22 Haziran 2011

Arılar Yeni Yerlerinde...

Süreç hızlıca işliyor...

Arıları önceden götürmeliyiz burası net ama planlama yapmak zor...

Bala çalışacak olanları götürüp, geride kalanları ise evi götürdükten sonra gider alırız demiştik...

Ama arılar durdukça ben ev toplamaya kendimi nedense veremiyorum...

Dayım ilk turu almaya geldiğinde diğer kalanları da Salı günü atar mıyız dediğimizde, olur dedi ve süreç başladı...

İlk macera Cumartesi...

Macera büyük...

Ekip kalabalık...

Bizim ekibe yakışırcasına...

Gerçi gittiğinden emin olmalıyız söylemleri de mevcut...



Dayımla arılığa girdiğimizde arıların yavru uçuşları ile bal dönüşleri çakışınca...

Ben olsam bir yere gitmem deyiverdi...



Biz gideriz.

Yol uzun, hava sıcak...

O zaman kapatmadan önce birazda sulayalım...



3 katlılar alta, tek katlılar üste...

Malum 3 katlılar bal için kestaneye, diğerleri Ada Bahçeye... 

Ada Bahçe...

Çiftlik namzeti...



Bazıları günahı ağır cenaze gibi...

3 kişi ancak taşıyor...

Kovanların kendisi ağır diyerek geçiştiriyoruz...



Yusuf abi üstte, Birol abi altta arabaya paket yaptılar yine...

Dayıma da arabaya kanca yaptır diye diye...

Yusuf abi arabayı sardım mı, durup bakmam diyenlerden...



Gece yolculuğu sonrası bala çalışanları dağa bıraktık geceyarısı...

Devamında çiftliğe geldik ve bölmeleri indirdik.

Gece ekip olarak konteynerda kaldık, 2 saat kestiremeden Yusuf abi'nin kalk komutuyla soluğu arıların başında aldık...

Soğan çuvalları alınıp, örtü tahtaları konuluyor.



Ana arı kutularından da ilk turda 15 tane getirdik.

Kutuları konteyner yanına indirdik.

Diğerlerini de aynı yere...

Ama bugün anladım ki yanlış yaptık...

Bir ana arı lazım oldu mu yürü babam yürü...

Gitti bizim göbek...



1 Mayıs'ta 2 çerçeve yavrulu - arılı bölme yapılıp, genç ana arılar takılmıştı Eskişehir'de...

O bölmeleri ruşette getirmiştik M.Kemalpaşa'ya...

8 çerçeveye ulaşmışlar...

Ayçiçeğine yetişecekler utanmasalar...



Kirmasti çayı çağlayanında mola...

Birol abi hala uyanamadı, arabadan inmedi bile...

Kahvaltı - çay sonrası doğru dayımın çiftliğe...



Dağıldı ekip...

Hangi meyveden tatsak acaba?



Fikri merdivende Papaz eriklerini topluyor, Gökhan'da ritim eşliğinde Papazı dövdürmem melodisini mırıldanıyor.



Çay, sohbet ve istirahat...

Benim aklımda ise dağa gece indirdiklerimiz var...



Haydi bakalım...

Tam kestanenin altını iyi denk getirmişiz...



Uçuş deliklerini ve polenliklerini iyice açtık...

Yine soğan çuvalı - örtü tahtası değişikliği...


Sıkıntının olmaması sevindirici...

Birol abi başladı aynı zamanda kontrollere...



30 çerçevede sıkışmak...

Hayırlısı artık...

Biraz rahatlatmak adına 3 adet 4. katı attık...



Son kontroller...

Dönüş yolu uzun...



Son bir panoramik alalım...



Ayı fotoğrafı her an lazım olabilir.

Ovakorusu Ayı Rehabilitasyon Merkezi'ne uğradık kısaca...


Sonra Orhangazi'deki ekibe merhaba dedik 1 saat kadar...

Ramazan Kılıç bey ile de ilk kez tanışma fırsatı bulduk...



Hey gidi Mehmet abi hey...

Sırtını dayamışsın ormana...

Dikmişsin 4 katlıları...



