31 Mart 2011

Arıcılık Olmasa...

Herşey vesile ile aslında...

Bu vesile üzücü gerçekten...

Bizim ekipten Fikri Atmaca'nın babasının vefat haberini alınca, ekibimizle 10 gün içinde 3'üncü kez Bursa yoluna düştük.

Henüz 1 yıl olmadı annesini kaybedeli, şimdi de astım sorunları yaşayan babasını...

İnşallah bu süreci de arılarında katkısıyla atlatabilmesi için elimizden gelen ne varsa yapmaya çalışacağız.

Hayat derslerle dolu, alıyoruz dersimizi...



Katılımdan sonra, dönüşte Bursa'daki arıcı büyüklerimize hem ana arı üretimi malzemelerini hem de ana arısız kolonilerini ana arılandırmak üzere ana arılarını bıraktık.

Aslında haberleri de yoktu, güzel sürpriz oldu sanırım.


Mehmet Gençünal ağabeyimizi atelyede yine çalışırken gördük.

Tekli oksalik asit buharlaştırma aparatı üzerinde çalışıyordu.



Ahmet Kocabaş şefimiz ve M. Gökhan Bakırcı arkadaşımız da görmekten mutlu oldular sanırım Bursa ekibini...

Gerçi birbirlerini bizim arıcılık forumundan tanıyorlar ama yüzyüze başka tabi ki.




Sonra bu kez Kenan Gişan ağabey'e uğradık.

Kendisinin ana arı yetiştirme aparatlarını da teslim ettik.



Kendisine işletmesinde arıcılıkla ilgili küçük bir atelye yaratmış.

Ana arı üretimini ahşap kovanlarda yapıyordu.

Büyük ebatlı kovanlarda ana arı üretiminin faydası da var ama gücü etkin kullanmak adına strafor kutu prototiplerin yapılması sürüyor.



Çerçevelerin bastığı yerleri ahşap yapmak üzere yapılan değişiklikler uygulanmış.



Kenan ağabey'in yanına gidince çerçeve delme aparatlarını görmemek olmaz.



Sonra sohbet ve muhabbet işte...

Neden gülüyoruz, unuttum bile...



Ana arı üretimi yaptığı kovanlardan bir miktar daha yapılmış...

Bu kutularda da üretim yapılacak ama finalde kışlama ilk önce bu kutular dolacak, artanlar straforlarda... 



Aslında metal işleme üzerine işletme sahibi olsalar da ahşap malzeme üretimlerini de kendileri yapabiliyor olmaları çok opsiyonel malzemelere sahip olma sonucunu getiriyor.




Salı günü Bursa görevi bitince Çarşamba günü vadideyim...

Ekibin sıvı besleme görevi de bende..

Yalnız zor iş...

Sağolsun Erol Muslu abi yetişti yardıma...

Ekibin sıvı beslemelerini o bitirdi sayılır.

Benden bizim ekibin arılarını şöyle bir kontrol ettim.

Haftasonu YGS dolayısı ile vadiye gidememiştim.

Ekip kolonilerini kontrol etmiş ama...

8 çerçeve arıda en solda da 1 çerçeve bırakınca arayı kapatma temayülü...

Arının gelişim hızını tahmin edememek...



Bu kolonide 6 çerçevede sıkıştırılmış.

Kadro artık yeni çerçeve istiyorum diyor...

Koloni yönetimi konusunda acele etmemek gerektiğini söylüyoruz.

Dalak örmenin bir mum kaybı olduğu düşünülebilir ama ben erkenden arıyı açmaktansa dalak örmesini tercih ederim.



Gelelim bizim geçtiğimiz Perşembe günü yaptığımız ana arı memesi üretim kolonisi oluşturmak üzere ana arıyı 2 çerçeve ile hapsetme yöntemine...

Kafes dışında kalan yavruların tamamına yakını kapanmış.

Pazar gününe kadar hiç açık kalmayacak...



Kafes içerisine 1 tam ballı koymuştum.

Acaip oyulmuş ve günlükler atılmış...



Diğer çerçeveyi az yavrulu koymuştum ve o çerçevede de günlük yumurta had safhada...

Pazar günü kısmetse...

Ana arıyı tüpe alıp, kutunun birine takarız.

Kafes içerisindeki açık yavruların arısını da bu kolonide silkeleyip, güçlü kolonilerin yavru alanına atarız...

