31 Aralık 2010

2011 İle Yeni Umutlara...



Hüseyin Yavuz'dan yeni yıl kutlaması için gelen çileklerimiz, yeni yılda da umutlarımıza rehber olsun...

2011 kısmetse benim için unutulmaz bir yıl olmaya namzet.

Sağlıklı olup görebilirsek, ne mutlu...

Tüm arkadaşlarımızın yeni yılı kutlu olsun, sağlıkla inşallah.

25 Aralık 2010

Kısa Bir Vadi Turu

Yeni yıl dendiğine göre bir de eski yıl olsa gerek.

Eski yılın son günleri...

Bizim ekibin kimisi avda, kimisi izinde zeytin toplamakta, kimisi hanımına gününü tahsis etmiş mecburen, kimisi de yıl sonu muhasebe hesapları için mesaide.

Bize de Gökhan ile vadiyi turlama görevi düştü.

Sabahın köründe ve soğuğunda üstelik kahvaltı bile etmeden Egehan Efendi'yi dershaneye atıp, Akpınar köyündeki depoya gittim.

Vadide kek bitmişti geçen hafta, dolayısı ile kek alınacaktı...

Ancak oksalik asitte depoda idi.

Biraz buharlaştırma çalışması yapmam gerekiyordu...

Hem kahvaltı yapmamamın hem de soğuğun etkisinden olsa gerek oksalik unutuldu ve durumun vadide farkına varıldı...

Unutkan olduk demek nedense zor geliyor olsa gerek...

Açlığa ve soğuğa yükle suçu, kendin kurtul.



İlk iş polenlikleri kontrol ettik ve temizledik.

Büyük kolonilerin kekleri bitenleri ikmal ettik.

Arı uçmuyor ama güçlüler besleme kutularında keki götürüyorlar...



Sonra tek tek kutular.

Kekleri bitirenlere tekrar verdik ama kutular salkımda idi.

Buna rağmen 2 kutunun örtüsünü kaldırıp resimledik.


Kekleri olanlara ise sadece sağlamlık kontrolleri.

Kutularda şu ana kadar kayıp yaşamadık ama esas soğuklar bundan sonra...

Oksalik asit buharlaştırma için hava şartları da uygundu aslında ama neyse başka haftaya...

Yeni yılın ilk uygulamaları olsun oksalik buharlaştırma...

Nasıl buharlaştıracağız oksalik asidi?

Küçük tüp ve aparatlar...

Körük mü olur düdüklü tencere mi görürüz yapınca.

Aparatlar Bursa'dan geldi daha çok yeni.

Bizde deneyip öğreneceğiz.

Hafta içi Bursa'da Uludağ Üniversitesi ve Uludağ Arıcılık Derneği bilim grubu da aparatları ve uygulamaları test edecekler bakalım.

Hem bilim grubunun görüşleri ve katkılarını da alırsak çok daha kolay ve uygun tekniklerle uygulamalar yapabiliriz.

18 Aralık 2010

Vadiden Kış Ortası Bahar Haberleri

Vadiye seyrekte olsa gidebiliyoruz malum hava şartları.

Özürlü paylaşımları alta itmek için yeni bir havadan sudan haber yapmaktansa vadiye gidişi beklemek mantıklı.

Havadan, kardan ve sudan başlayalım.


Bölgemizde yoğun kar altındaki arılık fotoğraflara gıpta ile bakmadık değil.

Çünkü Eskişehir merkeze o yoğunlukta kar düşmedi.

Teğet geçti bizi.

Ama yüksek kesimlerde biraz yağmış ki bu sabah biraz kar görebildik.


Yusuf abi, Fikri ve Gökhan ile 4 kişilik küçük bir ekiple vadi yolculuğu...

Birol uçan kaçan peşinde.

Mazereti hazır, yeni köpeği idman yaptırıyordur.

Hiç kızamayız bu duruma, gözümüzün önünden yine güveç geçiyor.



Yağışlarla kaynaklar o kadar dolmuş ki vadiye inişte çeşme yalağı tutturamıyor.

Zamanında bu yalaklar içinde ne fotoğraflar çekinirdik.

Hava soğuyunca yemedi.


Fotoğraf makinesi Gökhan'da...

Makine kimde ise kolay kolay kendisi odak noktaya giremez.

Tam arabayı park edip yeni yürümeye başladık ki...

Bir parıltı ile par par par çulluk kalktı hemen dibimizden.

Bizim oralarda yelve derler ama Birol nerede geziyorsa, çulluklar burada kendiliğinden kalkıyor.


Vadide süper bir hava...

