27 Mart 2011

Uludağ Arıcılık Derneği ve Bursa'ya Adaptasyon Gezileri

Geçtiğimiz hafta Yalova gezisi sonrası bu haftasonu için Uludağ Arıcılık Derneğinin aylık toplantısı olduğu daveti ile zaten gezmeye yer arayan ben ve kardeşlerini görmeye dünden hazır eşim ile hemen planlama yaptık...

Cumartesi toplantı ama madem gideceğiz, Cuma akşamı gidelim...

Yok yok Cuma öğleden sonra gidelim.

Cuma öğleden sonra Mehmet Gençünal ağabeyimizi iklimlendirme iştigali olan işyerinde ziyaret ettik.

Navigasyonu bu işlerde çok seviyorum...

Tam dükkanın arkasında da olsa götürdü...

Oksalik buharlaştırma aparatlarının imali ile meşgul iken işinden alıkoyduk ve sohbet sohbet derken havayı kararttık.



Cumartesi sabahı ise 1. Bursa Buluşmasını gerçekleştirdik.

Mehmet Gençünal ve Kenan Gişan ağabeylerle toplantı başlayana kadar sohbeti koyulttuk.

Civan Arıcılık'tan Sn. Mustafa Civan'dan elma suyu ikramı ile emeklilik hayırlı olsun dileklerini aldık...

Hazır yanlarına gitmiş iken artık Uludağ Arıcılık Derneğine de üye olduk.

Dergi abonesiydim, ama biraz düzensiz aboneydim.

Nasılsa yazımız çıkıyor diye beleşe dergi alıyoruz ya...



Toplantıyı Uludağ Üniversitesi öğretim üyelerinden, AGAM yetkililerinden ve dernek yönetimi ile dergi editörlüğünü de yapan Doç. Dr. İbrahim Çakmak yaptığı konuşmalarla sürükledi.

Bizlerinde zaman zaman tartıştığımız konuları bilimadamlarında da duymak çok daha güç veriyor bizlere.



Ara verildiğinde ise, Kenan abi biz üyelik işlerini hallederken götürüyor.

Çay ve kurabiye çok iyi de gitmedi değil hani...

Bursa Belediyesi'nin yapmış olduğu Merinos kompleksi inanılmaz güzel...

Aynı komplekste Marmara Arıcılık Kongresi de yapılır sanırım...




Toplantı süresince bilgilendirmeler yapılıyor.

Dr. Ebru Borum tarafından da yapılan yavru çürüklüğü analizleri hakkında ve yapılması gerekenler hakkında çok güzel bilgiler verildi.

Bu konuda arıcılara yönelik bilgilendirme ise aşağıdaki linkte.

http://www.aricilik.gen.tr/index.php/topic,3995.msg40807/topicseen.html#msg40807




Toplantı normalden kısa sürdü.

Çünkü hava süper ve arıcılar can atıyor arılara ulaşmak için...

O zaman bizde gezelim biraz.

Ne gezmek ama...

Denizi görünce şaşırma denilen Gemlik katedilerek doğru Orhangazi Gürle köyü...


Ziyaret bizim için gezmek amaçlı ama Doç. Dr. İbrahim Çakmak ve eşi Y. Ziraat Mühendisi Selvinar Seven Çakmak için farklı amacı vardı.

Bursa ve yakın bölgesinde gezginci arıcılığın olmadığı yerel arıların varroaya dirençlerini araştırmak üzere koloni topluyorlar.

Mehmet ağabey'in arılıktan da 2 koloni alınacak.

Önce deposuna bir göz attık.

Doğal bir serin ortam olduğundan petek saklamak zor olmasa gerek.




Özel raflarda dizili hem de ballı petekler kolonilere takviye verilmeyi bekliyorlar.

Bölge verimli olunca işte böyle oluyor demek ki.



Arılık rakımı 250 metrelerde olmasına rağmen hemen karşılarındaki kestane-ıhlamur ormanı yüksek rakım ve ihtişamı ile...




Ziyaretçilerin bu manzaraya bakmalarına sebep oluyor.

Bende bakmadım desem yalan olur...

Hele bir de tam sezonunda olsa...

Çakmak hoca da bize de yer ayarla demez mi!



Ranzalarda dizilmiş koloniler gerçekten çok şanslı çiçek cenneti gibi...