Sonuçta sadece kapalı yavrular ve koloninin tüm arısı kalacak...

Dolayısı ile arkadan kadro kaybı yaşamadan ana arı memesi üretebileceğiz...

İlgili kafesi de memeler kapandıktan sonra başka bir kolonide memeleri bekletmek amacıyla kullanabiliriz.

Kuluçka makinesi yetişebilir belki ama testleri önemli...

İlk turlarda sadece az miktarda ana arı memesi deneyeceğiz.



Ekibin dalak ören kolonileri gerçekten çok güçlü...

Ama kendi kolonilerimde de bir dalak gördüm.

Bunun sebebi ise strafor bölme bir miktar açılmış dışarıya doğru...



5 çerçevelik bir kolonide...

Duvar çerçevesi de polen stoğu konusunda abartmış ve ortasını da oymuşlar ve ana arı duvar içine güzelce yumurtlamış...

Yine de acele etmedik, çerçeve eklemekte...



Ekim ayının sonunda deneme amacıyla 3 çerçevelik bir Posof'tan gelen Kafkas ana arıdan yetiştirdiğimiz melez ana arıya sahip koloniyi alttan havalandırmalı 5 çerçevelik strafor ruşete indirmiştik.

Büyük ahşap kovanda kışlaması biraz zor olabilirdi. 



Alt havalandırma 10 x 15 cm. büyüklüğünde idi ve kış boyunca açıktı.

Yavrulama faaliyeti hızlanınca havalandırmayı kapamıştım...

Dün itibarıyla koloni 3 çerçeve yavrulu ve 5 çerçeve arılı hale gelmiş.

Haftasonu mutlaka büyük kovana aktarmak gerekecek...

Soğuk Eskişehir şartlarında başarılı bir deneme oldu denilebilir.

Stratejik planlamalarda önemli bizim için.


Vadi havası öyle kararsızdı ki...

Bir güneş...

Bir yağmur...

İşleri bitirdik ama biz de bittik...

Olsun yorgunluk olsa da arıcılık güzel hem de dostlarla daha da güzel...



28 Mart 2011

Geç Kalmış Bir Bilgi de Olsa...

Ne oldu ise bize?

Yatacak halimiz yok ama bu kadarı da fazla...

Geçtiğimiz hafta arası yani Perşembe günü vadiye gittiğimiz haberi bile yapamadık.

Yusuf abi, Fikri ve vadiyi görme meraklılarından Hakan arkadaşımızla birlikte düşmüştük yola...



2 çerçevelik ana arı kafesleri...

Normalde ilk üretilme gerekçesi bal akımında yavru üretimine harcanacak nektarı düşürerek stoklamayı arttırmaktı sanırım...

Ama biz ilk etapta başka amaçlarla kullanacağız..

Ana konu ana arı üretimi...



Daha önceleri ana arı memesi üretim kolonisi oluştururken tüm yavruyu alıyorduk ve koloni sekteye uğruyordu...

Bunu önlemek adına, ana arıyı 2 çerçeveye hapsedeceğiz.



7-8 gün sonra bu kafes haricindeki çerçevelerde ana arı üretimi için uygun kurtçuk kalmayacağından, bizim aktaracaklarımıza mecburlar...

Hem de arkadan genç işçi doğumları devam edecek...

Bir risk ise varroada...

Arada mücadele etmek gerekecek. Özellikle memeler kapanana kadar...

Memeler kapandığında ise istenirse yine bu şekilde ana arısı hapsedilmiş kolonilere verebiliriz ya da bakalım belki de kuluçka makinesine...

Testleri bitsinde makinenin.



Hakan Sazlı'yı Yusuf abi'ye körükçü olarak atadık. 

Bu testi geçersen zaten korkma arıcı olursun..

Başın döner...

Bir oraya, bir buraya...



Sonra sezonun ilk transferini yapmak üzere İnhisar'a gittik...

İsmail Poşluk ağabey'in arılığına...

Muğla'dan getirdiği kolonilerini çoğaltacak...



Yavrulu çerçeveleri alarak, meme verilecek koloni hazırlandı...



Sezonun ilk transferi hayırlı olsun...



Yusuf abi, artık gözülüğünü takmadan aktaramıyor...

Yaşlanıyor artık...



Kolonileri gerçekten çok güçlü...

Ama işi de çok zor...

