29 Kasım 2010

İşin Ameliyesi Bitti.

Cumartesi günü bizim ve Yusuf abinin arılarının yarısını atmıştık vadiye..

Pazar günü kaldığımız yerden devam.


Yılmaz hoca yapıyor ve bizler seyrediyoruz hep birlikte...

Her bir kule ülkemizde ve dünyadaki, ünlü kuleleri simgeliyor...



Birol abi'nin arıyı çift pikapla taşıyacağız.

Birol abi yine kombi ekibinin pikabı aldı ve doğal olarak kasada her taraf boru ve profil....

Millet arı kapatırken bende kasayı ayar ettim.



El birliği ile tıkır tıkır...

Birol abi'nin arılık gündüz gözüyle idare ediyor da gece arı indirmek ölüm buraya...



Son iş sehpalar...



Konvoy hazır..


Gökçekıksık köyü içinden kat ediyoruz.

Burada genelde fotoğraf çekiyoruz.

İnce bir mesaj var bu fotoğrafta..



Kızılinler köyü...

Buraları bilenler iyi bilir ki en iyi kabaklar bu köyde yetişiyor...


Özellikle şehir içi katedişlerde yakın takiple emniyetle geçmeye çalışıyoruz.



Biz vadiye kamyonetlerden daha seri indik ve hemen gömüldük yine narlara...

Erol abi sağolsun, dallarda bıraktı bizlere...

Bir rivayete göre de iyi bir meyve imiş.



Sehpaları yerleştirmek yine bana kaldı...

Bu birazda lay lay modu...


Yusuf abi de bu arada getirdiği ana arı çiftleştirme kutularını kontrol ediyor.



Ve yemek molası ardından tatlı keyfi.



Bizim bir gün önce indirilmiş arılar yavru uçuruyorlardı.

Polen gelişi de öğleden sonra gözlemlendi...

Bakalım kışı da bu yıl burada geçirelim nasıl olacak?



2'nci tur gelindiğinde hava kararıyordu ama kalabalık olunca çabucak indirdik...




Ortalık toz duman...

Hemen ağızları açıyor ve ayrılıyoruz vadiden.

Haftaya geride kalan ana arı çiftleştirme kutularını da götürüp, tüm nakilleri tamamlayacağız kısmetse.


27 Kasım 2010

Artık Haberler Vadi 2011 Etiketi İle...

Yıl 2011 olmadı henüz ama bugünden itibaren haber etiketlerimiz "Vadi 2011" olacak.

Durduk yere haydi bakalım vadiye...

Ben Eskişehir'de bulunduğum sürece Yusuf abi'lerle birlikte vadiye gitmeye başladığım ilk yıldan itibaren bir sonraki yıl hep daha önce gider olduk.

Benim Allah kısmet ederse, son Vadi yolculuğum...

Seneye sanırım balları süzüp direk vadiye inerlerse hiç şaşmam.

Uzatmadan artık rutin haber gibi olan vadi yolculuğuna geçelim...



Sabah erkenden arılığa vardık ki, Erol abi bizden önce varmış.

Arı uçmaya başladı, hemen kapatalım der demez, zaten izinde olduğumdan ayarlarını yapmıştım.

Pıtır pıtır kapayıverdik.




Derken Yusuf abi de ekibin bir bölümünü daha toplayıp, gelmiş...

Diğer ekipte çocukları dershanelere dağıtıyorlar.

Eskişehir'in en güzel taraflarından birisi de eğitim konusunda imrenilecek düzeyde imkanları var...

Şanslı çocuklar velhasıl bizimkiler...



Haydi bakalım, ilk iş depodan sehpaları alalım...

Sehpaları içiçe geçirip, depoya kaldırmıştık ve elbirliği ile alıverdik dışarıya...



Kıyı kıyı başlayalım bakalım...

Sezonu yine bizim arılıktan arı kovanı kaldırarak açtık...



Diğer ekibimizde yetişti ve, Yusuf abi genel direktör olarak yine kovanların üzerinde..

Burada olmayan birisine gıyabında fırça atıyor...

