24 Mart 2012

Arılar Olmadan Asla...

Bu kışı da atlattık...

Hasar onarılıyor ama hasarsız gemi yok gibi.

Bölgeye uyum denilen problemi iyi anladık bu yıl.

Bölgemiz için varroa artık en büyük sorun durumunda.

Arı ölümleri ve kadro azalmaları için varroanın etkisi konusunda en büyük örnek benim arılıktı bu kış...

Çam bölgesine gideceğiz diye tam 3 hafta sallandık.

Ta ki kanatsız arıların sürüler halinde arılıkta yerlerde gezinmesi ile jeton düştü ama varroa hasarını yok edebilmek çok zor...

Açlık ikame edilebiliyor, yaşlı ana arı ikame edilebiliyor ama varroa hasarının ikamesi yok.

Yoğun bakım uyguladık arılığa ama kadro erimesi başladıktan sonra 2 zayıf koloni birleştirilse bile o da eriyor gidiyor.

Eğer çam bölgesine gitseydim, arılık sıfırlanırdı.

En azından zayıfta olsa yarısından az fazlasını yaşatabildik...

Ana arı çiftleştirme kutuları ise zaten Kasım başında gümledi...

Mum güvesi hasarı sebebiyle doğamayan genç işçiler ve gümleyen kutular.

Bu sürecin en başında belki de bölgenin yıl boyu verimsizliği de eklenmeli haneye...

Verimsizlik derken, nereden nereye geldik...

3 gündür şakır şakır bal geliyor ballıbabadan...

Tıpır tıpır damlıyor...

Nasıl başlarsa öyle gider diyorlar buralarda.

Ortam güzel, çevrede arı kalmayınca, kalanlarda 2 çerçeve olunca...

O yüzden herhalde yüksek verim.


Gelen ilaveler markalandı ve boyanmayı bekliyor.

Arılar kata çıkacakta biz göreceğiz modunda, uyuşuk uyuşuk devam ediyorduk.


Bir de durduk yere süper tecrübeler edindik.

Birlikleri eleştirenler çoktur, hep eleştirirler...

Ama taşın altına el koymak yok.

Bizim Birlik ekibi de biz yorulduk, gençlere bayrağı devredelim demişlerdi.

Haydi edin bakalım dedik.

Yok biz daha genciz dediler.

Hayırlı olsun ne diyelim.

Birlik yönetimlerine karşı bir liste oluşturulmasından neden çekinilir anlamıyorum...

Bakıyoruz bir çok Birlik tek liste...

Bedavaya neler neler öğreniyorsunuz...

Kurulan ticari çemberi ve o çemberi oluşturanların çemberi koruma çabalarını.

En önemlisi panik butonu...

Arıcıları yok sayan yönetimler, onlara değer veriyorlar.

İlçelerden araba çıkartılıyor buyursunlar gelsinler diye.

Bursa Birliği kuruldu kurulalı, 400 kişiyi bir arada görmemiştir.

Tarafsızız biz diyenleri iyi tanıyorsunuz...

Tarafsızız demek, karşı listedeyim demekmiş bunu öğreniyorsunuz...

Siz siz olun, yapın listenizi girin seçime...

Seçilmemek kadar rahat birşey yok...

İşinize bakmaya devam...

Kazanırsanız ne olacak?

Yine hiçbir şey yapmanıza gerek yok...

Vaat verme dersleri alırsınız, illaki kazanmak istiyorsanız.


Dedik zamanımız çok nasılsa, makinede boş durmasın...

Ana arı üretimine daha acelemiz yok, zaten kutu bile yok.

Dostlar yumurta biriktiriyordu.

Onları da Tix-9'a attık...

3 Nisan'da bekliyoruz civcivleri...

Ama öğrendik ki dostlardan, civciv yetiştiriciliği de ilk biz yaptık diyen arızagillerin tekelindeymiş.

Bilmiyorlar ki tavuklar bu işi yüzyıllardır yapıyor.