Aralık ayı bitiyor neredeyse ama hava çok süper.



İlk iş arıların uçuş tahtaları...

Dünyanın en iyi arılarının yavru söktüğü ülkemizde ilk iş geçtiğimiz 15 gün öncesinde atılmış yavruların bu süreçteki soğuktan etkilenmeleri kuşkularımızdı.



Yusuf usta da bizim ana arı yetiştirme kutularında aynı kontrolü yapıyor ama büyük kolonilerin bazılarında 3-5 arı varroa hasarlı olarak uçuş tahtasına atılmıştı.



Büyük kolonilerin tamamının kekleri kontrol edildi ve biten-eksilenler tamamlandı.

Vadide stokta kek bitti, haftaya tamamlamak gerekecek.

Tüm kolonilerde uçuş zaman geçtikçe hızlandı.

Varroa için çok düşük dozlu bir duman uygulaması yapsak mı istişaresi sonrası belki de son şansımızı denedik.

Gelelim kutularımıza.



İnci kutularının tamamı 2 bardak keki 15 günde bitirmişler.

Üzerlerinde fleksiglas olunca nem de besleme bölümü üzerinde toplanıyor.

Bu sorunu çözmek için o bölgeye delikler delmiştik ama bu fleksiler yeni olduğundan delinmemişti. Bu delikler aynı zamanda büyük şırınga ile sıvı beslemeye yarıyordu.



Geçtiğimiz yıl yaptığımız 4 çerçevelik ana arı yetiştirme kutularının durumu da çok güzel.

Kekleri 6 çerçevelik olanlar kadar tüketemeyenler var.

Ancak güzel salkım yapmışlar.

Üzerlerinde bez var hepsinin ve altlarında 3 X 5 cm. tel ızgaralı açıklık.

Bu güç aslında istenilen düzey diyebiliriz.



Ancak bazılarında ayar gerçekten kaçmış.

Yine 4 çerçevelik kutulardan.

Bardaklara yeniden kek ikmali yaptık.

Arı bu besleme bölümünde de salkım yapıyor.

Yusuf abi de, bakalım ne zaman oğul verecek? diyor.



Bu 16 İnci çerçevesi ile ana arı kutularını desteklemeye yarayan stoklama ruşetleri. 

Kışlayan kutular bahara çıkışta hangi yönden sıkıntı yaşarlarsa buradan destek alacaklar.

Gerek kalmaz ise kademeli olarak güzel kutu doldurulur.



Bu kutuda ekibin yapmış olduğu kutulardan...

Küçük ahşap çiftleştirme kutularının çerçevelerine uygun olarak yapmışlardı ve 5 çerçevesi ile çok güzel kışlıyorlar bu straforlarda.



Ve 5 çerçevelik normal ölçülerdeki strafor ruşet.

İlk aktarıldığında 3-4 çerçevelik bir koloni iken durumu şu anda iyi sayılır.

Salkımı ve yavruyu öne taşımış.

Bu kutunun da altı 7 X 10 cm. tel ızgaralı açık durumda.


Arılıktaki verilerimizi de alıp, son kontrolleri yapıyoruz.



O esnada Yusuf abi, Birol abi ile kendisine ait kutuları ekiple birlikte kontrol ediyor.

Ben dallarda artık bitmek üzere olan son sağlam yerli narlardan yemekle meşgulum. 



Sırayla el değiştirip seri biçimde yaptık ilaçlamalarını...

Beli kopuyor adamın...

300'den fazla kovan-kutuya ilaçlama yapmak ter yaptırıyor.



Arılıkta fazla işimiz olmayınca arılıktan ayrılırken Gökhan arılığı nehrin karşısından görmek istedi..

Biz de görmüş olduk...

Kış ne zaman gelecek bakalım?

Buraya gelmez de hiç olmazsa Eskişehir'e ne zaman gelecek?


4 Aralık 2010

Vadide Doğum Günü

Vadiye indik ya, geçen hafta.

Kış gelmeden hem de.

Artık vadiye çok sık gitmeyiz değil mi? sorusuna gülmemek elde değil.

Ekibin kurtları hemen kıpırdıyor.

Zaten geçen hafta götüremediğimiz kutularımız ve aktarılacak ruşetlerimiz de vardı.

Hafta içi iznimizde devam ediyordu zaten...

Biraz emeklilik antremanı diyebiliriz...



4 çerçevelik strafor kutularımızı geçtiğimiz yıl yapmıştık ve bu yıl iyice devreye soktuk.

Bu kutuları geçen hafta götüremedik.

Hafta içi kontrollerini de yaptık.

