6 Mayıs 2011

Arının Peşinde Bir Oraya Bir Buraya...

Biraz Eskişehir'de biraz Mustafakemalpaşa'da süreci yaşıyoruz bakalım...

Geçtiğimiz Cumartesi yine vadide idik.

Havada güzeldi hani, şimdiki havaya bakınca...



Erol abi'de nar bahçesini çapalıyor...



Harika makinalar, un gibi yapıyor toprağı.



Ana arılar yetişip, kolonilerde kat isteyince bölme yapma zamanı...

Nasılsa Pazar günü yolculuk var...

O halde bölüp, ilgili kolonilerin üzerine koyuyoruz ruşeti...

Ana arıları da tüpte taktık, gitti...



Biraz da tarlacı toplayalım...

Cumartesi akşamı ayrılırken büyük koloniler geriye yere ve bölmeler büyük kolonilerin yerine...



Sabahta biraz daha uçum aldılar ve Pazar sabahı yükledik..

Tek sıra 8 ruşet alıyor Doblo...




8 tane ana arı taktık ya olur ya kabul edilmeyen olur diye 2 tane de kutu attık...



Ve ruşetler ile 2 kutu ada bahçede...

Dayımın arılarının devamında...

Üzerlerindeki kırmızı çuvalları alıp, örtü tahtalarını koyduk...

Ana arılarına bakmak ancak Çarşamba akşam bakmak nasip oldu...

8/8 tamamdır...



Dayımın arıların bakımlarına devam ettik... Polen dipliklerini taktık...

Ancak bölgede bezelyelere yapılan ilaçlamalardan bir hayli tarlacı kaybı gözlemleniyor...



Fidelerinde bakımı devam ediyor.

Ancak ilçede herkes ekimlerin geciktiğinden yakınıyor...

Toprak tavını ne zaman alacak bakalım?



Kirazlarda çiçekte tam zirve yapmışken yağmura ve soğuğa maruz kaldılar, hayırlısı bakalım.



Salı günü akşam üzeri de arıların bala götürülmesi için yer bakmaya gidildi...

Yolda ise İlhan ve Mehmet hoca'lar bu yıl arıya doymamışlar, yine Karacabey'den arı aldılar...



Ihlamur-Kestane için yer konusunda sıkıntılar var ama ekip çözecek bu hafta kısmetse...

Biz yine de gezmiş olduk yağmurlu bir günde bölgeyi...

Eskişehir'de hazırladığımız kolonilerden bir miktarını sürelim bakalım burada oyuna...



Dönüşte hava kararmak üzere ekibin arılarına gittik...

Polen toplamaları için gitmeleri gerekiyor hergün..



Dıştan takmalı polenlik yaptırmışlar, 2 gruba gün aşırı takıyorlar...

İlk edindikleri kovanların düz kovan olmasından yakınıp duruyorlar, bilmiyorduk ki ilk başlarda diyorlar...



En sonunda ruşetlerde yumurtayı görünce...

Dayımın kolonilerden birisinden arı böldük, dayımın hiç alışık olmadığı birşey...

Kutunun birinin ana arısını taktık...

Kalan diğer kutunun ana arısını da dayımın mum güvesine konak olarak tahsis ettiği İnci kutusuna indirdik, diğerinin de arılarını koyarak...

8 çerçeveden 2 ballı çerçeve ile 2 boş kutumu aldım geri...

İnci tek ana arıyla kaldı...



Ada bahçede bu aralar ıslak...

Dobloyu zorla sokabiliyorum arıların başına kadar ama dayım kamyoneti yolda bırakıp, taşıyor malzemeyi...

Günün büyük bölümünü diğer çiftlikte geçirip, akşam eve dönüşte Ada bahçeyi dolanıyoruz.



Arıların işlerini bitirmek bu bozuk havalarda mümkün değil ki, kaçarak iş yapmaya çalışıyoruz.

Böyle olunca soğanların otları kaldı...

2 sıra mısır bile ekemedik...


Ve sonunda arı kuşları işin cılkını çıkardılar...

Nehir kenarında arıcılık yapmanın sıkıntıları işte...

Neyse bunlara da yeter arılar.


video

Saldırı mı desek ziyafet mi desek...



Sonra ben biraz yükseklere çıktım...

Erikler fındık kadar olmuşlar ya, Kardelen'in siparişleri toplanıyor.



Dama çıkmışız işte, daha ne...



Artık maceramıza bir de konteyner katıldı, Allah sonumuzu hayır etsin.

2 yorum:

ARICI MESUT dedi ki...

Abi konteynırın hayırlı olsun

mgencunal dedi ki...

Konteyner'in hayırlı olsun.

Nasıl derler, dünyada mekan ahirette iman.

Mekan olmazsa bu işler çekilmez olur.

Artık birara mangalı tüttürürüz.