23 Ekim 2011

Arıcılık Sezonunu Bitiremiyoruz...

Hani boş vaktimiz çok olacaktı?


Emekli olunca vaktin bol olur...


Biz anlaşılan emekli falan olmadık...

İşler üzerimize üzerimize geliyor.

Bir hayli de olmuş yazmayalı...


Dayımın arılarını çam bölgesinden alıverdik bir akşamüstü...


Gelecek yılın yol haritası için kendi hanelerimize tecrübe, dayımın hanesine bal yazdık...


Tabi bizde gitmeyerek arılarımızı koruduk...


Bugün bunu daha rahat söyleyebiliyoruz...


Çam bölgesinde arı kadrosu kaç çerçeveye basıyorsa o kadar full bal yapmışlar.


Bal hasadını yağmurlu günlere denk getirdik yoksa almak mümkün değildi.


O günlerde kadro idare eder durumdaydı.


O kadar çok yağdı ki yine güller bile doldu...


Hava serin olsa bile yeni makinamız hiç affetmiyor.


Yeni sehpalarım geldikçe düzene giriyorlar...


Sadece 1 sıra kaldı.


Yakında onlarda biter...


Artık çit zamanı...


Organik bir çit. :-)


Ada Bahçe'nin sınırında bir hayli saz vardı...


Her yıl olur zaten.


Yağmurlu bir günde kestik o sazları ya da diğer adı ile kargıları.


Yoksa kesiyorlar önüne gelen...


Kimisi sepet için keser, kimisi batan arabasını çıkarmak için kırar...


Neyse dayımın geçtiği yıldan yaptığı stoklarda var da yeter herhalde...


Dayımın hasat ve süzülmüş petekleri açıkta yalatma işi bitince artık arıları ayar etme zamanıydı ve bir hayli uğraştık...


Çamdan gelenlerde kadro kayıpları fazla...


Sıkıştırmalar, varroa mücadeleleri, bal destekleri, boşa çıkan ballı çerçevelerin taşınması derken bir sürü iş ama hava güzel olunca bahar modunda güzel oluyor...


O kadar işin arasında arada sırada bölge arıcılarını gezmek gerekiyor ki dayımın arkadaşları ne zaman geleceksin bakımları yapmaya diye arıyorlar dayımı.


Dayımda bana soruyor ne zaman diye?


Bana hava hoş...


Döllük köyünde idik...


Bir güzel köy...


15 km. kadar...


Tavuk ve diğer kanatlı yetiştiriciliği için altyapı oluşturmuş insanların yaptıklarını hafızaya almak gerekiyor.


Ne de olsa her an kanatlı dünyasına da girebiliriz.


M.kemalpaşa bölgesi güvercincilik konusunda ülkemizde odak bölgelerden birisi ve yine aynı bahçede güvercin kümesleri...


Ve Murat bey'in arıları...


Hala katta duruyorlar...


Daha hiç varroa mücadelesi yapılmamış...


Ballarını aldık, sabit köy içindeki arılardan alınan bal miktarı biz gezdirdiğimiz halde bizden çok...


Varroa ise eh işte birkaç damızlık sadece...


Tüm arıları elden geçirip, ballarını alıp sıkıştırdık.


Bir de klasik dumanı bastık varroaya karşı ki zaten arıcılık malzemesi satan yerler hemen Amitraz tütsü kağıdını tutuşturuverirler yeni arıcıların eline...


İşi bitirip çaylarımızı içip, baharda yayın balığı ziyafeti planlaması yapıp aynı köydeki diğer arıcı ağabeyimize uğradık.



Döllüklü Sebahattin Erboz ağabeyimizin yine köy içindeki arılığı...


Çam bölgesine keşif için beraber gitmiştik.


Sabahattin ağabeyin arıcılık maceraları tam filmlik...


İşin gücün arasında bazen gezmekte güzel...


Bölgedeki arıcıları tanıyoruz...


İşler...


İşler bitmez nasılsa, illaki buluruz yapacak birşeyler...

3 yorum:

ARICI KRAL dedi ki...

Abi, yoksa çocukluktan gelen güvercin merakın vardı da ada bahçeye bir de güvercin kümesi kurmayı mı düşünüyorsun yoksa?

mgencunal dedi ki...

Bende kanatlıları çok seviyorum ama yabani olanlarını, Bıldırcın, Keklik, Üveyik, Çulluk, Ördek.:)))

M.Gökhan BAKIRCI dedi ki...

Bellimi olur kuluçka makinesinden arı çıkaran insan bıldrcınmı çıkaramıyacak.Ustanın elbet bir bildiği vardır.