22 Eylül 2013

Eylül... Yaprak dökümü...

Hayatın içinden olaylarla başlayalım.

ONKOLOJİ.

Hepimiz irkiliriz bu kelimeden.

Hiç gidesimiz yoktur o ihtisas hastanelerine hatta yanından geçerken bile kafamızı o yana çevirmek istemeyiz.

Ben alışkındım aslında.

Eşimin nodülleri sayesinde sıkça gittiğimiz bir yerdi.

Artık iyice alışmıştık.

Ama nodül be, n'olacak ki.

Şimdi bunu söylemek daha kolay.

Herkeste nodül var ama haberi yok.

Ama olay başka tabi.

Kayınpederimin rahatsızlıklarını objektif izlediğimizde şüphelenmemek mümkün değil ama tedavi - tetkik sürecinden de sürekli uzak duran tavırları olması işi zorlaştırıyor.

Ah bizim toplumumuz...

Sakın ha o boruyu saldırma bak...

Perişan olursun...

Hayatında boru saldırmamış olanların tavsiyeleri bunlar ama...

Korku pompalamak üzerine yüksek lisans yapmışız toplum olarak.

İkna etmek bazen zordur bazen çok kolay.

Ve o yola çıktınız mı, sonuna kadar gideceksiniz.

İleri tetkiklere kafalama dalmak çok zor ülkemizin sağlık sisteminde.

Yolları da yok değil.

Kafalama daldık.

Tam tahliller ve BT...

Bilgisayarlı Tomografi...

Kötü tarafı çekim öncesi içilen sıvılar.

İlk start anıdır.

Ve çıkan sonuçlar hastadan önce size ulaşır.

İnternet başında ihtisas yapmaya başla...

Tomografi uzmanlarının raporlarının ne kadar güvenilir olduğunu bugün söylemek mümkün.

Ne yazmışsa hepsi çıktı...

BT, normalde ileri tetkiktir ama...

Hiç önemsenmiyor ki...

Tamam, tümör var da.

Nasıl bir tümör?

Haydaaa...

Göğüs Cerrahı ne kadar da rahat...

Dert etmeyin, bakalım önce...

Amca, sen 2 gün sonra oruçlu gel.

Küçücük kamera ile girip bakalım, ben yapacağım zaten- çok kolay...

Girmiş iken...

Alabilirsek parça alırız, güzelce patoloji sonucu belli olur.

Bronkoskopi...

Hani, boruyu saldırma sakın mevzusu...

Hekim - Hasta ilişkisi önemli...

Tık diye kabul edildi.

Hayret.

Gerçeklerle yüzleşiliyor.

Patoloji sonucunu bekle şimdi de.

Göğüs Cerrahı'na göre ne çıkarsa çıksın sonuç...

Önemli değil ki.

Yahu, ne önemli?

PET-BT çektirelim ve dağılma var mı görelim.

Hani duyarız ya Metaztas diye.

PET-BT çektirmek kolay ama bir gece önceden içilen ilaçları ve çekim öncesi verilen sıvılar hastayı iyice yıpratıyor.

Sistem basit.

Ver glikozu hastaya.

Bu aptal kanser hücreleri saldırıyor glikoza ve farklı sıcaklığa bürünüyorlar ya, ampul gibi yanıyorlar çekim esnasında...

Heh işte ampul bir tane değil ki...

Akciğerde yanan büyük ampule razı olursun ama karaciğer ve pelvis'te ki ampul ortalığı hiç aydınlatmıyor...

Süreç tamamdır.

Olay net...

Yassı Epitel Hücreli Karsinoma...

Bak, burada da sevinilecek birşey var.

Ya küçük hücreli olsaydı...

(O kadar hızlı büyüyor ki küçük hücreli)

Sürecin zırt dediği yer.

Sıra Medikal Onkolojide.

Bundan sonrası hasta takdiri.

Kemo - Radyo Terapi sürecini kaldırmak...

Bu süreç sonunda mevcut durumdan kurtulmak...

Bu ince hesapları yapmak zor.

Karar net.