Arı kayıplarından bir hayli nasibini aldığından açığı kapatmak için çok çaba sarfediliyor.



Daha sonra diğer arılığına geçtik...

Arkadaki boş kovanlar dolacak kısa sürede...



Sıkıntılı bir koloniye müdahale ediliyor.

Bölme olarak çerçevelerin içine monte edilmiş straforlar kullanılıyor.



Yavru alanları da şu ana kadar yapılan uygulamalara cevap verdiklerini gösteriyor.



Ana arısını kaybetmiş bir koloniye kalabalık bir ekiple müdahale sonrası dönüyoruz arılığımıza...

Giderken 2 mavi kafalı Bilecik götürmüştüm, gelirken 2 tane kırmızı renkli Muğla ana aldık...

Muğla arısı ile çalışanlar bu ana arıları bilirler...

Bursa'ya daha sıcağa gideceğimizden, sıcağın arısının bize zararı olmaz...

27 Mart 2011

Uludağ Arıcılık Derneği ve Bursa'ya Adaptasyon Gezileri

Geçtiğimiz hafta Yalova gezisi sonrası bu haftasonu için Uludağ Arıcılık Derneğinin aylık toplantısı olduğu daveti ile zaten gezmeye yer arayan ben ve kardeşlerini görmeye dünden hazır eşim ile hemen planlama yaptık...

Cumartesi toplantı ama madem gideceğiz, Cuma akşamı gidelim...

Yok yok Cuma öğleden sonra gidelim.

Cuma öğleden sonra Mehmet Gençünal ağabeyimizi iklimlendirme iştigali olan işyerinde ziyaret ettik.

Navigasyonu bu işlerde çok seviyorum...

Tam dükkanın arkasında da olsa götürdü...

Oksalik buharlaştırma aparatlarının imali ile meşgul iken işinden alıkoyduk ve sohbet sohbet derken havayı kararttık.



Cumartesi sabahı ise 1. Bursa Buluşmasını gerçekleştirdik.

Mehmet Gençünal ve Kenan Gişan ağabeylerle toplantı başlayana kadar sohbeti koyulttuk.

Civan Arıcılık'tan Sn. Mustafa Civan'dan elma suyu ikramı ile emeklilik hayırlı olsun dileklerini aldık...

Hazır yanlarına gitmiş iken artık Uludağ Arıcılık Derneğine de üye olduk.

Dergi abonesiydim, ama biraz düzensiz aboneydim.

Nasılsa yazımız çıkıyor diye beleşe dergi alıyoruz ya...



Toplantıyı Uludağ Üniversitesi öğretim üyelerinden, AGAM yetkililerinden ve dernek yönetimi ile dergi editörlüğünü de yapan Doç. Dr. İbrahim Çakmak yaptığı konuşmalarla sürükledi.

Bizlerinde zaman zaman tartıştığımız konuları bilimadamlarında da duymak çok daha güç veriyor bizlere.



Ara verildiğinde ise, Kenan abi biz üyelik işlerini hallederken götürüyor.

Çay ve kurabiye çok iyi de gitmedi değil hani...

Bursa Belediyesi'nin yapmış olduğu Merinos kompleksi inanılmaz güzel...

Aynı komplekste Marmara Arıcılık Kongresi de yapılır sanırım...




Toplantı süresince bilgilendirmeler yapılıyor.

Dr. Ebru Borum tarafından da yapılan yavru çürüklüğü analizleri hakkında ve yapılması gerekenler hakkında çok güzel bilgiler verildi.

Bu konuda arıcılara yönelik bilgilendirme ise aşağıdaki linkte.

http://www.aricilik.gen.tr/index.php/topic,3995.msg40807/topicseen.html#msg40807




Toplantı normalden kısa sürdü.

Çünkü hava süper ve arıcılar can atıyor arılara ulaşmak için...

O zaman bizde gezelim biraz.

Ne gezmek ama...

Denizi görünce şaşırma denilen Gemlik katedilerek doğru Orhangazi Gürle köyü...


Ziyaret bizim için gezmek amaçlı ama Doç. Dr. İbrahim Çakmak ve eşi Y. Ziraat Mühendisi Selvinar Seven Çakmak için farklı amacı vardı.

Bursa ve yakın bölgesinde gezginci arıcılığın olmadığı yerel arıların varroaya dirençlerini araştırmak üzere koloni topluyorlar.