En güçlüler ise Temmuz'da 2 çerçeve ile bölünüp Yusuf abinin arılığına atılanlardı...

Orada da yağma baskısı vardı ama eğer arı olmayan yere götürülürse çok güzel hale geliyorlar.

Güçlü koloni kutuda hem katı beslemeye hem de sıvı beslemeye anında cevap veriyor.

Katı beslemeye devam edeceğimizden doldurduk bardakları...

Zaten sıvı veremeyiz ki Cuma akşamı kutuları Yusuf abinin eve atmak gerekiyor.



Arılıkta yazın Bandırma'dan getirdiğimiz ve ektiğimiz oğul otunu kontrol ettik ki yazın açan dallar kurumuş ve sürgünler dipten sürmüşler.

Biraz da çevresine tohum saçtım tekrar...

Biz gitsek bile izimiz kalsın...



Hafta içi hızımızı alamadık yine..

4 çerçevelik strafor ana arı çiftleştirme kutularından yaptık 20 tane daha.

Sadece boyaları kaldı ki uygun zamanda yaparız.



Odaya almıştık kutuları...

Arılar uçabiliyor.

Bu durumun kadroları güçlendirme açısından çok faydası oldu.

Burada kışlatacaktık, niyetimiz oydu ama parçalanmayalım dedi ekip, biz de dinledik.



Cuma akşamı kutuları Yusuf abinin oraya götürdük ve depoya hiç ağızlarını açmadan koyduk.

İnceden bir endişeyi taşıdık ama straforu delip çıkmamışlar gece...

Depo normal oda ısısında olunca...

İyi ki alttan havalandırmaları var.

Sabah indirdik patır patır.

20 kutu daha getirdik bakalım vadiye...

3 tane de stoklama ruşeti.

Toplam 16 + 18 + 16 çerçeve olmak üzere 50 çerçeve de stokta arılı var çok şükür.


3 tane de ekibin kutusu aktif halde ve hemen arılarının önlerine konuldu.

10 taneden fazla olacaktı ama 1 haftada yağma edildiler Ağustos'ta...


Arılarımız neredeyse hepsi eşitlendi uzun süredir.

Eskişehir şartlarını nasıl anlatsak ki...

Eskişehir'de arıcılık yapan birisine şimdi sorsak 5 çerçeve arı nasıl?

Çok zayıf demez herhalde.

Bölgesel farklılıkları bildiğim ve bu bölgede de neredeyse artık arı kışlatacak seviyeye geldiğimizden durumlar iyi diyebiliriz.

Aslında en doğrusu keşke elimde malzeme olsa da bu kolonileri 5 çerçevelik ruşete indirsek.

Şimdi dikkat ettim de tüm çerçeveler 09 Њ

Kuluçkalıkta kış şartlarında esmer petek kullanılması gerektiği kuralına uymuşuz.



Kışa giriyoruz ama katı besleme üst kutulardan devam ediyor ve ilgi de hala güzel...

Hava soğur, arı suya ihtiyaç duyarsa.

Zaten soğuyunca çıkamazlar besleme kutusuna...



Ekipler hızla çalışıyorlar.

Gökhan ise kayıp.

Görev başında.

Bir taraftan da benim bugün doğum günüm.

Sağolsunlar...

Güveçte tavşan var yine...



Allahım bu kutuları bahara taşıyabilirsek, kutulara arı doldurmak üzere yamuk bidonu vadiye getirmeye gerek kalmayacak.

Daha da çok olmaları gerekiyordu ama yağmaya çare bulacağız bakalım.


Hava vadide bahar havası...

2 gün içinde bölgeye kar gelecek ama arı yavru uçuruyor.

Bir gözlemimi aktarmalıyım.

Büyük ahşap kovanlara göre büyük strafor kovanlarda bulunan koloniler daha kadrolu hale gelmişler ve keklerini bile bitirmişler.

Dolayısı ile yavru alanları da daha geniş.

Kışlama için iyi bir seçenek olabilir.



İş bitmek üzere iken iyice dağılmıştı ortalık...

Büyük kovan - malzeme bitene kadar ruşet değişiklikleri yapıldı bugün ve artık arılıklarımız kışa hazır.



Ve tavşan güveçte mum söndürüyoruz.

Tandır bölgesi Taştepe tavşanı en altta, üstte sebzeler...



Gökhan'da sağolsun güvecin açılışını benimle yapıyor.



Birol abi'de tavşanın kemikli parçasını götürüyor.

Demek ki arıcı ekibinde mutlaka avcı da olacak...

Bu da bir tecrübe...

Arılar kışlayabilir artık. Tabi ki biz de...