat ettik...

3 tane daha alıp, toplam 9 ana arıyı öldürülmekten kurtardık dermişim.

Dayımın varroa eserleri..



Arı bir yavru uçuruyor, patır patır dökülüyor...

Bir hayli varroa dökülüyor ama bulaşıklık arttığı zaman bu sonuçlar kaçınılmaz...



Meyveler bitince hücum sebzelere...

Hem salçalık, hem turşuluk hem de taze taze kızartmalık biberler...



Ekip biber toplar iken, Kardelen'de salıncak keyfinde...

Sülalenin gençlerinin-çocuklarının hepsinin büyükbabası yani dayım çiftliğe gelen herkesi bu kirazda asılı salıncakta sallamaktan büyük keyif alıyor...

Eskiden bu salıncağı söker-takardı...

Artık sezon boyunca sökülmüyor...

Çocuk sayısı artınca ziyaretçi de artıyor haliyle...



Cumartesi soğuk havanın ardından, Pazar öğlen açan güneş arıların yavru uçurmalarını sağladı...

Bu arılıkta bir hayli çalışacağız bakalım kısmetse emeklilikte...

Gerçekten tek başına bazı işler zor...

Tertemiz yapmalıyız buraları...



Ve bende arabanın bagajına aldığı kadar bir şeyler attım...

Boşuna mı büyük bagajlı araba aldık!!!

Ana arıları Eskişehir'e geldiğimizde uygun görülen yerlere verdik ama arı bölemedik soğuktan...

4 tane henüz yeni doğmuş ya da henüz yumurtlamamış ana arıyı tüpe alıp, onların yerine getirdiğimiz yaşlı ana arıları verdik...

Bu 4 ana arı ise tüpte evde misafirimiz...

Olur ya tutmayan olursa, veririz yine kutulara kesme ihtimalleri olsa da...

Velhasıl yaşlı da olsa yumurtlayan ana arıyı bugün henüz yeni doğmuş ana arıya tercih ederim.

3 Ekim 2010

Sonbaharda Veda Ediyor...

Geçtiğimiz hafta sonu Adanaları ve güveçte av etlerini göçürür iken vadiye şöyle bir göz atma planı yapmıştık.

 Geçtiğimiz yıl konuşlandığımız yerde sıkıntı yok ama nemi biraz yüksek olduğundan nehirden uzaklaşabilir miyiz diye sesli düşündük...

Erol abi'nin köyü olunca, bakarız dedi ve Cuma akşamı vadide idik.

Özlemişiz vadi yolunu... 



Bu kez Birol abinin oğlu EGE'de bizlerle...

Ayrıca okuldan ders vermişler röportaj hem de arıcılıkla ilgili..

Yusuf amcasını videoya çekerek dersini yaptı...



Biraz yüksek olsun diye baktığımız yerlerde güzel yerler var ama bizde de 10-15 kovan yok ki...

Biraz engebeli arazide taşımak gerekiyor ki bu durum bizi çok bozar...



Vadi, şehire göre daha çok yeşil...

Nehir, bu bölgeye hayat veriyor işte...


Nar'lar olmaya başlamış...

Bu bölge ayrıca nar deposu denilebilir ki ülkemizin büyük bölümüne nar bu bölgeden gidiyor...

Alanya şu anda 1 numaraya yükseldi ama burası da hatırı sayılır nar yetiştiriyor.



Mesai sonrası gittiğimizden hava çabuk karardı ve yabani böğürtlenlerin tadına karanlıkta baktık.

Büyük ihtimalle eski yerimize gideceğiz...

Nem için ise bakacağız başımızın çaresine...

Cumartesi-Pazar ise arılıkta kışlama çalışmaları malum...

Ana arı çiftleştirme kutularına son düzenlemeleri yaptık...


Daha önceleri 2 bardakta kek var idi...

Kek ile hızlı stok yaptırmak mümkün değil.

Sadece yağmaya karşı sıkıntı yaratmıyor.



4 çerçevelik biçimde strafordan yaptığımız kutular şu ana kadar iyi geldiler ve kışlamaya da bu kutulardan da hazırlananlar var.