Ballıbabalardan bal geldiğini görmek yine güzeldi bu bölgede...

Çerçeve çıkarınca tıp tıp damlaması vay be dedirtiyor.



Suluk sistemi...

Olmasına rağmen yine de köy içinde akan pınara gitmeleri sohbet konusu bile oldu.



İlk koloni açıldı.

Ben oynamıyorum artık...

Kat atsaydınız bari bir de...

Maşallah.



Kolonilerde polen stokları olması zaten şaşırtmıyor artık.

Bizlerin uygulamaya çalıştığı teknikleri uygulasam 5 katlı atarım zaten diyen Mehmet Gençünal ağabey sanırım haklı...




Kolonilerin seçilmesi esnasında ana arıları da resimlemek mümkün oldu güzel havada.

Kenan abi ile ana arılar hakkında da sohbetler ettik...

Hem yetiştirme hem de anaç koloni belirlemede nelere dikkat edileceği konuları sıkça sohbet konuları zaten...

Sadece ana arıya bakarak anaç koloni seçimi doğru bir uygulama değil ama bazen veriler ile hisler birleşiyor ve budur deniliyor.

Devamında 2 ana arı resmi daha olacak.

Benim favorim ise en sonda...



Yavru alanını iyice açılmış...

Daha sıvı besleme yüzü görmemiş 700 gr. fondona talim etmiş ve sıvı beslemeyi belki de görmeyecek koloniler...

Yavru alanı üzerinde özellikle mevsime girişlerde delikli bölgeleri pek sevmeyiz ama bunun aslında olması gerektiğini anlattı Çakmak hocamız.

İlgili boşluğa giren işçi arıların aynı anda birkaç göze ısıyı ulaştırabildiğinden bahsetti.



Bu ana arı da fotoğraflananlardan...

Koloni belirleme kriterleri aslında belirli arıcılık bilgi düzeyi yakalandıktan sonra çok büyük farklılıklar yaratmıyor.

Gerçi farkı yaratan küçük ayrıntılardır ama genel hata yapmadıktan sonra...



Koloniler belirlendikten sonra sıra üstten çıtalı karakovanda...

Hala bölme tahtası arkasında stoklanmış balları duruyor bu kovanın...

Bitirince vermek üzere...

Beslemeye bakın... Sırlı bal...




Karakovan arısı olmak varmış.



Ana arısını görmeyi özellikle talep ettim.

İçimden bir his görmek lazım dedi.



Kenan abi de inceleme kapsamında iyice işin içinde artık.

Herkese veririz talkımı maske takın diye, sonra yutarız salkımı...

Siz imamım söylediğini yapın, yaptığını yapmayın.



Selvinar hanımın da ilgi alanında karakovan...

Uludağ Arıcılık Dergisinin Yazı İşleri Müdürü olarak yaşadığı sıkıntıları daha önce de dinleme imkanı bulmuştuk ama gerçekten zor işleri...



İşte benim favorim...

Bu ana arıya yazık yazık...

Karakovanda ne işi var?



Aan arıya talip olduk ya, müşterisi çoğalır...

Neyse kurtçuğu da olur...



Hazırlanan koloniler tarlacı kayıpları gözardı edilerek AGAM arılığına doğru yola çıkıyor.



Serinlemek lazım sanırım...



Ve arılığın panoramik görünüşü...

Bu arılıkta artık amatörce de olsa ana arı üretimi kapsamında kutular görmek istiyoruz.

5 yorum:

Kenan GİŞAN dedi ki...

O kovandaki arı yerliydi ama hiç de saldırmadı, demekki arının uysal olabilmesi için yurtdışından gelmesi gerekmiyor, yerli arılarımız içinde de uysal hatlar mevcut.

yalovalı arıcı dedi ki...

Oynamak istememekte haklısınız.Bende 20 numaralı koloniyi görünce yuh demekten kendimi alamadım.3 arıyı birleştirsem anca o mevcuda ulaşır.Artık ciddi ciddi Orhangazide bahar dönemi geçirmeyi düşünüyorum.Size 150 bize 30 km mesafede ama arılar bizimkilerden 40 gün önceden gidiyor.Daha sıvı besleme görmemişler üstelik.Ben 40 koloniye 110 kg şekeri verdim daha tık yok :))Ne kadar zevklidir öyle arıcılık.
Maaşallah............

HB dedi ki...