Yumurtaları topladık ve özellikle Cin tavukları önemli idi...

Sadık ustanın horoz geleni geçeni dövüyor sanayide, o yumurtalardan 4 tane aldık.

Tavuklarda nerede talaş bulursa rastgele yumurtluyor...

Kovan imalathanesinde her an karşınıza çıkabilir.


67 yumurta ile başladık...

15 Cin / 52 köy tavuğu...

Cinlerden birisi sıvı akıttı, aldık...

66 ile devam ediyoruz.

Döl kontrolü zamanı geldi ama bakmadık...


Olay TV ve DHA muhabiri aradı...

Arı ölümleri konusunda haber yapma durumu hasıl oldu.

Size yönlendirildik.

Tabi arı ölümleri dendiğinde biz sorumluyuz ya...

Çekimler yapıldı...

Uzunca bir metin hazırladım, gönderdim.

Ama tabi gel gör ki medya bu, ilgi çekecek olanları yazarlar...

Varroa arıyı ısırırsa normal, arı varroayı ısırırsa haber olur.

http://www.dostmedya.com/haberoku4075/aricilar-endiseli-

http://www.mustafakemalpasagazetesi.net/aricilar-endiseli

http://www.olay.com.tr/haber/bursa-bolge/uzun-kis-ari-olumlerini-artirdi-100008.html


Ben gezmeye devam...

Sadık Usta'nın kovan imalathanesi ürünleri kapı dışarı atmış boya için.


İlhan ve Mehmet hoca da bahar bakımlarına başladılar.


Arıcı Zeynep, ekibe yardımcı oluyor...

Arıdan hızlı koşabilse arılar yakalayamayacak ama koşamıyor.


Zaten hergün çiftlikteyiz.

Zaman çok ama arılar zayıf...

Bakıyorsun, bakıyorsun 2 saatte bitiyor.

Bir istihbarat aldık...

Ege Bölgesinden bir arkadaşımız der ki, arılığın sahibi sizlere ömür.

Yüksek sayıda koloni var, satılacak.

Bir bakıver.

Arıcılık demek, dostluk demektir deriz ya, o hesap.

İmkanım olsa ben alırdım ama abi sen al...

Bölgede müthiş arı talebi varken ama hiç kimse riske girmek istemez iken...

Gittik, baktık...

Komple arılığı kaldırayım dedim ama teyzemle anlaşamadık.

Zayıf arılarda vardı ama onları da adam eder, bir miktarını talep edenlere verir ve kendi arılarımızı da güçlendiririz diye plan yapmıştık...

Olmadı.

Döndük, geldik...


Arı yetişmez kestaneye ben gelmiyorum yer bakmaya desem de ekip illaki gidelim dedi.


Ormanda yabani marul çiçekleri...


Ormanda yer planlaması prosedürlerini izledik...

Beğenilen yere ipler gerildi...

Ben geçen yıl çam bölgesinde görmüştüm bu uygulamayı ve hoşuma gittiğinden giderken ben arı götürmeyecek olmama rağmen tedbiri aldım...

İpler gerildi, 1/2 litrelik pet şişeler bağlandı.

İçerisinde de bizim kartlarımız...

Islanmaz ve kimin işaretlediği belli...


Şenol hocam ile birlikte bir hayli marul çiçeğini çiftliklere devşirdik.

Biz ormanda iken Ege bölgesinden haber geldi...

Hepsini değil ama konuştuğumuz gibi bir miktar alabilirsin.

O zaman ertesi gün operasyon zamanı.

Şenol hocamla birlikte bastırdık, gittik.


Seçtik, çuvalladık ve hava kararmadan sarıp yola çıktık.


Hep diyoruz, bize bir şey olsa arılarımıza ne olacak diye?

Evet, aklımızdan çıkarmamak lazım...

210 arıyı öyle bir hazırlamış ki rahmetli, tam tabir yerinde ise bomba...

Teyzem arılara bakmak istiyor aslında, işten anlıyor ama diyor arının yanına gidince aklıma geliyor üzüntüden çalışamıyorum.

