18 Ağustos 2012

Çifte Bayram Denebilir...

Yaz ayları yoğun tabi ki...

Ama bizim yoğunluğumuz biraz farklı biraz heyecanlı...

Yürek çarpıntısı...

Hırslanmış bir gencin yanıbaşında olmak ama hiç faydanın dokunmaması...

Faydanın dokunacağı zamanları belki de ıskaladık...

En zor işmiş çocuk büyütmek.

Hiç bilmeden üstelik...

Girişte duygusallığa bağlamadan devam edelim.



Kısa bir boşluk bulduk ve kendimizi 2 günlüğüne de olsa tatile attık.

Yanımıza yeğenimizi de alarak...

Metealp Arslan ailemizin yeni üyesi...

Mutlaka günlük görüşmelerimizi yapmamız lazım...

Yaşlandıkça ufaklıklarla aramız düzeliyor.


Aslında Ağustos ayı blog yazımızın odak noktası bu arkadaş...

Egehan Bilen...

Hep farklı idi...

20 yaşına geldi şifrelerinin çoğunu çözemedik, kıramadık...

Uzun uzun yazacağım bu akşam şöyle...


Biz tatilde gezerken mum güveleri de bizim petekleri götürüyor...


Biz ayçiçeğine gitmedik ama dayımın arılarını bir akşam alıp geliverdik duble kamyonet ile...


Sonra da ya Allah...


Klasik hasat fotolarından...


Horozlarda öten ötene...

Sabredin şu bayram geçsin de mantı serüveni başlasın...


Sepetin arısını aktarıp ana arısını almıştım 2 ana arı vererek.

İşte o arılıktan 1 ana arı yanına bir miktar işçiyi de alıp iltica etmişler...

Adem hoca diyor, kesin verdiklerin ana arılar casusdu...

Yıllarca harekat görevi yapınca, olacak o kadar...


Arılığımızdaki hasat odası her zaman kurulu...

3-5 arısı olan herkese kapısı açık.

Kızımın Okul Müdürü'nün ballarını da süzmezsek olur mu hiç?


Süper Kupa'nın ertesi gün polen kutuları sarı - kırmızı...


Arıların büyük bölümü çama hazırlandı.

Artık arılık doldu, yayılıyoruz bakalım...


Bayram öncesi temizlik olimpiyatları startı verilince bende arılığı temizledim.

Evet gelelim çifte bayram hikayesine...


Küçücük bir bebek...

Egehan Bilen...

Bizde de saçlar fırça gibi o zamanlar...

Ah Gençlik Ah...



Ve İlkokula başladığı gün...

Rolanti, sessiz, içine kapanık...


Sevimli olduğu zamanlarda yok değil...


Ailenin ilk torunu olunca özel ilgi alanında tabi...

Buğday tarlasında bisiklet sürse de ses çıkaran yok...


Derken büyümeye başladılar...

Vasat öğrencilik yılları ve tatiller...

Aksatmadığımız şeylerden tatil yaptırmak...


Tabi ilgi alanımızda arıcılık olunca...

Büyükbabası ile koştura koştura...


Şiir gibi hasat günleri de unutulmaz...


Kalkın bakalım ihtiyarlar sır alma sırası bende deyişleri de...

Yahu ne zaman büyüdü bu çocuklar?

İlkokul, ortaokul, lise derken...

Şanssız çocuklardan aslında...

Tayindi, lojman değişikliği idi derken bir sürü okul değiştirme...

Ortaokuldan sonra hedefi çok netti...

Lojmana yakın olan Kılıçoğlu Anadolu Lisesi...

Tık diye girdi.

Küçücük yaşta dershane girdabına girerek tabi ki...

Ah be Lise'den sonraki hedefin nedir?

İşte ne zor süreçti...

Lise'de iken hiç hedefi olmaz mı insanın...

Hele sınava girelim hele puanı görelim...

3-4 yıl aynı hikayeler...

Sonunda dedik bari bırak okumayı yapalım sana bir arı çiftliği...

Gülümsüyor sadece...

Derken Eskişehir'den mezun oldu biz de emekli olup döndük memlekete...

O yıl sınava girdi, aldığı puanı alsa 40 takla atacaklar varken bizimki kararsız...

1 yıl daha deneyeyim bari...

Buyur oğlum...

İlçede bir dershaneye...

Evde nefessiz bir çalışma temposu...

Ve her insanın karşısına bazen birisi çıkıyor ya...

Bir Fizikçi...

Sn. Harun Şahin...

Mustafakemalpaşa Zafer Dershanesi yönetici aynı zamanda...

Özel ilgi Egehan'a...