Büyük stoklamalardan bu kutuların ne eksiği varsa tamamladık.

2 yavrulu / 2 ballı hale getirdik.



Ve bardağın birini sıfır bardakla değiştirip koyu sıvı beslemeye başladık...

Stok yaptırmanın başka yolu yok.

Havalarda soğuyup, biraz da yağmur çiseleyince yağma işi de bitti gibi...



Kutularda varroa konusunda çok titiz davranmadığımızdan varroalar hem erkek arı ensesinde hem de işçi arı ensesinde göze girmeyi bekliyor.

Varroa konusunda da kutulara Perizinle bir müdahale yaptık.




İnci 2 bölmeli çiftleştirme kutularında da orta bölmeleri kaldırıyoruz kışlayacak kutularda...

Gerçi hepsi kışlayacak ama...

Bu kutularda da sol tarafta kek, sağ tarafta sıvı besleme bardağı olacak...

Yoğun stok yapmaları gerekiyor.

Az arı çok bal tüketiyor. Petekler beyazlayana kadar devam...




Büyük kolonilerde durumlar güzel...

Biraz fazla sıkıştırdık ama karşılığını hemen gösteriyorlar...

Özellikle salkım yapacakları orta çerçevelerde hem yavru, hem polen hem de bal kemerleri istenilen düzeye geliyor.

Daha doğrusu tüm kolonilerde bu durumu görmek için uğraşıyoruz.



Bu yıl sonbaharda şu ana kadar sıkıştırılmış kolonilerde bölme tahtası/strafor vb. malzeme kullanmadık...

Katı beslemeyi bu kovandaki boşluğa attık...

Ve gözlemimiz şu ki arı o boşluğa da çok iyi bakıyor.

Tertemiz yapıyor...

Bölme konulduğunda bu dönemde bölme dışı bakımsız kalıyor...

Ancak bölme konulmayacaksa çok iyi sıkıştırılması gerekiyor koloninin...

Biz sağdan çalıştırıyoruz kolonileri ya, soldan örtü tahtasını araladığımızda son çerçevenin dışında arı varsa ve bal stoğu gözle görülür durumda iyi ise sıkıntı yok demektir...

Bu günlerde çok ayrıntılı kontrollere de gerek yok...

Orta çerçevelerden birisi alınıp, yumurta görülmesi yeterlidir ki çok fazla düzeni bozmaya gerek yok.

Yukarıdaki koloni 5 çerçevelik bir koloni ve 3 çerçeve yavrusu var...

Bu güçteki koloni çok rahat kışlayabilir İç Anadolu şartlarında...

Belki 5 çerçevelik ruşete indiririz bazı kolonileri...

Sonra da vadiye kaçarız...

Gelecek yıl planlar/stratejiler farklı olacak...

Çünkü Eskişehir ekibinin en zayıf halkası benim...

Zincir kopmaz merak edilmesin çünkü yeni halkaları yetiştiriyoruz yerimize...

Onları biraz uzaktan seyredeceğiz kısmetse seneye bu zamanlar, onlarda bizi seyredecekler uzaktan...

Şu andaki duruma göre yaklaşık 30 kadar yedek ana arımız olacak kutularda kışlamak üzere...

Bu kutuların ana arılı kışlamalarından ziyade, arılı halde bahara taşınmaları çok stratejik...

Yoksa büyük kolonilerin yine vay haline... Ya da Muğla'dan arı alıp, bunlar çok sokuyor diye yaygara yaparız.

Kutuların büyük bölümü kapalı odada kışlayacaklar... Camlar açık olacak ama kuytunun faydası olur herhalde..

Eğer kutularda sıkıntı olmaz ve baharı görürlerse, 5 çerçevelik ruşete ihtiyacımız olacak...

Belki strafordan yaparız kışın işimiz ne?

Tak 2 çerçeveye arıya 1 ana arı 5 çerçevelik ruşette...

Yanına 1 kabarmış, 2 kılavuz petek...

Gönder Mustafakemalpaşa'ya...

Biz gidene kadar dolar...