Mehmet ağabey'in arılıktan da 2 koloni alınacak.

Önce deposuna bir göz attık.

Doğal bir serin ortam olduğundan petek saklamak zor olmasa gerek.




Özel raflarda dizili hem de ballı petekler kolonilere takviye verilmeyi bekliyorlar.

Bölge verimli olunca işte böyle oluyor demek ki.



Arılık rakımı 250 metrelerde olmasına rağmen hemen karşılarındaki kestane-ıhlamur ormanı yüksek rakım ve ihtişamı ile...




Ziyaretçilerin bu manzaraya bakmalarına sebep oluyor.

Bende bakmadım desem yalan olur...

Hele bir de tam sezonunda olsa...

Çakmak hoca da bize de yer ayarla demez mi!



Ranzalarda dizilmiş koloniler gerçekten çok şanslı çiçek cenneti gibi...



Ballıbabalardan bal geldiğini görmek yine güzeldi bu bölgede...

Çerçeve çıkarınca tıp tıp damlaması vay be dedirtiyor.



Suluk sistemi...

Olmasına rağmen yine de köy içinde akan pınara gitmeleri sohbet konusu bile oldu.



İlk koloni açıldı.

Ben oynamıyorum artık...

Kat atsaydınız bari bir de...

Maşallah.



Kolonilerde polen stokları olması zaten şaşırtmıyor artık.

Bizlerin uygulamaya çalıştığı teknikleri uygulasam 5 katlı atarım zaten diyen Mehmet Gençünal ağabey sanırım haklı...




Kolonilerin seçilmesi esnasında ana arıları da resimlemek mümkün oldu güzel havada.

Kenan abi ile ana arılar hakkında da sohbetler ettik...

Hem yetiştirme hem de anaç koloni belirlemede nelere dikkat edileceği konuları sıkça sohbet konuları zaten...

Sadece ana arıya bakarak anaç koloni seçimi doğru bir uygulama değil ama bazen veriler ile hisler birleşiyor ve budur deniliyor.

Devamında 2 ana arı resmi daha olacak.

Benim favorim ise en sonda...



Yavru alanını iyice açılmış...

Daha sıvı besleme yüzü görmemiş 700 gr. fondona talim etmiş ve sıvı beslemeyi belki de görmeyecek koloniler...

Yavru alanı üzerinde özellikle mevsime girişlerde delikli bölgeleri pek sevmeyiz ama bunun aslında olması gerektiğini anlattı Çakmak hocamız.

İlgili boşluğa giren işçi arıların aynı anda birkaç göze ısıyı ulaştırabildiğinden bahsetti.



Bu ana arı da fotoğraflananlardan...

Koloni belirleme kriterleri aslında belirli arıcılık bilgi düzeyi yakalandıktan sonra çok büyük farklılıklar yaratmıyor.

Gerçi farkı yaratan küçük ayrıntılardır ama genel hata yapmadıktan sonra...



Koloniler belirlendikten sonra sıra üstten çıtalı karakovanda...

Hala bölme tahtası arkasında stoklanmış balları duruyor bu kovanın...

Bitirince vermek üzere...

Beslemeye bakın... Sırlı bal...




Karakovan arısı olmak varmış.



Ana arısını görmeyi özellikle talep ettim.

İçimden bir his görmek lazım dedi.



Kenan abi de inceleme kapsamında iyice işin içinde artık.

Herkese veririz talkımı maske takın diye, sonra yutarız salkımı...

Siz imamım söylediğini yapın, yaptığını yapmayın.



Selvinar hanımın da ilgi alanında karakovan...

Uludağ Arıcılık Dergisinin Yazı İşleri Müdürü olarak yaşadığı sıkıntıları daha önce de dinleme imkanı bulmuştuk ama gerçekten zor işleri...



İşte benim favorim...

Bu ana arıya yazık yazık...

Karakovanda ne işi var?



Aan arıya talip olduk ya, müşterisi çoğalır...

Neyse kurtçuğu da olur...



Hazırlanan koloniler tarlacı kayıpları gözardı edilerek AGAM arılığına doğru yola çıkıyor.



Serinlemek lazım sanırım...



Ve arılığın panoramik görünüşü...

Bu arılıkta artık amatörce de olsa ana arı üretimi kapsamında kutular görmek istiyoruz.