Hüseyin Yavuz geçtiğimiz sonbaharda kovanları boyarken uçuş tahtaları uzun olanları aynı ölçülere getirmişti.

Ancak 1 tanesi uzun kalmış herhalde...

Yok efendim nasıl ölçü alınmış...

Arı kaçırmıyor ya kovanlar, bulacak illaki bir şey...



Arabada yer kalınca, odada bulunan ve orada kışlayacak ana arı çiftleştirme kutularını da istedi...

Götürelim götürelim..

Biz de hemen telaşe ile kapadık ağızlarını İnci çiftleştirmelerinin...

Birisini ben kapadım ama içimde de şüphe yok değil.

Çünkü strafor takoz gevşek gibi geldi...

Yusuf abi, nihayet maskeyi giydi ya, rahatladı artık.




Yolda şehir içinde Birol abi nikotin ikmali için mola verdiğinde Yusuf abi de kutuları kontrol ediyor.

Ben Yusuf abinin bağladığı arabaya çok güvenirim ki, yıllardır onun kadar hiçbirimiz tedbirli değiliz.

Ama burada başaramadığım şeylerden birisi ise, ekibi nikotinden vazgeçiremedim.



Biz hızlıca indik vadiye doğru ve mola verdik Atalan köyü beklemesinde..

Bir rüzgar var ki, ilk kez burada böyle rüzgar gördüm.



Haydi bakalım varacağız az sonra...


Vadideki ilk köyde jandarma durdurdu.

Bisiklet yarışı var, dikkatli gidin diye...

Bisikletçilerin işi sakat ki rampa sarıyorlar...

Adam bisikletçi ama arıcı her yerde belli ediyor kendini..

Arılar bende arıcıyım haaaaa....



Ama esas ilginci bu bisiklet yaşlanmış ki çıkamıyor rampadan...

Ne güzel yüreği genç insanların bu etkinliklerde olması.



İlk iş sehpalar...

Açık kalan strafor ile sanırım birisinin de üst kapağı altındaki bölmenin kalkması ile bir hayli arı yolda uçtu gitti...

Kutuları indirdik ama hala uçuş deliklerini açmasak bile çıkanlar aranıyor güzelce.

Sehpaları dizmek burada kolay.

Zemin çok yumuşak değil ve keserle 2 tık tık, düzeyleyip...



Birol abi, Yusuf abi'ye kravat taksaydın bir de diyor...

Bayramlıkları giymiş gelmiş.



Bir de nar yiyor.

Üzerine damlatmayasın...

Nar'ın kalbine gitmişiz.

Bugün o kadar çok nar yedik ki...

Hala da yemeye devam ediyoruz.

Sağolsunlar...

Allah o narları ekip, öbür dünyaya göçenlerin tüm günahlarını affeder inşallah.




Haydi bakalım.

Hayırlısı ile...

Sezona burada başladık ama nerede biterse...



Büyük zevk bu taşıma işi...

Vadiye inmenin başka güzellikleri var.

Burada sohbet, muhabbet ve arı bakımları çok güzel...

Zaten burada kış ölümü de çok anormal uygulamalar olmadığı sürece olmaz...

Daha ne olsun.


Kutuları da yaydık iyice araziye.

25 tane daha götüreceğiz 4 çerçevelik kendi yaptığımız strafor çiftleştirmelerden ve ana arı stoklamalardan.

Toplam 3 stoklama dolu halde...

Çok güzel tarafı ise, bu yıl Allah'ın izniyle büyük kovanlardan kutu da doldurmayacağız...

Malzeme, arı ve birçok ekipman yönünden geliştikçe hedeflere daha kolay ulaşıyoruz.

Ama bu işler birden olmuyor tabi ki..

Bugün kaba bir hesap yaptık...

Çiftleştirme kutularında şu anda 20 büyük koloniden daha çok arı var.

Ana arı kutularını kışlatmanın marjinal faydasını ise hesaplamaya gerek yok.




Ekipte çok değişik kutular, kovanlar ve ruşetler yapan kişi Erol abi...