Teyzenin damatı ve akrabası da kendisine yardımcı oluyorlar sağolsunlar.

Bize de yardımcı oldular, çok teşekkür ediyoruz kendilerine...


Getirdik, 3 saatlik yolculuk sonrası gece indirdik arılığa...

Sehpa yetmedi, konteynerde petekler dizili...

Zayıf arıların üzerine koyduk, birer tane.

Diğerlerini sıra başı ve sonlarına yerlere...


Ve bugünden itibaren hanımla birlikte ayarlara başladık...

Emekli adamız, işimiz ne...

Hanımda sağolsun, arıları düzenleyene kadar çiftlikte...

Emeklilik öncesi protokol imzalamıştık, haftada 2 gün çiftlikteyiz diye ama 1 yıl oluyor neredeyse protokol şartları işlemiyordu...

Allah'tan işler yoğunlaştı da...

Kovan değişimleri, koloni eşitlemeleri, varroa mücadelesi, ana arı numaralandırma...

En ön sırayı ancak bitirdik 1 günde.

Arıları kovanla beraber aldığımızdan, gelen kovanları onarıp, boyamak gerekecek.

Zaten arılığa giren kovanlar ve arılar elden geçmeden kullanılmamalı...

Bu tarihte böyle güçlü kolonileri bizler nasıl bahara çıkaracağız bakalım...

Kışın sobayı yakıp 500 çerçeveyi tellemiştim.

İyi ki tellemişim.

Bizim zayıf arılar bölgedeki ballıbabalardan birşeyler getirecek ya...

Bu yeni gelenler sömürüyor bölgeyi...

Akşamüstü damlamaya başladı...

Bu sıkıntılar unutulur mu?

Unutur muyuz?

Bence çabuk unuturuz yine...

Çünkü arılıkta bal başladı mı şuur gidiyor hepimizin.

Arıları indirdikten sonra bir arkadaşım sordu...

Kaç arı aldın?

60.

Hımmm demek ki 600 arı yapacaksın anladım...

Ben anlamadım ama, öğreniriz bir şekilde.

********************************

Güzel bir hikaye okumuştum...

KUYUMCU

Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip;

"Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir."

Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar.

İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar .

Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır, evirir çevirir; sonra:

"Buna bir tek lira veririm. bizim çocuk oynasın" der.

İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.

Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semerci nesneye şöyle bir bakar.
"Bu der "benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm."

En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar.
"Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder.
"Buna kaç lira istiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm."

Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar.

"Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."

Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.

Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır.

Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki

nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer

tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler...

Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.

Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?"

Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık" diye cevap verir.

Bilge hoca çok kısa cevap verir: "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve o değerini bilenin yanında kıymetlidir."

Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.

Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...

İşte, aşkta, arkadaşlıkta, yaşamın her anında gerçek kuyumcuyu bulmanız dileğiyle....

6 yorum:

ARICI KRAL dedi ki...

Ustam,
yeni kolonileriniz hayırlı olsun, sezonda bereketleri bol olsun...

muratakın dedi ki...

Of be okudum.

Bu kadar çok haber biriktirilip yazılır mı?

Eskiden bu kadar haberi en azından 5 e bölerdiniz.

Hadi neyse yeni arıların hayırlı olsun.

Kolay gelsin.

sarı arıcı dedi ki...

Halil bey uslubunuza bayılıyorum. şiir gibi yazıyorsunuz.Arı larda hayırlı olsun
ESK .TARIK

cihat dedi ki...

yeni sezonun hayırlı ve bereketli olsun abi

M.Gökhan BAKIRCI dedi ki...

Abiciğim yeni arıların hayırlı olsun
Anlaşılan işler çok ablamın da ellerine sağlık.....
Hikaye ye gelince çok güzel sonunda insan yürekten bir amin diyor.Saygılarla

Kürşad GÜR dedi ki...

Yeni arılarını Allah hayırlı uğurlu etsin her şey gönlünce olsun