Kenan abi, sakinlik güzel bir davranış ama tek başına keşke yeterli olsa.

Yerli arıların tümüne saldırganlık damgasının vurulmasını ise açıklayabilecek terim bulamıyorum.

Yurtdışından arı getirme konusu ise tam alkışı hakedecek bir davranış. Bu konunun yanlış olduğunu anladığımızda çok geç kalmış olacağız.

*********************************

Zafer, rotanız belli aslında. Yeter ki ekip olun...

Rotanın yanında yapmamız gerekenlerde var. Sizinde arılıklarda artık amatörce de olsa ana arı üretimini görmek isteriz.

Kenan ve Mehmet abi'ler başladı straforları kesmeye, haydi sende ahşap savunucusu olarak makineyi çalıştır bakalım...

Üstelik Kenan abi, kullandığı modelini de değiştiriyor. Ölçüleri alırsın bir yerlerden.

Ne kadar kolay olacağını göreceksiniz bazı şeylerin... 2-3 alabalık yok olur o kadar... Hazır ana arılara bağımlılıktan kurtulun.

Sefer'e 50, İlker'e 75 ve kendine 50 kutu yap. :-)

Ya da kendine 100 yap, onlara satarsın ana arıları...

mgencunal dedi ki...

Halil kardeşim, ziyaretin beni ziyadesiyle mutlu etti, bir çok konuda bilgi alışverişinde bulunduk.
Bilim camiasıyla omuz omuza çalışmak güzel bir duygu, arıcılıkta tek doğru olmadığı gibi, sadece ben yaptım oldu mantığı da geçerli olmuyor.
Değişen mevsimsel ve iklim şartları, her yörenin kendi özelliklerine göre hareket etme zorunluluğunu getiriyor, onun için bir bölgede yapılan uygulama başka yerde geçerli olmuyor.
Ben kışa girerken hiç besleme yapmadım, kıştan çıkarken de, havaların soğuk gitme ihtimalini düşünerek, 2 kg'lık fondan şekerini iki hafta önce üçe bölerek verdim.
Arkadaşlar, amacım reklam değil tabiki, fakat doğru koloni yönetimiyle bu görüntüleri her zaman görmek mümkün.
İyi bir koloni yönetimi derken, zamanında yapılan etkili varroa mücadelesini kastediyorum, arıcılıktaki en önemli unsurlardan bir tanesi de bu.
Ben bu seneye kadar arıları doğal haline bırakarak arıcılık yapıyordum, eğer her sene genç analarla çalışıyor olsam,arının üzerine plaza dikerim, geçen sene 28 Mayıs'ta bir çok koloniye 3. katları koymuştum.
Kışa zaten güçlü mevcut ve bol gıda stoğuyla giriyorum, bunun için ilave bir besleme de yapmıyorum, hava şartları uygun gittiğinde, koca yemiş yetiyor.
Güçlü kışlayan arının bahardaki gelişimi de o oranda güçlü oluyor.
Pazar günü genel kontrolda, beş çıtası yavrulu sıkışık bir kolonide kapalı ana memesi buldum ve anasız kolonilerden birine verdim.
Zafer kardeş, bu arada o görüntülere bakarken Maşallah'ı da unutmayalım, senin bulunduğun yerle benim bulunduğum yer aşağı yukarı aynı özellikte, Kuzey'e bakıyor ve bitki örtüsü aynı.
Aldığınız aparatı şu anda bile kullanabilirsiniz, çünkü AGAM'da bu uygulama şu anda bile devam ediyor
Halil kardeşimin önerisiyle bu sene bende, Kenan beyle birlikte kısmetse, ana üretimine geçiyorum, en azından elimdeki sakin ve verimli anaçlar değişmeden kendi analarımı yenilerim.
Selamlar.

Gökhan BAKIRCI dedi ki...

Halil abiciğim nerelere gittin neler gördün anlatırsın bizlere.
Bursa'daki usta abilerimiz, Halil abi sayesinde bu sene kendi yaptığımız 3 anakutusuyla kışıçıkardık ve bizler bir yıllık arıcılarız ,bu seneki hedefimiz 10 anakutusu ve 1 stoklamayı aktif hale getirmek.Halil abini Bursa'ya yerleşmesine nasıl üzülmeyelim...:-(
'GEÇ BULDUM ÇABUK KAYBETTİM'