Bugün gördüm ki 4 çerçevelik bölmeleri olan 2 gözlü bir çiftleştirme kutusu yapmış...



5 çerçevelik ruşetlerden 5 tane yapmış.

Bende izindeyim ya toplam 8 tane yaptım ve 1 tanesi bugün vadiye gitti bile.

Strafor kovan gezginci arıcılığa uygun değil dense de bizim ekip nasıl nasıl ayar ediyor işte.



Gökhan ve Fikri son kontrolleri yapıyorlar.

Açılmayan kalmasın aman...



Yusuf abi 3 kişilik ekip şeklinde tekrar geri  döndü.

1 araba daha alıp gelecekler.

Bizde hem Yusuf abinin hem de Birol abinin arıların konulacağı yerleri temizledik.

Köyden yine birşeyler geldi...

Cennet hurmaları..

Lokum gibi...

Gökhan göçür bakalım...




Hamza abi de arılarımızı koyduğumuz yerin sahiplerinden...

Lojistik desteklerini eksik etmiyor.

Bugün nar ve yeşil soğanlar süper gitti...

Elinde bağ bıçağı ile kovalara çengel yapıyordu bugün.

Yine domuz avı hikayesini dinledik...

Sakarya nehrinden geçişini anlatması çok hoştu....

Gavur diye hitap ediyor domuzcuklara...




Temizleyip, yakıyoruz böğürtlenleri, kurumuş otları..

Birol aradı şehirden...

Arı yavru uçuruyor burada. Siz yemeğinizi yiyin.

Biz de burada yedikten sonra sarar geliriz.

İyi bakalım...



Bizde o zaman güzel bir yere gidelim.

Sakarya nehrinde yeşil soğanlarımızı yıkayalım.



Erol abimle Sakarya nehir hatırası çektirdik.

Elimizde de soğanlar.



Gökhan  diyor ki Cola firması bizi böyle görse, hemen reklam filmi çeker...

Doldur doldur sen, boşver reklamı...




Doyurduk karnımızı hem de Sakarya nehri dibinde...

Ahmet şef, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bizim arabanın çizilmemesi için tedbirlere devam ediyor...

Ellerini harap etmiş. sonradan eldiven desteği verildi.



Nar ağacı, narsız olur mu?

Erol abi, bahçesinde narları toplamış ama kurda, kuşa ve bize bırakmış.

Bugün bizim arılıktan getirdiğimiz ruşeti de buraya attık...



Ve ekip 2'nci turdan geldi...

Seri biçimde indiriyoruz ve çayda hazır...



Yarın da kısmetse tamamını atarız yerlerine...


Ayrılırken, arılarımızın son halini de çektik ki 5 çerçevelik strafor ruşet en mevki yerde yerini almış bile...

Artık Cumartesi günlerini iple çekeriz.

İyi ki arıcılık yapıyoruz ve iyi ki dostlarımız var.

İnşallah sonradan özür dileyecek birşeyler yazmamışızdır.

22 Kasım 2010

Tatilin Uzunu da Çok Hoş Oluyor...

Kurban bayramı tatili herkes için farklı şeyler ifade ediyor.

Özellikle sahile gidenler süper hava ile karşılaşınca keyifli günler geçirmişlerdir...

Bizler ise gurbette olmanın özlemiyle yine aile yanında olmaya özen gösterdik...

Bayramdan öncede, aman bayramdan sonra yazarız diye beklettiğimiz klasik sonbahar tıkınmalarımız vardı...

Haydi başlayalım...

Kovanlar boyanıp, odaya istiflenmişti ama çerçeveler hiç ellenmemişti..




Seri üretim bandı kuruldu ve birisi deliyor, birisi çivi çakıyor ve birisi de telliyor...

Germelerini sonra yaparız...

Zaten amaç iş olsun torba dolsun...




Esas amaç belli...

Çipuraların mangal ile uyum çalışması....



Yine bayramdan önce Kardelen hanıma büyük doğum günü sürprizi...

Pijamalarla yataktan kalkıp, pastasının mumlarını söndürdü...