Arıcıların bu suni dölleme konusundaki çabalarına hep gülümsüyorum ben ama bu kez erkek sıkıntısı çeken Uludağ Üniversitesi'ne destek olayı varmış...



Pazar gecesi döndük...

P.tesi takıl-tukul denilen malzemeler ile kalan arıları ayar ettik...



Salı akşamı yine dayım geldi ve toplanıyoruz...



Bizim arılar kalkınca ekip bölmelerini dizdi hemen geç dönenleri toplamak için...

Maşallah, iyi çoğaldılar...



Sardık ve yola uğurlandık ekip tarafından dayımla ikimiz...

Gece 02:30 işimiz bitti...

Kutu sayısı çok ve indirdiğimiz yer uzak olunca dayım ne yapacaksın bu kadar kutuyu diye söylenip durdu.



Bu sabah çiftlikte ilk maceramız...

Bir oğul var kavak tepesinde...

Dayım maşallah, çıktı kavak tepesine ve aldı oğulu...

Sonra bulduk oğul vereni...

Dayımın katlı bir arısı...

Bir sürü meme ve memelerden kafalarını uzatanlar...



Gece vakti indirdiğimiz son tur kovanlarımız.

İlk sıra biraz kayık olmuş...

Haftasonuna kadar işleri toparlayıp, evi toplamaya endeksleneceğiz kısmetse...

Velhasıl artık yeni yerinde arılar...

5 Haziran 2011

Kısa Bir Arıcılık Serüveni...

Hergün arılıktayız...

Taşınma hazırlıkları ile birlikte arı malzemelerini de taşımaya hazırlıyoruz.

Yapıyorum 80-100 petek, tırrrtttttttttttt bitiyor...

Dayanmıyor.

Ana arı kutuları da sıkıştı, haydaaaa biraz daha kutu...

Allah sonumuz hayır etsin bakalım.




Cumartesi sabahı Yusuf abi ve ekibi benden önce gelip bakımlara başlamışlar bile arılarına...



Bende boş durmamıştım hafta içi...




Odunpazarı İlçe Tarım veteriner ekibi yine Yusuf abi ile bir girdaba girmişler...



Harıl harıl çalışıyorlar...



Birol abi, henüz vadide idi...

Cumartesi akşamı onun arılarını çıkarmaya gittik...

Tandır'a indireceğiz.



Arı sayısı az olunca 4 kişiyiz.

Allahım o kadar arı taşıdık bizler burada ama dün gece inanılmaz gecelerden biriydi...

Yükledik arıyı, çıktık Tandır'a ama Tandır'da ne zaman yağdı ise bir yağmur yağmış ki....

Birol abi, bizden önce girmiş arılığa minibüsüyle oturtmuş dingile kadar...

Bizde Yusuf abi'nin kamyoneti ile geçeriz nasılsa dedik ve dingile 3 cm. kalana kadar oturduk..

Fazla değil, 100 metre uzaktayız arılığa...

Bir kamyonet arı ve çift katlı neredeyse hepsi...

Kovanları götürürken yorulmadık ama boş dönerken geberdik...

Yerlerde çiğden ıslanmış durumda...

Arıyı indirdik ama kamyonet nasıl çıkacak?

Her türlü opsiyon denenerek çıkardık ama minibüs sabah traktörle çıkarılmış...

Şu anda bile hala belim ağrıyor...

Daha da Tandır'a gelmem...



Bugün kanatlı dünyasından bir ağabeyimiz ziyaretimize geldi...

2 adet kolonisi var İnönü'de...

Metin Ak ağabeyimizi kanatlı dünyası daha iyi tanıyor.




Bugünde kat atma işlerini bitirdik gibi...

Elimde sadece 3 adet kat kaldı...

İşletme doygunluğuna ulaşmak belki de taşmak üzereyiz hayırlısı ile...



Kurtçuk transferinden daha kolay olsun dedik...

Sarı parçaların çanakları artık yok...



Çünkü çanaklar janterden geliyor...



Gerçekten çok kolay oldu...

Arılıkta hergün bulunsak bile işler bitmiyor...

Biz hangi arada çalışıyor hangi arada arı bakıyormuşuz?