Ben o zehirleri almayacağım...

O halde.

Hayata minimum enerji kaybı ile bağlanmak...

İstirahat.

İyi bakım.

Kanserli hastaların çok büyük bölümünün aslında bilinçsizçe kullandığı arı ürünleri takviyesi.

Sadece mevcut durumu kolaylaştırmak ve direnç vermek adına.

Vay efendim propolis iyi geliyormuş.

Vay arı sütü var ya.

Heh işte...

Bunların fayda ettiği zamanlar var ama 4. evre değil bu dönem.

Nedense 4. evre hastaları bu konuda istismara çok açık.

4. evre denen durum...

Hani süre biçilir ya.

İşte bu süreyi uzatabilmek...

Aynı hassasiyetleri bizde yaşadık.

Elinden fazla birşey gelmeyince.

Küçücük bir umuda sarılıyorsun.

Aslında başka birşey var.

Şimdi bunu daha iyi anlıyorum.

Keşke dememek için.


Hastalığı sürecinde her aşamasını yakından takip etme imkanı bulduk.

İyi olduğu zamanlarda kahvemizi beraber yudumladık.


En son iyi günleriymiş, bayramda mantıyı beraber kaşıkladık.

Büyük kozumuzdu.

Canımız bir şey istediğinde, sinyali çakardık - isterdi.

O istediğinde etrafında pervane olan bir ordu olunca...

Hayat böyle birşey...

Aptal kanser hücreleri...

Güzelce beslendikleri vücudu iflas ettiriyor ve kendi sonlarını da hazırlıyorlar.

Sonuçta kayınpederimizi sonsuzluğa uğurladık.


Gençler...

Ah işte kanları kaynıyor ama bu yıl onlara tatil imkanı sunamadık.

Kısa kaçamaklarla idare ettiler.


Mutluluk bazen kolay yakalanıyor.


Bazen de boğazdan geçen şeyler mutluluğu arttırıyor.


Ve gençler.

İlk yıl yurt - daha sonra ev.

Bizim tıpçılar da bu yıl eve çıktılar.

Ne istiyorlarsa hakları...

Görevlerinin bilincindeler.

Bize de ne düşüyorsa yapmak boynumuzun borcu.

Hayatın içinden bölümü bu kez uzun oldu ama bir yaprak kolay düşmüyor daldan...


Karakovan mevzularını pek sevmem.

Ama ilgi duymamız için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar.

WARRE...

Göndermeye uğraşmışlar onca...

Bende hiç acımam, devreye sokarım.


8 çerçevelik bir sistem.

Hemen incecik kılavuzları taktık.

,

Çama gitmesi planlanan güçlü bir koloniyi feda ettik.


Yürüyün bakalım...


1 hafta sonra...


Trakya varroaları da bir alem...

Bitmek bilmiyorlar.


Kutular.

Biz uçuş deliklerine aparat takıyoruz terk etmesinler diye.

Onlar strafor katın yanından kendilerine uçuş deliği açıyorlar.

Eee kutuya kata atarsan böyle olur. 


Stoklama kutularının da çıkışlarını kafalarına göre ayar ediyorlar.

Biz ise Nasreddin Hoca gibi bakakaldık.


Ancak...

Stok konusunda bu yıl çok başarılı olduğumuzu söylemeliyiz.

Trakya'nın gözünü seveyim.


Ve ÇAM...

Arka plandaki tepeler geçtiğimiz ay yangında kül olmuş.

Bizim arı koyacağımız yer ise aşağıdaki büyük alan.

Yolun sağ üstündeki.

Koşnilli orman ise, resmi çektiğim yerde.

Tam ormanın karşısı velhasıl.

Güneş sabah erkenden uçuş deliklerine dalıyor.


Yer konusunu halletmeye gittiğimizde ormanda 1 tane bile arı yoktu.

4 gün sonra 4 tane kovanı TEST amaçlı götürdüm.

Götürdüğüm sabah ise, orman inliyordu.

Bu durumun devamını teyit edince.

Arıları götürme zamanı.


