4 Ağustos 2011

Bursa/Mustafakemalpaşa'da Arıcılık...

Gittiğimiz yeri kurutuyoruz...

Çocukluktan beri Mustafakemalpaşa bal hasatlarına katılırım, böyle vasat yıl hiç görmedim...

Haydi ben görmedim ama dayım hiç görmemiş, bize ne kalmış...

Kestanede kadroları bırakıp ayçiçeğine inmiştik ve ertesi gün şöyle bir kolonileri sıkıştıralım hem de biraz kestane balı alalım demiştik...

Ayrıca uzun süre yazmayınca geçmiş zamanı yazmak ne kötü oluyormuş...

Zırt - pırt yazmak lazım aslında...


Çadır kurmadan yapılan hasattan ne olur ki...

Sadece duvarlardan birşeyler çalabildik, en güzellerine de yavruyu döşemişlerdi...



Üstten bakınca güzel de yavrusu olmasa...



Yarısı sırlanmışları bile götürdük...

Bugün iyi de yapmışız diyoruz...




Hep aklımdaydı ama nasip bugünlere imiş...



1 gün derin dondurucuda bekletip, ertesi gün poşetlenip konteynere...



Ayçiçeği açık, arılar güçlü...

Ama bugün işler öyle değil...

Şükürler olsun ki güçlü kolonilerle çalışıyoruz yoksa, bir de sezonda bile arı besle...



İşlerin arasına bir de Ankara işi girdi...



Dönüşte refakat ettiğimiz gençlere bir Eskişehir turu da attırdık...



Derken misafirlerimiz...

Temel Petek Arıcılık Evi ve Ballıbabamız...



Kel başa şimşir tarak atasözünü doğrulamak adına şimşir inceleniyor...



Bir de tartı kontrolü...



Kirmasti çayı hatırası...



Gel keyfim gel...



Dayımın çiftlikte çay sohbeti...



Meyve operasyonu...



Dayıma gelen "varroa üretim oğulunda" medya çekimleri...



Arılığın pecmurda halinde dayımla röportaj...

Son hali tertemiz arılığın ama bir günde perişan olduk...

Sıcakta arılık temizliği ve pişikler...



Dut yemiş bülbül misali...



Son sohbet tatlı üzerine ve ülke turuna devam edişleri...



Sonra biz Bursa ekibiyle Bandırma'ya...



Gez gez nereye kadar...



Yalovalıların kolonileri...



Bezirci'den Bekir Arsan ağabeyin yalancılamış kolonisi bile ne olduğunu anlamamıştı...



Ekibe Gönen'den Adnan Elçi hocamızda katıldı...




Dönüşte Ada Bahçeye uğradık ve janterdeki Mihrimah incelemesi...

Bu arada kendi janterleri geldi ama hala götüremedik...



Ada Bahçe hatırası...



Yine dayımın salıncaktayız...

Arıcılık.Gen.Tr forumunun moderatörleri...

Biraz fazla disiplinliler ki sağolsunlar çeki-düzen konusunda ellerinden gelenin her zaman fazlasını yapıyorlar...

İyi ki varlar...



Sohbete devam...



Malzemeler geldi ama dağıtamamıştık ki yakında kendi ellerimle götüreyim bari..



Numaralar düşüyordu ki 500 numaraya küçücük tutkal yetmiyordu...

Yurtdışından ikmalimizi yine sağolsun büyüklerimiz hallettiler...



Haydi yine arı işleri...

İlhan ve Mehmet hocaların bölmeleri bir gece Uluabat göl kıyısına...


Ayçiçeği bölgesinde hasat yapıyorduk genelde..

Bir de çam işi çıktı..

Dayım kararsız kararsız dolanıyor...

Arı da stoklamada artış yok...

Açık ayçiçeği de var...

Dayım düşüne dursun ben ekibi arayıp ben bu akşam kalkıyorum Ada bahçeye dedim...

Dayım ne yapacağını şaşırdı...

Aynı gecede 2 tur yapıp yükü hafiflettik... 