2 gün önce bir vesile ile kesilen başka pastayı doğumgünü pastanı yedik ya diyerek, ilgili günde pasta alınmayacağını bildirdik...

Gagası düşmüştü ama kabullenmişti ayrıca..

10,5 yaşına girdim diyor, bu nasıl oluyorsa...




Bayram yolculuğuna çıkmak için acele etmedik...

Cumartesi sabahı İnönü İlçesi Olukbalı köyünde ikamet eden bir abimizi ziyaret ettik.

Arıcılık ile ilgisi sadece 2 kovan arının bahçesinde bulunması...

Asıl ilgi alanı kanatlılar...

Hem de neredeyse her türlü kanatlı....

Bu alanda yayın yapan bir forumunda aktif üyelerinden...

Metin Ak abimiz birçok emeklinin hayalini kurduğu üretimleri yapıyor... 


Ve doğal olarak bir sürü kuluçka makinesi ve sonuçsuz denemeleri...

Her yerde devekuşu yumurtası görmek mümkün ama sadece 1 tane doğmuş, o da ölmüş...

İçimden bir ses, çok kereler daha deneyeceğini söylüyor...




Eski bir bulaşık makinesinde yeni doğmaya başlamış bıldırcın yavruları...



Ve yumurtlayan bıldırcınlar...



Bu arkadaşta ya yumurtluyoruz yumurtluyoruz nereye gidiyor bu yumurtalar diye bakıyor.



Ve 2 kovan...

Benim için tuhaf bir duygu...

Haydaaa kovanın biri benim kovan...

İşin aslını öğrendik...

Dedi ki Hasan bey bıraktı, yer değiştirecekmiş ama arayıp sormadı bir daha...

Hasan'ı da öğrendik...

Bizim gençlerden...

Aradım, dedim neden ilgilenmiyorsun bu kovanlarla, bırakmışsın Metin abi'nin başına...

Kısık sesle, abi elleme Metin abi bulaşsın diye bıraktım...

Ziyaret esnasında gösterdikleri misafirperverliğe çok teşekkür ediyoruz...

Ver elini Bandırma...



Annem ise gelinini beklemiş, baklava için...

Alt tarafı 1 tepsi bizim hanım için oyuncak sayılır...



Bandırma'ya gidip sahile inmeden olmaz...



Egehan P.tesi öğlen gelebildi Bandırma'ya malum üniversite imtihanı hazırlıkları...

Yükleri gerçekten çok ağır...

Motoru yakmadan kıvırsınlar da...


Bu arada fotoğraf makinesinde 3 siyah nokta çıkmaya başladı lensten kaynaklanıyor..

Fotoğraf makinesi ne yapsın...

Zamanında ortaokul öğrencisi iken bile bu kayalıklardan balık tutmaya yalnız başımıza gelirdik...

Şimdi Egehan tek başına gelmeye kalksa annesi veto eder...

Bayramın ilk günü malum kurban olayı...

Bayram namazı Bandırma'da kılınıp, kahvaltı sonrası doğru dayımlara...

Dayımlarda kurban işi bitimi hemen kısa bir bayram ziyareti ve kapağı hanımın beldeye atıyoruz...

Nasıl belde ise, beldeliklerini kaptırdılar mahalle oldular ama mücadele edip tekrar belde oldular.

Öyle olunca 5 Aralık'ta seçim var belediye başkanlığı için...

Köyde tam şölen var...

Aklınıza gelen ne kadar bölge siyasetçi varsa hepsi beldede...

Duyarsınız haberlerde yakında parti liderleri de gidecek bölgeye...

Ovaazatlı beldesi diye başlar yakında ana haber bültenlerinde...


Hanımköy'de istirahat çektik, etleri yuttuk ve damat sayımız bu bayram 5 olunca curcuna tam oldu bu bayram yine ve bayram sonu geleceğe yönelik idmanlara başlıyoruz...

Babam, dayım ve ben evde ne kadar alet varsa attık arabaya ve...

Ada bahçedeki çiftliğin giriş kapısını genişletmeye çünkü araba girmiyor.