Tüm arıyı çama gidecek güce getirmeye çalıştık ama yine de eşitlemek çok zor.

Sadece Warre kaldı arılıkta.

Toplu hücum yaptık.

Daha kışın öngörülerim mevcuttu.

Çamın iyi olacağı yönünde.

Dolayısı ile tüm yumurtaları aynı sepete koyma kararı vermiştim.


Çama arı taşımak, oyuncak gibi.

Gençlerle olunca, oyuncak ötesi.


Tecrübeliler, nasılda rahat.

Yeni başlayanlar ise tam teçhizat.


Geçtiğimiz yıl, çamda işler çok iyi olmayınca...

Dayım acele etmedi.

Her ne kadar akım çok iyi desekte.

1 hafta gecikmeli geldi...


Ve arılar devrede.

Koşnil, hava şartlarının katkısıyla bu bölgede 3 yıldır hiç görmediğim biçimde aktif ve verimli.


Haftaiçi ilk yağmurun düştüğü sabah arılardaydık.

Muhteşem uçuşlar, tüm sezonun yorgunluğunu alır tarzda.


Biraz güçlü kaçanlar 8 günde fullemişti.


2'şer çerçeve değiştirdik zayıf olanlardan.


Bugün yine arılardaydık ve Salı günü verilen 2 çerçeveyi yine fullemiş.

Yine 1 çerçeve avans verilerek alındı ballılar.


Beyazlamalar hem de bu dönemde çok çok zevkli.


Tüm kovanlarda propolis tuzakları var ve üstlerinde de çuval.

Bazı kovanlarda propolis tuzaklarının altları da süper propolisler barındırıyor.

Altta kar gibi petekler, çerçeve üstlerinde propolisler.

Ver Allah'ım Ver.


İptal ettiğim İnci kutularının boş çerçevelerini 4'lü halde boş çerçeveye takıp, bazı kovanlara vermiştik mum güvesi olmasın diye.

Mum güvesi olmamış ama bal dolmuş.


Bugün Pazar olması sebebiyle bölgede arıcı çoktu.

Ormancı arıcılar vardı.

5 yıl öncesi gibi diyorlardı.

Herkes memnun...


Sıkışan kovanlardan zayıflara ballı - zayıflardan boş çerçeve değiş tokuşu yaparak maçı idare ettik ama sıkıştık, bakalım bundan sonra ne yapacağız?

Hasadı orada yapıp, kışlık stoğunu toplamasını mı sağlayacağız yoksa uzatmadan çiftliğe dönüp kışlatma mı?

Bu bal adamı kör, sağır ve heyecanlı yapıyor.

Kısmet artık.

Sonuçta hayat gerçekten devam ediyormuş.

Yaprak, tek başına düşüyor...

7 yorum:

A. Gökhan Dellal dedi ki...

Başınız sağolsun.Tedavisi olmayan hastalıktan vefat eden şehitlik mertebesine kavuşur dinimizde. Mekanı Cennet olsun...

MURAT AKIN - ARICI dedi ki...

Sayın Halil Bilen:

Kayınpederiniz için baş sağlığı dilerim.
İnsan hayatının ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğu belli oluyor.

Çam balı gezini ilgiyle okudum.
Bol bal dilerim.

E.ÇOKENGİN dedi ki...

Başınız sağolsun.

MİNİK ARICI dedi ki...

Sayın Halil Bey
Kayınpederinize Allah'tan rahmet diliyorum. Aynı durumdaki bütün geçmişlerimizin de, dünya gözüyle çektikleri sıkıntıların rahmete döneceğini ümit ediyoruz.
Sizlere ve geride bıraktıklarına sabr-ı cemil diliyorum.
Selam, saygı ve muhabbetle...

Scuba dedi ki...

Başınız sağolsun Halil bey.

Levent UZUNER dedi ki...

Size ve ailenize Allah sabır versin.
Merhumada Allah rahmet etsin.

Faik Işık dedi ki...

İnternette gezinirken sayfanızı gördüm. İçinde bir hayat ve memnuniyet kaynağı var. Tebrik edeyim dedim. Faik Işık