Ekibimiz canavar, amele ekip velhasıl...



1 kamyonet Ada Bahçeye...



Diğer kamyonet uykulu uykulu dayımın çiftliğe...

Mehmet hocam zaten 5 dakikalık yol dahi olsa 3,5 dakikasını uyuyarak geçiriyor...



Bu ekibin sehpalara gıcığı var...

Gerçi gazı dayım veriyor biliyorum ama paldır küldür yere kovan koymaya bayılıyorlar...

Umurumda değil de...



Ertesi gün Şenol Zihni hocamın arıları ile dayımın kalan arıları...



Şenol hocamı fazla sıkıştırmadan kıyı kıyı sardık...

İlk gün benim arıları erkenden kapattıran dayım, Eskişehirli Gürbüz Mozak ağabey gibi son arı girene kadar bekledi son akşam...

Ortalık arı kesti ilk gece...


Son kontrol ve devam....

Ayçiçek bölgesi bize yakın ki 35 km. sonra çiftliklerdeyiz...



Gece Şenol hocamın böğürtlenlere daldık...



Topladık ayrıca...



Hocamı bazen sıkıştırdık ki sigarayı bıraksın diye...



Dayımın propolis traplarini topladık...

Derin dondurucuya atacağız dondurucu boşalsın da...



Bizim arılar kalktı, 2 gün sonra İlhan hocaların arıları ayçiçekten göl kenarına...



Gece arıları sarmaya başlamadan ilginç bir durum...

Gece 22:41...

Ayçiçeklerinin üzerinde 3-5 arı...

Kovanlarda gidiyor ne olacak şimdi...

Bu arılar acaba ertesi gün dönüyorlar mı?



Kamyona 3 katlıları sarmak ve indirmek ölüm ama Allahtan ekip kalabalık...



Kendi yerimize geçince ekipman düzmek gerekiyor...

İlk iş süzme makinası...

Bursa'dan Kenan abi'ye başvurduk...

Şartnameyi hazırladı...

İllaki krom olacakmış...

Haklıymış...

İç tambura da krom ve 3 gündür uzun yıllar makina kullanmış kişiler olarak zevk alarak kullanıyoruz...



Bursa Civan Arıcılık'tan biraz da sağolsunlar özel bir üretimle sahip olduk...

Üst kapakları da fleksi olduğundan şıkır şıkır...



Savur gitsin...


İlk önce dayımın arıları süzdük...



Güçlü arı sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

Sonbaharda yoğun bakım ünitesini kuracağım bölgeye...




Kuluçka makinasında da habire üretim devam ediyor...

İşler o yoğun oluyor ki sabah kahvaltı öncesi 10-15 genç ana arıyı git kutulara ver gel...


Heeeehhh.

Hiç işimiz yoktu...

Bir de çam işi çıktı...

Gittik yer baktık ve sağolsunlar yer işi tamam...



Ekip belli...

Ben - Dayım - İlhan ve Mehmet hocalar..

Ayrıca Sebahattin abi de bize katılacak bölgede...

Yine bize yer ayarlayan Hayri ağabey de zaten önceden gidecek... 



Hayri ağabeyin atölyesini de gezmiş olduk...


Artık bizim arılara hücum...



Zor bir iş ama yapacak birşey yok...

Gençler zevk almıyorlar şimdi ama keşke tam öğrenseler...



Hopppp...

Kan - Ter içinde tadım...



Ada Bahçe dağınık...

Ne zaman toparlarız artık bilmem...

Şimdi bir de çama arı hazırlayacağız...

Kesin birileri bize kamera şakası yapıyor...

Ulen biz emekli olmadı mıydık...



Unutmadan...

Bizim sehpaların bu opsiyonelliğine bayılıyorum...

Her işe geliyorlar...

Bir daha ne zaman yazarım bilmiyorum ama gönüller bir olsun bakalım...

Bal hasadı sonrası ne kadar bal çıktı diye mi sordunuz?

Bilmiyorum ki daha yarın da devam edeceğiz kısmetse...