Dayımın burada arıları var ve onları neredeyse 100 metre taşıyor....



Eski giriş böyle idi...


Rahmetli dedemler önce burayı icarla çalışmışlar ve 1960'lı yıllar sonunda satın almışlar.

Aldıklarında bu yapı varmış...

Porta denilen 2'li kapı ve bir oda...

Portanın arkasında atların bağlandığı yerler...

Geçtiğimiz yıllarda odanın üzerine bir kavak devrilmişti...

Dayımda artık bu yapıyı yok etti geçtiğimiz yıl... 


Yapı yıkılmasına rağmen arabanın girmesi için gereken eğim ve genişlik uygun değildi...

Portanın arkasında kalan atların bağlandığı yerde de taş-briket ve eski tuğlalardan oluşan ve üstelik çimento ile sağlamlaştırılmış setler vardı...

Onları kırdık, toprakları açtık...

Yediğimiz etler, revaniler ve baklavalar gitti ve ter oldu... 



İlk deneme dayımın kocakafa Levent ile...

Daha sonra birkaç rütuş ile işlem tamam..


Ve Halil Bilen Arı Çiftliği projesinin arılarının konacağı yer...

Dayım belirlemiş bile sağolsun, Allah uzun ömür versin de tecrübelerinden faydalanalım ve birlikte örnek işler yapalım...

Haziran gibi kısmetse buradan haberler yapmaya başlarız...


Öğleden sonra bizim arabayı da test ettik...

Bu kez Kardelen ve kuzeni Alihan'da bizimle birlikte...



Çocuklar toprakta gezmeye bayılıyorlar...

Dayımda babamla arka planda burada kalan malzemelerini topladı ve kışa hazır hale getirmek üzere örtüyor...

Burada arı bırakmadı hiç şimdilik...



Ve son kalan muşmulaları da elbirliği ile topladık ada bahçeden...



Dayım, bizim geniş ailenin büyükbabası...

Tüm çocuklar ona büyükbaba der ve ilginç bir durum hepsi peşinden ayrılmaz...

Geçtiğimiz yıllarda kesilen kavakların köklerinden çıkan mantarları anlatıyor onlara...




Yine ada bahçenin arka bölümü...

Buradaki sınırda sazlar bulunuyor...

Bu sazlar bizim için çok önemli...

Zamanı gelince anlatırız...

Yola sarkanları temizledik...

Bahçenin önünden de arkasından da yol geçiyor ve bu bölgede hobi bahçeleri, büyükbaş hayvan çiftlikleri, küçük ölçekli seralar var ve en önemlisi büyük ölçekli zirai üretimler yapılmıyor...

Kirmasti nehri de çok yakından geçiyor...

Bu bir risk su baskını açısından ama kısmetse buna da tedbirler alırız..



Biraz da diğer çiftliğe...

Dayım arıların bir bölümünü kışlık moda almış...

Üstlerini örtmüş...

Ancak kadrolar bıraktığımızdan düşüktü ki varroa sayesinde koloniler büyük güç kaybetmişler...



Genel bir kontrol yaptık seri biçimde...



Ve bu kez Kardelen'in yanında diğer kuzeni Atamert var...

Biz istirahat ederken, onlar Cips yutuyorlar..



Dayım ise hala varroa takibinde...

Bayram uzun da olsa bitiyor işte...

Ben bayram sonrası 2 haftacık daha izinli olsam da çocuklar okula gidecekler ya, ver elini ES-ES...


Pazartesi sabahı doğru arılığa...

Kısmetse bu haftasonu bir yolculuk olabilir arılarımıza...

O yüzden ön sıradan başlayarak kırmızı çuvalları devreye soktuk...

Bitiremedik ki, sabah zaten sis vardı ve öğleden sonra da güneş olmasına rağmen hava soğudu...

Şu ana kadar bölmeleri hiç koymamıştım...

Vadiye ineceğimizden artık bölmeleri koymalıyız...

Bugün başladık, yavaş yavaş bitiririz bakalım...

Geçmişte olsa herkesin geçmiş Kurban Bayramı kutlu olsun...