Çünkü Eskişehir'de eğitim ve dershane süreci sonrası ilçe hafif gelince sıyrıldı gitti...

Fizikçi hiç zorlama zaten 1 yanlış yapacaksın demişti, öyle oldu.

Ne can sıkıcı bir süreç...

Evde ama oğlumuzu göremiyoruz...

Hele bir de 1 yıl ara vermenin riskini sırtına alarak...

Ya yine de hedefi olmaz mı insanın?

Puan gelmeden konuşmayalım olur mu?

Olur. Öfffff...

Geçen yıl kitapları hiç yok etmemişti...

Son sınavdan çıktık ve ertesi gün 1 çuval kitap kapı önünde, götür çiftliğe bunları...

Oğlum dursun...

Götür - Götür...

İlk sınavı iyiydi ama son sınav nerden bilelim...

Kitapları götür dedi ya...

İyidir iyi diye içimiz pırpır...

İlk sınavdaki yerini korusam bile bana yeter.

İyi aman...

Geçmiyor günler...

Stres...

Sonuçlar açıklandı...

Hay Allah...

Şimdi daha da zor...

Beklentilerden de iyi...

Eee haydi buyur şimdi, makas iyice daraldı...

Puanı görelim dedik ama görünce daha zor...

Tercihlerini yaptıktan sonra gördük...

Karışsan bir türlü karışmasan...

Derken dershane rehber öğretmeni ile tanışma...

Tıp diyor başka birşey demiyor... Ben anlaşma yapsam bu kadar olur...

İyi bir analistim aslında hedefteki üniversite belli ama gel de rahat ol...

Ohhh be süreç bitti...

İş bizden çıktı...

Bundan sonra tamamen top kendisinde...

Aile olarak elimizden gelen her türlü desteği göstereceğiz ama işin zor kısmını yine kendi omuzlarına aldı...

Zor meslek...

Büyük fedakarlık gerektiriyor...

Ama her öğrencinin gitmek için hayal kurduğu bölüm olunca puanlar zirve...

En iyi beyinleri yıllardır gönderiyoruz TIP alanına...

10-15 yıl sonra eğer sağlıkta devrim yapamazsak ülke olarak çok ama çok yazık olacak...

Doğal olarak aldığım puanın hakkını vermeliyim dedi ve bize de yakın olan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'de devam edecek yolculuğuna...

Bizim ana görevimiz sona erdi...

Gururla izleyeceğiz artık...

İşte çifte bayramımız budur.

Hırs yapmak ve sonunda hedefine ulaşmak...

Ara veren öğrencilerin birçoğunun iyi yönetemediği süreci iyi yönetmek ve inanılmaz bir yükseliş göstermek...

Gelelim belki okuyanlara faydası dokunur diye birkaç kelama...

Hep aynı şeyi söyledim yıllarca...

Çocukların karne notlarını önemsemeyin.

Kişisel çalışma disiplini kazansınlar yeter diye mırıldandık durduk...

Az önce tüm karnelerini gözden geçirdik...

Lise - 1

Anadolu Lisesi

Matematik karne notu :2

Belki de o matematik öğretmeninin etkisi vardır başarıda bilemiyoruz...

Kısa bir cümle ile haydi oğlum matematiğe biraz yükleniver.

İlgili baba rolü, bu kadarcık...

Özel okullara gönderemedik / Özel dersler aldıramadık...

Eh işte dershaneler...

Sürekli göndermeye özen gösterdik...

Hepsi paralı üstelik...

Sadece 1 kez çeyrek indirim alabildi...

Sonuçta azim etmektir başarının anahtarı hele yoluna şans insanları da çıkarsa...

Bana 7-8 yıl önce deselerdi Tıp okuyacak, güler geçerdim...

Bizim imkanlarımız yoktu...

Nedense aileler hep Tıp için bastırıyor ya...

Nedenini bilemiyorum...

Neden istiyoruz acaba?

Bunun cevabını da bulamıyoruz...

Sonuçta İnsanlığa faydalı olsunlar da...

Bu süreçte İlkokul'dan Ortaokula tüm öğretmenlerine...

Kılıçoğlu Anadolu Lisesi öğretmenlerine...

Eskişehir Çağfen Dershanelerine...

Son olarak Mustafakemalpaşa Zafer Dershaneleri'ne...

Teşekkürlerimizle...

Unutmadan, Zafer Dershanesi Rehber Öğretmenine özel teşekkür.

Nasıl da ikna ettiniz hocam, Tıp için vallahi helal olsun...

Artık Bursa komşu kapısı...

Herkesin Ramazan Bayramı kutlu olsun, herşey gönlünce olunca hayat güzel...

Herşey gönlünüzce olsun...